Monthly Archives: June 2017

Mahmud Berxwedan: Türkiye Afrin’e Operasyon Düzenlerse Büyük Bataklığa Saplanır

FullSizeRender

YPG Afrin Genel Komutanı Mahmud Berxwedan ile Türkiye basınında çıkan Afrin’e karşı olası bir operasyonu ve YPG’nin hazırlıklarını ve böylesi bir operasyonun bölgeye ve Rakka operasyonuna etkilerini konuştuk

Mutlu Çiviroğlu  @mutludc

**

 

Sayın Mahmud Berxwedan, Türkiye medyasında çıkan haberlere göre Türk ordusu ve desteklediği gruplar Afrin’e geniş çaplı bir operasyon hazırlığındalar. YPG komutanı olarak çıkan bu haberleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Afrin’de son durum nedir?

Mahmud Berxwedan: Türkler, Erdoğan’a bağlı medya, uzun bir süredir Şehba ve Afrin ile ilgili asılsız haber hazırlıyorlar. Gerçekleri tümden çarpıtıyorlar. Başta herkes bilmelidir ki Türk devleti işgalcidir; Cerbalus’tan Bab’a, Ezaz’a kadar Suriye topraklarını işgal etmiştir. Bu bölgede radikal İslamcı grupları ve diğer terör örgütlerini de destekliyor ki bu da açık bir şekilde görülüyor. Bütün bu terör örgütleri Türkiye’den Suriye’ye geldiler ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya gittiler. Şu an Türkiye’nin desteklediği grupların komutanlarının çoğu eskiden DAIŞ komutanıydılar. Bütün dünya biliyor ki bunlar aynı zamanda Türkiye’de eğitim görmüş kişiler. Bu gerçeğin üzerini örtbas etmeye çalışarak teröre karşı mücadele eden bizleri, dünya kamuoyuna terör örgütü olarak göstermeye çalışıyorlar.

Peki, Afrin’de YPG tarafından Türkiye’ye karşı idia edildiği gibi bir tehdit söz konusu mu?

Mahmud Berxwedan: Geçen altı yıllık süre zarfında Türk devleti ile aramızdaki sınırda herhangi bir sorun yaşanmadı. Şimdiye kadar tarafımızdan tek bir kurşun bile Türkiye topraklarına gitmemiştir. Fakat öte taraftan, Türk devleti sürekli olarak Afrin köylerini bombalayarak bu toprakları işgal etmeye çalışıyor. Birçok defa da sivillerimiz, arkadaşlarımız yaralanmış ve şehit düşmüştür.

Fakat Türk devleti her defasında YPG’nin başta saldırdığını ve ordunun da cevap verdiğini söylüyor. Önceki gün, Reuters’ın Türk ordusu kaynaklarına dayanarak verdiği habere göre de sizin saldırınıza cevap verilmiş?

Mahmud Berxwedan: Tam aksine, Türk devleti gerçekleri çarpıtıyor. Özel savaş konsepti ile doğruları tersyüz ediyor. Dünya kamuoyu biliyor ki başta Türk ordusu toplarla saldırıyor. Qestel’den Hizwan’a kadar, Şehba bölgelsinde köyler de dahil hep Türk devletinin saldırılarına maruz kalıyorlar.

Türk ordusu ve desteklediği gruplar Şehba bölgesini sözde terörden kurtarmak amacıyla operasyonlar düzenlediğini söylüyorlar. Bu köylerin birçoğu DAIŞ ve diğer radikal İslamcı grupların elindeydi fakat özgürleştirildi ve şimdi oranın köylüleri orada yaşıyor. Türk ordusunun saldırdığı yerlere insanlar korkup gidemiyor. Kefirna, Kefirnask, Tilrefat gibi yerlere insanlar dönmüş ama. O taraflarda yaşayan insalar Arap ve kendi köylerini koruyorlar. Yani başka herhangi kimse oraya gitmemiş.

Afrin bölgesi kamuoyunun da bildiği gibi 6 yıldır en huzurlu bölge. Bu bölgenin insanları kendileri topraklarını koruyorlar, dışardan kimse gelmiş değil. Türk devleti PKK ve terör bahanesiyle buraya saldırmak istiyor fakat asıl terör olarak Türkiye burayı işgal etmiş durumda.

Türkiye’nin tutumu dışında, bölgedeki diğer iki gücün, Amerika ve Rusya’nın tutumunu da sormak istiyorum.Bahsettiğiniz saldırılara karşı Rusya nasıl bir tepki gösteriyor? Amerika Roajva ve Suriye’de YPG ve HSD’yi destekliyor. Kobani Savaşı sırasında siz YPG’nin ordaki genel komutanıydız ve Amerika sizi destekliyordu. Sizce Amerika Afrin’deki YPG’yi Cezire ve Kobani’deki YPG’den ayrı olarak mı görüyor?

Mahmud Berxwendan: Evet, Kobani Direnişi sırasında oradaydım ve şimdi de Afrin’deyim. Bizim için ikisi de bir.

Hem Rusya hem de Amerika, Türk devletinin ne yapmak istediğini biliyor. Suriye şimdi tam olarak bir menfaatler alanı. Bizim hedefimiz, ister Cezire bölgesinde olsun ister Afrin’de, Suriye’de terörü bitirmek. Biz altı yıldır burada DAIŞ ve diğer terör örgütlerine karşı savaşıyoruz, binlerce şehit verdik. Teröre karşı mücadelemizde kim bizi desteklerse onlarla beraber yürürüz, bu Amerika da olabilir Rusya da. Her iki devletin de teröre karşı destekleri oldu.

Türkiye’nin Afrin’e operasyon gerçekleştirmesi durumunda neler yaparsınız, herhangi bir hazırlığınız var mı? Ve böyle bir saldırı Rakka operasyonunu nasıl etkiler?

Mahmud Berxwedan: Türk devleti şu an Afrin bölgesi üzerine planlar kuruyor. Şüphesiz operasyonun gerçekleşmesi bütün taraflar için tehlikeli bir durum yaratır. Bu müdahele başta Rakka operasyonu etkiler. Çünkü Afrin ve Şehba bölgesi bizim için stratejiktir ve kimsi bu bölgenin Cerablus ve Bab gibi olduğunu düşünmesin.

Türk devleti eğer buraya bir operasyon düzenlerse, hem siyasi hem de askeri olarak büyük bir bataklığa saplanır. Türk devletine karşı büyük bir direnişin gerçekleşeceğini herkes bilsin. Yediden yetmişe bütün Afrin halkı direnişe katılır ve topraklarını Türk devletine bırakmaz.

Yıllardır Afrin halkı ile birlikte yaşayan Ezaz halkına ve sıkıştığında Afrin’in yardımına koştuğu Mera halkına selenmek istiyorum: Türk devletinin oyunlarına kanmasınlar ki onlar yıllardır bölge halkı arasında düşmanlık yaymaya çalışıyorlar. Türk devleti bölgede Kürtler ve Araplar arasında savaş çıkarmaya çalışıyor, bunu iyi görmeliler.

 

Berxwedan of YPG: Turkey Will Be Plunged into a Swamp if Tries to Occupy Afrin

Kobane_Announcement
YPG Commander Mahmud Berxwedan, Canton PM Anwar Moslem, Photo (Mislim Nebo)

Mutlu Civirglu @Mutludc

YPG General Commander in Afrin region Mahmud Berxwedan responds to our questions regarding latest developments in Afrin region and reports about the Turkish media on a possible Turkish operation against Afrin.

Mr. Berxwedan, in the past several days there have been many reports published by Turkish media saying that the Turkish army and their supported militants are preparing a large-scale operation against Afrin, as a commander of the YPG, how do you see these reports? What is the current situation in Afrin?

Firstly, I extend my greetings to the listeners of the VOA Kurdish, anyone who hears our voice we greet them from Afrin. It is critical for us to share the realities in Afrin with the world outside. The Turkish govt controlled media have been spreading misinformation in the form of military psychological warfare for a long time, especially Erdogan supporting channels, spreading many groundless news regarding Afrin to undermine the reality in the region.

First thing for us to know is that Turkey is an occupying state, it has occupied parts of Syrian soil. From Jarabulus to Al-Bab, and towards Azaz, it has occupied Syrian territory in an action like the occupation of Liwa Iskandaroun. Turkey at the same time supports radical Islamist terrorist groups in Syria, and everyone knows this now. All of the terrorist groups came into Syria through Turkey. Conversely, all radical groups went to Europe through Turkey. The world knows about all this very well.

Now Turkey is making safe havens for the Ikhwans [Muslim Brotherhood groups], groups that most of their commanders were earlier working with Daesh [Islamic State] – their training bases are in Turkey, again openly, in defiance of world opinion. But now Turkey tries to fabricate these realities, while Turkey itself trained and backed these terrorist groups they now attempt to portray the revolutionary people of Afrin, those who are only defending their lands, as terrorists – this is formally deceiving the public opinion.

Is there a threat from Turkey towards YPG in Afrin?

From our side in six years there has not been one problem on our Afrin borders with Turkey. We have fired not one single bullet towards Turkey. The Turkish state however, is always violating the borders, occupying parts of Afrin soil, built walls along the border and repetitively shelled Afrin villages; causing many deaths and injuries.

But Turkey always claims that you [YPG] are attacking, and they are responding – most recently two days ago in a report by the Reuters, they said the YPG attacked and they repelled.

This is completely false. The reality is unlike how they falsely claim, as I said the Turkish state fabricates the facts on the ground using their special psychological warfare. People see on the ground that Turkey carries out attacks and shells the region – all Afrin villages from Qastal to Hizwan areas as well as Shahba villages are being targeted by Turkey.

The excuse Turkey gives for its occupation was to support radical groups against another terrorist group, for example the ones in Tal Rifat [east Afrin], which was liberated later on. Local people want to return back to their homes but Turkish shelling does not allow them to do so, however where Turkish shelling is comparatively mild, there are many who have been inhabited, for example Kafir Nayem, Kafir Nasih, and also Til Rifat despite Turkish shelling. People who are defending those areas are local to the areas, including Arab components from Jaish Al-Thuwar [Army of the Revolutionaries].

And regarding Afrin, for the past six years, it has been the most secure and peaceful place in all Syria, having a self-administration with local defense forces. With all this being said, Turkey tries to distort and portray a purposefully fabricated picture, claiming that ‘there is PKK there,’ ‘there are terrorists who have occupied the region’ – but in reality, the Turkish state has brazenly occupied parts of Syria, itself is an occupying force yet it tries to show the world a fabricated image. The people in defense positions are all native to Afrin, protecting their lands.

I would like to know about the two main forces in Syria, the US and Russia – if we start with Russia, what is their approach towards Turkish preparations, and speaking about the US, although there are collaboration with the YPG and the Syrian Democratic Forces (SDF) – and you yourself were the chief YPG commander during Kobane Resistance – does the US works differently with the YPG in Kobane and Jazira with the YPG in Afrin?

That is right, I was a part of YPG command in Kobane, and now I am in Afrin, the two are the parts of the same YPG.

Both the US and Russia know about the reality of Turkish activities; they also know what Turkey want to create, but Syria now has turned into an area of different competing interests. Despite that, our objective is to clear Syria from terrorist groups, be it in Jazira region or in Afrin region, and since the initiative of our forces, we have fought terrorism, Daesh or other groups; many lives have been sacrificed for this purpose. In our fight against terrorism, whoever stands along us, we will also remain true to them, the US or Russia – and we have the two countries support in both sides of the Euphrates, we would welcome their support in the future.

My last question is, if there was an attack on Afrin, what would be your response? What are your preparations? And how would a situation like that affect the ongoing Raqqa operation?

Turkey is preparing a plot for the region in general, without knowing that it would put everyone in danger, it would impact everything specifically the Raqqa campaign – Shahba and Afrin regions are strategically important for us. Such an attack by Turkey will influence forces that are present in the region, the Russians, for instance.

On the ground, Shahba and Afrin have a different situation than other areas, they are not like Jarabulus that Turkey can easily occupy. Turkey will be plunged into a swamp, politically and militarily – there will be an historical resistance against Turkish occupation in Afrin and Shahba regions. The people of Afrin along their military forces will defend themselves against such attempts.

I would also like to call on the people of Azaz who have long lived alongside the people of Afrin, and the people of Mare who in difficult times, Afrin and Shahba have supported them, to not allow occupying Turkey plans to sow hostility among peoples of the region – everyone must learn of these plans of the Turkish state.

 

*Translated into English by www.YPGRojava.com/en

YPG Sözcüsü Nuri Mahmud ile Gündeme Dair Konuları Görüştük

YPG Sözcüsü Nuri Mahmud ile gündeme dair önemli konuları görüştük.

Clipboard01nu

Sayın Mahmud, gelen haberlere göre ABD’nin geçtiğimiz haftalarda açıkladığı YPG’ye doğrudan silah yardımı size kısa bir süre önce ulaştı. ABD’nin yaptığı bu silah yardımı hakkında neler söylemek istersiniz?
Nuri Mahmud: Amerika’nın böyle bir karar alması zaten çok önemli, fakat daha önceki açıklamalarımızda da belirttiğimiz gibi geç alınmış bir karar aslında. Bu geç alınmış karar da IŞİD’le mücadele önemli bir rol oynayacak. YPG ve çatısında birleştiğimiz DSG, IŞİD’e karşı büyük bir mücadele yürüttüler. Dünyaya korku salan bu vahşi terör örgütünü bizim birliklerimiz durdurabildi. Alınan bu silah yardımı kararıyla birlikte IŞİD’e karşı daha etkili bir mücadele yürüteceğiz.

Uzun yıllar boyunca Amerika’nın müttefiki konumunda olan Türkiye de YPG’nin devre dışı bırakılması karşılığında Suriye’deki savaşta rol almak istiyordu ancak istediğini alamadı ve Suriye’de kendisi devre dışı kaldı. Üstelik Türkiye’nin sert tepkisine rağmen ABD, YPG’ye doğrudan silah yardımına başladı. Bazı uzmanlar şimdi Suriye’deki savaşta YPG’nin Amerika’nın resmi müttefiki olduğunu söylüyor. Siz de öyle görüyor musunuz?

Nuri Mahmud: YPG adından anlaşılacağı üzere toplumu koruyan bir güç. YPG üzerinden halk Rojava’daki hayallerini gerçekleştirmek istiyor ve bundan dolayı YPG’ye sahip çıkıyor. YPG ve Demokratik Suriye Güçleri (DSG), tüm halkları ve kültürleri içinde barındıran güçler olarak Suriye’ye model oluşturuyorlar. Amerikan kamuoyu da Rojava’daki halk gibi bu modele güveniyor. Bunu karalamak isteyen bazı güçler var, fakat gerçekten bunların Suriye’ye Rojava’ya ve batıya herhangi bir faydası yok.

Geçtiğimiz haftalarda Türkiye’nin Washington Büyükelçiliği önünde ve ABD Başkanı Trump ile Türk yetkililerin buluştuğu otelin önünde ABD vatandaşlarının da katıldığı YPG’ye destek gösterilerinde Türkiye protesto edildi. Bu gelişmeleri takip ediyor musunuz?

Nuri Mahmud: Evet bu gelişmelerden haberimiz var, takip ediyoruz. Teröre karşı yürüttüğümüz mücadele bütün halklar için bir umut kaynağı olmuş durumda. YPG saflarında yer alan Amerikalılar da var aramızda, şehit düşen arkadaşlarımız da oldu. Bize olan desteklerini çok anlamlı buluyoruz ve bize ciddi anlamda güç katıyor. Bu tür gösteriler batı toplumu ile YPG arasında bir köprü işlevini görüyor. Bize destek gösterileri düzenleyenlerle aynı mevzideyiz ve teröre karşı birlikte mücadele yürütüyoruz.

Son dönemlerde sizin de yer aldığınız Demokratik Suriye Güçleri’nin Rakka etrafında birçok köy ve kasabayı IŞİD’ten kurtardığı biliniyor. Rakka Operasyonu şu anda ne durumda?

Nuri Mahmud: Güçlüklerimiz Rakka etrafında sürekli ilerleme kaydediyor. Şu an Azadi Barajı yakınındalar ve Rakka’nın kuzeyinden ve batısından nehre ulaştık. Güneyde de DSG el-Mansura’ya operasyon düzenliyor şu anda. (Mansura kasabası Cuma gecesi alındı/ MÇ) Önümüzdeki günlerde çok yakın bir zamanda demek istiyorum, Rakka’ya operasyon başlatılacak. Şu ana kadarki ilerlememizde çok zorlanmadık diyebilirim.

Rakka’ya ne kadar mesafedesiniz şu anda?

Nuri Mahmud: İki kilometreden, bazı yerlerde sekiz kilometreye kadar mesafe var Rakka’ya.

Yeni ulaşan silahların, cephede IŞİD’e karşı mücadele eden savaşçılarınız üzerindeki etkisi ne oldu?

Nuri Mahmud: Savaşçılarımız en başından beri büyük bir inançla mücadele ediyorlar. Kobani’ye kadar alan genişleten IŞİD, YPG ve YPJ savaşçılarının inançlı mücadeleleri sonucu toprak kaybetti ve giderek dar bir alana sıkıştı. Şimdi Rakka etrafında da aynı inançla IŞİD’e karşı savaşıyorlar. Bu silahlar teknik olarak elbette ki etkili olacaklardır. Fakat eğer savaşçılarımızın inancı olmasaydı bu teknik de istenildiği şekilde kullanılamazdı. Diğer Suriye güçlerine birçok silah yardımı yapılmasına rağmen herhangi bir zafer elde edemediler. Tam aksine halka zararları dokundu bu diğer güçlerin. DSG bu silahları, Suriye halkının demokrasisi ve özgürlüğü için bu silahları kullanacak.

Rakka Operasyonu’nun ne kadar süreceğini öngörüyorsunuz?

Nuri Mahmud: Rakka, terör örgütü IŞİD için stratejik bir merkez. İlan ettikleri hilafetin başkenti olarak görüyorlar Rakka’yı. Bundan dolayı da kolay kolay vazgeçmeyecekler bu şehirden. Elimize ulaşan bilgilere göre IŞİD, Rakka içinde ciddi bir hazırlık yapıyor. Tüneller kazıyor ve intihar saldırılar için arabalar ve kişiler belirliyorlar. Yine sivilleri kalkan olarak kullanmak için de çalışmalar yapıyorlar. Rakka’ya doğru birçok yöntemle ilerledik ve açıkçası YPG ve DSG’ye karşı ciddi bir direniş gösteremediler şimdiye kadar. Büyük bir ihtimalle Rakka şehir merkezinde ölüm-kalım savaşı verecek. Operasyon bir iki ay sürebilir. Haziran ayı ortalarında Rakka içinde olmayı planlıyoruz.

Haşdi Şaabi güçleri, Şengal’in güneyine düşen Suriye sınırındaki birkaç köyü IŞİD’ten aldı. Bazı medya kuruluşları, İran’ın Haşdi Şaabi üzerinden Beşar Esad rejimine silah göndereceğini yazdı. Bu senaryoda Kürtlerden de bahsediliyor. Böyle bir durumda YPG’nin tutumu ne olur?

Nuri Mahmud: Şimdiye kadar böyle bir durumla karşılaşmadık. Biz Rojava sınırını koruyoruz. Haşdi Şaabi’nin henüz Rojava sınırına bir saldırısı yok. Bizim de Irak topraklarına müdahale durumumuz yok. Sınırlarımızı koruyup, sınırlarımız dışına çıkmıyoruz. Halkların demokrasi ve özgürlüğüne, Suriye’nin kurtuluşuna yönelik hiçbir müdahaleyi kabul etmiyoruz. En başından beri biz diyalog ve çözüm taraftarıyız. Bu mesele silahla çözülecek bir mesele değil. Asıl hedef önce terörün bitirilmesi olmalı. Terörün bitmesiyle, Suriye’de diyalog ve çözüm kanalları açılır. Rojava’da demokratik federal bir yönetim gelişiyor şimdi. Bu dengeyi bozmak isteyen hiçbir güç burada tutunamaz.

 

*Bu röportaj 31 MAyıs 2017’de gerçekleştirilmiştir