The distant dream of a secure safe zone in northern Syria

On January 13, U.S. President Donald Trump proposed, in an ambiguous tweet, the creation of a 20-mile safe zone in northern Syria.

Almost 10 days later there is still considerable confusion over what exactly it means and how it might be implemented. The Turkish government wants the area cleared of Syrian Kurdish forces, for instance, while Syrian Kurds oppose any Turkish role. And will it be primarily a Turkish venture, or might the United States spearhead its creation?

Ankara’s preferred safe zone is one that is free of the People’s Protection Units (YPG), Syrian Kurdish fighters that make up the bulk of the multi-ethnic Syrian Democratic Forces (SDF) that with U.S. help have largely defeated Islamic State (ISIS) in Syria. The Turkish government says the YPG is as an extension of the Kurdistan Workers’ Party (PKK) that has been fighting for Kurdish self-rule inside Turkey since 1984.

“The leaks about the buffer zone are unworkable,” Aaron Stein, director of the Middle East programme at the Foreign Policy Research Institute, told Ahval News. “This is going to be fraught and tenuous.”

“I have a hard time accepting why the SDF would choose the U.S. proposal over the [Syrian] regime alternative, and how Moscow could then blow all this up,” he said, referring to talks the Syrian Kurds began with Damascus following Trump’s Dec. 19 announcement he was pulling the U.S.’ 2,000 troops from Syria. The Kurds hope that by ceding their border regions with Turkey to Damascus they can prevent President Recep Tayyip Erdoğan’s threatened offensive.

Syrian Kurdish authorities have affirmed they will support the creation of a buffer zone if established and run by the United Nations or the U.S.-led coalition. But UN Secretary General Antonio Guterres said the UN had no plans to participate in the creation of such a safe zone.

The Kurds adamantly oppose any Turkish involvement in the safe zone.

“We really need a safe zone, but without Turkish fingers,” Salih Muslim, former co-leader of the political wing of the YPG, told Kurdistan 24. “We want a safe area with an air embargo. There must be no role for Turkey.”

Any safe zone that is 20-miles deep along the northern Syrian border would include all the major Kurdish cities in Syria.

“The problem with the buffer zone is that there is little information on how the U.S. expects to keep Turkey from attacking and destroying the SDF,” said Nicholas Heras, Middle East Security Fellow at the Center for a New American Security. “This is the heart of the matter because Turkey’s vision for the buffer zone is for the Turkish military to control the major Kurdish population centres in northeast Syria.”

“A large component of the SDF comes from these Kurdish areas, and it is to be expected that the SDF would fight Turkey, rather than be dismantled by it,” he said. “The buffer zone concept was supposed to achieve a deal between Turkey and the SDF that allows for power sharing in northeast Syria, as a way to prevent disastrous conflict between Turkey and the Syrian Kurds. Any plan to allow Turkey to control the Kurdish areas of northeast Syria will force the SDF into conflict with Turkey because the SDF is existentially threatened by Turkey.”

Heras said the SDF was trying to reach an agreement with Russia and Syrian President Bashar Assad to prevent Turkey seizing land in Syria.

Yaşar Yakış, a Turkish former foreign minister, believes the terms buffer/safe zone are vague.

“A safe zone as it is conceived by Turkey is difficult to set up in northeast Syria. Russia, Iran, the U.S. and many members of the international community will have to be persuaded for it,” Yakış said.

He said Turkey had no means of persuading the SDF to peacefully leave the area.

“However, it may dare to achieve it by using its military power, without persuasion,” Yakış suggested. “If Turkey succeeds in persuading the U.S., Washington has the means to force the YPG to establish a safe zone. But if this is going to be a safe zone with international legitimacy, it has to be sanctioned by a U.N. Security Council resolution, which means that the permanent members of the Security Council – Russia, China, France and the UK – also have to be persuaded.”

Turkey fears the creation of a safe zone similar to the one in northern Iraq after the 1991 Gulf War, which led to Iraqi Kurds achieving autonomy, he said.

“This will be considered a nightmare by Turkey, as it is vehemently opposed to the emergence of any type of Kurdish entity in the north of Syria,” Yakış said.

Mutlu Civiroglu, a Syria and Kurdish affairs analyst, said Trump’s tweet suggested a preference for protecting Syrian Kurds before mentioning the 20-mile safe zone.

“It’s not clear what it really means,” he said. “Assuming the buffer zone is something the U.S. is going to initiate to protect Kurds, that would be positive and would be accepted by Kurds and their allies.”

Russia could stymie the creation of such a zone though, Civiroglu said.

“Moscow can certainly undermine not only this safe zone, but also any development in Syria since it has the power,” he said. “Its move will depend on the details. Russia has the power and capability of preventing or shaping the steps taken by Turkey, the Syrian government and any other player.”

Mustafa Gurbuz, a non-resident fellow at the Arab Center in Washington, said the United States had engaged in dual discourse by promising Turkey a safe zone along its southern border on the one hand and promising Syrian Kurds protection from any potential Turkish attack on the other.

“YPG leaders will not retreat in a silent matter,” he said. “The YPG will exploit U.S.-Russia competition to prevent the Turkish safe zone and, in the case of Turkey-Russia agreement, may use its ties with the Assad regime. Thus, it’s a troubling case for Turkey.”

Paul Iddon

https://ahvalnews.com/buffer-zone/distant-dream-secure-safe-zone-northern-syria

GAZETECİ/ANALİST ÇİVİROĞLU YORUMLADI “Erdoğan’ın Bolton’ı Kabul Etmemesi İki Taraf Arasındaki Sorunların Derinliğini Gösteriyor”

Washington’da yaşayan gazeteci/analist Mutlu Çiviroğlu, ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Bolton’ın Ankara ziyaretini ve ABD’de Trump’ın çekilme kararı sonrası yaşanan istifaları bianet’e yorumladı.

 

Washington’da yaşayan gazeteci/analist Mutlu Çiviroğlu, Trump’un ABD askerlerini Suriye’den çekme kararının ardından yaşananları, Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton’ın İsrail sonrası Türkiye ziyareti öncesi yaptığı açıklamaları yorumladı.

Çiviroğlu, Erdoğan’ın Bolton’ı kabul etmemesi ve Bolton’ın Türkiye’den ayrılması üzerine röportajdan bir gün sonra bize ilettiği ek görüşte ise bunun “ABD-Türkiye arasındaki sorunların derinliğini gösterdiğini” söyledi.

Çiviroğlu, Trump’ın çekilme kararının ABD’nin kutuplaşmış ortamında tüm taraflardan tepki aldığını söylerken, ABD Genelkurmay Başkanı General Joseph Dunford ve Bolton’ın Türkiye ziyaretinde öncelikli olarak Kürtlerin konuşulacağını vurguladı. Çiviroğlu’na göre ABD ile Türkiye arasındaki ilişkiler, görünenden derin sorunlar barındırıyor.

Rusya ise Kürtlerin statüsüyle ilgili Suriye yönetimini ikna etme aşamasında.

Bolton’ın Türkiye ziyaretini nasıl değerlendiriyorsunuz? Ziyaret öncesi İsrail’de Kürtlerle ilgili uyarıda bulunacağını söyledi. ABD benzeri yönde başka söylemlerde de bulundu, bunlar mı görüşülüyor şu anda?

Bolton’ın Türkiye ziyareti, İsrail’den Türkiye’ye geçmesi önemli. Trump’ın üç hafta önce aniden aldığı Suriye’den çekilme kararının takip edilmesi, görüşülmesi açısından önemli öncelikle.

Çünkü o kararın yankıları hala sürüyor, hem ABD kamuoyunda, hem Trump yönetimi içerisinde, hem kongrede, hem senatoda, think tank’lerde yarattığı tartışma süregeliyor.

Trump’ın Erdoğan ile yaptığı telefon görüşmesinde bir bakıma IŞİD ile savaşı Türkiye’ye havale etme niyetiyle bu kararı almış olabileceği ABD basınında sıkça dile getirildi.

Bolton’ın ziyareti bu telefon görüşmesinde tartışılan konuların daha somut bir şekilde tartışılması hem de Türkiye’nin olası rolünün, rolü olursa nasıl olacağının konuşulması bakımından önemli.

“ABD’deki tüm kutuplar çekilme kararını eleştiriyor”

Ama en önemli konu Kürtler’e bakış açısı. Amerikan kamuoyunda çok büyük bir rahatsızlık var. Trump’ın kararının askerlere danışılmadan aldığı, Kürtler’i yüz üstü bıraktığı, Kürtlerin ABD’nin müttefiki olduğu, kimsenin ortaya çıkmadığı bir dönemde IŞİD ile savaştıkları hem Demokratlar hem Cumhuriyetçiler tarafından dile getiriliyor.

ABD gibi kutuplu bir toplumda her iki kesim de bu eleştirileri getiriyor.

Özellikle Trump’a getirilen eleştiri Kürtler üzerinden yoğunlaşmakta. Cumhuriyetçi Senatör Marco Rubio’nun “Bu karar yeni yetişmekte oluşan Kürt gençleri ABD’ye karşı nefretle dolduracaktır. Bizim yaptığımız Kürtler’e ihanettir” gibi bir açıklama yaptı.

Senatör Lindsey Graham’ın başını çektiği grup, Demokratlar da var içinde, genel olarak kamuoyu bu ani çekilme kararının Kürtler’i Erdoğan’a karşı çok savunmasız bırakacağını düşünüyor.

Türkiye’nin operasyonuyla karşı karşıya bırakmanın savunulamaz olduğu düşünülüyor.

Geçenlerde John Kirby (Pentagon Eski Sözcüsü) CNN’e yaptığı açıklamada, Türkiye’nin Afrin’deki insan hakları ihlallerine vurgu yaparak aynısının olabileceğini ifade etmişti.

ABD’deki bu hassasiyetle ilgili konuşulması, Türkiye’nin Kürtler’e, Kürtler’in kontrolündeki bölgelere karşı herhangi bir operasyon yapmaması gerektiği vurgulanabilir bu buluşmada.

Pompeo da geçenlerde “Kürtlerin katledilmesinin önüne geçilmeli” gibi güçlü bir kelime kullandı. Pompeo ve Bolton hükümet içerisinde İran karşıtı, Türkiye’ye karşı sert tutumları olan isimler.

Bolton’ın asıl amacı Kürtler konusunda ABD’nin hassasiyetini göstermek. ABD hükümetine dayatılan, bu çekilme kararının yaratacağı olası sonuçların iletilmesi konusunda önemli.

Bolton’dan önce de Graham gibi TRump’a yakın isimler bu çekilmenin zamana yayılacağı konusunda ipucu vermekteler.

O nedenle ABD’nin bu konuda ısrarcı olacağını söylemek pek de hayalci olmaz.

“Çekilme konusu bulanık”

Çekilme konusu giderek bulanıklaşmaya başladı, ya da öyle mi yansıtılıyor? Çekilme kararı sonrası inisiyatif Türkiye’ye ne kadar kalır? Bugün Trump’ın “Türkiye bizim kadar olmasa da IŞİD’den nefret ediyor” şeklinde bir başka ‘tuhaf’ açıklaması da oldu?

Çekilme konusu tabii bulanık. Trump kamuoyunda her aklına geleni söylemesiyle tanınan bir başkan. Kendi muhalifleri bunu “Refleksle hareket eden bir başkan” olarak isimlendirip, tepki gösteriyorlar.

Zaten Mattis’in, McGurk ve Sweney’in istifaları bu kararın hükümetin kararı olmadığını, bireysel bir karar olduğunu ortaya koyuyor. Üç haftalık süreç içerisinde bu daha iyi görüldü.

Trump’ın etrafında politikayı belirleyen isimlerin ağırlıklarını koymasıyla beraber Trump da bu noktada sinyaller verdi, “Ben takvim vermemiştim” şeklinde açıklamaları oldu. Yani bu çekilme açıklamasıyla ilgili “damage control” (hasar kontrol) çalışmaları sürmekte ama çekilme Trump’ın seçim kampanyasında da belirttiği bir konuydu. Danışılmadan yapılması tepki yarattı. Ama bu siyasetten dönülüyor, çekilinse bile bazı birliklerin daha uzun süre kalacağı da konuşuluyor. Böyle bir opsiyon muhtemel.

Öte yandan Türkiye’nin Suriye’de IŞİD’e karşı rol oynayacağını, konunun uzmanları dahil hiç kimse anlayabilmiş değil. Çünkü IŞİD’in şu anda bulunduğu nokta ile Türkiye arasındaki sınır yüzlerce kilometre.

“IŞİD ile mücadelenin Türkiye’ye bırakılması gerçekçi değil”

Buradan geçmesi için Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) kontrol ettiği yerlerden geçmesi lazım ki bu ne pratik ne de gerçekçi.

Ayrıca zaten YPG’nin başını çektiği SDG, IŞİD’e karşı çok yoğun bir savaş sürdürmekte. En son Cumartesi günkü çatışmada iki İngiliz askeri yaralandı. Yani İngiliz askeri ve SDG yan yana savaşıyor IŞİD’e karşı, bu da önemli bir ayrıntı.

Yani böyle bir şey varken Türkiye’nin IŞİD’e karşı rol almasını beklemek gerçekçi değil, zaten Washington’da da bunun pek karşılığı yok. ABD basınında da birkaç gündür Türkiye’nin maddi ve manevi taleplerle böyle bir hava yaratması eleştiriliyor.

“Kürtlerin talepleri rol sahibi olmak”

Kürtler ve Esad’ın yaz aylarından beri gündeme gelen anlaşma iddialarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bölgede kartlar yeniden karılıyor klişesi şu an için geçerli mi?

Kürtler Suriye’nin bir parçasılar, Suriye’deki en büyük etnik azınlıklar. Suriye’nin en güçsüz olduğu zamanda bile hiç Suriye’yi terk etmeyi düşünmediler.

Kendi projeleri hep Suriye dahilinde kendi federasyonlarının olması, yani yerel yönetimlerinin güçlendirilmesi. Şam’daki demir yumruğun kaldırılması, insanların kendi kimliği, kendi renkleriyle yaşamasına izin verilmesi.

O nedenle de mümkün olduğu kadar Suriye hükümetiyle çatışmadan çekinildi, yeri geldi Halep gibi bazı bölgelerde destek de sunuldu.

Gelinen noktada Suriye hükümeti, Suriye’nin meşru yönetimi, o sebeple Kürtler her zaman Suriye hükümetiyle anlaşmadan yana, ama benim Rojava’daki siyasiler, askeri temsilciler ve sıradan insanlarla yaptığım görüşmelerde rejimden bir değişim beklendiği, rejimin Kürtler’in Suriye’nin toprak bütünlüğüne katkılarının takdir edilmesi gerektiği, IŞİD, El Nusra ve benzeri cihatçı örgütlere karşı savaşının görülmesi, Kürtler ve müttefiklerinin taleplerine saygı gösterilmesi, yerine getirilmesi gibi talepler var.

Ancak hükümette geçen sekiz yıllık savaşa, yıkıma rağmen fazla olumlu değişiklik görülmüyor. Kürtlerin istemlerine olumlu yaklaşılmamakla birlikte sert tepkiler veriliyor.

Kürtlerin istediği Suriye’nin geleceğinde rol sahibi olmak. Malumunuz Kürtler onlarca yıldır ülkenin en büyük azınlığı olarak her türlü haktan mahrum olarak yaşadılar.

Kürtler artık bunu kabul etmek istemiyor, bunun böyle olmaması gerektiğini söylüyor. Kürtlerin on bine yakın kadın ve erkek kayıpları var, özellikle bu cihatçılara karşı.

Kürtlerin istediği kendi dillerinin, varlıklarının anayasal güvence altına alınması, kendi bölgelerini kendilerinin yönetmesi. Kürtlerin, Süryanilerin, bölgedeki Arapların, Ezidi Kürtlerin istemi bu.

“Rusya Suriye yönetimini ikna ediyor”

Eğer Suriye hükümeti biraz geçmişten ders çıkarırsa, Suriye’nin çok renkli, kültürlü yapısına bağlı olarak Kürtlerin isteklerine önem verirse sorunlar çözülmeyecek gibi değil. Benim gördüğüm hükümet bugüne kadar buna yanaşmamaktaydı. Ama son dönemlerde bu tür görüşmeler devam ediyor.

Rusya’nın da ara bulucu olduğu konusunda görüşler var. Rusya’nın kendisi de federasyon yönetimi. Suriye yönetimini ikna etmeye yakın olduğu yorumları yapılmakta. O nedenle Kürtler ve Esad’ın oturup konuşması sürpriz değil. Bu da olumlu bir şey. Suriye sekiz yıldan beri çok büyük bir yıkım yaşadı. Binlerce insan öldü, milyonlarcası evinden barkından oldu.

“ABD-Türkiye ilişkileri iyileşmedi”

Brunson krizinin ardından yaşanan iki ülke açısından tamamen ‘iyileşen’ ilişkiler dönemi mi, bu İran ile ne kadar bağlantılı?

Tamamen iyileşen ilişkiler olduğuna katılmıyorum. Amerika ve Türkiye arasında çok ciddi sorunlar var. Bu sorunlar da kolay kolay çözülecek sorunlar değil. Çünkü ciddi.

İran bunun sadece bir bağlamı. Kürtler konusu, Suriye konusu, İran, Halkbank, S-400 füzeleri, pek çok sorun var. Bu kolay kolay çözülmez ama Trump’ın Brunson’dan sonra baskıyı hafiflettiği görülüyor.

Bu çekilme konusunda Trump’ın Erdoğan ile yaptığı konuşma sonrası ABD medyası bu konuda hem fikir. ABD kamuoyu da çekilme kararında Erdoğan’ın rolü olduğuna inanıyor. Ama öte yandan Bolton’ın Türkiye’ye olumsuz bir bakış açısı da, Pompeo’nun bakan olmadan önce yaptığı açıklamalar da biliniyor.

Hükümet içerisinde Trump gibi düşünmeyen insanlar olduğu da biliniyor. Türkiye’nin cihatçılara karşı yeterince çaba göstermediği, Türkiye’nin Kürtlere karşı sert politikalar yürüttüğü, şu anda da asıl amacının IŞİD ile savaş olmadığı, Kürtler’i ezmek olduğu dile getiriliyor. Böyle bakıldığında temiz bir sayfa açılmış değil.

İran önemli, Bolton ve Pompeo’nun başını çektiği grup İran’a politikaların sertleşmesi gerektiğine inanıyorlar. Türkiye’nin de İran ilişkileri biliniyor. Orta vadede ben ilişkilerin iyi olacağı ya da şu anda iyileştiği fikrine katılmıyorum. (PT)

http://bianet.org/bianet/siyaset/204231-erdogan-in-bolton-i-kabul-etmemesi-iki-taraf-arasindaki-sorunlarin-derinligini-gosteriyor

How long will Turkey stay in Syria?

In recent months, Turkey has made significant investments in areas under its control in northern Syria, launching local employment projects, opening Turkish post offices and even building a new highway linking the Syrian city of Al-Bab to Turkey. These commitments indicate that Ankara seeks a significant role in shaping the future of northern Syria, an area of great strategic importance.

Turkey currently controls a large swathe of territory in northwestern Syria consisting of Al-Bab and the border cities of Jarablus and Azaz, captured from Islamic State (ISIS) in the Euphrates Shield operation it launched in August 2016. It also occupies the enclave of Afrin, situated a little further westward of the Euphrates Shield zone, which it captured from Syrian Kurdish forces in its Olive Branch operation early this year.

Earlier this month, Turkish media highlighted several new projects launched by Ankara. It began training 6,500 more of the proxy militiamen who fight on Turkey’s behalf under the banner of the Free Syrian Army (FSA) in Azaz. Foreign Minister Mevlüt Çavuşoğlu announced that 260,000 Syrian refugees had successfully resettled there. Turkey also supplied 3.6 million textbooks to Syrian schools and drilled 69 wells to provide water for 432,000 people. A business association head also announced that 4,000 Turkish firms were operating in both the Euphrates Shield zone and Afrin.

State-run Turkish news outlets have a clear motive in extolling Turkey’s more humanitarian endeavours. Nevertheless, such reports demonstrate a clear intention on Ankara’s part to consolidate its sizeable foothold in northern Syria.

“The head is Turkish, the body Syrian,” quipped one Syrian man when describing all the various institutions, ranging from the security and police forces to the local councils that Turkey has established in the areas it controls. ‘Brotherhood has no borders’ is also a slogan inscribed on those Turkish-built institutions in both Turkish and Arabic. While such anecdotal examples may indicate that Turkey seeks to gradually annex these territories, Ankara invariably stresses that it supports preserving Syria’s territorial integrity.

Turkey’s two operations into Syria did fulfil some of its security needs. ISIS no longer has a foothold on Turkey’s border thanks to Euphrates Shield, and Olive Branch fulfilled Ankara’s goal of preventing the Syrian Kurds from taking over all of Syria’s northern border. Remaining in Syria, or at least retaining a sizeable proxy FSA presence there, will help ensure these battlefield victories are not undone.

“Turkish actions in northern Syria are driven by security concerns,” Timur Akhmetov, a Middle East analyst at the Russian International Affairs Council, told Ahval News.

“To enhance its chances there, Turkey supports a military presence by providing limited humanitarian assistance. It is not, however, feasible at the moment to see if such investments will be guaranteed by the main actors in Syria, such as Damascus, or whether they will result in pro-Turkish sentiments in the long-run.”

The Syrian regime, which has retaken most of the country, has staunchly opposed Turkey’s cross-border incursions since the start of Euphrates Shield. Russia has proven more tolerant of the Turkish military presence, but is unlikely to recognise or acquiesce to any potential Turkish annexation of Syrian territory.

“Turkey is trying to convert its presence into political influence, but Russia so far has clearly signalled to Turkey that the Turkish presence in northern Syria is tolerated due to Turkish security concerns, meaning that no political claims are recognised as legitimate by the Astana agreements,” Akhmetov said.

Akhmetov compared Turkey’s presence in Syria to Israel’s 1982 invasion of Lebanon to remove the Palestine Liberation Organisation (PLO) from the south of the country next to its border. For much of the next 18 years, it controlled a swathe of southern Lebanon alongside a proxy army called the South Lebanon Army (SLA) that, much like the Turkish-backed FSA forces today, it armed and trained to help enforce a buffer zone in that area, before finally withdrawing in 2000.

As with most analogies, there are some important distinctions between this ongoing case and that historic case.

“I’m not sure if the best way to look at it is in terms of legal annexation,” said Tony Badran, a research fellow at the Foundation for Defense of Democracies, a Washington-based think tank. “These areas have been a direct Turkish sphere of influence, and have been getting more and more integrated into Turkish administration. In many ways, for historical, political and cultural reasons, that goes well beyond what Israel had in southern Lebanon.”

Badran, like Akhmetov, sees Russia as the primary player in determining how long this situation lasts.

“For as long as the status quo between Turkey and Russia persists, and the limitations on the Assad regime’s manpower and capabilities continue to be an obstacle to its territorial ambitions, then I suspect this arrangement is likely to remain in its current, de facto, form,” Badran said.

While the Euphrates Shield zone has proven relatively stable and secure under Turkish control, the same cannot be said about Turkish-occupied Afrin.

“When you look at Afrin today there is no stability or security, it is just chaos,” Mutlu Çiviroğlu, a Kurdish and Syria affairs analyst, told Ahval News.

“Amnesty International, Human Rights Watch and the U.N. Human Rights Commission all state that human rights violations, torture, kidnapping and looting are common in today’s Afrin. This was a region which had exemplary stability and was a refuge for many thousands of displaced people. A place where Kurds and Arabs, Muslims and Yezidis and so on coexisted.”

Çiviroğlu said most of Afrin’s residents had been displaced by Turkey’s invasion while Ankara has facilitated the resettlement of many Syrians from across the country there, sparking accusations that it is working to alter Afrin’s Kurdish-majority demographics.

This month, clashes in Afrin between Turkish-backed factions have left at least 25 dead and bode ill for Ankara’s claims to have brought stability to the tiny enclave. “The clashes provoked terror among civilians,” said the head of the UK-based Syrian Observatory for Human Rights Rami Abdul Rahman, who summed them up as “unprecedented since the rebels seized Afrin”.

Çiviroğlu said that since Turkey is the “occupying power” in Afrin it had the responsibility to maintain stability and security, both of which Afrin has been chronically lacking.

“Turkey’s argument of removing terrorists from that region and bringing stability and security rings hollow,” he said, adding that Turkey’s occupation of Afrin is an attempt to “expand the territories under its control to use as a bargaining chip for negotiations so it can have more of a say over Syria’s future.”

Paul Iddon

https://ahvalnews.com/syrian-war/how-long-will-turkey-stay-syria

Syria tensions ramp up as Assad eyes Afrin

Political tensions are mounting once again in Syria as Damascus prepared to send troops into Afrin, where the Turkish military has launched a large-scale operation against Kurdish militants, the People’s Protection Forces (YPG).

As news of the possible deal between Damascus and the Kurds broke, Turkish Foreign Minister Mevlut Çavuşoğlu warned that no one would stop Turkish troops should Syrian forces enter the enclave, in a barely veiled threat of confrontation. Turkey’s main share index fell on the news.

Turkey, the United States and Russia, as well as Syrian President Bashar Assad and the Kurds, are vying for control of northern Syria, ratcheting up tensions in a seven-year war, after the virtual defeat of Islamic State. The area, home to a mixture of Kurdish and Sunni Arab minorities, is strategically adjacent to Iraq and Turkey, with important oil resources.

Forces loyal to Syrian President Bashar Assad will enter Afrin in the coming hours after reaching an agreement with Kurdish forces, Syrian state media said. Syria woukd also re-establish a military presence along the border with Turkey, which has actively supported a range of armed groups intent on overthrowing Assad’s government, including the Free Syrian Army (FSA), deployed against the Kurds, it said

“If they (the Syrians) are entering to protect the YPG/PKK, nobody can stop the Turkish army,” Çavuşoğlu said at a news conference in Amman, Jordan.

FSA

Militants of the Turkish-backed FSA in Syria

Turkey has rejected any talk of Assad retaking the border, saying his government has courted and supported the Kurds against Turkey.

President Recep Tayyip Erdoğan ordered Turkish troops into Syria on Jan. 20, saying an operation was needed to cleanse the area of Kurdish militants allied with the Kurdistan Workers’ Party (PKK), which has fought a three-decade war for autonomy from Turkey at the cost of about 40,000 lives, most of them Kurdish.

Russia, however, is concerned about possible clashes between Turkish and Syrian troops should Syria’s army be deployed, and has approached Turkey to negotiate a possible deal, according to Timur Akhmetov, a journalist and researcher for the Russian International Affairs Council.

The deployment of Syrian troops would come just three days after U.S. Secretary of State Rex Tillerson visited Ankara and agreed with Turkey to set up working groups to deal with differences between the two NATO allies over Syria. Washington has opposed the Turkish incursion, saying it threatens to de-stablise Syria further and hurt the fight against Islamic State (ISIS) — the Kurds are the most powerful allies as the West does battle with the group.

Russian President Vladimir Putin is now “pushing the Assad piece forward” after Ankara and Washington reached the agreement to patch up their relationship, Tim Ash, senior emerging markets strategist at BlueBay Asset Management in London, said on Monday.

Moscow, which has benefited from a closer relationship with Ankara as ties with the U.S. frayed, could now close Syrian airspace to Turkish jets, leaving Turkish troops exposed on the ground, Ash said.

Turkey has broken international law by occupying Afrin after it realised its support for Islamist terrorists flowing across the border from Turkey failed, Bouthaina Shaaban, an aide to Assad, said on Monday, according to Turkish news website Gazete Duvar.

Mutlu Civiroglu, an expert on Kurdish affairs, said the deal between Damascus and the Kurds isn’t done, though may be signed in the coming hours.

Turkey’s main BIST-100 share index fell 0.2 percent to 116,330 points at 3:04 p.m. in Istanbul, reversing earlier gains.

Mark Bentley

https://ahvalnews.com/syria-turkey/syria-tensions-ramp-assad-eyes-afrin