ABD YPG’ye Havadan Silah ve Cephane Yardımı Yaptı

images

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) yaptığı yazılı açıklamada, ABD askeri güçlerinin, IŞİD’e karşı Kobane’yi savunan Kürt güçlere (YPG) takviye yapmak için Kobane bölgesine havadan silah, cephane ve sağlık malzemesi yardımı yapıldığını duyurdu.

Açıklamada ABD Hava Kuvvetleri’nin C-130 tipi nakliye uçağının Irak’taki Kürt yetkililer tarafından sağlanan silah, cephane ve tıbbi malzeme yardımının, Kobane’de IŞİD’e karşı savaşan Kürt güçlere ulaştırdığı belirtildi.

Açıklamada, yardımın ardından uçağın bölgeden güvenlik şekilde ayrıldığı ifade edildi.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı ayrıca Amerikan askeri güçlerinin bugüne kadar Kobane’de IŞİD’e karşı 135 hava saldırısı düzenlediği de belirtildi.

ABD’nin Pazartesi sabahı Kobane’deki YPG güçlerine havadan yaptığı silah ve mühimmat yardımı önemli bir kilometre taşı olarak dikkatleri çekiyor.

Son zamanlarda Washington’un YPG ve PYD ile geliştirdiği doğrudan ilişkilerin daha somut bir kimliğe bürünmesi ve Rojavalı Kürtlerin uluslararası arenada daha da önemli bir konuma gelmesi anlamına geliyor.

Karar ayrıca YPG’nin IŞiD’e karşı oluşturulan koalisyonun da önemli bir aktörü olarak daha da öne çıkacağı anlamına da geliyor.

Özellikle YPG’nin Şengal’de oynadığı  ve uluslararası basın tarafından övgüyle bahsedilen rolü ve bir ayı aşkın süredir Kobane’de göstermekte olduğu güçlü direnişi de Obama yönetiminin bu kararına etki eden önemli unsurlar.

Yine, Amerikan medyası ve düşünce kuruluşları ve özellikle de Amerikan kamuoyunun Kobane konusundaki hassasiyeti  ve hükümete yönelik baskıları da Kobane konusunda hem hava saldırılarının artması  hem de silah yardımı yapması konusnda etkileyen önemli etkenler olarak dikkat çekti.

Enwer Mislim: Kobanê Tüm Kürtlerin Onurudur

Anwar_Moslem_Serkeftin

Kobanê Kantonu Başbakanı Enwer Misilim ile IŞİD saldırılarına karşı 24 gündür direnen Kobanê’nin son durumunu görüştük *

***

Sayın Enwer Mislim, 24 gündür Kobanê çok ağır saldırılar altında ve bütün dünyanın gözü Kobanê’de. Türlü iddialar var, bazı kaynaklar IŞİD’in şehri ele geçirdiğini söylerken bazıları geri çekildiğini söylüyor. Kobanê’de durum şu an nasıl?

IŞİD’in geri çekildiğini söyleyemeyeceğiz henüz, üç taraftan da şehri kuşatmış durumdalar. Şehrin güney ve doğu yakasında şehir içindeler, batı yakasında da biraz uzaklar. 24 gündür şiddetli çatışmalar yaşanıyor burada, 25. güne geçeceğiz birazdan. IŞİD buradaki direnişi kırıp bir katliam gerçekleştirmek istiyor burada. Hala sivil insanlar var Kobanê’de, binlerce çocuk ve kadın. IŞİD bir katliamla bütün hıncını bu sivil insanlardan çıkarmak istiyor. Fakat yerde YPG’nin görkemli direnişi gökte de çok memnun kaldığımız Amerika ve koalisyondaki ülkelerin saldırıları birlikte onların planını boşa çıkaracak.

Sivillerden bahsediyorsunuz, fakat dünya basını Kobanê’de sivil insanların kalmadığını söylüyor. Neden bu tür haberler çıkıyor peki?

Savaş hali çok ağır bir şey, bazıları insanların burayı terk etmesi için propaganda yapıyor. Hiç sivil insan kalmamış diyen bazıları da olayı bilmiyor. Savaş hali olduğu için sivil insanların çoğu evlerinden çıkamıyor, sınırda da bekleyen birçok insan var, medya yanlış biliyor yani. Altını çizerek, üstüne basa basa sivil insanların burada olduğunu ve büyük bir tehlikenin söz konusu olduğunu dile getiriyorum. Sayılarını tam olarak veremeyeceğim şimdilik, fakat binlerce sivil. Medyaya gerekli fotoğrafları, videoları servis edebiliriz, onlar da gelip görebilirler. Zaten biz uluslararası güçlere seslenirken bizim öncelikli hedefimiz bu sivilleri kurtarmak. Ki son iki gündür yapılan etkili saldırılar sivillerin korkularını biraz olsun dindirdi. Uçaklar IŞİD’i bombalarken zılgıt çeken kadınlar var, uçakları selamlayan çocuklar.

Son iki gündür yapılan saldırılar etkisini gösterdi diyorsunuz, bugün yapılan son saldırılar hakkında ne diyeceksiniz?

Bugün de saldırılar çok etkili. Fakat biz tedbir amaçlı bir yerde kalıyoruz şimdi, tam olarak göremiyoruz. Çatışmalar sürdüğü için de savaşan kahramanlarımıza ulaşıp saldırılar hakkında detaylı bilgi alamıyoruz çabuk çabuk. Fakat Amerika ve koalisyondaki ülkelerin son saldırıları sivilleri kurtarmaya yönelik, etkili olduğunu fark ediyoruz. Biz bu saldırıların devam etmesini umuyoruz, tankları, panzerleri, Hummer arabaları hedef alınmalı. IŞİD çok büyük bir güçle saldırıyor, mesela bugün büyük bir arabaya bir sürü bomba yükleyip arabayı patlattılar.

Hava saldırısı yapan ülkeler, Amerika olsun, Fransa olsun, İngiltere olsun, koalisyondaki bütün ülkeler saldırılarına etkili bir şekilde devam etmeli ki IŞİD’e arkadan gelen destek kesilsin. Özellikle Til Abyad ve Rakka’dan çok fazla destek geliyor onlara. Eğer bu destek de kesilirse yerde YPG, gökte koalisyon IŞİD’i rahatlıkla bitirebiliriz.

Yine dünya basınına döneceğim, dünya basını saldırıların etkisiz olduğunu söylerken siz saldırıların çok faydalı olduğunu söylüyorsunuz, nasıl böyle bir zıtlık oluşuyor?

Biz Kobanê Kantonu yetkilileri olarak, resmi açıklamamızla saldırılar etkili oldu diyoruz. IŞİD, Musul’da ele geçirdiği ağır silahlarla sivilleri hedef alıyor ve neden Amerika ve koalisyon bizi hedef alıyor diyor. YPG’nin de Amerika ve koalisyondaki ülkelerin de hedefi sivilleri korumak. Yerde ve gökte aynı şey için çalışınca saldırılar faydalı oldu diyebildik.

Peki, hava saldırıları böyle devam ederse YPG mevcut durumu düzeltir diyebilir miyiz?

Eğer hava saldırılar böyle devam ederse, yani eğer IŞİD’in ağır silahları ve tankları imha edilirse IŞİD üyelerini bitirmek YPG için çok zor olmaz. YPG, IŞİD’i tamamen bitirmek için ant içmiş. Bunun için hava saldırıları hem Kobanê için hem sivil halk için çok önemli.

Peki, savaş cephesinde son olarak durum ne? Basın son zamanlarda YPJ’den de çok bahseder oldu. YPG ve YPJ hakkında neler diyeceksiniz?

YPG ve YPJ bu halkın çocuklarıdır. 18, 19, 20 yaşındaki gençlerimizin göstermiş olduğu görkemli direniş dünyanın hiçbir yerinde görülmüş bir şey değil. Bir şey yapmaya değil, yakıp yıkmaya gelen IŞİD karşısında savaşıyorlar. Arin Mirkan gibi fedai eylemler gerçekleştirenler, IŞİD’in eline geçmemek için kendilerine kurşun sıkanlar var. Genç kızlarımızın başları kesiliyor, YPG ve YPJ böylesi vahşi bir terör örgütüne karşı savaşıyor. Biz YPG ve YPJ’nin mutlak zaferine inanıyoruz.

Kobanê için dünyanın birçok yerinde ayağa kalkan Kürtlere neler diyeceksiniz?

Özellikle Amerik’ada yaşayan herkes 11 Eylül saldırılarını hatırlamalı. Yine IŞİD tarafından başları kesilen Amerikalı gazeteci ve İngiliz de herkesin gözleri önüne gelmeli. Yani IŞİD tehlikesi ile karşı karşıya kalan kalmayan herkes insanlık için bir şeyler yapmalı, Kobanê’de yaşanan şeyleri bütün dünyaya duyurmalı. Kürdistan’a dönersek eğer, zaten bugün artık Kobanê tüm Kürtlerin ve Kürdistan’ın onurudur. Kobanê düşerse eğer Kürdistani onurumuzu kaybederiz. Herkes bu onura çıksın.

* Bu röportaj 8 Ekim tarihinde gerçekleştirilmiştir.

Ayşe Efendi: Uluslarasi Toplum Kürtlere Yardım Etmeli

Ayse Efendi, Syrian Kurdish Politician (Photo Yeniozgur Politika)

Ayse Efendi, Syrian Kurdish Politician (Photo Yeniozgur Politika)

Sayın Ayşe Efendi, Kobanê 19 gündür ağır saldırılar altında. Kimi medya kuruluşları IŞİD’in Kobanê’nin merkezine girdiğini bildiriyor. Bu haberler ne kadar doğru, son durum ne?

Ayşe Efendi: Bu tür haberler kesinlikle gerçeği yansıtmıyor, Kobanê’ye girmiş değiller. Bugün Kobanê merkeze birçok top attıkları doğrudur fakat hiç kimse yaşamını yitirmedi. YPG ve YPJ birlikte büyük bir direniş örneği sergiliyorlar. Yönetimden arkadaşlarımız da Kobanê merkezdeler, yine yaklaşık 10-15 bin insanımız da oradalar. Biz de kısa bir süreliğine bir iş için Suruç’a geldik ve döneceğiz. Buradan uluslararası güçlere seslenmek istiyorum: Kürtlere, Rojava halkına yardımcı olsunlar.

Nasıl bir yardım istiyorsunuz bu güçlerden?

Ayşe Efendi: Uluslararası güçler IŞİD’i saldırmak için Kobanê ve çevresine uçaklarını gönderdiklerini söylüyorlar, bu doğru. Fakat demek istediğim eğer bu güçler isterlerse anında IŞİD’i imha edebilirler. Maalesef uluslararası güçler Rojava’ya yeterli yardımı yapmıyorlar. Biz yardım derken, yiyecek yardımından bahsetmiyoruz, nereden ne şekilde olursa olsun ağır silah yardımı istiyoruz.

YPG ve YPJ direnişleriyle kendilerini ispatladılar ve bu güç sadece Kürtleri korumuyorlar. Hristiyanlar, Müslümanlar, Ermeniler, Süryaniler, Araplar, YPG ve YPJ bölgedeki bütün halkları ve dinleri korumaya çalışıyor. Bizimle birlikte savaşan Arap kardeşlerimiz de var. Biz koalisyon güçlerine IŞİD merkezlerinin koordinatlarını verebiliriz, bu koordinatları baz alarak saldırabilirler. IŞİD’in ağır silahları ve tankları var, özellikle de tanklarla saldırmaya çalışıyorlar. Fakat biz 3 yıldır değil, 30 yıldır savaşıyor ve direniyoruz. Biz halkımıza ve şehitlerimize özgürlük sözü vermişiz. Direnip kazanacağımıza inanıyoruz.

Kimi uzmanlar IŞİD’in artık Kobanê’ye çok yaklaştığını, dolayısıyla yapılacak saldırıların YPG’ye ve sivillere de zarar vereceğini söylüyorlar. Neler diyeceksiniz?

Ayşe Efendi: Hayır, tekrar ediyorum bu bilgiler kesinlikle yalan yanlış bilgiler. Kobanê merkeze giren bir tek IŞİD üyesi yok. Şehre 3-5 km uzaklıktalar. Bu tür haber yayınlayanlar özel bir savaş stratejisi yürüterek halkın Kobanê’yi tamamen terk etmesini, Kobanê’nin boşalmasını istiyorlar.

Kobanê’de sivil halkın kalmadığını, sadece YPG savaşçılarının kaldığını söyleyenler de var, bu ne kadar doğru?

Ayşe Efendi: Hayır 10-15 bin kadar insanımız şu an Kobanê’de. Onlar da Kobanê’yi koruyorlar, YPG ve YPJ için yemek hazırlıyorlar, her türlü yardımı yapıyorlar. Bir şey de eklemek istiyorum buna, Kobanê’nin etrafına hendekler kazıldı. Bir tek IŞİD’li bile Kobanê’ye giremez. Biz yine de IŞİD’i davet ediyoruz, gelsinler ve neler olacağını görsünler, Kobanê IŞİD’e mezar olur.

Bir iş için Suruç’a geldiğinizi ve Kobanê’ye döneceğinizi söylediniz. Tanınan, bilinen bir siyasetçisiniz, neden dönmek istiyorsunuz Kobanê’ye?

Ayşe Efendi: Ben şehitlere, Kobanê’ye ve halkıma söz vermişim. Savaşan çocuklarımızla birlikte olmak istiyorum, onlarla birlikte zafer gününü kutlamak istiyorum. 19 Temmuz’da da buradaydık biz çünkü YPG altın harflerle yeni bir tarih yazdı. Tarih bizden yana olacak ve harita değişecek, YPG ve YPJ zafer elde edecek ve ben bizim çocuklarımızla birlikte olacağım, bunun için Kobanê’ye dönüyorum.

2nd Kurdish Conference in Washington Starts

bdpconference_0

***

The New Kurdish Reality in the Middle East: Perils, Prospects and Possibilities

Peoples’ Democratic Party (HDP) Representative Office in Washington, DC

 Friday, September 26, 2014, 8:00 a.m. – 5:00 p.m.

The National Press Club, Holeman Lounge

529 14th St NW Washington, DC 20045

 The optimism of the Arab Spring has too rapidly been replaced by a dramatic wave of violence throughout the Middle East. The whole geography stretching from Iraq to Libya has become a battlefield. The war in Syria alone has caused hundreds of thousands of casualties with no promise of peace in sight. Iraq is now fully a part of the Syrian war. While a process of Lebanonization has never been so imminent for Syria and Iraq, Lebanon, too, may be pulled into active warfare if no settlement is secured in these two countries. The latest violence in Israel-Palestine exacerbated the region’s tense political climate. The changing regional order presents opportunities as well as dangers: They carry a potential for instituting democratic citizenship while simultaneously planting the seeds of even more violent and dictatorial regimes.

Within this regional setting, Kurdistan is home to multiple perils, prospects and possibilities. The peace process in Turkey is underway, even if with complications and slow pace. The attacks of the so-called Islamic State on the Kurds in Syria and Iraq have motivated major Kurdish parties to act in relative unity. The “Kurdish problems” in the four Middle Eastern states have become further interconnected and more globalized, rendering the provision of justice for the Kurds essential for securing and sustaining regional peace and stability. Although regional powers and the West have typically viewed the Kurds as a “problem” people, there is now increasing awareness that Kurdish struggles for justice, democracy and sovereignty may, in fact, have much to offer for regional peace in the twenty-first century.

With such a vision, we invite you to our second Washington Conference, which brings together academics, experts and politicians from Turkey, Syria, Iraq and the US to discuss the situation of the Kurds in a rapidly transforming Middle East and to foster dialogue among conference participants as well as with policy makers and the general public in the United States.

Opening Remarks by Mehmet Yuksel, HDP Representative in Washington, DC

***

Session I:  Future of Ezidis and Christians in Iraqi Kurdistan? 

8:30 – 9:45am

              Moderator: Kirmanj Gundi, Prof. at Dept. of Educational Administration and Leadership, Tennessee State University

  • Vian Dakheel, Ezidi MP in Iraqi Parliament
  • Karwan Zebari, Director of Congressional & Academic Affairs at KRG Washington Office
  • Dakhil Shammo Elias, Director of American Ezidi Center – Washington, DC
  • Abraham Miksi-Sahdo, Director of Political Affairs, American Syriac Union

Question & Answer Session

 ***

Role of Syrian Kurds in Fighting against ISIS    9:45 – 10:15

Introduction by Natsumi Ajiki, Human Rights Activist

Keynote Speaker: Salih Muslim, Co-Chairman of Democratic Union Party (PYD) (via Skype)

Question & Answer Session

***

Session II: The Kurdish Situation in Syria: A Democratic Model for the Future   

10:30 am – 12:00pm

                     Moderator: Gonul Tol, Founding Director of the Middle East Institute’s Center for Turkish Studies

  • Alan Shemo, Foreign Affairs Committee Member of the Democratic Union Party (PYD)
  • Rusen Cakir, Political Analyst on Turkey and the Middle East
  • Mutlu Civiroglu, Kurdish Affairs Analyst
  • Ruken Isik, PhD Student Concentrating on Gender and Women’s Studies, University of Maryland (UMBC)

 

Question & Answer Session

Session III: The Peace Process in Turkey

1:00 – 2:50pm

Moderator:  Hisyar Ozsoy, Assistant Prof. of Sociocultural Anthropology, University of Michigan-Flint

  • Kadir Ustun, Research Director at SETA Foundation, Washington, DC
  • Henri J. Barkey, Professor, Lehigh University, Department of International Relations
  • Nazmi Gur, Deputy Chairman of Peoples’ Democratic Party (HDP)

Question & Answer Session

***

Session IV: The United States, the Kurds, and the Future of the Middle East

3:00 – 5:00pm

Moderator: Luqman Barwari, President of Kurdish National Congress of North America

  • Selahattin Demirtas, Co-Chair of Peoples’ Democratic Party (HDP)
  • Sezgin Tanrikulu, Deputy Chairman of Republican People’s Party (CHP)
  • Najmaldin Karim, Governor of Kirkuk
  • Michael Werz, Senior Fellow, Center for American Progress

 Question & Answer Session

Countdown to 2nd Kurdish Conference in Washington, DC

Was_Konf

The New Kurdish Reality in the Middle East: Perils, Prospects and Possibilities

Peoples’ Democratic Party (HDP) Representative Office in Washington, DC

Friday, September 26, 2014, 8:00 a.m. – 5:00 p.m.

The National Press Club, Holeman Lounge

529 14th St NW Washington, DC 20045

The optimism of the Arab Spring has too rapidly been replaced by a dramatic wave of violence throughout the Middle East. The whole geography stretching from Iraq to Libya has become a battlefield. The war in Syria alone has caused hundreds of thousands of casualties with no promise of peace in sight. Iraq is now fully a part of the Syrian war. While a process of Lebanonization has never been so imminent for Syria and Iraq, Lebanon, too, may be pulled into active warfare if no settlement is secured in these two countries. The latest violence in Israel-Palestine exacerbated the region’s tense political climate. The changing regional order presents opportunities as well as dangers: They carry a potential for instituting democratic citizenship while simultaneously planting the seeds of even more violent and dictatorial regimes.

Within this regional setting, Kurdistan is home to multiple perils, prospects and possibilities. The peace process in Turkey is underway, even if with complications and slow pace. The attacks of the so-called Islamic State on the Kurds in Syria and Iraq have motivated major Kurdish parties to act in relative unity. The “Kurdish problems” in the four Middle Eastern states have become further interconnected and more globalized, rendering the provision of justice for the Kurds essential for securing and sustaining regional peace and stability. Although regional powers and the West have typically viewed the Kurds as a “problem” people, there is now increasing awareness that Kurdish struggles for justice, democracy and sovereignty may, in fact, have much to offer for regional peace in the twenty-first century.

With such a vision, we invite you to our second Washington Conference, which brings together academics, experts and politicians from Turkey, Syria, Iraq and the US to discuss the situation of the Kurds in a rapidly transforming Middle East and to foster dialogue among conference participants as well as with policy makers and the general public in the United States.

***

Opening Remarks by Mehmet Yuksel, HDP Representative in Washington, DC

Session I:  Developments in the Iraqi Kurdistan and the Plight of Ezidis

8:30 – 10:00am

Moderator: Kirmanj Gundi, Prof. at Dept. of Educational Administration and Leadership, Tennessee State University

  • Vian Dakheel, Ezidi Member of the Iraqi Parliament
  • Karwan Zebari, Director of Congressional Affairs, KRG Washington Office
  • Ruken Isik, PhD Student Concentrating on Gender and Women’s Studies, University of Maryland (UMBC)

Question & Answer Session

Session II: The Kurdish Situation in Syria: A Democratic Model for the Future   

10:10 am – 12:00pm

Moderator: Gonul Tol, Founding Director of the Middle East Institute’s Center for Turkish Studies

  • Alan Shemo, Member of Democratic Union Party (PYD) Foreign Affairs Committee
  • Rusen Cakir, Political Analyst on Turkey and the Middle East
  • Salih Muslim, Co-Chairman of Democratic Union Party (via Skype)
  • Mutlu Civiroglu, Kurdish Affairs Analyst

Question & Answer Session

 

Session III: The Peace Process in Turkey

1:00 – 2:50pm

Moderator:  Hisyar Ozsoy, Assistant Prof. of Sociocultural Anthropology, University of Michigan-Flint

  • Nazan Ustundag, Assistant Prof. of Sociology, Bogazici University; Researcher at SAMER
  • Kadir Ustun, Research Director at SETA Foundation, Washington
  • Nazmi Gur, Deputy Chairman of Peoples’ Democratic Party (HDP)

Question & Answer Session

Session IV: The United States, the Kurds, and the Future of the Middle East

3:00 – 5:00pm

Moderator: Luqman Barwari, President of Kurdish National Congress of North America

  • Michael Werz, Senior Fellow, Center for American Progress
  • Sezgin Tanrikulu, Deputy Chairman of Republican People’s Party (CHP)
  • Najmaldin Karim, Governor of Kirkuk, Iraq
  • Selahattin Demirtas, Co-Chair of Peoples’ Democratic Party (HDP)

Question & Answer Session

Please RSVP at hdp.washington@gmail.com to confirm your participation

Gazeteci Ahmed Şengalî ile Şengal’deki Durum Üzerine

Ahmed_Shengali_111

Gazeteci Ahmed Şengalî

Kendisi de Şengalli Ezidi bir Kürt olan, bölgenin tanınmış gazetecilerinden biri olan Ahmed Şengalî, 3 Ağustos felaketinın ardından tekrar bölgeye gidip katiam sonrası durumu inceledi.

Biz de kendisiyle detalı bir röportaj yapıp, izlenimlerini öğrenmeye çalştık.

 ***

10497877_548147265312060_5102211178604284479_o

Sayın Şengalî, Şengal’de yaşananları gözlemlemek için kaç gündür o bölgede dolaşıyorsunuz. IŞİD’in gerçekleştirmiş olduğu Ezidi katliamından neler aktaracaksın bize?

Şengal’in IŞİD üyeleri tarafından talan edilmesinin 20 gün ardından Şengal’e dönünce gerçek yürek burkan içler acısı bir tablo ile karşılaştım. Binlerce otomobil öyle terkedilmiş şekilde bırakılmıştı. Çoğu yolda tükenmiş, bozulmuş arabalardı bunlar. Sadece otomobillerin haline bakıp insanların nasıl bir şekilde kaçtığını anlamak mümkündü. Yine aynı şekilde tarlalar üzerinde binlerce ölü hayvan vardı. Topraktan keskin bir ölüm, kan ve korku kokusu geliyordu. Dükkanlar, evler, her yer talan edilmiş, yakılmış yıkılmıştı. Bunları kendi gözlerimle gördüm. Kurtarılan bazı köyler de şimdi YPG savaşçıları ve 3 Ağustos’ta Şengal halkının başına gelen ihanet olayından sonra oluşturdukları kendi birlikleri Hêzên Parastina Şengal (HPŞ) yani Şengal Koruma Güçleri’nin elinde. Zaten Şengal hazır bir sofra gibi IŞİD’in eline teslim edilmişti. Bu kabul edilemez bir durum. Belki Şengal ahım şahım bir yer değildi ama bizler mutluyduk orda yaşamaktan. Şimdi ise her şey değişti, kara bulutlar doluştu Şengal’in üzerine.

10575270_548621251931328_1022336326436092651_o

Bazı köylerin YPG ve HPŞ tarafından kurtarıldığını söylediniz. Bunlar hangi köyler, biraz bahsedebilir misiniz?

Kurtarılan bu köyler daha çok Sengal Dağı’nın kuzey tarafındaki Sinûn kasabasına bağlı köyler. Sinûn kasabasın gerçekten çok büyük bir yerdi. 200 binden fazla kişi o nahiyede yaşıyordu. Bu bölgede kurtarılan köyler de Zorava, Guhbel, Gurik, Dohla, Dugirê. Yaklaşık 100 bin kişi bu köylerde yaşıyorlardı. Kurtarılamayan yerler ise Sinûn kasaba merkezi Xanesor köyü ki bu ikisi halen IŞİD’in elindeler. Bu iki yerleşim yeri çok büyük bir talan gerçekleştirilmiş. Sinûn ve Xanesor evlerin yapısından tutun da ekonomisine kadar her şeyiyle gelişmiş yerler. O nedenle de IŞİD buraları ele geçirdi ve halen de merkez olarak kullanıyor. Şengal Dağı’nın güneyine düşen yerlerde, Şengal ilçe merkezinde, Qêrewan nahiyesinde ve Girezêra nahiyesi halen IŞİD’in elinde. Şimdiye kadar sadece dağın eteğine düşen yerler Şengal Koruma Güçleri ve YPG tarafından alınmış durumda. Şengal’in güneyine düşen hiçbir köy henüz kurtarılabilmiş değil ne yazık ki.

10562607_548621435264643_5116432298061064923_o

Peki, Şengal şehrî ne olacak? YPG ve HPŞ’nin şehri kurtaracağına dair bir umudunuz var mı, ya da IŞİD’in bölgeden çekileceğine dair bir sinyal görüyor musunuz?

Açıkçası eğer durum böyle devam ederse Şengal’in hemen kurtarılabileceğini düşünmüyorum. Kürt güçleri eğer birleşip hareket ederlerse, yani Peşmergeler, HPG ve YPG eğer birlikte hareket ederlerse kurtarabilirler. Fakat ben sadece siyasi tartışmaları görüyorum. Çekildiği günden bu yana da Peşmerge en ufak bir şekilde uğraşmış bile değil Şengal’in kurtarılması için. Bazen değişik televizyonlarda sanki kurtarma çabası varmış gibi göstermeye çalışıyorlar. Fakat herhangi bir hazırlık ya da çaba kesinlikle yok. Kimsenin Şengal’den bahsettiği yok! Çünkü Şengal teslim edildiği gibi unutuldu.

Birkaç dolar para verip, maaş bağlayıp Şengal halkını, Ezidi halkından bazılarının kendi yanlarına çekmeye, halka karşı ihanete teşvik ediyorlar; halkın iradesine karşı durmaya, inançlarını yok saymaya zorluyorlar. Büyük bir ihanet ile Şengal’i IŞİD’e teslim ettiler. Şimdi de yeniden boyayıp süsleyip, kendilerini yeniden şirin göstermeye, 3 Ağustos’u unutturmaya çalışıyorlar.

Binlerce insanın namusu, şerefi, onuru ve dini ayaklar altına alındı. 3 Ağustos asla unutulmaz. Halkımızın şerefi ve namusu şimdi Katar ve Suudi Arabistanlarda satılıyor. 2700 kadınımız IŞİD’in elinde! Şimdi Şengal’i altından da yeniden yapıp verseler benim gözümde kaçırılan bir kadının namusunu geri getirmiyor.

Açlıktan, susuzluktan ve saldırılılarda ölen insanlarımızın sayısı belli bile değil. Kim kendini şirin göstermeye çalışıyor için hiç önemi yok. Kimse şimdiye kadar bir adım atmamış. Sadece YPG ve HPG güçleri Şengal için bir şeyler yaptılar ve yaptıkları devrim ile Şengal’i taçlandırdılar. YPG bize yol açmak için de onlarca şehit verdi. Ezidiler var oldukça kendilerine her zaman minnettar kalacaklardır.

10572121_548147158645404_5320251021624969322_o

Qasim Şeşo’nun açıklamasında YPG’ye yönelik bazı eleştiriler vardı. Bu olayın aslı nedir?

Evet, Ezidi güçlerinin liderliğini yapan Qasim Şeşo’nun bazı açıklamaları oldu. Gerçekten bir iş yaptığınızda hata da yapabilirsiniz. Fakat bir iş yapmadığınızda, evinizde oturduğunuzda hata falan da yapmazsınız. YPG o ilçeleri kurtardı. Askeri sistemde, Amerikalıların, Britanyalıların, Sovyetlerin sisteminde, yani bütün dünya sisteminde bir yeri kurtardıkları gibi hemen oraya bayraklarını dikme geleneği var. IŞİD de bir yeri işgal ettiğinde hemen o kara bayrağını dikiyor. HPG, YPG ya da Peşmerge onlar da IŞİD’den geri aldıkları zaman bir yere bayraklarını dikiyorlar.

Gördüğüm kadarıyla bir anlaşmazlık söz konusu idi, Ezidiler için kutsal sayılan Şerfeddin Mezarlığına YPG’nin bayrak dikmesi konusunda. Bu anlaşmazlık da halledildi. Qasim Şeşo YPG’ye bayrağı kaldırması gerektiğini söyledi çünkü farklı partilerden, farkı inançlardan insanlar HPŞ olarak oradaydı. Amaç ayaklar altına alınan Ezidi dinini kurtarmak ve halkın öcünü almaktı. O nedenle herhangi bir partinin bayrağının asılması doğru olmazdı. Ben YPG’nin bayrak asmasını doğru bulmadığım gibi, Qasim Şeşo’nun da YPG’ye karşı bu kadar sertçe açıklama yapmasını doğru bulmadım. YSanırım bir yanlış anlaşılma oldu ve bu sorun giderildi. 

Şengal halkı olarak birçok zorluk yaşıyoruz. Örneğin ben Rojava’daki halkımızın durumunu görmek için oraya gitmiştim. Gazeteci olmama rağmen arak dönüşte peşmergeler tarafında sorguya çekildim. Ne getirdin, niye kamera götürdün gibisinden bir sürü şey soruldu! Demek istediğim böyle sorunlar yaşanıyor ama bunlar geçici şeyler. Basının da bu tür şeyleri büyütüp, tahrik etmemesi lazım.

Daha önemli sorunlar var. Şengal halen bu felaket altında. Madem Kürdistan Bölgesi olarak Şengal’i kurtarmaya gidemiyorlarsa, bari halka güçlük çıkarmasınlar, kurtarmaya gidenlere de engel olmasınlar. Madem Kürdistan Bölgesi altıda hareket ettiğini söyleyen PDK, YNK, Goran, Yekgirtu ve Komela’nın terk ettikleri Şengal’i kurtarmaya niyetleri yok, bari Ezidi güçleri ve YPG’nin önünü kesmek için problem çıkarmasınlar. Çünkü sadece YPG ve HPŞ Şengal için büyük bir öneme sahipler.

10562494_548137588646361_6552500765733403276_o

2700 Ezidi kızından bahsettiğiniz. Onların akıbeti ne olacak, onlara ulaşan bir akrabaları var mı? Rakka’da ve Musul’da satılan bu insanlara ulaşabilen var mı?

Bazı yerler ile gizli bir şekilde ilişki kurabildik. Bu kadınlar ev hapsinde tutuluyorlar. IŞİD ile çalışan insanlar da hep aynı türden insanlar değiller, kimi Nakşibendi bunlardan, her biri farklı bir gruptan. Kimi para için katılmış, kimi mal mülk edinmek için. Aralarında bazı iyi insanlar olabilir bu kızların aileleriyle konuşmasına izin veren. Yine bazen de bilerek aileleriyle konuşmalarını izin veriyorlar ki kızlarına ulaşmaya çalışan ailelere tuzağa düşürüp, onları da öldürüorlar. Ben kendim de biliyorum, 1000 dolara satıyorlar Ezidi kızlarını. İnsanın vicdanı bir Ezidi kızının bu şekilde satılmasını nasıl kabul edebilir? Sadece Rakka, Musul ve Bağdat’ta değil birçok yerde satılıyorlar. Bir Ezidi kadını satın alıp, onu Müslüman yaparak cennete gitmeyi düşünen bir sürü insan var. Bazı fikirler dolaşıyor etrafta kadınlarımızı kendi paramızla satın alalım, bu şekilde ölümden kurtaralım diyenler var. Fakat bu tür girişimler de henüz iyi bir sonuç vermedi.

Sayının 2700’den kesinlikle fazla olduğunu biliyoruz. Bunu dillendirmekten, yani kadınların IŞİD’in eline geçtiğini söylemekten çekinen birçok aile var. Bunu kendileri için büyük bir ayıp olarak gören çok insan var. Ben şahsen, kurtarılan bu kadınlardan birini, eğer o da razıysa eşim olarak kabul etmeye hazır ilk kişiyim. Bu şekilde bu kadınların namuslarının kirletildiği söylemini önlemiş oluruz. Kaçırılanlar bizim insanlarımız, bizim bacılarımız. Bu kaçırılan insanların onuru tüm Ezidilerin ve tüm Kürtlerin onurudur, bunun iyi görülmesi lazım.

Ezidi_Delil_Suleyman_1

Birçok Ezidi, kirveleri saydıkları Arapların da onlara karşı gerçekleştirilen saldırılarda yer aldıklarını söylüyorlar. Bu konudaki fikirlerini ve gözlemlerini aktarır mısınız bize?

Biz Şengallilerin eski bir sözü der ki “Arapsa selam bile verme”. Evet, çevremizdeki Araplar birçok saldırı, kaçırma ve talan olayında yer aldılar. Burasi hiç şüphe götürmez. Ama benim asıl değinmek istediğim Müslüman Kürtlerin bizlere yaptıkları!   Müslüman Kürtler de Araplar ve IŞİD gibi bize saldırdılar. Düne kadar Ezidilerin ekmeğini yiyen bazı Müslüman Kürtler çok kötülük ettiler Ezidilere karşı. Onlar IŞİD ile ev ev dolaşıp kim Ezidi Kürt, kim Şii Kürt, kim hangi parti üyesi, kim ne iş yapar tek tek IŞİD’e anlattılar. Bütün insanları tek tek fişlediler bu şekilde.

İlginç bir şeyden bahsediyorsunuz, bu medyada pek bilinen bir şey değil. Yani IŞİD’de yer alana bazı Kürtlerin herkesi fişlediğini söylüyorsunuz, doğru mu?

Evet yapıyorlardı, bu gizli saklı bir şey değil. Bütün görüşmelerde söylüyorum, bazı Müslüman Kürtler büyük bir talanın asıl unsurlarından biri oldular. Bunu söylerken bütün Müslüman Kürtlerden bahsetmiyorum tabi ki. Bazı Müslüman Kürtler vardı ki kaçırılan kadınlarımızı kurtardılar. Fakat üzülerek söyleyeyim ki IŞİD’e çalışan bu Müslüman Kürtlerin bizlere karşı katliamda oynadıkları rol çok önemli.

10506610_548137585313028_4155907605843243224_o

Kim bu insanlar, hangi köyden, hangi aşirettenler?

Köylerin de aşiretlerin de ismi zamana kalsın. Şengalliler onların kim olduklarını çok iyi biliyorlar.

Şengal Kürtleri bunlar, öyle mi?

Evet, Şengal Kürtleri. Bunlar Ezidilerin yemeklerini yiyen, güzel zamanlarında yanında olan insanlar, hepsi Ezidilerin komşuları idi. İyisiyle kötüsüyle ortak bir yaşamları varken, Ezidilere böyle yaptılar.

Şu konuya da dikkat çekmek istiyorum. Bizim Kürt partileri de çevredeki Araplara çok değer verirlerdi. Araplara bizlerden ve Ezidi büyüklerden daha fazla kıymetleri bilinirdi Kürt yetkililer tarafından. Şengal’deki Kürt yöneticiler emniyet bahanesiyle biz Ezidilere ayırımcılık yapıyor, evimizi başka bir yere taşımamıza ve işyeri açmamıza bile izin vermezlerdi. Hani emniyet? Şengal’de 18 bin peşmerge vardı, bir teki bir tek fişek patlattı mı? Dünya tarihinde bunun bir başka örneği var mı? 18 bin peşmergenin bir bölgeyi tek bir şehit vermeden bırakması görülmüş bir şey mi? Bizi böyle ortada bıraktılar, şeref ve namusumuzu sattılar. Sözde bizim arkamızdalardı ve ölümüne bizimleydiler.

10570548_772486052793314_781506317936471828_n

Bu kadar büyük bir peşmerge gücü neden bu şekilde çekildi peki? IŞİD için çok az bir sayıdan bahsediyorlar. 18 bin peşmerge nasıl oldu da oradan ayrılıp o insanları terk etti? Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Nasıl değerlendireyim, neyi değerlendireyim ki? Mallarını mülklerini, varlarını yoklarını terk edip her bir tarafa dağılan insanlarımız var. Öldürülen insanlarımız, susuzluktan ölen çocuklarımız. Neden çekildiler o peşmergeler? Neden çekildikleri çok açık. Ben burada bir şey söylemek istemiyorum. Bunu Peşmerge Bakanlığı’na sorabilirsiniz neden bu şekilde halkı bırakıp, kaçtılar diye.

Kurtarılan bazı yerlerin adlarını söylediniz. Oralardan ayrılan Ezidilerin oraya dönme gibi bir ihtimalleri var mı? Güvenlik açısından bunun altyapısı hazır mı?

Hayır yollar kapalı, oralar kurtarılmış fakat ana yollar kapalı. Oraya dönseler bile açlıktan ölürler. Kürdistan Hükümeti bize Sêmalka üzerinden gıda yardımı ulaşmasına izin vermiyor. Musul ve Rabia’daki ve diğer yollar IŞİD’in elinde. Halk ne yiyecek, ne içecek, nasıl? Şengal tamamen kurtarılsa da buradan ayrılan insanların yarısı dönmez artık, hatta yarıdan da fazlası. Konuştuğum insanlar kadınlarına tecavüz edilmiş, analarımızın, babalarımızın öldürüldüğü yerlere nasıl geri dönelim diyorlar haklı olarak. Gerçekten de yüzlerce gencin öldürüldüğü bir köye nasıl dönsünler? Hem kim bizi koruyacak? Kim var arkamızda? Zaten kendimizi korumamıza da izin vermiyorlar.

10647215_685356261547603_2362557072868476148_n

Son olarak Rojava’da Newroz Kampı’nda bulunan Ezidileri ve yine aynı şekilde Duhok, Zaxo ve diğer bölgelerine yerleşen Ezidileri sormak istiyorum. Onlara yeterli hizmet sunuluyor mu, durumları nedir?

 Newroz Kampı’nı kendi gözlerimle gördüm. Suriye’deki savaştan dolayı Rojava’da büyük bir ekonomik kriz olmasına rağmen hem yiyecek, içecek bakımından, hem de diğer ihtiyaçlar bakımından Newroz Kampı dört dörtlük bir kamp.

Kürdistan Bölgesi’ne de çok fazla kişi gitti, gerçekten insanlarımız çok zor durumdalar. Çocukların ölüm riski var, hastalık geçiriyorlar sürekli. Kürdistan Hükümeti bu insanların sorunları için çözüm için henüz yeterli bir rol oynamadı. Birçok insan inşaatlarda, köprü altlarında yaşıyor. Gerçekten çok büyük problemler var, kış kapıda. Bu çadırlarda, kurdukları bu küçük yerlerde nasıl yaşayacaklar? Yağmur çamurlu durumlarda çok daha zorlaşacak her şey. Kıştan önce bu zor durumdan kurtarılmalı Ezidiler. Keşke yaşadıkları yerdeö kendi dağlarında özgürce ölselerdi bu perişan hallerinden çok daha iyiydi.

 

Fotoğraflar: Delil Suleiman, Şêro Hindê, Ferhad Ehmê, Zana Omer

Kürtler’in IŞİD’e Karşı Mücadelesinde YPG’nin Rolü

07_19_21_06_

Mutlu Çiviroğlu https://twitter.com/mutludc

Irak Şam İslam Devleti (IŞİD), Musul’daki Irak Ordusu’na ait depolarda çok miktarda gelişmiş Amerikan mühimmatını ele geçirdikten sonra, elinde bulundurduğu toprakları oldukça genişletti.

Son zamanlarda IŞİD ve Kürtler arasında Suriye’nin sınır kenti Rabia’dan Şengal’e ve Kerkük’ten Celawla’ya kadar birçok cephede şiddetli çatışmalar yaşandı. Peşmergelerin bazı önemli cephelerden geri çekilmesi IŞİD’in yayılmasına yol açarken, PKK ve YPG’nin desteği ve ABD’nin hava desteği ile peşmerge kaybettiği birçok bölgeyi yeniden kontrol altına almaya başladı.

Kürt yetkililer, IŞİD’in hızlı ilerleyişinin, ele geçirdikleri yüksek teknolojik üstünlüğe sahip Amerikan silahlarının peşmergenin kullandığı silahlardan daha üstün olmasından kaynaklandığını belirtiyor. Bu nedenle, Kürt yetkililer IŞİD’e karşı etkili bir şekilde savaşabilmelerini sağlamak için Washington ve Batı’dan yüksek sesle silah taleplerini dile getirdiler. Her ne kadar ABD Kürtlere ağır silahlar vermek konusunda çok istekli olmasa da, son günlerde Kürtlere bir miktar mühimmat gönderildiğinin belirtildiği raporlar var.

Birçok uzman tekrar tekrar IŞİD’in nasıl sürekli olarak kontrolü altında bulundurduğu toprakları genişlettiği ve nasıl hiç kimsenin gerçekten onlara karşı etkili bir şekilde savaşamayacağı hakkında yazıyor. IŞİD’in Irak ve komşu ülkeler için arz ettiği tehlikenin çok ciddi olduğu ve bunun uluslararası düzeyde dikkatleri çekmesi gerektiği doğrudur, ancak, şimdiye kadar hiç bir askeri gücün bunları durduramadığı söylemi gerçeğe uygun değil.

Rojava Kürtlerinin büyük bir çoğunluğunun artık ulusal savunma gücü olarak gördüğü Halk Savunma Güçleri (YPG), IŞİD’e karşı halan devam eden çok başarılı bir savaş verdi. IŞİD, Esad rejimine birçok kayıplar verdirmiş ve Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ve diğer radikal grupları da kendi otoritesini kabul etmeye zorlamış olsa bile, YPG IŞİD ile girdiği her askeri mücadelede onları yenmiş ve IŞİD’in Rojava’da yeni topraklar elde etmesini engellemiştir.

YPG bir süredir Suriye’nin kuzeyinde üç ayrı Kürt bölgesini askeri açıdan kontrol ediyor. Afrin, Kobane ve Cezire’de iki yıldan daha fazla bir süredir Kürtler ve diğer topluluklar için görece huzurlu ve istikrarlı bir alan sunuyor. Yakın zamanda YPG, IŞİD’in Irak’ın Musul kentine komşu olan stratejik öneme sahip Haseke şehrine doğru ilerleyişini engelledi. Eğer YPG’nin bu başarılı müdahalesi olmasaydı, IŞİD Haseke ve Musul bölgelerini birleştirip bu iki bölgeyle de ortak sınırı bulunan Türkiye ve Suriye için daha büyük bir tehlike arz edecekti.

Hasakah_Asayish_Parade (1)

İŞİD ve YPG arasındaki diğer önemli çatışma alanlarından biri de resmiyette Ain al-Arap olarak bilinen Kobane bölgesi. Geçen Haziranda, IŞİD Musul’dan getirdiği tanklar ve zırhlı araçların da olduğu Amerikan Humvee’lerle desteklediği bir taarruz gerçekleştirdi. Yeni silahlar ve daha kalabalık bir güçle YPG’yi ezmek istemesine rağmen, IŞİD şehri ele geçirmeyi başaramadı ve büyük kayıplar verdi. Böylece, Kobane’yi IŞİD’in merkezi konumundaki komşusu Rakka’yla birleştirme planı başarısızlığa uğradı.

IŞİD, Musul’u ele geçirdikten hemen sonra zengin petrol kaynakları olan Kerkük’ü de kontrol etme çabasına girdi. Ne var ki, Kurdistan Yurtseverler Birliği (KYB) peşmergeleri zaman kaybetmeden harekete geçti ve şehrin IŞİD’in eline geçmesini engelledi. Iraklı Kürtlerin YPG’den destek istediğine dair raporlar oldu ama yakın zamana kadar bu raporlar resmi olarak kabul edilmedi. 10 Ağustos’ta, YPG Sözcüsü Polat Can kendi resmi Twitter hesabından YPG’nin özel anti-terör birliklerinin bir aydan beridir Kerkük ve Celawla’da peşmergeyle birlikte IŞİD’e karşı savaştığını duyurdu.

IŞİD, Irak’a yönelik saldırıları arttıktan sonra, YPG, 2 Ağustos’ta Rabia sınır kapısını korumak için Irak’a girdi. Can’a göre bu hareket Irak Kürtlerinin talebi üzerine peşmergelerle koordinasyon içinde yapıldı. Bir kaç gün devam eden şiddetli çatışmaların ardından YPG önce sınır kapısını ve ardından Rabia kentinin kontrolünü ele geçirdi.

Bu iki videoda YPG savaşçılarımın ve peşmergelerin Rabia yakınlarında beraber görüntüleniyor.

***

***

Şu anda Irak’taki Rabia, Şengal ve Kerkük’te IŞİD’e karşı aktif olarak savaşan yüzlerce YPG savaşçısı var. Şunu da belirtmekte yarar var; HPG de Irak’ta peşmergelerden ve yer yer de YPG’den destek alarak savaşıyor ve birçok cephede çatışmalara öncülük ediyor. İnternette yayınlanan bir videoda peşmergelerin, kendilerini kurtardıkları için YPG’ye teşekkür etmesi de bu durumun bir göstergesi.

Şöyle bir ironik durum da var ki; PKK, ABD’nin terörist listesinde olmasına rağmen, Washington’la aynı saflarda ciddi bir tehdit oluşturmaya başlayan IŞİD’e karşı savaşıyor. David L. Phillips gibi önde gelen Amerikalı uzmanlar Washington’un PKK’yi bu listeden çıkarması için iyi bir dönem olduğuna inanıyor. Nitekim PKK’nin ABD ve peşmergeyle beraber IŞİD’e karşı savaşta öncü olduğu gerçeği bu tür çağrıları daha da güçlendiriyor. Amerikan Wall Street Journal gazetesi de iki gün önce bu konuda ilginç bir yazı yayınlandı. Hatta geçen hafta, Beyaz Saray’ın PKK’yi terör örgütleri listesinden çıkarması için internet üzerinden bir kampanya başlatıldı.

Son zamanlarda sosyal medyada PKK savaşçılarının Irak Kürtleri tarafından kurtarıcı kahramanlar olarak sevinçle karşılandığını gösteren birçok görüntü dolaşıyor.

Iraklı Kürt uzmanlara göre bunun sebebi örgütün gelişmiş askeri yeteneklerinin ve uzun yıllara dayanan gerilla savaşı deneyiminin IŞİD’in ilerleyişini durdurabileceğine olan inanç. Buna karşın peşmergenin genel olarak yeterli eğitim ve etkili askeri bilgi ve beceriden yoksun olduğu hatırlatılıyor.

Zaten yerel medya, örneğin bağımsız NRT TV, PKK savaşçılarının Mahmur gibi stratejik öneme sahip bir kentin kurtarılmasında kritik bir rol oynadığını duyurdu. Bilindiği gibi Erbil’e yarım saat sürüş mesafesinde olan Mahmur düşseydi, IŞİD için Kürdistan Bölgesi başkentini almanın önü de açılmış olacaktı.

YPG’ye gelince, belki de oynadığı en önemli rol yakın zamandaki krizde Şengal’de dağda mahsur kalan binlerce Ezidi Kürt sivili kurtarması oldu. IŞİD, Şengal ve Kürdistan Bölgesi arasındaki bağlantıyı sağlayan tek yolun kontrolünü ele geçirince, YPG savaşçıları, IŞİD’in çemberlerini kırıp Ezidi siviller için bir güvenli geçit koridoru açmayı başardı. Bu gelişme sayesinde, on binlerce Ezidi çocuk, kadın ve yaşlı Duhok, Zaxo ve diğer güvenli bölgelere YPG’nin askeri desteği eşliğinde ulaşabildiler. Binlerce Ezidi aile Rojava’daki Cezire Kantonu tarafından açılan Derik yakınlarındaki Newroz Kampı’nda kalmayı tercih etti. 9 Ağustos’ta yerel hükümet sözcüsü Ciwan Mihemed AP’ye Newroz Kampı’nda 15 bin kişinin olduğunu söyledi. Rojava’da benim konuştuğum bazı yerel kaynaklar da bazı Ezidi ailelerin Serekaniye ve Tirbespi’deki akrabalarının yanına gittiklerini de söylüyor.

Ezidilerin kendi ifadelerine göre, tanınan Ezidi kanaat önderi Qasim Şeşo vb. kişilrin öncülük ettiği yerel Ezidi birliklerinin yanı sıra YPG (ve daha sonra da PKK savaşçıları ve peşmergeler) İŞİD’e karşı savaşıyor.

Her ne kadar yukarıda bahsedilen Kürt güçleri ve ABD’nin havadan yardımları sayesinde kayda değer bir ilerleme sağlanmışsa da, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği ve yerel kaynaklar halen dağlarda kalan binlerce işinin açlık, susuzluk ve hastalıklarla karşı karşıya olduğunu belirtiyor.

On yıllar süren savaş deneyimlerine dayanan usta komutanlarının olması YPG’ye gelişmiş askeri yetenekler sağladığı muhakkak. Bunun yanı sıra, savaşçılarının sıkı disiplinli olması da YPG’ye önemli bir avantaj sağlıyor.

YPG Female

Kadınların YPG’ye aktif katılım gösteriyor olması da vurgulanması gereken başka bir nokta. Ortadoğu gibi kadınların ikinci sınıf insan muamelesi gördüğü bir bölgede, Kürt kadınları görece daha iyi bir statüye sahipler. Kadın Savunma Birlikleri ya da YPJ olarak adlandırılan YPG’nin kadın güçleri, birçok kadın tarafından kendi bilgi ve yeteneklerini gösterebilecekleri ve geliştirebilecekleri bir platform olarak görüyor. Kürt kadın savaşçıların birçok şiddetli çatışma cephesinde ön saflarda olduğu bir sır değil. YPJ’nin Kürt kadın savaşçıları IŞİD’e karşı ‘efsanevi keskin nişancılar’ olarak adlandırılıyor. Zaten IŞİD üyeleri de birçok defa basına yansıdığı gibi bu kadın savaşçıların tarafından öldürülmekten çok korkuyorlar çünkü o durumda ‘cennete’ gıdemiyorlar.

YPG’nin başarılı olmasının bir diğer nedeni de savaşçılarının çoğunun belli bir ideolojiye inanan, politik açıdan bilinçli insanlardan oluşması. Bu savaşçılar kendi insanlarını ve şehir ve kasabalarını korumak için oldukça yüksek motivasyona sahipler. Zaten YPG’nin sahip olduğu en etkili silahlardan biri arkasındaki bu güçlü halk desteği. 15’den fazla siyasi partinin bulunduğu parçalı Rojava’da YPG halkla sıkı bağlar kurmuş görünüyor. Benzer şekilde Irak’ta da, özellikle de son zamanlarda büyük travma yaşayan Ezidi toplumunun her fırsatta güçlü bir şekilde saygı ve minnet duygularını dile getirdiği YPG, burada da halkla aynı bağı kurmayı başarmış görünüyor. Kürdistan Bölgesi medyasının büyük çoğunluğu da YPG savaşçılarından övgüyle bahsedip onların IŞİD’e karşı verdiği savaş için övgüler diziyor.

IŞİD tarafından yaratılan bu kaotik atmosferin, Kürtleri kendi düşmanlarıyla savaşlarında bir araya getirmek gibi olumlu bir yanı da oldu. KPD, PUK, Goran, PKK, PDK-I, PJAK hepsi beraber birçok cephede bütün Kürt şehirlerini savunmak için IŞİD’e karşı savaştılar ve halen de savaşıyorlar. Kürtler, IŞİD’in Kürdistan ve bölge için ne kadar büyük bir tehlike arz ettiğinin farkındalar ve bu doğrultuda IŞİD’e karşı daha etkili savaşabilmeleri için uluslararası toplumdan daha iyi silahlar talep ediyorlar.

Başkan Obama’nın hava saldırılarıyla destek verme kararı,  Kürtler açısından moral üstünlük sağlamanın yansıra, IŞİD için de caydırıcı bir faktör olduğu gerçek. İçinde geçmekte olduğumuz bu kritik dönemde bu gelişme aynı zamanda Batı’ya, Kürtlerin, Ortadoğu’da güvenilir bir müttefik olduğuna ve desteklenmeleri gerektiğine dair bir mesaj da gönderiyor. YPG ise iki yılı aşkın bir süredir Rojava’da, şimdi de Irak’ta IŞİD’e karşı verilen mücadelede hayati önem taşıyan bir rol oynadığı için Batı’nın desteklemesi gerekenler arasında ön sırada yer alıyor. Zaten CNN, BBC, Al Jazeera başta olmak üzere uluslararası basın bu son krizde YPG’nin rolüne sıkça vurgu yapmakta ve on binlerce Ezidi vatandaşın YPG savaşçıları tarafından kurtarıldığını haber ve yorumlarında dile getirmekteler. IŞİD karşısındaki başarılarını Rojava’dan sonra Irak ve Kürdistan Bölgesi’nde de ispatlayan ve uluslararası alanda da tanınmaya başlayan YPG’nin ismini önümüzdeki süreçte daha da duyulacağı kesin. Dileğimiz daha önce YPG ile yakın ilişkiler kurma konusunda istekli görünmeyen Türkiye’nin de bu değişen durumu iyi görüp, IŞİD karşısındaki en güçlü yapı YPG ve de Rojava ile sıcak ilişkiler geliştirmesi.

12 Ağustos 2014

Rojava’ya Ulaşan Şengal Ezidilerin Durumu Ne?

Xemgin_Çîyayî

Rojavali Kürt gazeteci Xemgîn Çîyayî ile Rojava’nın Dêrîk’e şehrine ulaşan Ezidilerin durumunu görüştük

***

Son birkaç gündür Kürt Ezidiler IŞİD’in vahşice saldırılarına maruz kalıyorlar. Birçok kişinin orda mahsur kaldığı, aç ve susuz bir şekilde bekledikleri bilgisi geliyor. Bazıları Rojava’ya sığınmayı başarabildiler. Siz de Dêrîk’e, Rojava’ya sığınan bu insanları görmeye gittiniz. Dêrik’ten neler aktaracaksınız bize, Rojava’ya sığınan Ezidilerin son durumu ne?

Son üç gün içerisinde Şengal’deki IŞİD saldılarından kaçıp kurtulabilen birçok Ezidi Rojava’ya sığındı. Çoğu Tilkoçer tarafından Rojava’ya geçiyorlar, bazıları da Ceza tarafından geçiyorlar. Birçok kişi daha bir sürü Ezidi’nin dağların arasında mahsur kaldığını söylüyor. Çocuklarının katledildiklerini, kadınlarının tacize uğradıklarını belirtiyorlar. Gerçekten de kaçıp kurtulan insanlar da çok zor durumdalar, suya, gıdaya ve tıbbi malzemelere ihtiyaçları var. Yaşam kaynaklarının hemen hemen hepsinden yoksunlar. Özel arabasıyla kaçıp kurtulabilenler zaten Rojava’ya sığınıyorlar. Bu imkânları olmayan insanlar da yürüyerek Rojava’ya ulaşmaya çalışıyorlar. Sınıra ulaşınca da bayılıp düşüyorlar. Çünkü sınıra ulaşana kadar yaklaşık 40-50 km yürüyorlar. Ki çoğu çıplak ayakla kaçmış durumda, her şeyi bırakıp kaçmışlar.

10582238_681841081897837_1661223779_n

Yürüyerek 40 50 km kaçan bu insanların sağlık durumları ne peki? Yaralılar var mıydı?

Son üç gündür Suriye – Irak arasındaki sınırda diyelim, çok şiddetli çatışmalar yaşanıyor. Özellikle de Mahmudiye ve Rabia şehirlerinde, Şengal’e uzanan yere kadar çok şiddetli çatışmalar var. Şengal’de kalan insanlara telefon ile ulaştık, Pêşmerge, YPG ve HPG’nin birlikte ortak bir güç oluşturduklarını söylüyorlar. Bu güç Şengal taraflarında dört bir yandan savaşıp saldırıları püskürtmeye çalışıyor. Bu şekilde dağlarda mahsur kalan yaklaşık 15000 kişi için Rojava’ya sığınabilecekleri bir yol açılacak. Şengal yakınlarındaki köylerde de birçok insan mahsur kalmış, top ve silah seslerinden dolayı dışarı çıkamıyorlardı. YPG o köylere ulaştı ve bu insanları Rojava tarafına geçirmeye çalışıyor. Bunun için de her saat başı beş altı araba ya da yürüyerek yüzer kişi Rojava’ya ulaşıyorlar.

Rojava Kürtleri çok zor şartlar altında oraya ulaşan insanlara nasıl yardım ediyorlar?

Cezire Kantonu ilk günden beri bu işleri takip edecek özel bir grup oluşturmuş. İnsanlar ve hükümet iki şekilde yardım ediyorlar: Birincisi kaçan insanlara araba temin ediliyor, Tirbêsipî, Qamişlo, Dêrik’te arabası olan herkes sınıra gidip bu insanlara yardım ediyorlar. Kaçan insanlar nereye yerleşmek isterlerse onları oraya götürüyorlar. Eğer isterlerse Dêrik’teki Newroz Kampı’na götürüyorlar, yine Güney Kürdistan’a dönmek istediklerinde de Sêmalka’daki sınır kapısına götürülüyorlar. İkincisi de bu insanlara su ve yemek gibi temel yaşam malzemeleri temin edilmiş durumda. Yine hükümet kimi uluslararası yardım kuruluşları ile de ortak çalışmalar yürütülmeye çalışıyor.

Hangi ulusları yardım kuruluşları bunlar?

Bunlardan biri Uluslararası Yardım Komitesi (IRC) diğeri de Uluslararası Yardım ve Kalkınma Teşkilatı (IRD). Özellikle Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü de sağlık konusunda her türlü hizmeti yapıyor. Yine yerel kuruluşlar da her türlü imkânı sağlamaya çalışıyor, Kürt Kızılayı’nın ambulansları da her tarafta hazır konumda bekletiliyor. Tilkoçer ve diğer bölgelerde yaralılara hemen ilk müdahaleyi yapmak için tüm hazırlıklarını tamamlamış bulunuyorlar.

Peki, kaçıp kurtulan Ezidiler arasında gezerken neler gözlemlediniz? Onlarla neler konuştunuz, neler hissettiniz?

Onlara birçok soru sormaya çalıştım fakat birçoğu konuşmaktan çekiniyor. Saldırıları, kalanları, ölenleri öğrenmeye çalıştım ama ‘’ne söylesek de bir anlamı yok’’ deyip kısa kestiler. Bir şekilde konuşturmaya çalıştığımız insanlar da ne yazık ki Peşmerge’nin savaşmadığını söylediler. Daha ilginci savaşmak için Peşmergelerden savaşmak için silah istediklerini fakat Peşmergelerin silah vermediğini belirttiler. Yine onların aktardığı bilgilere göre Peşmerge saldırılardan iki gün önce onların elindeki silahlara da el koymuş. Sadece köylerde ve dağlarda kalan insanların silahları ellerinde kalmış. Genel olarak oradan kaçan Peşmerge güçlerine karşı büyük bir tepkileri vardı. Yine 50 yaşlarında bir adam ağlayarak Peşmergeden savaşmak için silah istediğini fakat Peşmergenin silah vermek yerine ona silah doğrulttuğunu ve alınan bir kararla oradan ayrıldıklarını söylüyordu.

Birçok defa Rojava Kürtlerinin Irak Kürdistan’ına doğru gittiklerini gördük, bu sefer tam tersi bir şey oldu. Rojava halkı Ezidi Kürtleri nasıl karşılıyor?

Bugün ne kadar anlatsak da gördüğümüz şeyin net bir fotoğrafını çekemeyiz. Birçok defa Kürt güçleri arasında çeşitli anlaşmazlıklar oldu. Rojavalı yaralıların Güney Kürdistan’a geçmesine izin vermiyorlardı. Birçok defa sınırı kapattılar, en son da hendek kazdılar. Bugün öyle yapanlar kaçmak için kendileri o hendekleri kapatmak zorunda kaldılar. Rojava halkı, özellikle de Tirbêsipî’deki halk kucak açtı onlara, çünkü orada da Ezidiler yaşıyor. Şengal’den gelen 400-500 kişiyi evlerinin kapılarını açtılar. Tirbêsipî’den Dêrik’e kadar her yerde herkes kardeşlerini iyi karşılıyor, yardım ediyor. Su getiren, buz getiren, karpuz getiren, kimin gücü neye yetiyorsa herkes bir şeyler kaçıp kurtulan bu insanlara sunuyor. Yine gözlemlediğim bir şey de insanlar kaçarken arabası bozulan Ezidilerin arabalarını kendi imkânlarıyla tamir etmeye çalışıyorlardı. Gerçekten bu Kürt milletine yakışan yardımseverlik ve konukseverlik, gerçek Kürt ruhunu bu dayanışmada görmek mümkün.

YPG Olmasaydı Musul’da Yaşananlar Haseke’de de Tekrarlanacaktı

 

 

 

Demoratik Toplum Hareketi (TEV-DEM) Diplomasi Sözcüsü Dr. Abdulkerim Omer ile Haseke’yi Kontuk

Abdulkerim_Omer

“Haseke şehri şu an tamamıyla YPG güçlerinin elinde.  Şu an itibarıyla Haseki’de bir huzur ortamı var. YPG, IŞİD’ın Haseki’yi işgal etmesine engel oldu.  Eğer YPG olmasaydı Musul’da yaşananlar Haseke’de de tekrarlanacaktı.”

 Mutlu Çiviroğlu https://twitter.com/mutludc

Sayın Omer Haseke’deki saldırı ve çatışmalar kaç gündür devam ediyor? Şehrin şu anki durumu nedir? Şu anda şehir kimin kontrolünde? 

IŞİD, Kobanê’de uğradığı yenilgi üzerine bu kez de Cêzire Kantonu’nun Haseke kentine saldırdı. IŞİD, Musul’dan ele geçirdiği ağır silahlar ve bölgedeki bütün gücüyle Haseke’ye saldırdı. Ama YPG bu saldırılara sert cevap verdi. Biz Haseke’yi demokratik özerkliğini ilan eden Cêzire kantonunun bir parçası olarak gördüğümüz için YPG Haseke’de güvenliği sağlamak için bütün güçlerini seferber etti. Rejim ordusu saldırıların daha ilk günlerinde fazla direnemeden geri çekildi. Şu anda da Haseke’nin tamamı YPG tarafından korunuyor. IŞİD kente giremedi, istediği gibi insanları korkutup kaçıramadı da. Şimdiye kadar kenti terkeden hiç bir sivil yok. Artık herkes biliyor ki YPG Rojava’nın 3 kantonunu da Kürdistan’ın 4 parçasındaki Kürtlerin de desteğiyle bütün saldırıları karşı tek başına koruyacak güçtedir. Özellikle Kuzey Kürdistan halkının çizilen sınırları parçalayarak Rojava halkının yanında olduğunu göstermesi ve Rojava’ya geçen Kuzeyli Kürt gençleri buradaki halkın moralini çok yükseltti.

Peki, rejim güçleri nerede? Neden IŞİD’e karşı bu kadar pasif kaldılar?

Gördüğümüz kadarıyla rejim güçleri arasında bir korku ve umutsuzluk hâkim. Üç yıldır kışlalarından çıkamayan askerler var. 121. Alayı da kendi elleriyle IŞİD’e teslim ettiler. Zaten Haseke’de kontrolün YPG’de olmasındansa IŞİD’in elinde olmasını isteyenler var.

 

YPG daha ne kadar şehri koruyabilir? Bunun için yeterli gücü var mı?

 

IŞİD en başından beri bölgedeki ülkelerin ve güçlerin desteğiyle hareket ediyordu. Kobanê ve Cêzire Kantonlarına yönelik saldırılar aynı güçlerin istekleri doğrultusunda gerçekleşti. Ama biz halkımızın iradesi ve desteği ile bu saldırılara gerekli cevabı vermeye devam edeceğiz.

 

Haseke’deki Arapların ve Hristiyanların durumu ne? YPG’nin kenti kontrol etmesine nasıl bakıyorlar?

Dediğim gibi Haseke’de hiç kimsenin güvenliği tehlikeye girmedi. Hem Kürtler hem de Araplar, YPG’nin kenti kontrol etmesinden sonra evlerinde kalabildiler. Kimse şehri terkedip mülteci durumuna düşmedi. YPG herkesin güvenliğini sağlayabiliyor. Zaten şimdiye kadar da YPG özgürleştirdiği yerlerde hasar gören evleri onarıyor, ya da yeniden yapıyor. Çete saldırıları karşısında evlerini terkeden Araplar YPG’nin köylerini, kasabalarını özgürleştirmesinden sonra tekrar evlerine dönebildiler. Buradaki Araplar da bunu biliyorlar. Arap halkı da YPG’ye güveniyor. Arap gençlerinden de YPG’ye katılımlar çok fazla. Rojava Kürdistan’ındaki bütün halklar YPG’yi meşru ve güvenilir bir güç olarak görüyor. Kantonların ilanında da Kürtlerle beraber Arap ve Süryani de yer aldılar.

Haseke’nin önemi nerden kaynaklanıyor? Neden hem Rojava hem de Kurdistan Bölgesi için bu kadar büyük bir stratejik önemi var?

Biz Kobanê için demiştik ki eğer Kobanê işgal edilirse bütün Rojava işgal edilir. Haseke için de aynısını söyleyebiliriz. Haseke’nin işgal edilmesi planı, Cêzire Kantonu’nun işgal edilmesi planının ilk aşamasıydı. Haseke’nin savunması demek Cêzire Kantonu’nun savunması demek, Rojava’nın savunması demek. Biz Rojava’nın savunulmasından bahsederken aslında bütün Kürdistan’ın savunulmasından bahsediyoruz.

Eğer Kobanê ve Haseke düşerse, Kerkük de düşer Celawla da düşer. Bir an önce Kürt Ulusal Kongresi toplanmalı ve Kürdistan’ın karşı karşıya bulunduğu bu tehtide karşı bütün partiler ortak hareket etmeli. Rojava devrimi Kürt halkının 100 yıllık mücadelesinin zafere ulaşması demektir. Kobanê’nin, Haseke’nin stratejik önemi, Kürt halkının birliğinin sağlanması için taşıdıkları önemin büyüklüğündendir. Kürt halkının birliği, sadece Irak ve Suriye’nin değil, bütün Ortadoğu’nun demokratikleşmesi için hayati öneme sahiptir.