Hevrin Khalaf, uccisa la paladina curda delle donne: trucidata dai filo-turchi

Hevrin Khalaf, uccisa la paladina curda delle donne: trucidata dai filo-turchiC’è anche una attivista per i diritti delle donne tra i 9 civili trucidati ieri a sangue freddo dai miliziani filo-turchi nel nord-est della Siria. Secondo quanto riferisce il Guardian, Hevrin Khalaf, 35 anni, segretaria generale del Partito Futuro siriano, e il suo autista, sono stati assassinati a colpi di arma da fuoco su un’autostrada dopo essere stati prelevati dalle loro auto da milizie sostenute dalla Turchia, riferiscono le forze curde. Le uccisioni di tutti e 9 i civili sono state filmate e il video diffuso in rete.

«I nove civili sono stati giustiziati in diversi momenti a sud della città di Tel Abyad», ha affermato l’Osservatorio siriano per i diritti umani, riferisce il Guardian. Nel video diffuso sulla rete, si sentono gli assassini gridare insulti mentre sparano contro i civili con le loro armi. Funzionari statunitensi hanno confermato che il filmato è autentico. Khalaf, è stata «trascinata fuori dalla sua auto durante un attacco sostenuto dalla Turchia e giustiziata da milizie mercenarie sostenute da Ankara», ha affermato in una nota il braccio politico delle forze democratiche siriane a guida curda (SDF). «Questa è una chiara prova che lo stato turco sta continuando la sua politica criminale nei confronti di civili disarmati», ha aggiunto. Khalaf era il segretario generale del partito per il Futuro della Siria. Mutlu Civiroglu, esperto in politica curda, ha descritto la sua morte come una «grande perdita». «Aveva un talento per la diplomazia, partecipava sempre agli incontri con americani, francesi e le delegazioni straniere», ha affermato.

Ultimo aggiornamento: 14 Ottobre, 09:00© RIPRODUZIONE RISERVATA

‘A bloody conflict’: Trump’s actions in Syria will have long-term consequences

Kurds call it a stab in the back: chaos to come will have many participants

Syrian Kurds deny Trump’s claim they sell oil to Iran

Syrian Kurds deny Trump’s claim they sell oil to IranSyrian workers fix pipes from an oil well at an oil field controlled by a US-backed Kurdish group in Rmeilan, March, 27, 2018. (Photo: Associated Press)

 

ERBIL (Kurdistan 24) – Salih Muslim, the former co-chairman of the Democratic Union Party (PYD), denied claims made by US President Donald Trump that Syrian Kurds have sold oil to Iran.

During a cabinet meeting on Wednesday, Trump said he was not happy that the Kurds are selling oil to Iran.

“I didn’t like the fact that [the Kurds] are selling the small oil that they have to Iran, and we asked them not to do it,” the US president stated.

It was not entirely clear whether Trump was referring to the Syrian Kurds or the Kurdistan Regional Government (KRG) in Iraq.

Speaking to Kurdish journalist Mutlu Civiroglu, Muslim rejected the American leader’s claims and said there is only local use of oil by Kurds in Syria.

“I asked our people here in the administration, in the YPG [People’s Protection Units], and the others, and they said there are no sales of oil to any side outside of Syria,” the former PYD head said.

The Syrian Kurds have no borders with Iran to sell oil to them, Muslim added, “there is no way, everybody should know the reality.”

Muslim suggested Trump was referring to “other Kurds” because “Syrian Kurds have no relations with Iran.”

“We have no deal, nor sales of oil [with] them, not at all,” he said. “Maybe others are doing so, but that’s not our business.”

According to Çeleng Omer, a former university lecturer from Afrin with expertise on oil, while Iran produces four million barrels per day (bpd), Syria’s production before the war was 400,000 bpd, which equals 10 percent of Iranian oil production.

According to Omer, oil production in Syrian Democratic Forces (SDF) areas in northeastern Syria is only 50,000 barrels. He said this quantity is “consumed locally by refining it in primitive refineries,” adding that Trump may have “confused the Kurds in Syria, with those in Iraq.”

“There is no border between the Syrian Kurdish region with Iran, and the oil produced in their areas is not enough to satisfy local needs, and the war destroyed a large part of the oil fields” which need to be restored before being exported, Omer explained.

“The oil produced in SDF areas meets the needs of fuel in the domestic market only.”

Nicholas A. Heras,  a Fellow at the Center for a New American Security (CNAS), said: “Trump’s statement could mean a couple of things.”

“One, he declassified hitherto classified info about the extent of YPG-Iranian relations in Syria. Or two, he mixed up talking points in his head from an earlier conversation with Turkey about Kurds in Iraq and Syria.”

Meanwhile, Alan Mohtadi, head of T&S Consulting Energy and Security, told Kurdistan 24 he is certain President Trump confused the Syrian Kurds with Kurds in Iraq.

Mohtadi explained that Syrian Kurdistan produces between 30-40,000 bpd, adding that almost all of the oil is used for local consumption.

“They would need to produce three to four times more, get a decent transport route (the border with the Kurdistan Region is tightly controlled), and transport it via trucks to Iran,” he said.

“This is not profitable and logistically almost impossible.”

The KRG announced in November that oil exports to Iran stopped after a new round of US sanctions were enforced.

Wladimir van Wilgenburg

Editing by Karzan Sulaivany

 

https://www.kurdistan24.net/en/news/0b078a0a-836e-4564-aaaf-c0d30add8307

“Afrin Operasyonu Olursa ABD ve Türkiye Ordusu Karşı Karşıya Gelebilir”

Washington’da yaşayan analist Mutlu Çiviroğlu, ABD’nin Afrin operasyonunun gerçekleşmemesi için perde arkasında bir diplomasi yürüttüğünü söylerken, olası operasyonun bölgede ABD ve Türkiye’yi karşı karşıya getirebileceğini de kaydetti.
Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) savaşçılarını taşıyan yaklaşık 20 kadar otobüs bugün Suriye’ye geçti. Fotoğraf: DHA

Aylardır telaffuz edilen “Afrin operasyonu” için en son Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli Afrin operasyonunun mutlaka yapılacağını belirterek, “Temel hedefimiz PYD terör örgütünün tamamen ortadan kaldırılması” açıklaması yaptı.

Washington’da yaşayan gazeteci ve analist Mutlu Çiviroğlu’na bölgedeki son durumu, operasyonun gerçekleşmesi halinde gerçekleşebilecek olası krizleri sorduk.

Hükümet kanadının aylardır sözünü ettiği “Afrin operasyonu” için son adımlar atılıyor, operasyonun her an yapılabileceği vurgulandı tekrar.  Ne anlama gelir bir operasyon, aslında tam olarak ne hedefleniyor?

Türkiye’nin Afrin operasyonunun öncelikle Suriye’de daha fazla söz sahibi olma çabası. Çünkü Türkiye Bab, Cerablus hattına hapsolmuş durumda.

Öte yandan en büyük nedeni ise Türkiye’nin büyük bir tehlike olarak gördüğü Suriye’de kazanımlarını artıran, statülerini pekiştiren Kürtlerin söz sahibi olmaması istemi.

Afrin sonuçta YPG’nin kontrolündeki bölgelerden kopuk. Özellikle Türkiye’nin İdlib kuzeyine konuşlanmasından sonra ise dört yönden çevrilmiş durumda. Türkiye bu nedenle Afrin’i zayıf halka olarak görüyor. Bu şekilde Kürt kantonlarının birleşmesini engellemek, oradaki yapıya darbe vurmak, moral bozmak, oradan da Tel Rıfat bölgesinde bir hat açmak, Münbiç’e ulaşmak gibi ikincil planların da olduğunu düşünüyorum.

Kamuoyunun, Suriye uzmanlarının, Kürt uzmanlarının gördüğü, bildiği bir başka geçerli neden yok. Her ne kadar Türkiye hükümeti ve medyası “Afrin’den saldırılar geliyor, biz karşılık veriyoruz” gibi söyleseler de bunun diplomaside, uluslararası basında karşılık görmediği biliniyor.

Türkiye aylardan beri Afrin’e yönelik tehditlerde bulunuyor. Orada terör yuvası olduğunu söylüyor Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan. Halbuki Afrin savaştan dolayı da ikiye üçe katlanan nüfusuyla istikrarın olduğu, ekonomik ambargoya rağmen kendi şartlarıyla da kendi kendine yeten, göreceli olarak sanayi, ticaret ve tarım merkezi.

Halkın büyük çoğunluğu da birkaç Arap köyü hariç Kürt. Kürtler arasında Müslüman Kürtlerin yanı sıra Alevi ve Ezidi Kürtlerin de yaşadığı mozaik bir bölge Afrin. Türkiye’ye herhangi bir saldırı, herhangi bir tehdit olmadığı çok açık biliniyor.

Bilakis Rojava’daki yönetimin istemi her zaman Türkiye ile ilişkiler olması yönündeydi. Afrin’de de böyle. Görüştüğüm birçok yönetici Antep ile ticaret yapabilmek oradaki pazarın Türkiye’deki firmalar tarafından açılmasıydı. Yani iyi ilişkilerdi ama maalesef Türkiye’den bu adımlar gelmediği gibi son iki yıldır siyaset sertleşti. İç siyaset açısından bakıldığında ise özellikle son dönemde MHP ile var olan iş birliğinin cazip gördüğü bir adım olarak görülebilir.

“ABD operasyonun yapılmaması için diplomasi yürütüyor”

ABD, Türkiye’nin bölgedeki operasyonuna karşı, bu operasyonu engelleyebilir mi?

Bu gelişmeler Amerika’yı da zor duruma soktu. Bir yandan geleneksel, tarihsel müttefiki, öte yandan son 3 yıldan beri ortak olarak gördüğü, IŞİD gibi global bir tehdide son darbeyi vuran bir yapıyla var olan işbirliği. En son Dışişleri Bakan Yardımcısının “müttefik” diye tanımladığı bir müttefikleri var. Ama ABD her iki tarafı da dost olarak görmesine rağmen Türkiye’nin Rojava’ya tutumu belli. Dün akşam Tillerson biraz toparlamaya çalıştı. Yani ABD için bu çok yeni bir şey değil.

Türkiye “Kürt” lafının geçtiği her şeye tepki veriyor. Ama dünya öyle görmüyor. Rusya da, Amerika da Kürt gerçeğinin farkında. Bütün dünya da Suriye’de Kürtlerin olması gerektiğini söylüyor.

ABD bunu artık açık açık söylüyor. Sonuçta Dışişleri Bakan Yardımcısının senatodaki ifadesinde “Kürtlerin Suriye’de yer alması gerektiğini, görüşmelere katılması gerektiğini, adil şekilde temsiliyeti gerektiğini” söyledi.

Benim görüşüm, ABD bu krizin sakinleşmesi için perde arkasından bir diplomasi yürütüyor. Herhangi bir operasyon olmasın diye. Böyle bir operasyon ABD’nin süre gelen çalışmalarına son verebilir. IŞİD’in dönmesinin engellenme alanına zarar verecek. IŞİD’den kurtarılan bölgelere halkın dönmesi çalışmalarını durduracak. Yani büyük bir kaosa yol açacak. Benim aldığım duyumlara göre de ABD diplomasisi operasyonun olmaması için diplomatik çalışmaları yürütüyor.

ABD ordusunun Doğal Kararlılık Operasyonu Özel Kuvvetler Ortak Görev Gücü Komutanı Tümgeneral James Jerard, geçtiğimiz Kasım ayında Suriye’deki ABD askeri sayısı için “4 bin” demiş, ardından rakamı “500” olarak düzeltmişti.

 

“Bölgede açık açık Amerikan güçleri var”

Bu durumun ABD ile Türkiye ordularını sahada direkt olarak karşı karşıya getirebileceği yönünde yorumlar da var. Böyle bir durum söz konusu olabilir mi?

Askeri olarak karşı karşıya gelebilirler mi konusunda ise, dün Türkiye’nin desteklediği Fırat Kalkanı grupları ile Amerika’nın desteklediği Münbiç Askeri Konseyi, (ki Münbiç’te önemli oranda bir Amerikan askeri var) saldırıya uğradı ve Münbiç Askeri Konseyi de cevap verdi. Olayın hemen ardından Amerikan askerleri bölgeye intikal etti. Ben bunu özel kaynaklardan biliyorum.

O yüzden böyle bir direkt çatışma olasılığı var. Çünkü Münbiç YPG’nin bir parçası olan SDG’nin olduğu bir bölge. Açık Açık Amerikan güçlerinin olduğu bir bölge. Böyle bir saldırı olduğunda Amerikan askerleri ile de direkt bir çatışma yaşanabilir.

“Rusya’nın tutumu İdlib’le ilgili bir pazarlık olabilir”

Rusya şu an için ortada davranıyor daha çok sessiz kalıyor gibi bir tablo var. Olası operasyonda Rusya’nın tavrı ne olur?

Zaten bir operasyon olursa Rusya’nın tavrı yeşil ışık bana göre. Rusya Türkiye’nin Suriye politikasında çok belirleyici. Afrin bölgesinde de Rus barış denetleme gücü mevcut. O yüzden Türkiye’deki yetkililer de Rusya’ya gitti. Afrin bölgesiyle ilgili şu ana kadar görülen Ruslar, bir yeşil ışık yakmadı ama öte yandan Rusya’nın siyaseti de Kürtleri biraz rejime muhtaç bırakmak yönünde.

O yüzden Kürtlerin YPG’nin Rojava ile ilişkilerinin gelişmesinden de rahatsız. Kürtlerin fazla ABD’ye yaklaşmasını da istemiyor, Türkiye’nin Kürt fobisini de kullanıyor. Ama öte yandan Astana görüşmeleriyle var olan mutabakata Türkiye’nin sadık kalmadığı yorumları var. İdlib’de Türkiye’nin desteklediği grupları zor durumda bırakan gelişmeler var.

Türkiye-İran, Türkiye-Rusya, Rusya-İran arasında çelişkilerin de var olduğu bir dönem. O nedenle ancak Rusya yeşil ışık yaktığında Türkiye böyle bir operasyon yapar. Ki benim görüşüm Rusya, Türkiye’yi çok iyi tanıyor. Böyle bir şeye kolay kolay izin vermeyecektir. Ama kapalı kapılar ardında ne pazarlıklar yapılıyor onu da bilmiyoruz.

Rusya’nın tutumu biraz da İdlib’de bir pazarlık olabilir. Afrin’i ver, İdlib’i al gibi bir pazarlık da olabilir. Böyle spekülasyonlar da yapılıyor.

“Yıllar süren ayrışmalara neden olabilir”

YPG komutanı Hemo ve PYD yönetiminden de ardı ardına açıklamalar geldi. Sahada nasıl bir durum meydana gelir? Türkiye fiili bir savaşın içine girer mi?

Afrin hem Halep’te yaşayan Kürtlerin gelmesiyle hem de Suriye’den kaçan insanların sığınmasıyla Şahbe bölgesi dahil, yaklaşık 500 binden fazla insanın yaşadığı, iç mültecilerle birlikte 700-800 bin rakamı telaffuz ediliyor.

Ticareti, sanayisi olan önemli bir bölge ve halkı Kürt. Tarihsel olarak da dediğimiz gibi Kürt Dağı denilen bölge. Birkaç Arap köyü hariç Kürt. PYD’ye kitlesel olarak en çok desteğin olduğu, Kürt kimliğinin çok sahiplenildiği bir bölge Afrin. YPG/PYD muhalifi partiler bile onları ulusal güç olarak görüyor. O yüzden halkı, Araplar da dahil Türkiye’nin müdahalesine çok karşı. Türkiye’nin Afrin’e girmesi zaten kolay değil, öyle bir şey olsa bile çıkması kolay değil. Türkiye’de bu operasyonu düzenleyen insanların başarılı olması çok zor. Çünkü hem Afrin coğrafyası, hem halkı, kolay kolay izin vermez Türkiye’nin orada barınmasına. Afrin, Cerablus ya da El Bab gibi değil.

Türkiye ordusu YPG karşısında zorlanacaktır. Türkiye’deki Kürt siyasetçiler de buna vurgu yapıyor. Ahmet Türk de en son konuşmuştu. Türkiye’deki Kürtlerin de Rojava’ya küçük kardeş gözüyle baktığı biliniyor. Hiç sebep yokken böyle bir saldırının Türkiye’deki Kürtler açısından da rahatsızlık yaratacağı ortada.

Bu yıllar sürebilecek ayrışmalara, zıtlaşmalara yol açabilir. Kobani sürecinde Guardian gazetesine de yazmıştım Türklerin ve Kürtlerin beraberliği için altın bir fırsattı Kürtler dardayken Türkiye’den yardım gitmesi. Ama maalesef o yaşanmadı ve Kobani sürecinde çok yaralar açıldı. Afrin’de de bu yaşanabilir. O yüzden umudum böyle bir şeyin yaşanmaması.

Kısa ve uzun vadede nasıl bir tablo çıkar karşımıza operasyon başlarsa?

Dediğim gibi umarım böyle bir şey olmaz, Türkiye daha yapıcı ve gerçekçi bir bakış açısıyla yaklaşır. Rojava’yı ve Rojava’nın kazanımlarını da tehlike olarak görmez. Çünkü Türkiye için tehlike değil. Hiçbir saldırı olmaması YPG’nin olmadığı bölgelerden göz önünde bulundurulmalı. Kürtler büyük bir bedel ödediler dünya adına, günlerce genç insanlarını feda etti, IŞİD ile savaştı, Nusra ile savaştı. Yeni Suriye’de artık Kürtler eskisi gibi diri diri mezara gömülmeyi kabul etmezler, edemezler. (PT)

 

https://m.bianet.org/bianet/kriz/193480-afrin-operasyonu-olursa-abd-ve-turkiye-ordusu-karsi-karsiya-gelebilir

C-SPAN. C-SPAN3. Turkey’s Response to Islamic Militants

Turkey’s Response to Islamic Militants

hosted a discussion on Turkey’s response to ISIL* militants in the Middle East region and ongoing U.S. strikes against targets in Syria.

“Turkey: ISIS and the Middle East” was a program of Georgetown University’s Institute of Turkish Studies, co-sponsored by the Middle East Institute.

*The Islamic State of Iraq and Syria (ISIS), also known as the Islamic State in Iraq and the Levant (ISIL), is a militant group that has called itself the Islamic State.

https://www.c-span.org/video/?321686-1/discussion-turkeys-response-isis#