Gazeteci Mutlu Çiviroğlu: ‘Biden yönetimiyle Türkiye’yi zor günler, Kürtleri yeni fırsatlar bekliyor’

Amerika’da tartışmalı Trump dönemi nihayet sona eriyor. Biden ve ekibi 20 Ocak’ta görevlerine başlarken, yeni süreçten Türkiye ve Kürtler’in beklentisi de oldukça fazla.

Amerika’da yaşayan gazeteci Mutlu Çiviroğlu’na göre, Biden yönetimiyle Türkiye’yi zor günler, Kürtleri ise yeni fırsatlar bekliyor.

Türk Silahlı Kuvvetleri denetiminde Suriye Milli Ordusu (SMO) adı altında birleşen grupların son günlerde Suriye Demokratik Güçleri (SDG) denetimindeki Ayn İsa kentine yönelik saldırıları giderek artıyor.

TSK’nin bölgeye yönelik yeni bir askeri harekât başlatacağıyla ilgili değerlendirmeler artarken, dünyada olduğu gibi Rojavalı Kürtlerin de gözü kulağı bir nevi Amerika’da.

3 Kasım başkanlık seçimlerini kazanan Joe Biden, Trump’ın seçim sonuçlarını günlerce kabul etmemesi üzerine başlayan tartışmalar, ABD tarihinde ilki de beraberinde getirdi. 5 Ocak gününde ABD kongresi Trump taraftarları tarafından basıldı, olaylar çıktı.

Amerika demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçen olayların ardından Trump’a yönelik tepkiler artarken, diğer yandan Biden’in yeni başkanlığı onaylandı. Biden ve ekibi 20 Ocak’ta artık resmen ABD’nin yönetimini devralacak.

ABD’de yaşanan gelişmeler kuşkusuz Türkiye kadar Kürtler tarafından da yakından takip ediliyor.

Yankılar’ın konuğu Amerika’da yaşayan gazeteci Mutlu Çiviroğlu’ydu. Gazeteci Civiroğlu ile Amerika’da son günlerde yaşananları, Biden ekibiyle olası Türkiye ilişkilerini, Rojavayı ve Kürtleri neyin beklendiğini masaya yatırdık.

“Amerika Türkiye’den müttefik gibi davranmasını isteyecektir. Bunu yaparken yeri geldiğinde sert olacaktır. Çünkü Biden’ın açıklamaları da biraz Erdoğan’ın anladığı dil şeklinde olduğu anlayışı var. Türkiye buna karşı büyükelçisini değiştirdi, olumlu mesajlar vermeye çalışıyor. Eğer gerçekten müttefiklik kavramına uygun faaliyetler olmazsa Türkiye için zor günler bekliyor diyebiliriz. Tabi, Türkiye’nin hala resmen Amerika’nın müttefiki olduğunu da unutmamamız gerekiyor. Amerikan’ın Türkiye ile ilişkilere önem verdiğini unutmamız lazım. Her iki ülkenin ekonomik ve askeri ilişkiler var. Trump, S-400 yaptırım konusunda sonuna kadar yaptırımları bekletmişti. Biden başkanlığındaki yönetim bu konuyu takip edecektir. S-400 meselesi Amerikan devletini çok rahatsız etmiş durumda. Türkiye’nin bu konuda bir çözüm bulması lazım. Ya resti çekip satmıyorum ya da S-400’leri elinden çıkarması lazım. Bunun ara formülü yok. Şimdiye kadar Trump Kongreyi oyalamıştı. Bu opsiyon da artık kalmayacak. Türkiye’nin S-400 konusunu netleştirmesi gerekiyor.

Kongre’nin herhangi bir konuda mutabık kalması çok zor ama Türkiye’ye ceza konusunda her iki parti de hemfikir olmuştu. Türkiye’nin cezalandırılması ve yaptırıma maruz kalmamışı gerektiği her iki tarafından da çabasıyla geçmişti. Bunun hayata geçirilmemesi nedeni Trump-Erdoğan arasındaki özel ilişkiden dolayıydı.  Kongre’nin yaptırım kararları yeni dönemde yeri geldiğinde uygulanacaktır. Biden çok daha sert olacaktır. Türkiye ve Erdoğan’ın yaptıkları konusunda daha sert tavır takınacağını söylüyor zaten.

Yeni yönetim Türkiye’den net bir tutum isteyecektir. Türkiye’yi S-400’ler konuda çok zor günler bekliyor. Buradaki hava böyle.

Biden ile birlikte Amerika’nın Suriye, Irak, Afganistan’daki varlığı, Almanya, Polonya, küresel varlığı daha net hala gelecek. Amerika tekrar NATO- BM tekrardan önceki rolüne dönüş yapacaktır.

Biden’in kendisi Türkiye çok iyi tanıyan bir siyasetçi. Kürtlerle ilişkileri var. Irak Kürdistan Bölgesiyle ilişkileri iyi, oraya gitmişti. Kürtlere sempatisi olduğu biliniyor. Hatta ‘Kürtlerin tek dostu dağlar değil, biz de dostuz’ diye açıklamaları var. İrlandalı geçmişini sahiplenen biri.

Biden’ın yönetiminde Ulusal güvenlik danışmanı, Dışişleri Bakanı ve en son Brett McGurk’un da ulusal güvenlik ekibinde Orta Doğu ve Kuzey Afrika Koordinatörlüğünden sorumlu olacağı bilgisi de geldi. McGurk Kürt kamuoyunun yakından bildiği sevdiği bir isim.

Tüm bunları bir araya koyduğumuzda, hem Türkiye ve Erdoğan’ı hem Türkiye’deki Kürt sorunun önemini bilen, Suriye’deki Kürtlere önem biçen, Irak Kürdistan bölgesindeki Kürtlerle ilişkileri olan bir yönetimi göreceğiz. Bu da Kürtler açısından birtakım fırsatlar doğuruyor.

Washington karar mekanizması, dünya siyaseti için önemli bir adres. Kürtler buradaki varlıklarını güçlendirdikleri taktirde buradaki siyasete etki etme şansı da olabilir. Bu yeni hükümet çünkü Kürtleri tanıyor, biliyor. Biden yönetimiyle Amerika askerlerin Rojava’daki varlığı netleşecektir. Eğer Kürtler varolan fırsatları kullanabilirlerse askeri ilişkiyi diplomatik siyasi ilişkiye dönüştürme potansiyeli yakalayabilirler.  Bu kendi durumlarına bağlı. Türkiye ile ilişkiler mevcut haliyle devam etmeyeceği için Kürtlere fırsat doğuruyor. Hem Biden hem de Biden ekibinden kendilerini tanıyan insanların olmasından dolayı Kürtler açısından avantajlı fırsatlar doğurabilir. Bu da Kürtlerin bu fırsatları kullanacak araçları yakalamasına bağlı.

https://ahval.me/tr/kurtler/gazeteci-mutlu-civiroglu-biden-yonetimiyle-turkiyeyi-zor-gunler-kurtleri-yeni-firsatlar

Vakıfbank kendini AKP’nin yerine koydu: KHK’liye parasını vermedi

Amed’de hesabına yatırılan parayı almak için Vakıfbank’a giden N.K.’ye, KHK ile ihraç edildiği için “Sakıncalısın” denilerek, parası verilmedi.

Amed Eğitim Sen Şubeleri, Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilen üyelerinin banka hesabına gönderilen paranın Vakıfbank tarafından “Sakıncalısınız” denilerek, el konulmasına ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, söz konusu durumun insani olmadığı ve Anayasa’ya da aykırı olduğu vurgulandı. Açıklamada, hükümete bir an önce KHK’lilerle ilgili gerekli adımları atması yönünde çağrıda bulunuldu.
Açıklamada, OHAL nedeniyle 126 bin 806 kişinin kamudan ihraç edildiği bilgisi paylaşılarak, “Kurulan ve 2 yıl çalışacağı söylenen OHAL komisyonu 4 yıldır çalışma/mamaya devam etmektedir. Özellikle KESK üyesi kamu emekçilerinin dosyaları sona bırakılmaktadır. Çünkü KESK üyeleri yıllarca her türlü darbeye karşı durarak demokrasiyi, insan haklarını, barışı savunmuş, yıllarca kamu kaynaklarının cemaatlere peşkeş çekilmesine karşı durmuştur” denildi.
 
Ölüme sürükleniyorlar

Eğitim-Sen Amed Şubeleri olayla ilgili yaptığı açıklamada hükümetin ihraç edilen emekçileri ölüme sürüklediğini belirterek şunları aktardı: “Pasaportlarına el konuluyor, sağlık hizmeti almaları engelleniyor. İnsani ve hukuki olmayan bu uygulamalar sonucunda yüzlerce kamu emekçisi ağır psikolojik travmalar yaşamaktadır. 6 KESK üyesi vefat ettikten sonra komisyon kararıyla iade edilmiştir. Yaşadıkları sorunlardan dolayı 52 kamu emekçisi intihar etmiştir. Son olarak vefat eden ihraç bir arkadaşımızın çocuklarına arkadaşları tarafından dayanışma amaçlı yine kendisi de ihraç olan N.K.’nin hesabına gönderilen 150 Euro’ya Vakıfbank tarafından el konulmuştur. N.K, parayı alıp aileye ulaştırmak için ilgili bankaya gitmiş, ancak ‘ihraçsınız’, ‘sakıncalılar listesindesiniz’ denilerek uzun süre bekletilmiş ve sonrasında mesai bitti denilerek ödeme yapılmamıştır. Bu durum insani olmadığı kadar Anayasaya da aykırıdır. Bu yaşananları kınıyoruz, bir daha böyle bir durumun yaşanmaması için hükümetin bir an önce KHK’lilerle ilgili gerekli adımları atması çağrısında bulunuyoruz. Olaya ilişkin video görüntülerini paylaşıyoruz.”

Olayla ilişkin video görüntülerini gazeteci Mutlu Çiviroğlu Twitter hesabından paylaştı

Mutlu Civiroglu

@mutludc

Eğitim-Sen Diyarbakır şubesine göre ihraç edilen üyesine yurt dışından gelen parası, banka tarafından KHK’lı diye verilmemiş @egitimsen21

Yerleştirilmiş video