Monthly Archives: July 2015

Ekonomik, Siyasal ve Toplumsal Yönden Girêspî Şehrinin Dünü ve Bugünü

11248342_717071948420408_6246729518424928453_n

Kendisi de Girêspî (Til Abyad) şehrinden olan yazar İbrahim Mislim ile şehrin dünü ve bugünü, ekonomik, toplumsal ve demografik yapısı ile ilgili konuştuk.

***

YPG’nin Girêspî’yi kontrol altına almasından sonra Girêspî medyada sıkça yer almaya başladı. Suriye’deki savaş başlamadan önce Girêspî’deki nüfus ne kadardı ve şehirdeki azınlıkların dağılımı nasıldı?

İbrahim Mislim: Girêspî aslında üç şehirden oluşan bir şehir: Şehir merkezi, şehrin batısındaki Suluk ve şehrin 30 km güneyindeki Ayn İsa, ki Kürtler buraya Bozanî derler. Girêspî’ye bağlı 250 köy var ve bunladan 110 tanesi Kürtlere ait. Türkmenler 15 köylerinin olduğunu söylerler burada fakat Araplar Türkmen köylerinin daha az olduğunu iddia ediyor. Bunun dışında 10 Ermeni köyü de var bu bölgede. Arap köylerinde yaşayanların çoğunun tapusu yok. 1963’teki Baas Devrimi sırasında bu köyler Araplara verildi. Girêspî’nin yaklaşık 300-350 bin nüfusu var. Kürtlerin nüfüsu 100 bini aşıyor. Girêspîli yaklaşık 60 bin Kürt de Rakka şehrinde yaşıyor. Eğer bunlar Girêspî’ye dönerse Girêspî’deki Kürt nüfusu 180-190 bine ulaşıyor. Eskiden beri Girêspî’deki olan ve Kürtlerle ilişkileri iyi olan bazı Arap aşiretleri var. Bunun dışında kalan Arapların hepsinin Girêspî’deki ömrü en fazla 40-50 yıl. Hepsi Baas rejiminin planı olarak yerleştirildi Girêspî’ye.

Halk arasında ‘’Arap Kemeri’’ olarak bilinen Araplaştırma politikasından bahsediyorsunuz değil mi?

İbrahim Mislim: Evet, sınırlar oluştuktan sonra Girêspî Halep’e bağlanmıştı idari olarak. Bölgede kurulan Tabka Barajından sonra Rakka büyüdü ve rejim Girêspî ve köylerini Kobanê’den ayırıp Rakka’ya bağladı. Cezire’de kurulan Arap kemerini Girêspî’de de kurdular. Cezire’de Kürt aydınları olduğu için Arap Kemeri hep konuşuluyor fakat Girêspî’deki kemerden kimse bahsetmiyor. Arap Kemeri Kobanê sınırına kadar var. Girêspî’nin batısında beş, altı Arap köyü var, bunlar da Baas rejiminin iktidara gelmesi nden sonra kurulan köyler. Bölgedeki Kürt köylerinin isimlerini değiştirip Arapça isimler verdiler. Kopernik’i Tilkebir yaptılar, Girêsor’u Tilahmer ve bunun gibi 50-60 köyün daha ismi değiştirildi. Fakat Bexdik gibi değiştiremedikleri bazı yerler oldu. Bozanî (Ayn İsa) taraflarında da Kürt köyleri var, ki Bozanî ismini Berazi aşiretinin lideri Bozan Bey’den alıyor. Fakat bölgenin demografisi değiştirildi.

FullSizeRender7

Girêspî Kürtleri kültürel olarak daha çok Kobane’deki Berazi aşireti kültürüne yakınlar, değil mi?

İbrahim Mislim: Evet, Kobane ile aynı kültüre sahipler. Sadece Girêspî değil, Serêkanîyê’nin de yaklaşık %30-40’lık bir kısmı Berazî’dir.

Peki, Girêspî Kürtlerinin genel geçim kaynağı tarımdan sanırım. Başka ne var?

İbrahim Mislim: Girêspî’deki Kürtler genel olarak tarım ile geçiniyor. Ki şehir merkezinin ekonomisi Kürtlerin elindeydi. Şehrin sanayi kısmı da Kürtlerin elindeydi. Araplar da hayvancılık ve tarımla uğraşıyordu. Tarlaları icare usulü ekip biçiyorlardı. Demim de belirttiğim gibi Arapların o tarlalar üzerinde tapusu yok.

Neler ekilip biçiliyor Girêspî’de?

İbrahim Mislim: Girêspî’de iyi yağış alan bir bölge var. Burada buğday ve arpa ekilip biçiliyor, pamuk ve mısır da aynı şekilde. Girêspî’de çok sayıda meyve ağaçları da var. Kuyu suyunun az olduğu yerlerde insanlar ağaç dikti.

IŞİD saldırılarından dolayı ne kadar Kürt şehirden ayrıldı ve onlar şimdi dönmeye başladılar mı?

İbrahim Mislim: Sabah ezanında ‘’15 dakikaya kadar tek Kürt şehirde kalmasın’’ dediler. Birleşmiş Milletler raporuna göre bir gün içinde 5400 Kürt aile göç etmek zorunda kaldı. Girêspî kurtarılana kadar neredeyse şehirde tek Kürt kalmadı. Sadece yaşlılar kaldı. Onlar da çok zorluk çekiyorlardı ve birçok kişi öldürüldü. IŞİD tarafından tutuklanıp serbest bırakılanlar da korkudan öldüler. Şehir kurtarıldıktan sonra Kürtlerin %10’u döndü. Birincisi Ramazan’dayız, ikincisi de Kobane’deki katliamın bir benzerinin Girêspî’de olmasından korkuyor insanlar. Dönen Arap sayısı Kürtlerden daha fazla. Dönüp talan edilmiş evlerini Araplardan almak isteyen Kürtler, ekranlara çıkıp ‘’Bize saldırıyorlar’’ diyen Araplarla karşılaşıyorlar.

YPG ve Kürtlerin Arapların evlerini talan ettikleri yönündeki haberler neden çıkıyor?

İbrahim Mislim: Bu haberleri Girêspî’den yayan kişiler IŞİD Girêspî’ye girdiğinde IŞİD’e katılan kişiler. Bu meseleyi büyütüp kendilerine yeniden bir alan yaratmak istiyorlar. Kürt bayrağının Girêspî’de dalgalanmasını hazmedemiyorlar. Fakat iki yıl boyunca orada dalgalanan siyah IŞİD bayrağına karşı bir şey demediler. Türk hükümetinin Türkmenler ve Araplar için kopardığı yaygaranın aynısını, Arapça söylüyor bunlar da. Fakat Türk hükümetinin planları suya düştü. Özgürlük ve demokrasi kazandı Girêspî’de.

ENKS’nin de Kürtlerin Arapları zorla yerlerinden çıkardıkları yönünde iddiaları vardı. Ne diyorsunuz bu konuda?

İbrahim Mislim: ENKS de Suriye’deki muhalefetin bir parçası. Muhalefet birkaç günde bir açıklama yapıp YPG’nin terörist olduğunu söylüyor. ENKS’den birileri de çıkıp ‘’Bizim bu açıklamadan haberimiz yoktu’’ diyor sürekli. Kürtleri terörist olarak gören insanlarla nasıl birlikte hareket edebiliyorlar? Muhalifler YPG’ye katılan Araplara karşı bile savaştılar. Başka planlar var işin arkasında. Muhalifler Türkiye’nin istediği gibi hareket ediyor. ENKS kendi milleti için hizmet etmeli, kendi milletine çamur atmamalı.

Son olarak Türkmenler hakkında neler diyeceksiniz?

İbrahim Mislim: Türkmenler Girêspî’nin doğusunda yaşıyor. Burada iki köyleri var. Bir de Suluk’ta üç dört köyleri var. Türkmenler 15 köylerinin olduğunu söylüyor. Bu köylerin çoğunluğunda Arapça konuşuluyor. En büyük Türkmen köyünde bin kişi var. Tarihe baktığımızda bu köydeki aşiretin Kürt olduğunu görüyoruz. Herkes asıl Türkmen köylerinin sadece iki köy olduğunu biliyor. Savaş başladığında Türkmenler silahlandılar. IŞİD bölgeye girdiğinde Türkmenler ikiye ayrıldı, bazıları IŞİD’e katıldı, bazıları IŞİD’e karşı durdu. Karşı duranlar Türkiye’ye gittiler. YPG Girêspî’ye girince IŞİD’e destek veren Türkmenler kaçtılar ve Türkmen köylerinin talan edildiği haberlerini yaydılar. Şunu da belirteyim bölgede Türkmence konuşan Türkmen sayısı en fazla 500-600 kişi.

Euphrates Volcano Chief Commander: ISIS Suffered A Major Breakdown on All Fronts

Haqi Kobani (Photo Mahmoud Balli)
Haqi Kobani (Photo Mahmoud Balli)

In an exclusive interview,  Euphrates Volcano Chief Commander Haqi Kobani says  ISIS suffered a major breakdown on all fronts.

Mutlu Civiroglu  www.twitter.com/mutludc

***

Mr. Kobani, the day before, you announced the entire liberation of Ain Isa. What is the latest situation in Ain Isa and on other fronts?

Haqi Kobani: ISIS have launched extensive operations at a number of locations in recent days. Their aim was to stop the operations we recently conducted. They attacked in Ain Isa and on all the fronts but ended up suffering a major breakdown. As we shared with the public opinion two days ago, 140 gangs were killed and corpses of 94 of them are held by our side. These figures do not include those killed within the past three days. We took Ain Isa under full control two days ago. The night after, they attempted once again for an attack but were repelled.

Some media agencies have recently reported the fall of Ain Isa to ISIS. Was this true, why was such a news spread?

FullSizeRende2r
YPG Fighters in Tal Abyad

Haqi Kobani: We didn’t understand yet what sort of media agencies those spreading this news are. The entire world is, unfortunately, not siding with revolution. Half of the world is supporting ISIS, while the other half is against it. They reported the fall of Ain Isa to ISIS as propaganda against us. ISIS has taken some points in recent days but the strategic points were always under our control. And, we re-seized those points back from ISIS which thereafter attempted suicide attacks with 5-6 attackers the day before. We killed them yet much before they got close to us. The ISIS thugs who can make no progress or achievement over us are being inflicted heavy blows by both the coalition strikes from the air and our offensives from the ground. They are continuously trying to keep us occupied with an aim to stop our operations and hinder us from making further advances.

Further advances towards where?

Haqi Kobani: We are on the Sarrin side at the moment and hold all the strategic points where, clashes are also taking place. ISIS is making an effort to weaken us everywhere. Yet, it is not happening as they wish.

Is the expansion of the front from the Euphrates to Hasaka not making things more difficult for you?

Haqi Kobani: Not at all. We have taken every precaution. We have organized ourselves and taken measures in accordance with the fronts.

Officials in Washington have in recent days voiced very positive statements about the YPG and Euphrates Volcano. Are you having any opportunity to follow the messages given there?

Haqi Kobani: Of course! We closely follow every single word and development. YPG has proved its power to the whole world by now. The greatest proof has been in Kobane where we believed we would succeed when there were only two neighborhoods left under our control. There is no force other than Kurdish forces that can act together with the coalition today. We have no aircraft, but the coalition is supporting us with strikes. Coalition doesn’t have a ground force, but we are a powerful force on the ground for them. This reality has also been seen by the coalition which is therefore acting together with the YPG. Everyone has seen that victory against ISIS could be achieved only this way.

You have said you are around Sarrin at the moment. What are you expecting to happen in the battlefield in the coming days?

Haqi Kobani: In this regard, we currently have no information available to share with the public opinion. We want no fuss to emerge. Yet, we will take every single area we are clashing in now, this is a truth beyond argument. No matter what ISIS may resort to do with bomb-laden vehicles; we are determined to take control of the areas witnessing a battle at the moment. ISIS has detonated 9-10 cars within the past several days. This, however, doesn’t matter as we have taken our precautions and are doing our work.

Some media reports argued ill-treatment by your side against Arabs and Turkmens. What do you have to say in this regard, what is your relationship with other minorities?

Haqi Kobani: This kind of reports appearing on media have nothing to do with the truth. We are acting on the basis of fraternity of peoples and implementing no different practices on any of them. Our aim is a democratic Syria. As we have recently highlighted in some statements, which we don’t know if reached to the media and people as we have been taking part in operations, we conceive of an operation room which consists of Turkey, ISIS and the regime. Their media agencies, Rûdaw, Orient TV, Al-Jazeera are against the revolution in Syria. Rûdaw and Orient TV pretend to be embracing the revolution here but, yet, they are against it. As we fight and achieve success against ISIS, they are writing exact opposite things. There exists a success of YPG and they are not pleased with it.

***

Translated into English by Berna Özgencil https://twitter.com/bzgncl

Syrian Kurdish Politician Aldar Xelil on Fight against ISIS

Interview with Mr. Aldar Xelil, Member of the Executive Body of the Democratic Society Movement (TEV-DEM) about the situation in Rojava and fight against ISIS .

———————————-

Aldar Xelîl (Foto: Hawar News)
Aldar Xelîl (Foto: Hawar News)

Mr. Xelil, the US President Barack Obama said the war with ISIS would be a long one. There were also messages from him and Defense Secretary Carter for Syrian Kurds and the YPG.  How do you assess recent messages coming from Washington?

We see the messages that come from Washington are positive and it is clear that the US government and the administration of President Obama want to strike and destroy ISIS forces, because ISIS is a terrorist organization against humanity. This terrorist organization was established in the Middle East to destroy the human values. Here, we welcome any initiative to hit this terrorism and to terminate it.

In fact, if we come to what happened in Iraq at the end of the rule of Saddam Hussein; we will see that there was also a common struggle against terrorism. We can also see that the US administration reached to a firm conviction that its strength and military technologies alone are not sufficient, and there is a need to work with local forces and people to defeat the terrorist organizations. Certainly, this process will succeed especially that People’s Protection Units (YPG) has proved its strength against ISIS recently, and that it is the strongest among all other groups in Syria.

In addition, we see for years that America did not succeed in Iraq, and ISIS controlled Mosul and other Iraqi cities very easily without any resistance. The same is valid in Syria and even in Southern [Iraqi] Kurdistan Sinjar. Among all these forces, only YPG was able to show a historic resistance to ISIS. We saw that in the resistance of Kobane to which the whole world has witnessed. In total, I think that all of these reasons helped US government boldly to take such a decision and to accept the YPG as an effective partner in the fighting against ISIS. Moreover, the successful coordination, which has been in Kobane, Grespi [Tal Abyad] and Mount Abdulaziz was the biggest proof of that. Actually, we believe that if this coordination continues, the end of terrorist ISIS will be close, and the same will be to the rule of the Baathist regime, from which the Syrian people have suffered woes for decades.

Commenting on what you just said. Some accuse you of have coordination with the Baathist regime in Syria. What is your comment on that?

A: YPG is the military force of the all peoples in Rojava components: Kurds, Arabs, Assyrians, Syriacs. On the other hand, there is a political movement, which leads the Rojava revolution. This movement made its position clear towards the ruling regimes in the region, and its goal is to establish and build a democratic system and a pluralistic Syria. In order to end the dictatorial rule, a multi-ethnic civilian democratic system must be established, and I think the Syrian people realized that. Some were looking at our system from a narrow perspective and brought unfair criticisms. However now they know that it is a large force in Syria and even in the Middle East, it leads the struggle against ISIS and the Assad regime at the same time.

Actually, those people who promote rumors and propagandas against us were mainly grown up on the hands of the regime and they do politics with Baathist logic and thought. Their only goal is to take and seizure power in this country. As for us, we would like to establish a homeland and a democratic society with a developed culture in Syria where all the components of Arabs, Kurds, Syriacs and everyone live a free and an equal life. Consequently, by implementing a system like ours, the old regime will come to an end. This is clearly our position.

Lastly, what so you want to say about some media claims about the allegations of ‘ethnic cleansing’ against Arabs and Turkmens in the territories newly liberated by the YPG?

The Turkish state was behind these claims, because it could not bear the YPG victories and breaking the power of ISIS especially in Tal Abyad. Therefore, it turned to such methods to spreading lies. YPG is composed of all components of Rojava. How can a force fights and resists the terrorism can commit the ethnic cleansing against the components of the society at the same time? Actually, Turkey took advantage of the opportunity of people’s escaping from the fierce war in the first two days in Tal Abyad operation as ethnic cleansing against the Arabs and Turkmens. Furthermore, when groups of terrorist ISIS attacked Kobane at dawn and killed hundreds of civilians, these people did not say that it was a massacre or ethnic cleansing. Those [Syrian opposition] who are staying in Istanbul and promoting such allegations from there, according to the instructions of the Turkish government. For our part, we say about these allegations that they are false because we have Arab, Kurds, and Assyrians martyrs. And YPG will not fight any people but ISIS.

***

Translated into English by Abdulselam Mohamad

Burkan al Firat Komutani Haqi Kobani: IŞİD Tum Cephelerde Buyuk Kirilmaya Ugradi

Haqi Kobani (Photo Mahmoud Balli)
Haqi Kobani (Photo Mahmoud Balli)

Dün Ain Isa’nın tamamen temizlendiğini duyurdunuz. Ain Isa’da ve diğer cephelerindeki son durum ne?

Haqi Kobani: IŞİD son zamanlarda birçok noktada geniş saldırılar başlattı. Bu şekilde başlattığımız operasyonları durdurmak istediler. Ain Isa ve tum cephelerde birçok saldırdılar ama buyuk kırılmaya uğradılar. İki gün önce kamuoyuyla paylaştığımız gibi, 140 çete öldürüldü ve bunlardan 94 kişinin cenazesi bizim elimizde. Dün ve bugün öldürdüklerimizin dışında bu sayı. Ain Isa’yı dün tamamen kontrolümüz altına aldık. Dün gece tekrar saldırmaya çalıştılar fakat geri püskürtüldüler.

İki gün önce bazı medya kuruluşları Ain Isa’nın IŞİD’in eline geçtiğini duyurdular. Gerçek miydi bu, neden böyle bir haber yayıldı?

Haqi Kobani: Bu haberi duyuran medya kuruluşların nasıl medya olduklarını anlamış değiliz. Malesef dünyanın tamami devrimden yana değil. Dünyanın yarısı IŞİD’i destekliyor, yarısı IŞİD’e karşı. Bize karşı propaganda olarak Ain Isa’nın IŞİD’in eline geçtiğini duyurdular. Gecenlerde IŞİD’liler bazı noktaları aldılar, ama stratejk noktalar hep bizim kontrolumuzdeydi. Fakat biz tekrar kontrolümüz altına aldık o noktaları. IŞİD bzi surekli mesgul edip, operasyonlarımız durdurmak istiyor. Dün o noktaları kontrol altına aldıktan sonra 5-6 kişinin araclarla kendini patlatma girişiminde olduğunu gördük. Daha bize yaklaşmadan öldürdük onları. IŞİD bize karşı kazanamıyor, ilerlemiyor. Hem havadan koalisyon saldırıları ile hem karadan bizim saldırılarımızla büyük darbeler alıyorlar. Yeni noktalara girmememiz için bizi oyalamak istiyorlar.

Hangi noktalar bu noktaral?

Haqi Kobani: Sırrin taraflarındayız şu an ve stratejik yerler bizim elimizde. Burada da şiddetli çatışmalar yaşanıyor. IŞİD her tarafta bizi zayıf düşürmeye çalışıyor. Fakat istedikleri gibi olmuyor.

Cephenin Fırat’tan Haseke’ye kadar genişlemesi işinizi zorlaştırmıyor mu peki?

Haqi Kobani: Biz de bu cephelere göre örgütlenmişiz ve bunun için tedbirler almışız.

Washington’da son üç dört gündür YPG ve Fırat Volkanı hakkında çok olumlu şeyler söyleniyor diplomatlar tarafından. Buradan verilen mesajları takip etme imkanınız oluyor mu?

Haqi Kobani: Evet gelişmeleri harfi harfine takip ediyoruz. YPG gücünü bütün dünyaya ispatlamış. En büyük ispat da Kobanê’de oldu. Elimizde sadece iki mahalle kalmıştı ve kazanacağımıza inanıyorduk. Bugün Ortadoğu’da Kürt güçleri dışında koalisyonla birlikte hareket edebilecek başka bir güç yok. Bizim uçaklarımız yok, koalisyon destek veriyor. Karada da örgütlü bir gücüz. Buna gören koalisyon de  YPG ile hareket ediyor. Bu sekilde IŞİD’e karşı zafer kazanabileceğini herkes gördü.

Sırrın çevresinde olduğunuzu söylediniz. Önümüzdeki günlerde savaş cephesinde neler olacak?

Haqi Kobani: Kamuoyuna bu konuda verecek bir bilgimiz yok şimdi. Velvele olsun istemiyoruz. Çatıştığımız her bölgeyi ele geçireceğiz, bu tartışılmaz bir gerçek. IŞİD bombalı araçlarla ne yaparsa yapsın biz yine de çatıştığımız yerleri almaya kararlıyız. IŞİD son iki üç günde dokuz on araba patlattı. Fakat biz tedbirlerimizi almışız, araba patlatmalarının bir önemi yok. Biz işimizi yapıyoruz.
Medyada Araplara ve Türkmenlere kötü davrandığınız yer almıştı. Neler diyeceksiniz bu konuda, diğer azınlıklarla ilişkileriniz nasıl?

Haqi Kobani: Medyada yer alan bu tür haberlerin gerçekle hiçbir alakası yok. Biz halkların kardeşliği esası üzerine hareket ediyoruz. Hiçbir halk için farklı bir uygulamamız yok. Bizim hedefimiz demokratik bir Suriye. Geçenlerde de bazı açıklamalar yaptık. Operasyonlarda olduğumuz için basında yer alıp almadığını bilmiyoruz, takip edemedik. Bizim tasavvurumuzda bir operasyon odası var. Bu odada Türkiye, IŞİD ve rejim var. Bunların medyası da Rûdaw, Orient, El-Cezire. Bunlar Suriye’deki devrime karşılar. Rûdaw ve Orient buradaki devrime sahip çıkıyorlarmış gibi yayın yapıyorlar fakat bunlar devrime karşılar. Biz IŞİD’e karşı başarılar elde ederken onlar aksi şeyler yazıyorlar. YPG’nin başarısı var ve onlar bu başarıdan memnun değiller.

***

Söyleşiyi Türkçe’ye çeviren @farfarinoo ‘ya teşekkürler

Aldar Xelîl: Washington’dan Verilen Mesajları Oldukça Olumlu Buluyoruz

Aldar Xelîl (Foto: Hawar News)
Aldar Xelîl (Foto: Hawar News)

Rojava’daki Demokratik Toplum Hareketi (TEV-DEM) Yürütme Kurulu Üyesi  Aldar Xelîl ile Washington’un son günlerde Rojava ve YPG ile artan mesajlarının bölgede nasıl yorumlamndıını görüştük.

***

Sayın Aldar Xelil ABD Başkanı Barack Obama birkaç gün önce IŞİD’e karşı bir konuşma yaptı. Ayrıca ABD Savunma Bakanı A.Carter’ın son birkaç gündür öne çıka açıklamalarında YPG’nin rolüne çok önemli bir şekilde vurgu var. Carter Açık bir şekilde YPG’yi ve Suriye Kürtler’ini övdü. Siz Amerika siyaseti hakkında Washington’dan gelen bu mesajlar hakkında ne düşünüyorsunuz ve Rojava’da bunu nasıl karşılıyorsunuz?

Aldar Xelil : Gerçekten biz yapılan açıklamaları ve Washington’dan verilen mesajları oldukça olumlu buluyoruz. Çünkü Washington ve Sayın Obama yönetimi, IŞİD terörünü vurma ve yıkma konusunda artık çok daha kararlı olduğunu açıkça göstermektedir. IŞİD gerçekten özellikle Ortadoğu’da insanlığa karşı vahşi bir güçtür ve insanlık adına sağlam hiçbir şey bırakmamaktadır, insanlığın her değerine saldırmaktadır. Bu yüzden bu terörü sonlandırmak için bir koalisyon ya da anlaşma-ittifak yapılması olumlu bir şeydir.

Biz geçmiş yıllarda Irak’ta Saddam Hüseyin rejiminin yıkılmasından sonra terörü sona erdirmek için bir çalışmanın olduğunu gördük ancak Amerika yönetimi de gördü ve anladı ki sadece kendi askeri gücü ve teknik imkanlarıyla bu mücadelenin yetersiz kaldığı, o bölgedeki halktan kendi savunmasını yapacak bir yerel gücün desteklenerek terörist gruplara karşı verilecek mücadelenin daha anlamlı ve başarılı olacağı kanaatine varmıştır.

Özellikle YPG, geçmişte IŞİD’e karşı herkesten daha fazla aktif bir şekilde mücadele edeceğini ispatlamıştır. Çünkü biz Irak’ta o kadar yıl bu teröre darba vurulamadığını gördük. Bilakis IŞİD Irak’ta Ninova-Musul, Ramadi ve diğer bazı şehirleri denetimine aldığında hiçbir direnişle karşılaşmadı, aynı şekilde Suriye’de de öyle oldu. Hatta Güney Kürdistan’da Şengal örneği de ortada. Bu yerlerde en çok mücadele eden ve tarihi bir direniş gösteren güç YPG oldu. Özellikle de Kobani direnişinde herkes bunu gördü. Ve ben inanıyorum ki bu,  Amerika yönetimini YPG’yi kendisine müttefik olarak görmesi konusunda cesaretlendirerek koalisyonda yer almasını ve beraber IŞİD’in üzerine gitmeyi sağladı. Gerek Kobanî’de gerekse de Girêspî ve Kizwan (Abdulaziz) Dağları’nda ispatlandı ki eğer böyle bir ittifak devam ederse terörün sonlandırılma ihtimali daha da artmaktadır ve ayrıca bu, yıllardır Suriye milletinin kurtulmak istediği diktatör rejiminin yıkılması için de bir adım olmaktadır.

Evet, ben de tam bu soruyu sormak istiyordum. Savunma Bakanı Carter dün  senatodaki  özel bir toplantıda Suriye Kürtler’ini “IŞİD ve Suriye rejimine karşı eylemli ve etkili savaşan güç” olarak isimlendirdi. Yine Amerika siyasetinde Suriye’deki IŞİD’e karşı savaş, YPG merkezli olarak devam edecek gibi görünmekte. Yani YPG’ye çok önemli bir rol biçilmekte. Bu konu hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Aldar Xelil : Esas olarak temelde sadece YPG değil, yani YPG Rojava’daki Kürtlerin ve diğer milletlerin askeri kollarından oluşmaktadır ve içinde Arap, Asuri ve Süryaniler de vardır ancak çoğunluğu Kürtlerden oluşmaktadır ve Kürtlerin öncülüğündedir. Fakat Rojava devrimine öncülük eden bir siyasi hareket vardır. Ve bu hareket en başından beri amacını halkına zulmeden despot, diktatör ve baskıcı rejimler olmak üzere her türlü rejime karşı mücadele olarak belirlemiştir. Bu hareketin isteği ve amacı demokratik bir sistemin kurulması ve demokratik bir Suriye’nin oluşturulmasıdır. Artık kim demokratikleşmeye karşı olursa ona karşı gerek askeri olsun gerekse de barışçıl olsun her türlü mücadele verilecektir ki demokratik bir sistem kurulabilsin. Bu yüzden rejimin yıkılması bu açıdan anlamlı olur. Eğer insan demokratik ve medeni bir sistem içinde varlığını gerçekleştirirse işte o zaman içinden gelinen despotizm yıkılır. Artık Suriye halkının da bu yönde bir kanaati oluşmuştur. Eskiden hareketimiz Kürt ve bölgesel bir hareket olarak görülürken artık Suriye ve Ortadoğu’da demokrasi mücadelesinin öncülüğünü yapan ve IŞİD’e karşı mücadele eden öncü güç olarak görülmektedir.

Peki aynı zamanda bazı çevreler sizin rejim ile yakın ilişkinizin olduğunu, rejime karşı olmadığınız sıkça dile getirmekteler?

Aldar Xelil : Bu şekilde propaganda yapan kesimler aslında şimdiye kadar rejimin elinde büyüyüp ve halen rejimin aklıyla çalışma yürütenlerdir. Bunlar kendilerini muhalefet olarak adlandırmaktadır ancak tek amaçları bu ülkenin yönetimini ele geçirerek rejimin yerine geçmektedir ancak biz demokratik bir ülke, toplum ve kültür oluşturmak istiyoruz. Suriye’de Kürt, Arap, Süryani, Asuri, Keldani ve diğer tüm unsurların eşit bir şekilde demokratik bir sistemde yaşamasını istiyoruz. Vurgulamak istediğim husus budur. Eğer herkesin içinde olduğu demokratik bir toplum oluşturursak ve demokrasiyi öne çıkarırsak o zaman eski rejimden eser kalmaz. Eğer demokrasi olursa ve herkes irade sahibi olursa ve aynı zamanda despot bir rejim olursa zaten anlaşamazlar. Ancak medyada bu tür asılsız bilgileri dolaşıma sokanlar aslında yenilgilerini gizlemek istiyorlar. Bundan başka bir anlamı yoktur.

Kürtler dışında Arap, Süryani ve Asurilerden bahsettiniz. Yine bazı medya organları 3-4 haftadan beri “YPG’nin Arap ve Türkmenlere karşı etnik bir savaş yürüttüğüne” dair yayınlar yapmakta. Hem Suriye muhalefeti, hem de Türkiye’de bu yönlü iddialar dile getirilmekte?

Aldar Xelil : Esas olarak bu propagandanın öncülüğünü yapan Türk hükümetiydi. Onlar böyle bir şeyi öne çıkarmak istediler. Çünkü elde edilen kazanımlara özellikle de Girêspî’deki zafere tahammül edemediler. Onlar, gözlerinin önünde IŞİD’in belinin kırıldığını görmek istemediler ve buna tahammül edemediler. Onlar, her zaman IŞİD’in yenilmez bir güç olduğunu ve hiçbir gücün IŞİD karşısında duramadığı bir güç olarak duyurmak istediler. Fakat ne zaman YPG’nin çok sayıda zafer kazandığını gördüler işte o zaman çaresiz kaldılar ve yüzlerini artık aslı astarı olmayan iddialara çevirdiler. Çünkü YPG, Suriyedeki yaşayan tüm milletlerin temsiliyetini savunmaktadır ve hiçbir zaman teröre karşı direnen bir gücün başka bir milleti yok etmesi mümkün değildir.

Özetlersek, onlar savaş esnasında meydana gelen bomba ve patlamalar nedeniyle 1-2 günlüğüne evlerinden çıkan insanları sanki bilinçli olarak özellikle Araplara karşı özel bir uygulama yapılıyormuş gibi bunu kullanmak istediler. Fakat Kobanî’de soykırım seviyesine ulaşan bir katliam olduğunda ve Kobanî’de birkaç günlük bir hareketlenme yaşandığında o zaman kimse “Kürtler yok ediliyor” demedi. IŞİD, özellikle şehre gece ve gizli bir şekilde girerek yönünü sivil ailelere çevirdi. O zaman “Askeri savaş içinde siviller bombalanıyor” demediler. Özellikle sabaha karşı evlerinde uyuyan sivilleri hedef aldılar. Bunu görmezden geldiler fakat savaş esnasında IŞİD’e karşı korunmak için bazı köyler savaş bitinceye kadar mecburen boşaltıldığında bunu gündeme koydular. Kendilerini muhalefet olarak adlandıran ve merkezleri İstanbul ile Türkiye’nin diğer şehirlerinde olan bu kişiler bu tür asılsız iddiaları Türklerin talimatıyla ortaya atmaktadırlar. Şehitlerimiz arasında Araplar da var Süryani ve Asuriler de vardır ve bu halklar YPG içinde de vardır. Biz herkes için demokratik bir yaşamın mücadelesini veriyoruz. Kaldı ki YPG’nin gidip başkalarını yok etme gibi bir amacı da olamaz.

***

Söyleşiyi Türkçe’ye çeviren @zirmezirm ‘a teşekkürler