Vakıfbank kendini AKP’nin yerine koydu: KHK’liye parasını vermedi

Amed’de hesabına yatırılan parayı almak için Vakıfbank’a giden N.K.’ye, KHK ile ihraç edildiği için “Sakıncalısın” denilerek, parası verilmedi.

Amed Eğitim Sen Şubeleri, Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilen üyelerinin banka hesabına gönderilen paranın Vakıfbank tarafından “Sakıncalısınız” denilerek, el konulmasına ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, söz konusu durumun insani olmadığı ve Anayasa’ya da aykırı olduğu vurgulandı. Açıklamada, hükümete bir an önce KHK’lilerle ilgili gerekli adımları atması yönünde çağrıda bulunuldu.
Açıklamada, OHAL nedeniyle 126 bin 806 kişinin kamudan ihraç edildiği bilgisi paylaşılarak, “Kurulan ve 2 yıl çalışacağı söylenen OHAL komisyonu 4 yıldır çalışma/mamaya devam etmektedir. Özellikle KESK üyesi kamu emekçilerinin dosyaları sona bırakılmaktadır. Çünkü KESK üyeleri yıllarca her türlü darbeye karşı durarak demokrasiyi, insan haklarını, barışı savunmuş, yıllarca kamu kaynaklarının cemaatlere peşkeş çekilmesine karşı durmuştur” denildi.
 
Ölüme sürükleniyorlar

Eğitim-Sen Amed Şubeleri olayla ilgili yaptığı açıklamada hükümetin ihraç edilen emekçileri ölüme sürüklediğini belirterek şunları aktardı: “Pasaportlarına el konuluyor, sağlık hizmeti almaları engelleniyor. İnsani ve hukuki olmayan bu uygulamalar sonucunda yüzlerce kamu emekçisi ağır psikolojik travmalar yaşamaktadır. 6 KESK üyesi vefat ettikten sonra komisyon kararıyla iade edilmiştir. Yaşadıkları sorunlardan dolayı 52 kamu emekçisi intihar etmiştir. Son olarak vefat eden ihraç bir arkadaşımızın çocuklarına arkadaşları tarafından dayanışma amaçlı yine kendisi de ihraç olan N.K.’nin hesabına gönderilen 150 Euro’ya Vakıfbank tarafından el konulmuştur. N.K, parayı alıp aileye ulaştırmak için ilgili bankaya gitmiş, ancak ‘ihraçsınız’, ‘sakıncalılar listesindesiniz’ denilerek uzun süre bekletilmiş ve sonrasında mesai bitti denilerek ödeme yapılmamıştır. Bu durum insani olmadığı kadar Anayasaya da aykırıdır. Bu yaşananları kınıyoruz, bir daha böyle bir durumun yaşanmaması için hükümetin bir an önce KHK’lilerle ilgili gerekli adımları atması çağrısında bulunuyoruz. Olaya ilişkin video görüntülerini paylaşıyoruz.”

Olayla ilişkin video görüntülerini gazeteci Mutlu Çiviroğlu Twitter hesabından paylaştı

Mutlu Civiroglu

@mutludc

Eğitim-Sen Diyarbakır şubesine göre ihraç edilen üyesine yurt dışından gelen parası, banka tarafından KHK’lı diye verilmemiş @egitimsen21

Yerleştirilmiş video

Suriye’yi bekleyen ikinci savaş

Suriye’de çatışmalar hafiflerken, yolsuzlukla mücadele, ekonomi ve siyasetin yeniden inşası gibi sorunlar gündeme gelmeye başladı. Bu dönem halk arasında “ülkeyi bekleyen ikinci savaş” olarak tanımlanıyor.

    

Suriye'nin başkenti Şam (Foto: Arşiv)

Suriye’nin başkenti Şam (Foto: Arşiv)

 

Suriye’de çatışmaların hafiflemeye başlaması ile birlikte, uzun vadeli ve köklü yapısal reformlar gerektiren yolsuzlukla mücadele, ekonomi ve siyasetin yeniden inşası gibi sorunlar gündeme gelmeye başladı.

Halk arasında “ülkeyi bekleyen ikinci savaş” olarak tanımlanan bu dönemi DW Türkçe’ye değerlendiren uzmanlar “Suriye’nin kırılgan ve tehlikeli bir dönemin eşiğinde olduğu” konusunda hemfikir.

Suriye içindeki siyasi partilerden biri olan ve savaş döneminde yükselişe geçen Suriye Sosyalist Milliyetçi Parti’den Tarık El Ahmet, “Ülkeyi yıllar süren savaş halinden barış ve huzurun hakim olduğu günlere taşımayı sağlayacak bir sihirli değnek yok ancak (bütün boyutları ile) yeniden imar süreci başladı” dedi.

Carnegie Ortadoğu Merkezi’nden Yezid Sayigh “Suriye’de birçok sorunun çözüm beklediğini ancak mevcut hükümetin politik veya ekonomik konuları çözmek için bir planları olduğunu düşünmediğini” söyledi.

Oklahoma Üniversitesi’nden Joshua Landis ise, yolsuzluktan ekonomi politikasına ve Suriye’ye yönelik yaptırımlara kadar birçok konunun ilişkili olduğuna dikkat çekerek, “Suriye’de durum daha da kötüleşecek” diye konuştu.

Syrischer Pass

 

Suriye’de resmi evrak temininden hastanede yer bulmaya kadar birçok konuda rüşvet, adam kayırma, kanun dışı uygulamalar neredeyse normal sayılır hale geldi.

 

Yolsuzluk en önemli sorun

Suriye’nin birçok yerinde devlet kontrolünün kaybolması ile birlikte her türlü ihtiyacı temin ve sevk eden yeni ticaret ağları öne çıkmaya başladı. Resmi evrak temini, okul kaydı yaptırmak veya hastanede yer bulmak, iş bulmak, kanunla ilgili sorunlarda sonuçları lehe çevirmek gibi birçok konuda rüşvet, adam kayırma, kanun dışı uygulamalar neredeyse normal sayılır hale geldi.

Halk arasında çatışmaların sona ermesi ile birlikte yolsuzluğa karşı etkili bir mücadelenin başlatılması, yolsuzluğa karışan kişi veya grupların mahkeme karşısına çıkartılması beklentileri de dile getiriliyor.

Ancak suçlu ile mağdurun karıştığı, mağdurun aynı zamanda suçlu olduğu, yolsuzluk dahil çeşitli suçlara karışanların aynı zamanda devletin yanında savaştığı ülkede beklenen ölçüde bir yargılama sürecinin gerçekleşmesi pek mümkün görünmüyor.

Tarık El Ahmet’e göre, “yolsuzluğa karşı savaşmak terörizme karşı savaşmaktan çok daha zor. Yolsuzluğun kısa sürede yok edilmesi mümkün değil ancak bütün bölgeler devlet kontrolüne girdikçe ve kamu kurumları çalışmaya başladıkça aşamalı olarak azalması mümkün.”

Joshua Landis ise, yolsuzluğun birçok Ortadoğu ülkesi gibi Suriye’nin de on yıllardır çözemediği bir sorun olduğuna dikkat çekti.

Suriye’deki sistemi “bütün bölgede olduğu gibi yönetim güvenlik ve istikrar sağlar, halk politik haklarından vazgeçer, soru sormaz” şeklinde tanımlayan Landis’e göre, Suriye’ye yönelik yaptırımların da etkisiyle “her işin masa altında halledildiği yolsuzluk üzerine kurulu, şeffaflığın olmadığı bir sistem inşa edildi.”

Landis yolsuzluğun adam kayırma, liyakat yerine şahıslara/gruplara sadakat gibi kişisel çıkarları öncelikli gören ve devletin birçok kurumunu saran yapısal bir sorunlar ağı haline geldiğini söyledi.

Yeni model ne olacak?

Suriye’de ayaklanma öncesi dönemde dışarıya kapalı, tek partili ve sosyalizme benzer bir sistem uygulanıyordu.

2000’li yılların ortasında ekmekten mazota kadar birçok ihtiyacın devlet tarafından sübvanse edildiği bu sistemden neo-liberal bir sisteme geçiş hamlesi başladı. İç üretimin yeterli düzeyde desteklenmemesi, Suriye bankaları üzerindeki yaptırımların yatırımların önünü kapatması, devlet kurumlarında ve siyasi yapıda yeni politikalara ayak uyduracak şekilde yapısal dönüşümün sağlanmaması gibi nedenlerle yeni sistem denemesi başarısız oldu.

Basar - Grosbild

Ekonominin savaş öncesi canlılığına kavuşması “en zor konu”. (Foto: Şam’da bir çarşı / Arşiv)

 

Bu sonuç en sert etkisini ekonomide gösterdi. Sübvansiyonlar başta olmak üzere sosyalist sisteme göre devletin üstlendiği destekler devlet bütçesinde giderek büyüyen bir yük olmaya başladı. Yerel üreticiler zayıflarken, kısa sürede yüzlerce atölye kapandı ve işsizlik artmaya başladı. Sübvansiyonların azaltılması alım gücünü iyice düşürdü.

Savaş döneminde ise ekonomi, tarım arazilerinin ekilememesi, atölye ve fabrikaların kapanması, vergi toplanamaması, askeri giderler, sanayide kullanılan makinelerden hastanelerdeki teknolojik cihazlara kadar pahalı araç gereçlerin kullanılamaz hale gelmesi, binlerce aracın çalınması veya hurda hale gelmesi, yüzlerce kilo altının ve malın bulunduğu çarşıların yağmalanması gibi birçok darbe aldı. Yine iş insanları dahil yüz binlerce insanın servetlerini ülke dışına çıkarması, Suriye lirasının dolar karşısında 10 kat zayıflaması da ekonomiyi sarsan faktörler arasında.

Kalifiye kadrolarını büyük ölçüde kaybeden ve beyin göçü de veren Suriye’de yeni dönemde ekonomi politikası dahil nasıl bir modelin uygulanacağı belirsiz. Bu durum siyasi yapının dizaynından mültecilerin dönüşüne kadar birçok sorunu da doğrudan etkiliyor.

Yeni bir modelin geliştirilmesinin mümkün olmadığını savunan Landis, “Eski sistem çöktü ancak yaptırımlar nedeniyle yeni bir sistem bulunması da çok zor. Bu nedenle eski sistemle devam etmek zorundalar. İnsanları sessiz tutmak ve otoriter uzlaşmayı (güvenlik ve istikrara karşı demokrasiden feragat) korumak için daha fazla şiddet kullanacaklar” dedi.

Yezid Sayigh de Suriye’yi ölmeyen ama kendini nasıl iyileştireceğini de bilmeyen hasta şeklinde tanımlayarak, “Eski sistemi kullanmaya devam edecekler. Politik davranışlarını değiştirmek istemiyorlar. Hâlâa güvenlikçi müdahalelere güveniyorlar. Rejim hayatta kalacak ancak çok kırılgan ve ekonomik açıdan iflasın eşiğinde ve zorluklar devam edecek” diye konuştu.

Ekonominin yeniden inşası mümkün mü?

Ekonominin yeniden inşasını “en zor konu” diye tanımlayan Tarık El Ahmet’e göre yol, elektrik, su gibi öncelikli ihtiyaçların giderilmesi çalışmaları birkaç yıl önce başladı. Yine Halep ve Şam başta olmak üzere binlerce atölye ve fabrika da açıldı ancak yaptırımlar bu süreci yavaşlatıyor.

Joshua Landis, Suriye’de sadece çatışmaların bittiğini ve ekonomi yoluyla savaşın sürdüğünü söyledi. ABD ve Batı ülkelerinin Rusya ve İran’a zarar vermek ve Beşar Esad’ı düşürmek için yaptırımları kullandığını savunan Landis, “Suriye’nin yeniden inşa edilmesi gerekiyor ki mültecilerden kurtulabilsinler ama ABD, Fransa, İngiltere hiçbir ülke yeniden inşa etmek istemiyor. Ancak bu cezalar Suriyelilere. Suriyeliler savaşta kaybettiler, şimdi barış döneminde de… Rejim (Esad yönetimi) ne derse kabul edecekler” dedi.

Syrien verschwendetes Erdöl in Qamischli

Suriye’deki petrol çıkarma çalışmaları (Foto: Arşiv)

 

Petrol bölgeleri kimin?

Suriye’deki petrol kaynaklarının bir kısmı Suriye ordusunun bir kısmı da ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) elinde.

SDG ve YPG kontrolündeki bölgelerin geleceğinin belirsizliği, petrol kaynaklarının idaresi ve gelirin kullanımı gibi konuları da etkiliyor.

Yine bu bölgelerde, Türkiye’nin desteklediği Afrin ve çevresinde ve Suriye ordusunun kontrolündeki kısımda farklı idari-finansal ve eğitim sistemleri uygulanıyor.

Bir süredir SDG’nin elindeki bölgede bulunan gazeteci Mutlu Çiviroğlu, genel olarak sokakların ve çarşıların hareketli olduğunu ancak ihtiyaçların Irak Kürdistan’ından veya Cerablus-Bab hattı üzerinden Türkiye’den sağlandığını söyledi.

Çiviroğlu, “Gelen her mal 3-4 el değiştirerek ulaşıyor. Her el değiştirdiğinde fiyat da artıyor. Mazot gibi temel ihtiyaçlar sübvanse ediliyor. Yine askeri (YPG-SDG ve polis gücü Asayiş) ve sivil memurun maaşları genelde petrol kaynaklarından sağlanıyor. Üretim yok, tüketim var ve bu sürdürülebilir değil” dedi.

Ekonomi başta olmak üzere birçok sorunun acil çözüm beklediği Suriye’de yeni dönemi sahada çekişen ABD-Rusya-Türkiye ve İran gibi ülkelerin hamleleri de doğrudan etkileyecek gibi görünüyor.

Hediye Levent

https://www.dw.com/tr/suriyeyi-bekleyen-ikinci-sava%C5%9F/a-48044926

Syrian Kurds deny Trump’s claim they sell oil to Iran

Syrian Kurds deny Trump’s claim they sell oil to IranSyrian workers fix pipes from an oil well at an oil field controlled by a US-backed Kurdish group in Rmeilan, March, 27, 2018. (Photo: Associated Press)

 

ERBIL (Kurdistan 24) – Salih Muslim, the former co-chairman of the Democratic Union Party (PYD), denied claims made by US President Donald Trump that Syrian Kurds have sold oil to Iran.

During a cabinet meeting on Wednesday, Trump said he was not happy that the Kurds are selling oil to Iran.

“I didn’t like the fact that [the Kurds] are selling the small oil that they have to Iran, and we asked them not to do it,” the US president stated.

It was not entirely clear whether Trump was referring to the Syrian Kurds or the Kurdistan Regional Government (KRG) in Iraq.

Speaking to Kurdish journalist Mutlu Civiroglu, Muslim rejected the American leader’s claims and said there is only local use of oil by Kurds in Syria.

“I asked our people here in the administration, in the YPG [People’s Protection Units], and the others, and they said there are no sales of oil to any side outside of Syria,” the former PYD head said.

The Syrian Kurds have no borders with Iran to sell oil to them, Muslim added, “there is no way, everybody should know the reality.”

Muslim suggested Trump was referring to “other Kurds” because “Syrian Kurds have no relations with Iran.”

“We have no deal, nor sales of oil [with] them, not at all,” he said. “Maybe others are doing so, but that’s not our business.”

According to Çeleng Omer, a former university lecturer from Afrin with expertise on oil, while Iran produces four million barrels per day (bpd), Syria’s production before the war was 400,000 bpd, which equals 10 percent of Iranian oil production.

According to Omer, oil production in Syrian Democratic Forces (SDF) areas in northeastern Syria is only 50,000 barrels. He said this quantity is “consumed locally by refining it in primitive refineries,” adding that Trump may have “confused the Kurds in Syria, with those in Iraq.”

“There is no border between the Syrian Kurdish region with Iran, and the oil produced in their areas is not enough to satisfy local needs, and the war destroyed a large part of the oil fields” which need to be restored before being exported, Omer explained.

“The oil produced in SDF areas meets the needs of fuel in the domestic market only.”

Nicholas A. Heras,  a Fellow at the Center for a New American Security (CNAS), said: “Trump’s statement could mean a couple of things.”

“One, he declassified hitherto classified info about the extent of YPG-Iranian relations in Syria. Or two, he mixed up talking points in his head from an earlier conversation with Turkey about Kurds in Iraq and Syria.”

Meanwhile, Alan Mohtadi, head of T&S Consulting Energy and Security, told Kurdistan 24 he is certain President Trump confused the Syrian Kurds with Kurds in Iraq.

Mohtadi explained that Syrian Kurdistan produces between 30-40,000 bpd, adding that almost all of the oil is used for local consumption.

“They would need to produce three to four times more, get a decent transport route (the border with the Kurdistan Region is tightly controlled), and transport it via trucks to Iran,” he said.

“This is not profitable and logistically almost impossible.”

The KRG announced in November that oil exports to Iran stopped after a new round of US sanctions were enforced.

Wladimir van Wilgenburg

Editing by Karzan Sulaivany

 

https://www.kurdistan24.net/en/news/0b078a0a-836e-4564-aaaf-c0d30add8307

Syria tensions ramp up as Assad eyes Afrin

Political tensions are mounting once again in Syria as Damascus prepared to send troops into Afrin, where the Turkish military has launched a large-scale operation against Kurdish militants, the People’s Protection Forces (YPG).

As news of the possible deal between Damascus and the Kurds broke, Turkish Foreign Minister Mevlut Çavuşoğlu warned that no one would stop Turkish troops should Syrian forces enter the enclave, in a barely veiled threat of confrontation. Turkey’s main share index fell on the news.

Turkey, the United States and Russia, as well as Syrian President Bashar Assad and the Kurds, are vying for control of northern Syria, ratcheting up tensions in a seven-year war, after the virtual defeat of Islamic State. The area, home to a mixture of Kurdish and Sunni Arab minorities, is strategically adjacent to Iraq and Turkey, with important oil resources.

Forces loyal to Syrian President Bashar Assad will enter Afrin in the coming hours after reaching an agreement with Kurdish forces, Syrian state media said. Syria woukd also re-establish a military presence along the border with Turkey, which has actively supported a range of armed groups intent on overthrowing Assad’s government, including the Free Syrian Army (FSA), deployed against the Kurds, it said

“If they (the Syrians) are entering to protect the YPG/PKK, nobody can stop the Turkish army,” Çavuşoğlu said at a news conference in Amman, Jordan.

FSA

Militants of the Turkish-backed FSA in Syria

Turkey has rejected any talk of Assad retaking the border, saying his government has courted and supported the Kurds against Turkey.

President Recep Tayyip Erdoğan ordered Turkish troops into Syria on Jan. 20, saying an operation was needed to cleanse the area of Kurdish militants allied with the Kurdistan Workers’ Party (PKK), which has fought a three-decade war for autonomy from Turkey at the cost of about 40,000 lives, most of them Kurdish.

Russia, however, is concerned about possible clashes between Turkish and Syrian troops should Syria’s army be deployed, and has approached Turkey to negotiate a possible deal, according to Timur Akhmetov, a journalist and researcher for the Russian International Affairs Council.

The deployment of Syrian troops would come just three days after U.S. Secretary of State Rex Tillerson visited Ankara and agreed with Turkey to set up working groups to deal with differences between the two NATO allies over Syria. Washington has opposed the Turkish incursion, saying it threatens to de-stablise Syria further and hurt the fight against Islamic State (ISIS) — the Kurds are the most powerful allies as the West does battle with the group.

Russian President Vladimir Putin is now “pushing the Assad piece forward” after Ankara and Washington reached the agreement to patch up their relationship, Tim Ash, senior emerging markets strategist at BlueBay Asset Management in London, said on Monday.

Moscow, which has benefited from a closer relationship with Ankara as ties with the U.S. frayed, could now close Syrian airspace to Turkish jets, leaving Turkish troops exposed on the ground, Ash said.

Turkey has broken international law by occupying Afrin after it realised its support for Islamist terrorists flowing across the border from Turkey failed, Bouthaina Shaaban, an aide to Assad, said on Monday, according to Turkish news website Gazete Duvar.

Mutlu Civiroglu, an expert on Kurdish affairs, said the deal between Damascus and the Kurds isn’t done, though may be signed in the coming hours.

Turkey’s main BIST-100 share index fell 0.2 percent to 116,330 points at 3:04 p.m. in Istanbul, reversing earlier gains.

Mark Bentley

https://ahvalnews.com/syria-turkey/syria-tensions-ramp-assad-eyes-afrin