Monthly Archives: October 2016

YPG Afrin Spox: Turkey Attacks Us to Prevent Defeat of ISIS

ferat-xelil

YPG spokesperson in Afrin region Ferat Xelil spoke on the recent situation and ongoing Turkish attacks against Rojava

Mr. Xelil, we got some reports that the Turkish military bombed the village of Afrin since last night. What is the accuracy of the reports?

Well, the Turkish state attacks on Western Kurdistan, Rojava since beginning of Rojava Revolution is continues intensively, not just Afrin but also other regions of Rojava. However, since the beginning, the Turkish state have the intention of restrict and destroy all the achievements of Rojava. As is known by all, Turkey is a country, which causes to grow of ISIS and encouraged them to attack to all Rojava and Syrian people. Obviously, Syrian Democratic Forces’ (SDF) progress and taking several villages in the region Shahba from ISIS, upset Turkish state, and they clearly intensified their attacks against us. The region was bombed by aircraft until late morning. Out of this territory some villages of Afrin such as Hemame, Darbalut,Jindires, Merwania, Maydanakbaz was hit with heavy guns and howitzers. All attacks were made to set back the progress of SDF and prevent to the retreat of ISIS.

I’m just asking to clarify. Did occur attacks on different places yesterday? In first Shahba region where is located base of Jaysh al-Thuwar and SDF in east of Merea then villages of Afrin, isn’t it?

Yeah. They first attacked the Jaysh al-Thuwar then villages of Afrin. In these attacks civilians, most of children suffered causalities. As YPG and Rojava will not remain silent as we did not before on attacks, and we will give the answer to the attacks to protect our people.

Turkish media and some international media organizations such as Al Jazeera English allegedly killed 200 YPG fighters. Is there truth to these claims?

There is no accuracy of this news. 15 warriors of Jaysh al-Thuwar was martyred, also some injured ones. But the news is a lie that we have a 200 loss. No accuracy of a news serviced by the Turkish media. The numbers given, there is no injury or accuracy of the information they claimed they killed our warriors. There is no truth in the reports that allegedly killed and injured our warriors.

What is the purpose of such reports?

By this way, they are intended to disrupt the people’s psychology and morale. However, our people know and do not already trust the Turkish government, which has long conducted a psychological war on Rojava. These attacks are carried out by the Turkish state as trying to show to world still capable of comprehensive attack even although having a difficult time. In this way, they must think they can intimidate us and our people. But no matter what they do, neither our people nor YPG-YPJ we won’t step back.

According to Turkey’s General Staff’s statement “mortar shots fired from areas in YPG control areas, we answered them,” it said.

On the contrary, the continuation of yesterday’s attacks and attack these days we have taken our step as retaliation. For example; How did happen yesterday’s attacks? It really cannot say so openly lies. Why they did not mention yesterday but talking today? Turkish media that can deliver on all event-seconds and minutes can spread itself – making twenty-four hours after a statement says, “mortar shots fired from areas in YPG control areas, we answered them.” There is no such thing. We responded after the attack on us.

I want to come to Shahba region. The day before yesterday, Jaysh al-Thuwar had liberated five villages from ISIS. Turkey is a part of the international coalition formed to fight against ISIS. What is happening in that region?

When the QSD forces moving against ISIS, the Turkish state has intervened which have shown that secret alliances. Therefore, we cannot imply some concrete prove but indication shows that there is some agreement in the background.

What kind of alliances?

Attacks of the Turkish state continues uninterrupted after the Russo-Turkish talks. So as with not being able to say something concrete, then we reach the conclusion that arise in practice it seems to work. Today we see that the reason for the attacks of Sahba. We don’t see any condemnation from Europe, USA and Russia. Therefore, we consider that there are hidden, unspoken things in media.

From this viewpoint, as you mentioned briefly I would like to ask about the attitude of the United States and Russia. Do you have any contact with this power, particularly with the USA?  What do they say about it? Because there had been some disagreements regarding to Jarablus issue. USA had intervened to prevent deepening problems between Kurds and Turkey.

We as the YPG of the Afrin Canton have not worked with the United State. But obviously they cooperation in Jazira and Kobani together with our friends to fight off ISIS. Therefore, if the United States and Russia take a stand against these attacks, Turkey will not continue these attacks. But unfortunately, they didn’t take any attitude, as it turned out a long time. We hope that they won’t remain silent against these recent developments. We hope that we as Afrin Canton, it will be given support to the YPG-YPJ forces as they did in Kobane Jazira in order to demoralize power of ISIS. Obviously YPG-YPJ is only battle forces which able to defeat ISIS in ground. So when we look at the operation on retake Mosul from ISIS, we see that only Kurdish people demonstrating the power defeat on many fronts.

*  This interview was conducted on October 20, and translated from Kurdish into English by @menuras

YPG Afrin Sözcüsü Xelil Son Durumu Değerlendirdi

ferat-xelil

YPG Afrin Sözcüsü Ferat Xelîl ile bölgedeki son durumu görüştük…

Sayın Xelîl, Türk ordusunun dün geceden bu yana Afrin’in köylerini bombaladığı yönünde raporlar (bilgiler) aldık. Bu yöndeki raporların doğruluğu nedir?

Doğrusu, Türk devletinin Batı Kürdistan’a/Rojava’ya yönelik saldırıları Rojava Devrimi’nin başından bu yana sadece Afrin’de değil başka bölgelerde de yoğun bir şekilde devam ediyor. Yine baştan bu yana, Türk devletinin bütün çabası Rojava halkının bütün kazanımlarını daha ileriye gitmesin diye sınırlandırmak ve yok etmekti. Şimdiye kadar bütün dünya IŞİD’i besleyenin, büyütenin, Rojava ve Suriye halklarının üzerine sürenin Türkiye olduğunu biliyordu/söylüyordu. Fakat son zamanlarda QSD’nin Şehba bölgesinde IŞİD’in elindeki birkaç köyü alıp ilerlemesine Türk devleti tahammül edemedi ve açık bir şekilde saldırılarını yoğunlaştırdı. Sabah saatlerine kadar bölgeyi uçaklarla bombaladı. Bölge dışında Afrin bölgesinin köyleri Hemame, Darbelut, Cindirês, Merwaniyê, Meydanekbez’i obüs ve ağır silahlarla vurdu. Dün akşamdan bu yana bütün saldırılar planlı bir şekilde, QSD’nin bölgede ilerlemesini engellemek ve IŞİD’in geri çekilmesini önlemek için yapıldı.

Netleştirmek için soruyorum. Dün farklı yerlere saldırılar oldu. İlki Şehba bölgesinde, Mera (Mare)’nin doğusundaki Ceyş-ül Suwar ve QSD hedeflerine ve sonrasında Afrin’in köylerine. Doğru mu?

Evet. İlk saldırılarında Ceyş-ül Suwar güçlerine daha sonra Afrin’in köylerine saldırdılar. Bu saldırılarda en çok zararı gören siviller oldu. Denilebilir ki, çoğu çocuk bir kısım sivil yaralandı. Biz de YPG ve Rojava’ya karşı gelişen saldırılarda nasıl sessiz kalmadıysak bu saldırılar karşısında da sessiz kalmayacağız. Halkımıza karşı yapılan saldırıların cevabını vereceğiz.

Türk medyasında ve bazı uluslararası medya kuruluşlarında, örneğin Al Jazeera İngilizce’de, 200 YPG savaşçısının öldürüldüğü iddia ediliyor. Bu yöndeki iddiaların bir doğruluğu var mı?

Bu yönlü haberlerin hiçbir doğruluğu yok. Bazı şehadetler var; 15 Ceyş-ül Suwar savaşçısı şehit oldu, ayrıca yaralı Ceyş-ül Suwar savaşçıları var. Fakat 200 civarı bir kaybımız olduğu haberleri yalandır. Türk medyasının servis ettiği bir çok haberin aslı yoktur. Türk medyasının IŞİD’e yardım edildiği yönündeki haberlerinden başka söylediği doğru yoktur. Verdikleri sayılar, savaşçılarımızı öldürdüklerini veya yaraladıklarını iddia ettikleri haberlerin herhangi bir doğruluğu yoktur.

Bu yönlü haberlerin amacı nedir?

Bu yönlü haberlerle halkın psikolojisini ve moralini bozmak amaçlanıyor. Fakat halkımız bu noktada Türk devletine zaten güvenmiyor. Halkımız Türk devletini uzun zamandır tanıyor ve psikolojik bir savaş yürüttüğünün farkında. Bu saldırılarla Türk devleti dünyaya zor bir zamanında olmasına rağmen kapsamlı bir saldırı gerçekleştirebileceğini söylemeye çalışıyor. Bu sayede bizim ve halkımızın gözünü korkutabileceğini düşünüyor. Fakat ne yaparlarsa yapsınlar ne halkımız ne de YPG-YPJ olarak biz geri adım atmayacağız.

Türkiye Genelkurmayi bugün yatigi açıklamada ‘’YPG’nin kontrolündeki alanlardan tarafımıza havan atışları yapılmıştır,Buna cevap verdik’’ deniyor.

Tam aksine dünkü saldırılar ve saldırıların sürmesi üzerine biz de misilleme olarak bu gün adımımızı attık. Mesela dünkü, geceki saldırılar nasıl gerçekleşti? Gerçekten bu kadar açıktan yalanlar söylenmez. Dün neden bahsetmediler de bugün konuşuyorlar, Türk Medyası -ki her olayı dakikasında saniyesinde ulaştırabiliyor ve kendi içinde yayabiliyor – yirmi dört saat sonra yayın yapıyor diyor ‘YPG havan atışları yapmtı, biz de onlara cevap verdik’ diye. Öyle bir şey yok. Biz cevap verdik, bize yapılan saldırılardan sonra cevap verdik. Bundan sonra da saldırılar devam ettiği sürece misillememiz/cevabımız devam edecektir

Evet, şimdi Şehba Bölgesi’ne gelmek istiyorum. Dün değil önceki gün Ceyş-ül Suwar 5 köyü IŞİD’den almıştı. Türkiye de IŞİD’le mücadele için kurulan uluslararası koalisyonun parçası. Neler oluyor o bolgede?

Ne zamanki QSD Güçleri IŞİD’e karşı ilerliyor , Türk Devleti  müdahalede bulunuyor,  IŞİD Tüm dünyaya  karşı fakat bu müdahaleler gösteriyor ki gizli şeyler var  ittifaklar var . Bundan dolayı somut olarak diyemiyoruz ki ‘budur’ fakat arka planda bazı anlaşmalar olduğuna eminiz

Ne tur ittifaklar?

Türk Devleti ile Rusya arasında bazı gelişmeler olmadan önce yani Uçak meselesi olmadan önce bir havan bir (deran?) geçmezken Türk-Rus görüşmesinden sonra Türk devletinin saldırıları aralıksız sürüyor. Yani somut olarak bir şey söyleyememekle beraber ortaya çıkan pratikten sonra işin göründüğü gibi olmadığı sonucuna ulaşıyoruz . Bugün Şehba bölgesine, QSD’ye ve Afrin’e yönelik saldırıların sebepsiz olmadığını görüyoruz. Bu saldırılar karşısında bildiri düzeyinde bile olsa Rusya’dan, Amerika’dan ya da Avrupa’dan herhangi bir kınamanın gelmediğini görüyoruz.  Dolayısıyla medyada görünmeyen, gizlenen şeylerin olduğunu değerlendiriyoruz.

Benim sorum da bu olacak. Amerika ve Rusya’nın tavrını sormak istiyorum. Siz kısaca bahsettiniz. O güçlerle bir iletişiminiz var mı? Özeillikle Amerika’yla. Onlar bu konuda ne diyorlar? Çünkü Cerablus meselesinde de bazı anlaşmazlıklar çıkmıştı. Amerika, Kürtler ile Türkiye’nin arasındaki sorunlar derinleşmesin diye araya girmişti.  

Afrin Kantonu olarak Amerika ortak çalışmalarımız olmadı. Cizîrê ve Kobanî hattında arkadaşlarımızla birlikte çalıştılar, o bölgede IŞİD’e karşı ortak bir mücadele yürüttüler. Bu yüzden, eğer Amerika ve hatta Rusya Türkiye’nin bölgeye yönelik bu saldırılarına karşı tavır alırlarsa  Türk devleti bu saldırılarını sürdüremeyecektir. Fakat maalesef, üzerinden uzun zaman geçmesine rağmen böyle bir tavır almadılar. Umuyoruz ki bu gelişmeler karşısında sessiz kalmayacaklar.

Afrin Kantonu olarak biz de umuyoruz ki, Kobanî ve Cizîr’deki IŞİD saldırıları bu güçlerin ortaklaşmasıyla nasıl kırıldıysa ve IŞİD geriletildiyse aynı destek buradaki YPG-YPJ güçlerine de verilebilir. Bütün dünya biliyor ki, IŞİD kurulduğundan bu yana yöneldiği alanlarda kontrolü sağladı fakat YPG-YPJ karşısında birçok kez yenilgiye uğradı. Bu yüzden çok açık ki IŞİD’i yenebilecek tek güç biziz. Bu yüzden Musul’daki operasyona baktığımızda da, IŞİD’i birçok cephede gerileten ve iradesini ortaya koyan gücün Kürt halkı olduğunu görüyoruz. Operasyondan beklentimiz de Kürt halkı, YPG-YPJ ve Rojava öncülüğünde sürdürülen direnişin sahiplenilmesidir.

Röportaji Türkçe’ye çeviren O. Polat’a teşekkürler

Syrian Kurdish Politician Aldar Khalil and Rojava and US Relations

Exclusive interview with Aldar Khalil, Executive Committee member of the Democratic Society Movement (TEV-DEM) about the situation in Rojava, fight against ISIS and relations with the United States. 

aldar-xelil-8
Aldar Khalil Photo: ANHA

***

Mr. Khalil in the televised presidential debate last week candidate Hillary Clinton said that “we will won’t let up on ISIS and we will support the Arab and Kurdish forces fighting with us.” How did you find her remarks?

Indeed, they were very appropriate. We must see the reality that in order for there to be a democratic Syria in which all peoples can participate it is essential that there is a force in Syria and that can be a foundation for such a project. Within this framework it is certainly essential to give support to Kurdish forces. However, this cannot be limited to military support. It must transform into support in all areas, that is to say political, diplomatic, economic and social support.

Before we get to these other areas which you have mentioned I want to dwell a little more on the subject of military support. Last week there was a special session held of the U.S. Senate’s Foreign Relations Committee. In this session Ash Carter and General Joseph Dunford requested permission to provide direct military aid to the YPG. They offered a lot of praise for the YPG. What role might these proposals from Washington play in the Raqqa operation. What are the conditions under which the Kurds of Rojava would take part in such an operation?

The truth is that if they want to liberate these areas and to clear it of Daesh then the only active force here is the YPG and SDF. The YPG and its constituent elements possess a determined political will. They are not a force that came together out of nowhere. However, America must know that for us to move toward Raqqa and for us to accomplish this task together there the proper conditions need to come into fruition that would allow us to take this common stop. For example, we must have political representation at the ongoing meetings in Geneva which are currently working toward a political solution for Syria and we need to take part in the process to achieve a political solution in Geneva.

The second is that from this day forward the governing system of Syria must be a democratic federation. It’s a reality now that we are currently working to develop this system in North Syria. They must give support in order for this to be become the governing system across the whole of Syria. However together with this the military support provided by the YPG and YPJ and the military aid are also important. If these conditions are forthcoming, then we will be able to work together to liberate Raqqa and these other areas.

Presidential Envoy Brett McGurk came to visit you twice. During his visits he reportedly made some remarks about the recognition of Rojava’s political system. At the same time, you have relations with the State Department and other governmental organizations. How do you evaluate those who say these developments, kind of, mark a recognition of a political status for the Kurds by the United States?

This is an important step and it is important, but it is not enough. This is to say that if are to create a future Syria together then the political and diplomatic relationships must be taken to a higher level and enter a different stage.

aldar_brett
Aldar Xelil and Brett McGurk in Kobani

Much criticism has been directed at the countries taking part in the Geneva meetings for not having included the Kurds in these meetings. Right now it is clear that both America and Russia want the Kurds to take part in any more meetings which take place. Have you gotten any message about this until now?

Right now some things are being talked over and we have an ongoing dialog. Something like this is on our agenda. However, it is not only participation but participation with certain conditions. Under what circumstances will we participate? If like before they want us to send one person as a part of a larger delegation, it won’t work. There needs to be more debate on this subject. If we are going to participate as our own delegation then there will be some things we have to stay, because we will be there representing a third line. If we are left in the shadow of certain groups which are against democracy, human rights and a democratic Syria and they want us to send one person to work among these groups it won’t work. Our participation would change nothing. For these reason there are certain conditions and requirements for us to participate. This is a subject on which we are holding discussions right now.

Discussion? Are you receiving invitations from American officials or politicians to discuss these questions? Do you have any current preparations or planning for such meetings? 

In fact, up until now some of our colleagues have been in involved in meetings and have been traveling back and forth. Of course [the United States] is in an important place because it functions as a decision center for many different countries and it possess a certain authority. For this reason, our meetings have taken on a greater importance and our plans have a broader and more ordered framework. We have ongoing efforts in this area. We will attempt to bring this forward as much as possible. In fact, we consider it very important that our officials and those who represent us explain our realities to American policymakers, think-tanks and the American people.

What about Turkey’s role in terms of your relations with the Unites States and generally in Syria? here. Mr. Erdogan has openly said a number of times that “America should not work together with the YPG and they must put an end to this.” With this in mind how to evaluate America’s relationship with Turkey in terms of all its views on the Syria problem? Once more, the situation in Aleppo is becoming quite dire, the bombings are continuing, the destruction is at its height?

Turkey has done a great disservice to Syria. From the very beginning of the revolutionary struggle, it has played a terrible role. It has created paramilitary groups loyal to itself. Within Syria it has changed the shape and direction of the Syrian revolution and in fact even changed the entire strategy there. Most recently Erdogan reestablished relations with the Syrian regime against the Kurds and against democracy and solely for the purpose of keeping that area under his control and preserving his foothold in the region. Now Erdogan and the regime of Bashar Assad have become friends. For that reason, he has pulled back anti-regime forces under his control and handed them over to the regime of Bashar Assad. They want to do in Aleppo what they have done in Damascus and now they are making way for the groups there [to leave].

What did Erdogan do in the name of liberating Jarabulus? What has he really done to Daesh? In fact, what he is hoping to accomplish is to join together under one force both Daesh and all the groups connected to him and to change the objective in this way. They want to use all of their forces which until now were fighting against the regime against the democratic struggle in Syria and especially against the Kurds. Right now there is work underway to centralize this groups in Jarabulus and the surrounding countryside. While these forces are being used against the Kurds on one front they hoping for the Syrian regime to liberate the other parts of Syria.

At the same time, they trying to bring all other groups under their control or to keep them that way. In fact, it is very clear what these groups have done in Aleppo until now. There is a very dramatic and tragic situation unfolding now in Aleppo. There are massacres happening from minute to minute, hour to hour. Civilians are being targeted, hospitals are being bombed. Inhumane things are occurring in Aleppo. There needs to be an international condemnation of what is happening there.

Finally, what is the situation in Afrin, Shahba and al Bab? When you look at Aleppo right now what is the situation of the Kurds there?

In fact, Afrin and the other regions are a part of Rojava Kurdistan. We have for years been working to shape developments in these regions and their aftermath. However, in Afrin there is the problem stemming from the effects of its ongoing encirclement, that is it’s having been put under siege. They are attacking Afrin with groups they have brought from Aleppo and other regions. In fact, just recently they have started to attack Azaz and Rai. However, I believe that we have sufficient forces to unite Afrin, Manbij and Kobane. We also have sufficient forces to open a road or corridor between them. Only then can Afrin gain some strength in the economic and political spheres, only then can it form its own system and emerge from under siege so that they can go stronger as part of a federation in North Syria.

When you look at Afrin historically, culturally and politically it is part of Kurdistan. When you read historical documents you see that this region was called the ‘Çîyayê Kurmênc’ or the Kurdish Mountain region. At times it seems that when we talk about liberating this area or opening a corridor to this area people perceive it as if we were talking about a region outside our own. It’s as if we are going there in order to occupy it. However, over there is a part of Kurdistan and a part of Rojava Kurdistan. We have been living there throughout history. In fact, there are YPG and YPJ forces in Afrin. And the YPG and YPJ forces there are made up of women and men from Afrin. They also want to break the siege as the defense forces protecting that region. If the forces from Afrin move toward Kobane and the forces from Kobane move toward Afrin this does not mean that some other force has entered that area, because that land belongs to them.

But if even if we live aside for a moment that Afrin and Kobane are part of Kurdistan, we can say that they are within the borders of Syria. Afrin is a city in Syria. Kobane is a city in Syria, Aleppo is a city in Syria. If all of these are Syrian cities, then we have a right to defend and protect our people in these cities and we have the right to lift the siege under which they are living. However, those cities are a part of Kurdistan and a part of Syria and we will fulfill our responsibility for them. Of course the Kurdish people will be sensitive on this issue and they will protect their people. More importantly, if Afrin is a center of the democratic system then the for this federal system to be formed and develop then its encirclement must be ended and the siege of Afrin must be lifted, and a road must be opened between Afrin and the other areas.

Rojava’nin Etkili İsimlerinden Aldar Xelîl ile Güncel Konular Üzerine

aldd

Sayın Aldar Xelil, geçen hafta başkan adayları arasında yapılan televizyon tartışmasında Hillary Clinton, “Biz DAİŞ’in peşini bırakmayacağız ve de bizimle birlikte savaşan Kürt ve Arap güçlerini destekleyeceğiz,” dedi. Clinton’un bu konuşmasını nasıl buldunuz?

Evet, yerinde bir değerlendirme. Bizler şu gerçeği görmeliyiz ki, gelecekte tüm Suriye halklarının katılım göstereceği demokratik bir Suriye için, Suriye’de temel olacak bir gücün olması önemli. Bu çerçevede Kürt güçlerine destek verilmesi de önemlidir elbette. Fakat bu sadece askeri bir destekle sınırlı kalmamalı. Yapılacak destek siyasi, diplomatik, ekonomik, toplumsal yani bütün alanları kapsayacak bir desteğe dönüşmeli.

Peki, bahsettiğiniz bu diğer alanlara gelmeden önce, ben askeri alan üzerinde biraz durmak istiyorum. Birkaç gün önce Amerika Senatosunun Dışişleri Komisyonu’nda özel bir oturum vardı. Bu oturumda Amerika Savunma Bakanı Ash Carter ve Amerika Genelkurmay Başkanı YPG’ye doğrudan silah verilmesi talebinde bulundu. Üstelik YPG’yi çokça övdüler. Washington çevrelerinde bu öneriler Rakka operasyonunda nasıl bir rol oynayabilir. Rojava Kürtlerinin bu operasyonda yer almalarının şartları nelerdir? Kürtler bu konuda nasıl bir beklenti içerisinde?

Yani doğrusu, zaten onlar burayı DAİŞ’ten temizlemek ve bölgeyi kurtarmak istiyorlarsa bunun için buradaki tek aktif güç YPG’dir. YPG ve içinde yer alan bileşenleri kararlı bir siyasi iradeye sahipler. Sadece bir araya gelmiş sıradan güçler değiller. Ancak Amerika bilmeli ki, bizim Rakka’ya yönümüzü çevirmemiz ve birlikte bu işi yapabilmemiz için, birlikte ortak adım atacak koşulların olgunlaştırılması lazım. Örneğin, şu an Suriye’de siyasi çözüm için Cenevre’de yürütülen görüşmelerde biz de bir siyasi temsilcisi olarak orada olmalıyız ve de Cenevre’deki bu siyasi çözüm sürecinde yer almalıyız.

İkincisi ise; bugünden sonra Suriye’nin yönetim biçimi demokratik federasyon sistemi olmalı. Kaldı ki, biz şu an Kuzey Suriye’de bu sistemi geliştirmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu sistemin bütün Suriye’de yönetim biçimi olması için federal sisteme destek verilmelidir. Zaten bununla birlikte o bahsedilen desteğin, yani YPG ve YPJ’ye hem askeri desteğin verilmesi hem silah yardımının yapılması önemlidir. Eğer bu şartlar yerine gelirse o zaman biz de Rakka ve diğer bölgeler için birlikte çalışma yürütebiliriz.

Bir süre önce Sayın Brett McGurk sizi ziyarete gelmişti. Bu ziyaret, Rojava’nın siyasi yapısının tanınması olarak yorumlanmıştı. Bu arada sizin hem Amerika Dışişleri Bakanlığı hem de diğer kurumlarla da ilişkileriniz sürüyor. Bu gelişmelerin Amerika’nın Kürtlerin siyasi statüsünü tanıması olarak yorumlanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

 aldo-xelo

Bu olumlu bir adımdır ve önemlidir, ancak yeterli değil. Yani geleceğin Suriye’sini birlikte kuracaklar için, yeni bir Suriye kurmak için Siyasi ve diplomatik ilişkiler daha üst seviyeye taşınmalı, farklı bir aşamaya girmeli.

Cenevre görüşmelerinde Kürtleri bu görüşmelere dahil etmedikleri için bu görüşmelere katılan ülkelere yönelik birçok eleştiri yapılmıştı. Şu an görülüyor ki, Amerika ve Rusya Kürtlerin de bundan sonra yapılacak görüşmelerde yer almasını istiyor. Bu konuyla ilgili şimdiye kadar size bir mesaj ulaştı mı?

 

Şimdi bazı şeyler söyleniyor ve bu konuyla ilgili bazı diyaloglarımız da var. Böyle bir şey gündemde doğrusu. Fakat yalnızca katılma değil, katılım denildiğinde bunun koşulları vardır. Nasıl katılacağız? Diğer seferde olduğu gibi eğer bir şahıs olarak bir grup içinde katılmamız istenirse bu olmaz. Bu konu için geniş bir tartışma yürütmek lazım. Heyet gibi katılacaksak söyleyeceklerimiz olur, çünkü biz burada üçüncü hattı temsil ediyoruz. Biz demokrasiye karşı olan, insan haklarına karşı olan, demokratik bir Suriye’ye karşı olan bazı güçlerin gölgesinde bırakılırsak ve bir kişiyi bu grupların arasına göndermemiz istenirse bir anlamı olmaz. Katılmamız da bir şeyi değiştirmez. Bu nedenle bu görüşmelere katılmanın da bazı koşulları ve gerekleri vardır. Bu şu anda bizim tartıştığımız bir konu.

Bu konuları konuşmak için Amerikan siyasetçileri ve yetkilileri tarafından size bugüne kadar herhangi bir davet geldi mi? Önümüzdeki günlerde bu yönlü görüşmeler yapmak için bir girişiminiz veya hazırlığınız var mı?

Zaten şimdiye kadar bazı arkadaşlarımız bazı görüşmeler yapmak için gidip geliyor, bazı görüşmeler yapıyor. Tabii ki orası önemli bir yer, birçok ülkenin karar merkezi gibi hareket ettiği için ve bu anlamda bir etki ve yetki sahibi olduğu için bundan sonra daha düzenli ve geniş çerçeveli planlamalarla, görüşmelerin sürdürülmesi daha da önemli hale gelmiştir. Bunun için girişimlerimiz var. İmkân buldukça bu çalışmalarımızı daha da ileri bir aşamaya taşıyacağız. Hatta yetkililerimiz ve bizi temsil edenlerle Amerikan kamuoyu ve halkına da gerçekliğimizi anlatmak için bir çalışmanın yürütülmesini de önemli görüyoruz.

Biraz da Türkiye’den bahsedelim, Türkiye’nin buradaki rolünden. Türkiye’nin Rojava Kürtlerine karşı politikaları yakından izleniyor. Bu anlamda büyük girişimleri var, son zamanlarda da bu açıkça görülüyor. Hatta Sayın Erdoğan birkaç sefer açıkça dedi ki; “Amerika YPG ile birlikte hareket etmemeli, birlikte hareket etmeye son vermeli.” Bu çerçevede siz Türkiye’nin Amerika’yla olan ilişkileri çerçevesinde bir bütün olarak Suriye sorununa bakışlarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Ayrıca Halep’te de durum çok kötüye gidiyor, bombalamalar devam ediyor, yıkım üst seviyeye çıkmış durumda?

Türkiye, Suriye için çok kötü bir rol oynadı. Suriye’de devrim mücadelesinin başladığı günden beri çok kötü rol oynadı. Kendisine bağlı çete gruplar oluşturdu. Suriye içinde Suriye devrimini şeklini ve yapısını değiştirdi ve hatta oradaki stratejiyi bile değiştirdi. En son olarak da Erdoğan orada kontrolü elinde tutmak için kendini orada var etmek için Kürtlere karşı, demokrasiye karşı Suriye rejimiyle yeniden ilişki kurdu. Şimdi Erdoğan ve Beşar Esad rejimi dost olmuşlar. O nedenle de şu anda rejimin elinde olmayan alanlardaki kendisine bağlı rejime karşı güçleri o bölgelerden çıkarıp o yerleri tekrar Beşar Esad rejimine teslim ediyor. Şam ve çevresinde yaptıklarını şimdi de Halep’te yapmak istiyor ve oradaki gruplara yol veriyor. Erdoğan Cerablus’u özgürleştirme adı altında ne yaptı, esas olarak DAİŞ’i ne yaptı? Aslında yaptığı oluşturmak istediği bölgeye kendisine bağlı bütün güçleri ve da DAİŞ’i de toplamak bu şekilde hedeflerini değiştirmektir. Şimdiye kadar rejime karşı savaştırdıkları tüm güçleri Demokratik Suriye mücadelesine karşı ve de özellikle de Kürtlere karşı kullanmak istiyor. Cerablus ve çevresini bu gurupların merkezi haline getirmek için çalışmalarını sürdürüyor. Bununla bir taraftan Kürtlere karşı bu güçleri savaştırırken bir taraftan da var olan Suriye rejimin özgürleştirmek istiyor. Diğer taraftan da geriye kalan grupları da kendi denetimine almaya ya da elinde tutmaya çalışıyor. Zaten şuan Halep’te bu grupların eliyle neler yaptıkları ortada. Halep’te dramatik ve trajik bir durum yaşanıyor. Halep’te dakika dakika, saat saat katliamlar gerçekleşiyor. Siviller hedef alınıyor, hastaneler bombalanıyor. Yani insanlık dışı şeyler Halep’te yaşanıyor. Bu yaşananlara karşı uluslararası bir uyarının yapılması lazım.

Kısaca Afrin, Şehba, Bab ve bu bölgelerdeki Kürtlerin durumu nedir? Halep’teki tabloya baktığımızda Kürtler ne durumdalar?

Zaten Afrin ve diğer bölgeler Rojava Kürdistanı’nın bölgeleridir. Biz yıllardır kendi çabalarımızla bu bölgeleri yapılandırmaya çabalıyoruz ki diğer bölgelerin akıbetine uğramasınlar. Ancak Afrin’e etki yapan çember meselesidir. Yani oranın çembere alınmasıdır. Halep ve diğer bölgelerden götürdükleri grupları Afrin’e saldırtıyorlar. Hatta son zamanlarda Azez ve Raha’ya da saldırmaya başladılar. Ancak inanıyorum ki Afrin, Minbiç ve Kobani’yi birleştirmeye gücümüz yeter. Aralarında da bir koridor ya da yol açmaya da gücümüz yeter. Ancak bu şekilde Afrin ekonomik ve siyasi alanda biraz güç sahibi olabilir, ancak bu şekilde kendi sistemlerini kurabilir ve kurulan çemberden çıkabilirler ki federasyonun bir parçası olarak Kuzey Suriye’de güç sahibi olsunlar. Afrin tarihi, siyasi ve kültürel açıdan da bakıldığında da Kürdistan’dır. Tarihi belgelerde de burası Çîyayê Kurmênc yani Kürt Dağı bölgesi olarak geçmekte. Gerçekten de biz bu bölgelerden bahsettiğimizde, yani Afrin bölgesinin kurtuluşu için koridor açmak ve çemberi kırmaktan bahsettiğimizde, sanki bizim bölgemizin dışında bir bölgeden bahsediyormuşuz gibi algılanıyor. Sanki biz gidip orayı işgal ediyoruz, başka bir gözle oraya bakıyormuşuz gibi bakılıyor. Ancak orası Kürdistan’ın bir bölgesi, Rojava Kürdistanı’nın bir parçası. Tarihten beri biz orada yaşıyoruz. Hata Afrin’de YPG ve YPJ güçleri de var. Orada’ki YPG ve YPJ güçleri Afrin’in kızları ve erkeklerinden oluşuyor. Onlar bu bölgenin savunma güçleri olarak etraflarındaki çemberi kırmak istiyorlar. Afrin savunma güçleri Afrin tarafından Kobani’ye doğru, Kobani güçleri Kobani tarafından Afrin’e doğru giderse bu başka bir gücün oraya girdiği anlamına gelmez, çünkü kendi toprakları.

Yani Afrin ve Kobani’nin Kürdistan’ın bir parçası olduğunu bir tarafa bırakırsak, zaten bunları Suriye sınırları açısından değerlendirdiğimiz zaman dahi, Afrin de Suriye’nin bir şehri, Kobani de Suriye’nin bir şehri, Halep’te Suriye’nin bir şehridir. Eğer bunların hepsi Suriye’nin şehirleri ise bu şehirlerdeki halkımızı koruma ve savunma hakkımızda var demektir, bu çemberden onları kurtarma hakkımız vardır.  Zaten o şehirler Kürdistan’ın bir parçası, Rojava’nın bir parçası, elbette sahip çıkacağız. Elbet Kürt halkı bu konuda hassas olacaklar, halkını koruyacak. Her şeyden önemlisi eğer Afrin demokratik sistemin bir merkezi ise, federal sistemin oluşması ve gelişmesi için bu çemberin kırılması ve Afrin’in bu çemberden çıkarılması lazım, Afrin ile diğer bölgeler arası bir yolun açılması lazım.