Monthly Archives: December 2013

Rojava’da MGRK ile ENKS Arasında Önemli Anlaşma

Suriye’nin kuzeyindeki Kürt bölgesini fiilen kontrol eden ve Demokratik Birlik Partisi’nin (PYD) en büyük bileşeni olduğu Batı Kürdistan Halk Meclisi (MRKG) ile Suriye Ulusal Koalisyonu’na (SUK) dahil olan Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) arasında 5 gündür Erbil’de devam eden görüşmeler sonuçlandı.

MGRK Başkanı Abdülselam Ahmed ve ENKS Başkanı Tahir Sefuk ortak basın açıklaması yaparken

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani, Diyarbakır Milletvekili Leyla Zana ve Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir’in arabuluculuğunda başlayan görüşmelerden çıkan karara göre Kürtler, Cenevre-2 Konferansı’na tek bir heyetle gidecek, Semelka Sınır Kapısı açılacak ve ilişkilerin sağlıklı yürütülmesi için 11 kişilik bir komite oluşturulacak.

Dün Erbil’de düzenlenen basın toplantısında Batı Kürdistan Halk Meclisi Başkanı Abdülselam Ahmed “Cenevre-2’de Kürt meselesi konuşulmazsa eksik bir konferans olacaktır” mesajı verdi. Kürt, Arap ve Süryanilerin birlikte hareket etmeleri halinde başarılı olabileceklerini belirten Ahmed, sınır kapısının da siyasete alet edilmeden hep açık kalması gerektiğini vurguladı. Ahmed, ENKS’nin, PYD’nin tutukladığı kişilerin bırakılması şartıyla ilgili de “Batı Kürdistan Halk Meclisi olarak bunların serbest bırakılmaları girişimde bulunma kararı aldık” dedi.

Önce SUK’un Mutabakatı

Ahmed kurulacak 11 kişilik bağımsız komite ile ilgili de şu bilgiyi verdi: “Komite sınır kapısı, sağlık, insani yardım ve eğitim gibi birçok konuda gözlem yapabilecek. Bu gözlemlerini tarafsız bir şekilde dile getirme yetkisine sahip olacaklar.”

ENSK Başkanı Tahir Sefuk ise “Konferansa Suriye muhalefetiyle birlikte katılma kararı aldık. Suriye muhalefeti, onlarla birlikte toplantıya katılmamızı istemezse Kürtler olarak katılacağız. Kürtlerin tek heyet olarak katılması çok önemlidir” dedi.

Konferansı Boykot İhtimali

PYD’yi Kürt Yüksek Konseyi’nde temsil eden İlham Ahmed ise Radikal’e yaptığı açıklamada Cenevre-2 Konferansı’na ortak bir heyetle katılma kararının kabul edilmesi için konferansı organize edenler nezdinde çaba göstereceklerini söyledi. Bu taleplerin kabul edilmemesi durumunda konferansı boykot edeceklerini belirten Ahmed, Cenevre-2’nin ikinci Lozan’a dönüşmesine izin vermeyeceklerinin altını çizdi.

Ahmed, Sêmalka Sınır Kapısı’nın önceden olduğu gibi her iki meclisin içinde yer alacağı ortak bir heyet tarafından yönetileceği bilgisini verdi. Kapının önce insani yardımlar, acil durumlar ve aile birleşimleri gibi konular için açılacağını belirten Ahmed, daha sonra ticari amaçlı kullanıma da izin verileceğini kaydetti.

Rojava’da YPG’nin konumunun ne olacağı sorusuna Ahmed şu yanıtı verdi: “YPG, Rojava’daki grupların tamamının ortak gücü ve bugüne kadar 400’e yakın şehidi var. YPG hem Rojava’da hem de uluslararası alanda kabul gören, saygı gösterilen bir güçtür. Bu nedenle başka bir askeri güce ihtiyaç yok. İsteyen herkes YPG’ye katılıp, Rojava’yı savunabilir.”

KCK Dış İlişkiler Sorumlusu Zagros Hiwa da Kürtlerin birden fazla heyetle Cenevre 2’ye gitmelerinin Kürtler adına bir kazanım sağlayamayacağını vurguladı. Radikal’e konuşan Hiwa, Rojava’da ENKS ve MRKG’yi Kürt Yüksek Konseyi çatısı altında birleştiren Erbil Anlaşması çerçevesinde birliğin yeniden sağlanması için PKK ile KDP’nin görüşmeler yaptığını ve Cenevre’ye tek heyetle katılım konusunda ortak bir yaklaşım çıktığını belirtti. Hiwa “Cenevre 2 çok önemli. Çünkü tüm Ortadoğu yeniden şekillendiriliyor. Bu yüzden Kürt Yüksek Konseyi’nin tüm Rojava Kürdistanı’nı temsil etmesi için ortak bir tutum ortaya çıktı. Bu yaklaşım PKK ve KDP’de de var” dedi.

‘İkinci Lozan Olmasın’

Hiwa Kürtlerin farklı heyetler halinde Cenevre’ye gitmelerinin riskli olduğunu belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: “Ayrı ayrı gittiklerinde Kürtler adına bir kazanım sağlayamayacaklar. Her bir güç Kürt bölgesinin bir parçasının talibi olacak. Kendi ideoloji ve argümanlarına göre Kürtlerin haklarını savunacaklar. Kürtler bunu daha önce çok yaşadı. Kürtlerin en büyük tecrübesi bu konuda örnek olabilecek Lozan’dır. Lozan öncesi ‘Kürtler kardeşimizdir, haklarını vereceğiz’ dediler. Fakat Lozan yapıldıktan sonra Kürtlerin adını ağızlarına almadılar ve Kürtlerin hakları üzerine hiçbir sonuç çıkmadı. Ondan sonra da tüm Kürdistan parçalarında Kürtler üzerine inkâr siyaseti yürütüldü. Neden böyle oldu? Çünkü Kürtler kendi adlarına Lozan’a katılmadılar.

Şimdi de Kürtlerin tek ses ile katılmaları istenmiyor. Ulusal ve bölgesel güçler Kürtleri, Cenevre 2’de kullanarak buradan kazanım elde etmek istiyorlar. Bu nedenle Kürtlerin tek bir heyet ile katılmaları onlara kazandıracaktır. Kürtlerin kazanımlarının olması halinde uzun vadede tüm Ortadoğu’nun yararına da olacaktır.”

http://www.radikal.com.tr/dunya/kurtlerden_ortak_katilim_icin_rest-1167908

Kürtlerin Hedefi Cenevre 2’ye Katılmak

Kürtlerin hedefi Cenevre 2'ye katılmakSuriye’nin Rojava bölgesinin etkin gücü PYD ile Irak Kürdistan Bölge Yönetimi lideri Barzani arasındaki görüşmelerde neler konuşuluyor? İki gücün anlaşması mümkün mü? PYD’nin Avrupa ve Rusya gezilerinde maksat ne?Bu soruların yanıtını, bölgeden en iyi haber alan isimlerden Mutlu Çiviroğlu, RS FM mikrofonlarına verdi.

“Ali Topuz ile Dünya Hali”ne konuk olan Mutlu Çiviroğlu, “Suriye’de Kürtler anlaşabilirlerse, hedef Cenevre 2’ye katılmak. Bu konuda Barzani Irak’ta muhalefetin baskısı altında kaldı. Şu anda Rojava’daki Meclis ile Barzani’nin partisi KDP yetkilileri arasında görüşmeler sürüyor” dedi.

Batılılar, Suriye Kürtlerini yeni fark ediyor

Rojava’da Kürtlerin birlik sağlamaları halinde, Suriye’nin geleceğinde önemli rol oynayacağını dile getiren Mutlu Çiviroğlu, “Rojava Kürtleri, Kaide tipi örgütlerle çatışan ve onları yenilgiye uğratan bir güç. Suriye’de hem en büyük azınlıklar, hem de toplumsal ve siyasal olarak en örgütlü güç niteliğindeler. Batı basını da bunların farkına varmaya başladı. En son Rubin’den övgü dolu bir yazı geldi” dedi. Çiviroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu görüşmeyi öncelikle PYD ile KDP’den başlamadan önce, uzun süreden beri var olan Rojova’daki gerilimle bağlantılı olarak düşünmek lazım. PYD büyük bir zahmetle orada bir devrim yürüttüğünü, birçok bedel ödediğini ama KDP’nin buna olumsuz tavır takındığını, sınırı kapatarak bunu daha da perçinlediğini, dış kamuoyunda bu devrimi olumsuz şekilde etkilediğini düşünüyordu. Bir gerginlik söz konusuydu zaten, mayıs ayından beri vardı bu gerginlik. Irak Kürdistan bölgesinde de bir ayrışım oluşturdu bu durum. KDP bir yanda, diğer muhalefet bir yanda. Orada da bir ikilem oluştu. Muhalefetin tamamı KDP’ye karşı her ne kadar başlangıçta bu tür politikalara hükümet politikaları deniliyorsa, KYB bunu açıkça ret etti. Sayın Barzani’yle PYD’nin de bir parçası olduğu Batı Kürdistan Halk meclisi heyeti arasındaki görüşmeler, bu var olan sertleşmeyi, var olan sorunları gidermeye yönelik bir adım. Söyleyebiliriz ki bu toplantılarda ilk olarak hem KDP ile PKK arasındaki toplantılarda önemli kararlar alındı. Özellikle Cenevre konusunda ortak bir tutum geliştirmenin önemine vurgu yapıldığı haberleri yansıdı. Bunu hem kendi yaptığım görüşmelerde hem basına yansıyan rahatlıkla söyleyebilirim, özellikle Cenevre konusunda bir mutabakat oluştuğu anlaşılıyor. İki gücün getirdiği olumlu havadan esinlenerek Rojova partileri dediğim gibi Batı Kürdistan Halk Meclisi, Kürdistan Bölge Başkanı Mesud Barzani’yle bir araya geldi. Bugün de her iki meclisin, Batı Kürdistan Halk Meclisi ve Kürt Ulusal Meclisi’nin bir araya gelip bu görüşmelere devam edecekleri var olan sorunlara ortak çözümler bulmaya çalışacakları biliniyor.”

Rusya, Kürtler konusunda gerçekçi

Kürtlerin kendi aralarındaki sorunları çözmeleri halinde Cenevre 2’ye katılmalarının çözüm arayışında çok yararlı olacağını söyleyen Mutlu Çiviroğlu, şunları söyledi: “Suriye’de başından itibaren Kürtlerin öneminin farkında olan, gerçekçi politika yürüten bir Rusya var. PYD liderlerinin Moskova ziyaretleri de bu çerçevede önemli. Fakat şunu da belirtmek gerekir, Batılılardan, Suudi Arabistan’dan, Katar’dan Rusya, Kürtler konusundaki bakışını değiştirmesi için baskı yapılıyor.” Dünya basınında Kürtleri öven ve Kürtlere destek olmaya çağıran birçok yazı ve yorumun çıktığını söyleyen Çivirli,

“Bu elbetteki Kürtlerin var olan gücünü gösteriyor. En son Ali Bey dün bir yazı çıktı. Michael Rubin bilirsiniz ünlü Pentegon danışmanlarından, onun bir yazısı çıktı. ‘Binlerce kilometrelik alanı kontrol eden bir güç’ diyor. Tabi kendisi PYD kavramını kullanıyor. PYD, Nusra gibi, Irak İslam Şam devleti gibi El Kaide ile bağlantılı grupların önünde engel. Onlarla savaşan laik bir yapı, mutlaka dikkate alınması gerekir, Cenevre’ye davet edilmesi gerekir diye, eğer bu devam eden Erbil’deki devam eden görüşmelerde böyle bir karar çıkarsa kanımca kesinlikle Kürtler yer alacaklardır.

Zaten Rusya’nın Kürtler hakkındaki siyaseti çok daha gerçekçi, Rusya başından beri Kürtlerin bir güç olduğunu biliyor, Kürtlerin azınlık olarak da etnik azınlık olarak da siyasal ve askeri bir güç olduğunun farkında. O nedenle de baştan beri yüksek konsey altında kendi öz olarak, bağımsız olarak katılmalarını istiyor. Ama Rusya’ya özellikle Washington’dan Avrupa başkentlerinden Suudi Arabistan’dan, Türkiye’den ve Katar’dan da baskı olduğu, Kürtlerin taleplerini istememesi konusunda ve Kürt sorununun Cenevre’de açılmaması konusunda Rusya’ya baskılar olduğunu da söyleyebilirim” diyor.

Mutlu Çiviroglu ile Söyleşi Ses Dosyası

PYD’s Salih Muslim: We Want American People to Stand with Us

PYD’s Salih Muslim: We are Awaiting an Invitation for Talks with Washington
Leader of the Democratic Union Party (PYD), Salih Muslim.

Salih Muslim, head of the Kurdish Democratic Union Party (PYD) in Syria, says that clashes between his group and jihadi fighters affiliated with al-Qaeda have been on the rise, and appeals to the United States and Europe to understand that they are all facing a common enemy in the Syrian civil war. Muslim recently paid an important visit to Turkey, which has remained deeply suspicious of the PYD for its affiliation with Turkey’s own separatist Kurdistan Workers Party (PKK). He believes that visit may open doors with negotiations with Washington, which so far has remained silent over media reports of Kurdish massacres by jihadi extremists. Here is an edited transcript of his interview with Rudaw:

Rudaw: The American media have covered the fight between Syrian Kurds and the Islamist al-Nusrah front, but the US administration has remained silent. What do you think about this?

  The jihadi groups do not target only Kurds, but also Assyrians, Armenians and other ethnic and religious minorities.  

Salih Muslim: The jihadi groups do not target only Kurds, but also Assyrians, Armenians and other ethnic and religious minorities. But it is only Kurds that are fighting against these jihadist groups in Syria. We fight with them for ourselves and for protecting our people. These attacks are continuing since the beginning of this year, but have been expanding recently. We have so far defeated them and we are fighting to prevent them from controlling new regions. I want the American public and the entire world to know that we are trying to stop these jihadist groups, and we want them to stand with us. These people attack innocent civilians and kill children, women and old people simply because they are Kurds. They issue fatwas that raping Kurdish women and looting their properties is legitimate, after you kill their husbands. This is what happened in Tal Abyad recently. In the Tal Arn and Tal Hasel towns of Aleppo tens of innocent Kurds, most of them children, were massacred. Also, hundreds of other civilians are being kept as hostages by these groups, and their fate is still unknown. This horrible mentality and these heartless crimes should be seen and condemned by everybody. Unfortunately, the United States and Europe have not done anything yet! Russia has recently been very vocal about the vicious crimes against us, but the US and Europe have not even condemned atrocities against civilian Kurds! Why are they ignoring attacks of these al-Qaeda related jihadists? We have so many injured and wounded people who need medicine, but they do not even send us humanitarian aid! Everybody in Syria received international aid, but not us, the Kurds! On the contrary, we are under an embargo from all around and we are trying to live under dire circumstances. We call upon the international community to hear our voice and show their solidarity and support for Kurdish people.

Rudaw: Recently, CIA Deputy Director Michael Morell told the Wall Street Journal that al-Qaeda extremism and civil war in Syria pose the greatest threat to US national security. Even though you are fighting the same groups, why do you think the US remains silent?

  Russia has recently been very vocal about the vicious crimes against us, but the US and Europe have not even condemned atrocities against civilian Kurds! 

Salih Muslim: In my opinion there are some who do not want to see that it is in the interest of Americans to meet with Kurds and get to know them better. As the chairman of the PYD, I have applied twice for a visa to travel to the United States, but they did yet not respond to my request. I wanted to go there so that I can tell American officials about our views, and inform them about the situation in Kurdistan and the rest of Syria. It seems like some people are trying to keep Americans away from us for their own interest; unfortunately, some Rojava Kurds are among these people. Whether those people like it or not, it is we who are fighting against the Jabhat al- Nusrah and other jihadist groups, and trying to stop them. Honestly speaking, I do not know either why American officials are not willing to meet with us. This question needs to be directed to them and especially to those who are at the Syrian desk of the State Department, so that we all know what their problem with the PYD is.

Rudaw: Do you have any problems with or any animosity against the United States?

Salih Muslim: Not at all! Not now, not before! We have never had any animosity against America and the American people. Quite the opposite, we see our future in Western democracy, and we are trying to implement it in our own society. We are trying to apply Western values to our society and further develop our way of life.

Rudaw: After your visit to Turkey, are you expecting a positive shift from Washington? Some believed that the US did not want contact with you because of Turkey. Now that Turkey itself has hosted you, are you expecting an invitation from Washington?

  We are trying to apply Western values to our society and further develop our way of life.  

Salih Muslim: We also thought that because of Turkey’s reaction Americans were not willing to talk with us. After I went to Turkey I shared our views with Turkish officials and told them about our vision. Following our talks we have realized that we think similarly on many points. Some issues had been conveyed to them in a wrong way. In my opinion, those who did not want us to have any contact with Turkey are the same people who are trying to create animosity between the US and the PYD. Rather than hearing from others, it is best to directly talk to someone, because you will understand each other better and you will get the most accurate information. So, yes we are expecting an invitation from Washington to talk to them and tell them what we stand for and what we want.

Rudaw: What would you say to the American people?

Salih Muslim: The United States is the cradle of democracy and the American people support freedom for everyone. (US presidents) Franklin, Roosevelt and others are all known for their support for freedom. Today, we are struggling for our freedom, and we are not far from what American people stand for. When we think about freedom it is America that comes to our minds. There is no doubt that the interests of the American people are not contrary to ours.  Those who attacked the American people are now invading our homes, and attacking Kurdish people. We want American people to stand with us in our fight against those who attacked them, and caused them deep grief.

– See more at: http://rudaw.net/english/interview/16082013

Geçici Yönetim PYD Dayatması mı?

Rojava’daki ‘Geçici Yönetim’ projesi, 12 Kasım’da ilan edilen ‘Kurucu Meclis’ ile birlikte önemli bir boyuta ulaştı. Basının büyük kısmınca ‘Geçici Yönetim’ kuruldu diye duyurulsa da, aslında oluşturulan kurumlar bu yönetimin hazırlık aşamaları.

Üzerinde anlaşılan projeye göre, Rojava’daki Geçici Yönetim’de İsviçre modeline benzer şekilde 3 ayrı özerk kanton oluşacak: Afrin, Cizire ve Kobane. Başta her kantonun bir bölgesel meclis oluşturup Kamışlı’daki Genel Meclis’e temsilci göndereceği açıklansa da bu ileriki bir zamana bırakıldı. Geçen haftaki toplantıda, güvenlik sorunlarından dolayı 3 kantonun da şimdilik kendi başına çalışması kararı alındı. Buna göre Afrin, Cizire ve Kobane’deki bölgesel meclisler yerelde hizmet verecek. İlerde şartlar olgunlaştığında başlangıçtaki karar doğrultusunda her kanton başkent Kamışlı’daki Genel Meclis’e temsilci gönderecek.

Geçici Yönetim Organları

Geçici Yönetim Sözcüsü Ciwan Muhammed, Kamışlı’daki toplantıda 96 kişilik Genel Meclis oluşturulduğunu anlattı. Muhammed, bu meclise bağlı olarak aralarında Arap, Çeçen ve Hıristiyanların da olduğu 62 kişilik ‘Geçici Yönetim Denetleme ve İzleme Konseyi’ oluşturulduğunu belirtti. Bu kurumların en üstünde de ‘Yürütme Konseyi’ oluşturulacağını açıklayan sözcü, 12 üyenin Cizire ve 3’er üyenin de Afrin ve Kobane’den olacağını ifade etti. Muhammed, Yürütme Konseyi’nin sözcülük ile birlikte 19 kişiden oluşacağını belirtti. Muhammed yeni sistemin nasıl çalışacağını şöyle anlattı: “Yürütme Konseyi’nin 15 Kasım’daki toplantısında üç önemli karar aldık: Geçici Yönetim projesini uygulamaya koymak, seçim sistemi oluşturmak ve Toplumsal Mutabakat Sözleşmesi’ni hazırlamak. Şimdi bunların uygulanması için çalışıyoruz.”

Geçici Yönetim’in Amacı

Demokratik Birlik Partisi’nin (PYD) en önemli isimlerinden biri olan, Kürt Yüksek Konseyi üyesi İlham Ahmed ise Geçici Yönetim’in amacını şöyle açıkladı: ‘Rejimin Rojava’dan çekilmesinden sonra ortaya çıkan yönetim boşluğunu doldurmak, mevcut toplumsal ihtiyaçtan dolayı bu oluşuma gittik. Biz Kürtler, Suriye’deki en güçlü ve en örgütlü muhalefet olarak, bölgedeki diğer haklarla Geçici Yönetim’in nasıl olacağını tartıştık. Sonunda Suriye’nin tümüne örnek olacağına inandığımız bu demokratik sistemde karar kıldık.” Ahmed, yönetimin halkın sağlık, ekonomik, eğitim vb. ihtiyaçlarını karşılamak ve bölge güvenliği için çalışacağını vurguladı.

Parçalı Siyasi Yapı Engeli Var

Ancak Rojava’daki çok parçalı siyasal yapı, birçok konuda olduğu gibi Geçici Yönetim konusunda da bütünlüklü karar çıkmasını önlüyor. Projeye tepkiler üç bölümde incelenebilir: Destekçiler, karşıtlar ve kararsızlar.

Geçici Yönetim projesinin en önemli bileşeni hiç şüphesiz PYD. 35 parti ve kurumun yönetimi desteklediği öne sürülse de, adı geçen kuruluşların bir kısmı PYD’ye yakın kadın, gençlik, sivil toplum örgütleri. Muhammed Musa liderliğindeki Kürt Sol Partisi, Kürdistan Demokrat Partisi’nin Nasreddin İbrahim’in lideri olduğu kolu, Cemal Şêx Baqi’nin Suriye Kürdistan Demokrat Partisi, Salih Gedo’nun Kürt Demokratik Sol Partisi, Ferhat Telo’nun Kürdistan Liberal Partisi ve diğer bazı küçük Kürt partileri destekçilerden. Ayrıca çeşitli Arap, Hıristiyan ve Çeçen parti ve sivil toplum örgütleri de yönetime destek veriyor.

Yakın zamanda ‘Siyasi Birlik’ oluşumuna giden Dr. Abdulhakim Beşar’ın lideri olduğu, kamuoyunda El Parti olarak bilinen Kürdistan Demokrat Partisi (KDPS), Azadi Partisi’nin her iki kanadı ve yakın zamanda Yekiti Partisi’nden ayrılan Yekîtîya Kurdistani ise karşıtlardan. Bu oluşum Erbil merkezli olarak biliniyor ve Irak Kürdistan Demokrat Partisi’ne yakın.

Derin Fikir Ayrılıkları Mevcut

Irak Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin (KYB) Rojava’daki kardeş partisi İlerici Parti (Peşvêrû) ile PYD’den sonra en güçlü partilerden biri olan Muhyeddin Şêx Ali’nin lideri olduğu Kürt Demokratik Birlik Partisi ise halen kararsız. Faysal Yusuf’un lideri olduğu, Peşvêrû’dan ayrılan Reform Hareketi de kararsızlardan. Geçmişte PYD’ye sert muhalefetiyle bilinen Kürt Birlik Partisi (Yekiti) de Rojava ve Erbil’deki yöneticilerinin kendi aralarındaki sorunlardan dolayı tutumunu halen netleştirebilmiş değil.

Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) ise son zamanlarda kriz yaşıyor. Özellikle Suriye muhalefetine belli şartlar karşılığında katılım kararı, büyük krize yol açtı. ENKS üyesi partilerin Rojava’daki yöneticileri ile Irak Kürdistan Bölgesi’ndeki yöneticileri arasında derin fikir farklılıkları olduğu son zamanlarda sıkça dillendirilmekte. Rojava’dakilerin Geçici Yönetim’i olumlu bulup desteklemek istedikleri değişik çevrelerce dile getirilmekte.

Katılım kararını desteklemeyen partiler, öne sürülen şartların Kürtlerin haklı taleplerini kabul etmek bir yana Kürtlerin bir ulus olarak varlığını bile kabul etmediğini ifade ediyor. Mevcut fikir ayrılığı Geçici Yönetim’de de açıkça görülmekte. El Parti ve Azadi oluşuma çok sert karşı çıkarken, diğer Konsey üyeleri Kürt Sol Partisi, Kürdistan Demokrat Partisi ve Kürt Demokratik Sol Partisi yönetimde yer alan partiler.

Dr. Abdulhakim Beşar geçen haftaki görüşmemizde Geçici Yönetim’e çok sert eleştiriler getirdi. “Bu, PYD’nin Rojava’ya dayattığı kendi projesidir ve tehlikeli bir adımdır. Suriye muhalefeti tarafından ülkeyi parçalayıcı bir adım olarak görüldüğünden muhalefet içinde var olan Kürtlere karşı olan kaygıları daha arttırmıştır.” Beşar, Türkiye , Irak Kürdistan Bölgesi ve Batı’nın da karşı olduğu oluşumun başarı şansının da olmadığı görüşünde.

 ‘Siz Erbil’de Lüks İçindeyken’
Azadi lideri Mustafa Cuma da, yönettiğim canlı bir tartışma programında Beşar’ın eleştirilerine benzer şeyler dile getirdi. Cuma, PYD’yi kendi başına karar almakla suçlayıp Geçici Yönetim projesinin de bunun yeni bir örneği olduğunu iddia etti. Geçici Yönetim projesine halkın destek sunmadığını öne süren Cuma’ya, yine aynı programda konuk olan Kürt Sol Partisi Genel Sekreteri Muhammed Musa sert cevap verdi: “Sizler Erbil’de lüks içinde yaşarken, Rojava’da zor şartlar altında, halkla iç içe yaşayan bizleriz. Nereden biliyorsunuz halkın destek vermediğini?”

Bu projenin PYD tarafından sunulmasına rağmen hem ENKS hem de Batı Kürdistan Halk

Geçici Yönetim Mutabakat İmzaları
Her iki meclis tarafından imzalan Geçici Yönetim mutabakat metni

Meclisi (MGRK) tarafından imzalanan ortak bir proje olduğunu belirten Musa, hem Azadi’nin hem de El Parti’nin bilinçli olarak ENKS’nin kararını boşa çıkardıklarını iddia etti.

Yaptığım görüşmelerde hem Nasreddin İbrahim hem de Cemal Şêx Baqi, Musa’yı dest

ekler biçimde hem El Parti’nin hem Azadi’nin kasten projeyi önlemeye çalıştığını iddia etti.Bu arada güvenilir kaynaklardan aldığım bilgilere göre ENKS’den yeni partilerin yakında Geçici Yönetim’e destek vermeleri bekleniyor.

 

 

ENKS Niye Destek Vermiyor?

ENKS Imza
ENKS adına mutabakatı imzalayan tanınmış siyastçiler Fuad Eliko ve Faysal Yusuf

Muhalifler, ‘proje PYD dayatması’ dese de, gerçek pek de öyle görünmüyor. 8 Eylül’de Kürt Yüksek Konseyi’nin Kamışlı’daki merkezinde ENKS ile Batı Kürdistan Halk Meclisi, Geçici Yönetim konusunda anlaşma imzalamıştı.

Ekimde görüştüğüm Yekiti’nin önde gelen isimlerinden biri olan Fuad Eliko, Geçici Yönetim çalışmalarının çok iyi gittiğini belirtmiş, her iki meclisin uyumlu şekilde çalıştıklarını bizzat söylemişti.

Uzun süredir Geçici Yönetim çalışmalarını MGRK ile başarılı şekilde yürüten ve ortak protokole imza da atan ENKS’nin şimdi neden kurumsal destek vermediği merak konusu.Yine, İlham Ahmed ve Geçici Yönetim’i destekleyen ENKS partilerinin bir başka iddiası ise özellikle Ankara ve Erbil’in kendilerine yakın olan partiler aracılığıyla ENKS’ye baskı yaptığı ve Geçici Yönetim’i desteklemeyerek Suriye muhalefetine katılmalarını istediği.

ENKS adına imza atan siyasetçilerin herkesçe bilindiği ve ENKS üyesi partilerinin bir kısmının “Bu, her iki meclisin ortak projesi” dediği bir ortamda “Geçici Yönetim PYD’nin dayattığı kendi projesidir” demek haksız bir değerlendirme anlamına geliyor.

ENKS 6-7 Aralık’ta Kamışlı’da yaptığı genel toplantı sonucunda birtakım ilginç kararlar aldı. Dış İlişkiler Komisyonu Üyesi Kamiran Haciabdo, Facebook sayfasından şu açıklamayı yaptı: “Her ne kadar Geçici Yönetim Rojava’da bir ihtiyaç olsa da, PYD ve bazı partilerin ilan ettiği Geçici Yönetim ENKS ile MGRK arasındaki anlaşmaya aykırı olarak ilan edilmiştir. Bu nedenle ENKS olarak bu yönetimi desteklemediğimizi belirtiyoruz.’ ENKS bir adım ileri giderek Geçici Yönetim kararını destekleyen tüm üye partilerden de alınan karara uygun davranmalarını, yani desteklerini çekmelerini istedi.

Esad Nasıl Bakıyor?

Rojava’daki Geçici Yönetim ile ilgili Esad yönetiminden olumlu ya da olumsuz bir açıklama gelmiş değil. Ama Suriye’deki Kürt İnisiyatifi’nin başkanı parlamenter Omer Osê’nin görüşmemizde söyledikleri Şam’ın tavrı hakkında oldukça önemli ipuçları verdi:

“Geçici Yönetim tek taraflı yani talep sadece Kürtlerden geldi. Ama hükümetin bu oluşumdan rahatsızlık duyduğunu sanmıyorum. Bu ‘de fakto’ yönetimin hem Kürtlerin hem Suriye’nin yararına olacağı kanısındayım. Hükümet güçleri Kürtlerin yaşadığı birçok bölgeden çekildikten sonra ortaya çıkan yönetim boşluğunu PYD ve YPG doldurdu. Bu güçler bölge halkına hem lojistik anlamda hem de temel gıda maddelerinin sağlanması konusunda yardım ediyor.”

‘Şam Haklar Tanıyacak’

Esad’a yakınlığı ile bilinen Osê, Şam’ın Kürtlere bazı haklar tanımaya hazırlandığını ve bunun için de diyaloğa açık olduğunu dile getirdi: ‘Suriye’deki kriz aşıldığı takdirde, devletin yasal olarak Kürtlere siyasi ve sosyal her türlü hakkı tanıyacağını düşünüyorum. İnanıyorum ki bu kriz bittikten sonra hükümet özerklik de dahil, Kürtlerin idari ve hukuki bütün haklarını tanıyacaktır.”

Şam’ın Geçici Yönetim’e dair sessizliği, Esad’ın en azından durumdan rahatsız olmadığı şeklinde yorumlanabilir. Osê’nin iddiaları doğruysa, rejimin bu oluşumu Kürtlerin hakkı olarak görmesi doğal. Tabii ki bu iyimser bir senaryo ve Kürtlerin çok zulüm gördükleri bu rejime şüpheyle yaklaşması için birçok sebep var.

Rejimin Geçici Yönetim’e ses çıkarmamasının bir başka nedeni de ülkedeki en örgütlü askeri ve siyasi güç olan Kürtleri karşısına almak istememesi. Zaten rejimin baştan beri yapmaya çalıştığı da bu, yani yeni bir cephe açmamak için Kürtlerle çatışmadan kaçınmak.

Dış Tepkiler Nasıl?

Şam’ın en yakın müttefiki İran’da da sessizlik hâkim. Ama PYD Eşbaşkanı Salih Müslim, Tahran ziyareti sonrasında İran’ın “Bölgede mevcut yönetim boşluğunu doldurma hakkınız var” dediğini açıklamıştı. Rusya’nın da bu konuda resmi açıklaması olmamasına rağmen Moskova’nın da durumdan memnun olduğu anlaşılıyor. Rusya başından beri Kürtlerin taleplerine olumlu yaklaşıyor ve Cenevre Konferansı’nda da Kürtlerin bağımsız olarak Yüksek Konsey altında katılmalarından yana.

Beyaz Saray Kaygılı

ABD’de ise Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Jen Psaki konuya dair bir Türk gazetecinin sorusuna şu yanıtı verdi: “Suriye’de bağımsız bir Kürt bölgesi ilan etme çabalarına dair haberlerden elbette kaygı duymaktayız. Özel bir Kürt bölgesi oluşturmak, bölgedeki birçok topluluğu kapsayacak, daha geniş bir kararın parçası olmalı. Bizim görüşümüz, Suriye’nin birleşik olması gerektiği yönünde.’

ABD Basınında Destek Yazıları

Fakat son günlerde ABD medyasında Obama yönetimini Rojava’daki Geçici Yönetim’e destek vermeye çağıran yazılar da yayımlanmakta. Tanınmış Ortadoğu uzmanı Michael Rubin’in ‘ABD Suriye Kürdistanı’nı Kucaklamalı’ başlıklı yazısından sonra, pazartesi günü de Ted Galen Carpenter’ın ‘Büyük Kürdistan’ın Yükselişi’ başlıklı yazısı yayımlandı. İki yazar da Kürtlerin radikal gruplara karşı elde ettiği başarıdan övgü ile bahsederken, Obama yönetiminin Rojava’daki Kürtlere destek olması gerektiğini dile getirdi.

Yine George W. Bush’un Ulusal Güvenlik danışmanlarından Stephen Hadley de pazartesi günü Hürriyet’teki röportajında Suriye’deki Kaide varlığına dikkat çektikten sonra “Kürtlerin yaşadığı bölgelerde de muhtemelen daha fazla özerklik olacak” dedi. Ayrıca, uluslararası basının Geçici Yönetim’e yakın ilgi gösterdiği görülüyor. Kararın açıklandığı tarihten beri belli başlı yayın organlarında bu konuda birçok haber ve yorum yer almakta.

Sonuç olarak, Rojava’daki hamleler, Kürtlerin hem kendi geleceklerinde hem de Suriye’nin geleceğinde ne kadar kritik bir oyuncu olduğunu bir kez daha gösterirken; uluslararası dengeler ve bölgesel konjonktür açısından da giderek belirleyici bir konuma yükselmelerini sağlayacak gibi görünüyor.

http://www.radikal.com.tr/dunya/gecici_yonetim__pyd_dayatmasi_mi-1166244

Rojava: Geçici Yönetime Kim, Nasıl Yaklaşıyor?

Mutlu Çiviroğlu / Washington

BBC Türkçe

10 ARALIK 2013
 

Rojava’daki ‘geçici yönetim’ projesi, 12 Kasım’da ‘Kurucu Meclis’ ilanıyla birlikte yeni bir döneme girdi.

Bazı yayın organlarında ‘geçici yönetim’ olarak yer alsa da, aslında bu kurumlar geçici yönetimin hazırlık aşamalarını oluşturuyor.

Projeye göre, Rojava’daki geçici yönetim İsviçre modeline benzer şekilde 3 ayrı, özerk kanton oluşacak: Afrin, Cizire ve Kobanê.

Her kantonun bir bölgesel meclis oluşturulacak ve Kamışlı’daki Genel Meclis’e temsilci gönderecek.

Geçici yönetim organları

Sorularımızı yanıtlayan geçici yönetim sözcüsü Ciwan Muhammed, Kamışlı’daki toplantıda alınan kararlar sonucu 96 kişilik ‘Genel Meclis’ oluşturulduğunu anımsatırken, bu meclise bağlı olarak aralarında Arap, Çeçen ve Hıristiyanların da bulunduğu 62 kişilik ‘Geçici Yönetim Denetleme ve İzleme Konseyi’ kurulduğunu aktarıyor.

Bu kurumların üzerinde de ‘Yürütme Konseyi’ oluşturulması kararı alındı. Sözcü Muhammed, bu üyelerden 12’isinin Cizire bölgesi, 3’ünün Afrin’den ve 3’ünün de Kobane temsilcileri olacağını ifade ediyor.

Muhammed, Geçici Yönetim Yürütme Konseyi’nin kendisiyle (sözcülük) birlikte toplam 19 kişiden oluşacağını belirtiyor.

Muhammed, yeni sistemin işleyişini de şöyle anlatıyor:

“Yürütme Konseyi olarak 15 Kasım’da yaptığımız toplantıda üç önemli karar aldık. Bunlar: Geçici Yönetim projesini uygulamaya koymak, seçim sistemi oluşturmak ve Toplumsal Mutabakat Sözleşmesi’ni hazırlamak. Şimdi bu üç kararın uygulanması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.”

Geçici yönetimin amacı

Kurucu meclis projesini destekleyenler Esad yönetiminin Rojava’dan çekilmesinin ardından ortaya çıkan yönetim boşluğunu doldurmak için oluşturulduğunu söylüyor. PYD tarafının en önemli isimlerinden biri olan, Kürt Yüksek Konseyi üyesi İlham Ahmed, toplumsal ihtiyaca da dikkat çekerek şöyle devam ediyor:

”Biz Kürtler, Suriye’deki en güçlü ve en örgütlü muhalefet olarak, bölgede yaşayan diğer haklarla birlikte Geçici Yönetim’in nasıl olacağını tartıştık. Sonunda Suriye’nin tamamına örnek olacağına inandığımız bu demokratik sistemde karar kıldık.”

Ahmed, Geçici Yönetim’in halkın sağlık, ekonomik, eğitim gibi toplumsal ihtiyaçlarını karşılamak ve bölgenin güvenliğini sağlanması için çalışacağını ifade ediyor.

Destekleyenler ve karşı çıkanlar

Rojava’da var olan çok parçalı siyasal yapı, birçok konuda olduğu gibi geçici yönetim konusunda da bütünlüklü bir karar çıkmasına engel oluşturuyor.

Projeye var olan tepki de ‘destekleyenler, karşı çıkanlar ve kararsız olanlar’ olarak üç başlık altında toplanabiliyor.

Geçici Yönetim projesinin en önemli bileşeni Demokratik Birlik Partisi (PYD).

Şam’ın yaklaşımı

Rojava’daki Geçici Yönetim ile ilgili Esad yönetiminden olumlu ya da olumsuz herhangi bir açıklama gelmiş değil. Ama Suriye’deki Kürt İnsiyatifi’nin Başkanı, parlamenter Omer Osêile yaptığım görüşmede söyledikleri Şam’ın tutumu hakkında oldukça önemli ipuçları veriyor.

‘Geçici Yönetim tek taraflı, yani talep sadece Kürtlerden geldi. Ama hükümetin bu oluşumdan rahatsızlık duyduğunu sanmıyorum. Bu defakto yönetimin hem Kürtlerin, hem de Suriye’nin yararına olacağı kanısındayım. Hükümet güçleri Kürtlerin yaşadığı birçok bölgeden çekildikten sonra ortaya çıkan yönetim boşluğunu PYD ve YPG doldurmuş oldu. Bu güçler bölge halkına hem lojistik anlamda, hem de temel gıda maddelerinin sağlanması konusunda yardım ediyorlar.’

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a yakınlığı ile bilinen Osê, Esad hükümetinin Kürtler için bir takım haklar tanımaya hazırlandığını ve bunun için de diyaloga açık olduğunu dile getiriyor.

‘Suriye’deki kriz aşıldığı takdirde, devletin yasal olarak Kürtlere siyasi ve sosyal her türlü hakkı tanıyacağını düşünüyorum. İnanıyorum ki bu kriz bittikten sonra hükümet otonomi ve özerklik de dahil olmak üzere, Kürtlerin idari ve hukuku bütün haklarını tanıyacaktır.’

Suriye hükümetinin Geçici Yönetim hakkındaki sessizliği, Beşar Esad’ın en azından durumdan rahatsız olmadığı şeklinde yorumlanabilir. Eğer Osê’nin iddia ettikleri doğruysa yani Esad yakın dönemde Kürtlere geniş haklar tanıyacaksa, rejimin bu oluşumu Kürtlerin hakkı olarak görmesi doğal bir durum. Tabii ki bu iyimser bir senaryo ve Kürtlerin çok zulüm gördükleri bu rejime şüpheyle yaklaşmaları için birçok sebep var.

Rejimin Geçici Yönetim’e ses çıkarmamasının bir başka nedeni de, ülkedeki en örgütlü askeri ve siyasi güç olan Kürtleri karşısına almak istememesi. Zaten rejimin baştan beri yapmaya çalıştığı da bu yani yeni bir cephe açmamak için Kürtlerle çatışmadan kaçınmak.

Her ne kadar 35 parti ve kurumun bu yönetimi desteklediği öne sürülse de, ismi geçen kuruluşların bir bölümü PYD’ye yakın kadın, gençlik, sivil toplum örgütleri.

Muhammed Musa liderlindeki Kürt Sol Partisi, Kürdistan Demokrat Partisi’nin (KDPS) Nasreddin İbrahim’in lideri olduğu kolu, Cemal ŞêxBaqi’nin Suriye Kürdistan Demokrat Partisi, Salih Gedo’nun Kürt Demokratik Sol Partisi, Ferhat Telo’nun Kürdistan Liberal Partisi ve diğer bazı küçük Kürt partileri oluşuma destek verenler arasında.

Ayrıca, çeşitli Arap, Hıristiyan ve Çeçen parti ve sivil toplum örgütleri de Geçici Yönetim’e destek veriyor.

Yakın zamanda ‘Siyasi Birlik’ oluşumuna giden Dr. Abdulhakim Beşar’ın lideri olduğu, El Parti olarak bilinen Kürdistan Demokrat Partisi (KDPS), Azadi Partisi’nin her iki kanadı ve yakın zamanda Yekiti Partisi’nden ayrılan YekîtîyaKurdistani bu oluşuma karşı çıkanlar. Bu oluşum Erbil merkezli olarak biliniyor ve siyaseten Irak Kürdistan Demokrat Partisi’ne yakın.

Irak Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB)’nin Rojava’daki kardeş partisi İlerici Parti (Peşvêrû), PYD’den sonra en güçlü partilerden biri olan MuhyeddinŞêx Ali’nin lideri olduğu Kürt Demokratik Birlik Partisi ise halen kararsız.

Faysal Yusuf’un lideri olduğu, Peşvêrû’dan ayrılan Reform Hareketi de henüz karar vermeyen başka bir oluşum.

Geçmiş dönemlerde PYD’ye sert muhalefetiyle bilinen Kürt Birlik Partisi (Yekiti) de Rojava ve Erbil’de bulunan yöneticilerinin kendi aralarında yaşadığı sorunlardan dolayı tutumunu halen netleştirebilmiş değil.

Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) nasıl bakıyor?

ENKS’in belli koşullarla da olsa Suriye muhalefetine katılım kararı konsey içinde kriz yaratmış durumda. Katılım kararını desteklemeyen partiler, öne sürülen şartların Kürtlerin haklı olarak gördükleri taleplerini kabul etmek bir yana, Kürtlerin bir ulus olarak varlığını bile kabul etmediğini savunuyor. Fikir ayrılığı geçici yönetim konusunda belirgin halde. El Parti ve Azadi oluşuma çok sert şekilde karşı çıkarken, diğer konsey üyeleri Kürt Sol Partisi, Kürdistan Demokrat Partisi ve Kürt Demokratik Sol Partisi ise geçici yönetim’de yer alan partiler.

Dr. Abdulhakim Beşar sorularımızı yanıtlarken, geçici yönetime sert eleştiriler yöneltiyor. Beşar’a göre, “Bu proje PYD’nin Rojava’ya dayattığı kendi projesidir ve tehlikeli bir adım. Suriye muhalefeti tarafından ülkeyi parçalayıcı bir adım olarak görüldüğünden, muhalefet içinde var olan Kürtlere karşı olan kaygıları daha arttırmış durumda.”

Beşar, Suriye muhalefetinin yanı sıra, Türkiye, Irak Kürdistan Bölgesi ve Batı dünyasının da karşı olduğu bir oluşumun başarılı olma şansının olmadığı görüşünde.

Azadi lideri Mustafa Cuma da, PYD’yi kendi başına kararlar almakla suçlarken, geçici yönetim projesinin de bunun yeni bir örneği olduğunu öne sürüyor.

Kürt Sol Partisi Genel Sekreteri Muhammed Musa ise Cuma’nın eleştilerine yanıt verirken, “Sizler Erbil’de lüks içinde yaşarken, Rojava’da zor şartlar altında, halkla iç içe yaşayan bizleriz. Nereden biliyorsunuz halkın destek vermediğini” diyor.

Bu projenin PYD tarafından sunulmasına rağmen, hem ENKS, hem de Batı Kürdistan Halk Meclisi (MGRK) tarafından imzalan ortak bir proje olduğunu belirten Musa, hem Azadi’nin hem de El Parti’nin bilinçli olarak ENKS’nin kararını boşa çıkardıklarını iddia etti.

Kendileriyle ayrı ayrı yaptığım görüşmelerde hem Kürdistan Demokrat Partisi lideri Nasreddin İbrahim, hem de Suriye Kürdistan Demokrat Partisi lideri Cemal Şêx Baqi, Musa’yı destekler biçimde, hem El Parti’nin hem de Azadi’nin kasıtlı olarak bu projeyi engellemeye çalıştığını iddia ettiler.

Bazı partiler ise henüz karar vermiş değil.

http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2013/12/131209_rojava_geciciyonetim.shtml

Mandela: “I am a Part of the Kurdish Struggle”.

Nelson Mandela’s message for Kurds on September 6 1997: “I am a part of the Kurdish struggle. I am one of you.”