Fermandarê Giştî yê HSD’ê MazloumAbdi di hevpeyvîna taybet ya Dengê Amerîka de bersîva pirsên hevkarê me Mutlu Civiroglu dide, mijarên girîng dinirxîne. Li bendê bin!

Fermandarê Giştî yê HSD’ê @MazloumAbdi di hevpeyvîna taybet ya Dengê Amerîka de bersîva pirsên hevkarê me @mutludc dide, mijarên girîng dinirxîne. Li bendê bin! #TwitterKurds#SDF

Gazeteci Mutlu Çiviroğlu: ‘Biden yönetimiyle Türkiye’yi zor günler, Kürtleri yeni fırsatlar bekliyor’

Amerika’da tartışmalı Trump dönemi nihayet sona eriyor. Biden ve ekibi 20 Ocak’ta görevlerine başlarken, yeni süreçten Türkiye ve Kürtler’in beklentisi de oldukça fazla.

Amerika’da yaşayan gazeteci Mutlu Çiviroğlu’na göre, Biden yönetimiyle Türkiye’yi zor günler, Kürtleri ise yeni fırsatlar bekliyor.

Türk Silahlı Kuvvetleri denetiminde Suriye Milli Ordusu (SMO) adı altında birleşen grupların son günlerde Suriye Demokratik Güçleri (SDG) denetimindeki Ayn İsa kentine yönelik saldırıları giderek artıyor.

TSK’nin bölgeye yönelik yeni bir askeri harekât başlatacağıyla ilgili değerlendirmeler artarken, dünyada olduğu gibi Rojavalı Kürtlerin de gözü kulağı bir nevi Amerika’da.

3 Kasım başkanlık seçimlerini kazanan Joe Biden, Trump’ın seçim sonuçlarını günlerce kabul etmemesi üzerine başlayan tartışmalar, ABD tarihinde ilki de beraberinde getirdi. 5 Ocak gününde ABD kongresi Trump taraftarları tarafından basıldı, olaylar çıktı.

Amerika demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçen olayların ardından Trump’a yönelik tepkiler artarken, diğer yandan Biden’in yeni başkanlığı onaylandı. Biden ve ekibi 20 Ocak’ta artık resmen ABD’nin yönetimini devralacak.

ABD’de yaşanan gelişmeler kuşkusuz Türkiye kadar Kürtler tarafından da yakından takip ediliyor.

Yankılar’ın konuğu Amerika’da yaşayan gazeteci Mutlu Çiviroğlu’ydu. Gazeteci Civiroğlu ile Amerika’da son günlerde yaşananları, Biden ekibiyle olası Türkiye ilişkilerini, Rojavayı ve Kürtleri neyin beklendiğini masaya yatırdık.

“Amerika Türkiye’den müttefik gibi davranmasını isteyecektir. Bunu yaparken yeri geldiğinde sert olacaktır. Çünkü Biden’ın açıklamaları da biraz Erdoğan’ın anladığı dil şeklinde olduğu anlayışı var. Türkiye buna karşı büyükelçisini değiştirdi, olumlu mesajlar vermeye çalışıyor. Eğer gerçekten müttefiklik kavramına uygun faaliyetler olmazsa Türkiye için zor günler bekliyor diyebiliriz. Tabi, Türkiye’nin hala resmen Amerika’nın müttefiki olduğunu da unutmamamız gerekiyor. Amerikan’ın Türkiye ile ilişkilere önem verdiğini unutmamız lazım. Her iki ülkenin ekonomik ve askeri ilişkiler var. Trump, S-400 yaptırım konusunda sonuna kadar yaptırımları bekletmişti. Biden başkanlığındaki yönetim bu konuyu takip edecektir. S-400 meselesi Amerikan devletini çok rahatsız etmiş durumda. Türkiye’nin bu konuda bir çözüm bulması lazım. Ya resti çekip satmıyorum ya da S-400’leri elinden çıkarması lazım. Bunun ara formülü yok. Şimdiye kadar Trump Kongreyi oyalamıştı. Bu opsiyon da artık kalmayacak. Türkiye’nin S-400 konusunu netleştirmesi gerekiyor.

Kongre’nin herhangi bir konuda mutabık kalması çok zor ama Türkiye’ye ceza konusunda her iki parti de hemfikir olmuştu. Türkiye’nin cezalandırılması ve yaptırıma maruz kalmamışı gerektiği her iki tarafından da çabasıyla geçmişti. Bunun hayata geçirilmemesi nedeni Trump-Erdoğan arasındaki özel ilişkiden dolayıydı.  Kongre’nin yaptırım kararları yeni dönemde yeri geldiğinde uygulanacaktır. Biden çok daha sert olacaktır. Türkiye ve Erdoğan’ın yaptıkları konusunda daha sert tavır takınacağını söylüyor zaten.

Yeni yönetim Türkiye’den net bir tutum isteyecektir. Türkiye’yi S-400’ler konuda çok zor günler bekliyor. Buradaki hava böyle.

Biden ile birlikte Amerika’nın Suriye, Irak, Afganistan’daki varlığı, Almanya, Polonya, küresel varlığı daha net hala gelecek. Amerika tekrar NATO- BM tekrardan önceki rolüne dönüş yapacaktır.

Biden’in kendisi Türkiye çok iyi tanıyan bir siyasetçi. Kürtlerle ilişkileri var. Irak Kürdistan Bölgesiyle ilişkileri iyi, oraya gitmişti. Kürtlere sempatisi olduğu biliniyor. Hatta ‘Kürtlerin tek dostu dağlar değil, biz de dostuz’ diye açıklamaları var. İrlandalı geçmişini sahiplenen biri.

Biden’ın yönetiminde Ulusal güvenlik danışmanı, Dışişleri Bakanı ve en son Brett McGurk’un da ulusal güvenlik ekibinde Orta Doğu ve Kuzey Afrika Koordinatörlüğünden sorumlu olacağı bilgisi de geldi. McGurk Kürt kamuoyunun yakından bildiği sevdiği bir isim.

Tüm bunları bir araya koyduğumuzda, hem Türkiye ve Erdoğan’ı hem Türkiye’deki Kürt sorunun önemini bilen, Suriye’deki Kürtlere önem biçen, Irak Kürdistan bölgesindeki Kürtlerle ilişkileri olan bir yönetimi göreceğiz. Bu da Kürtler açısından birtakım fırsatlar doğuruyor.

Washington karar mekanizması, dünya siyaseti için önemli bir adres. Kürtler buradaki varlıklarını güçlendirdikleri taktirde buradaki siyasete etki etme şansı da olabilir. Bu yeni hükümet çünkü Kürtleri tanıyor, biliyor. Biden yönetimiyle Amerika askerlerin Rojava’daki varlığı netleşecektir. Eğer Kürtler varolan fırsatları kullanabilirlerse askeri ilişkiyi diplomatik siyasi ilişkiye dönüştürme potansiyeli yakalayabilirler.  Bu kendi durumlarına bağlı. Türkiye ile ilişkiler mevcut haliyle devam etmeyeceği için Kürtlere fırsat doğuruyor. Hem Biden hem de Biden ekibinden kendilerini tanıyan insanların olmasından dolayı Kürtler açısından avantajlı fırsatlar doğurabilir. Bu da Kürtlerin bu fırsatları kullanacak araçları yakalamasına bağlı.

https://ahval.me/tr/kurtler/gazeteci-mutlu-civiroglu-biden-yonetimiyle-turkiyeyi-zor-gunler-kurtleri-yeni-firsatlar

SDF has maintained its unity even in the face of Turkish occupation – US Middle East Analyst

Syrian Democratic Forces (North Press)

(North Press) – The Kurdish National Congress of North America (KNCNA), a nonprofit organization founded in 1988 focused on Kurdish rights and the attainment of an independent Kurdistan, held an online seminar on North and East Syria titled “Where’s Rojava Today?” on Saturday. The seminar’s panelists included Syrian Democratic Council Representative to the US Sinam Muhammad, Middle East Scholar Dr. Amy Austin Holmes, Rojava Activist and KNCNA Member Dr. Ihsan Efrini, and Kurdish Journalist and Analyst Mutlu Civiroglu.
The organization has been organizing conferences since 1988, and wanted to organize a conference in Washington, but “because of [coronavirus], we couldn’t go ahead, therefore we thought about a webinar,” Ihsan Efrini, a native of Afrin currently residing in Canada, told North Press. “In 2019, Rojava was trending, but it seems like people have forgotten the region. There is still a lot happening in the region that needs to be talked about,” he added about the need for such a conference to take place.
Sinam Muhammad opened the discussion by talking about the dissolution of the Syrian opposition and the invasion and occupation of her native Afrin. “Afrin was a painful moment not only for Afrinis, but for all people in Syria, and also Arabs. They felt that they were also under attack and worried about Turkish intervention in Syria, and this is what Turkey did [in Sere Kaniye and Tel Abyad].” Muhammad went on to discuss the completion of the first stage of the intra-Kurdish dialogue, stating, “It was so good that we reached an agreement together with the help of the United States, and I would like to thank Mr. William Roebuck this effort.” She added, “it is good for Kurdish parties to have unity…in order to have a stronger administration and stronger political solution to present to the future constitutional committee of Syria.”
Dr. Amy Holmes discussed several subjects, chief among them the unity of the Syrian Democratic Forces (SDF) as one of its key characteristics from which it draws its strength. “The SDF is a multi-ethnic force…and a multi-religious force, with Muslims, Christians, and Yezidis,” said Dr. Holmes, who previously completed a thorough and comprehensive study on the SDF in all regions of northeastern Syria.
“When Turkey invaded in October 2019…many people thought that the SDF would disintegrate, or that, for example, the Arabs in the SDF would defect – that they would go back to the regime with Assad, or that they would join Turkey…but really, nothing like that happened. There [were] no major defections within the SDF as the result of the Turkish intervention,” Holmes explained, later telling a personal anecdote about an Arab individual from Sere Kaniye who joined the SDF in 2015, as well as mentioning Kurds who joined the SDF to liberate Arab-majority areas such as Raqqa and Deir ez-Zor. “The SDF has maintained its unity even in the face of this Turkish aggression,” she continued.
Mutlu Civiroglu further commented on the talks, saying that “the initiative has brought a very optimistic atmosphere to the region…[it] has caused happiness among the people: activists, local people, military people, and politicians.” Civiroglu also mentioned local concern about the Caesar Act, saying “the other major topic in the region was the Caesar Act, and its impacts on the region under the Syrian Democratic Council or Syrian Democratic Forces’ control – how will the region be protected?”
The seminar lasted around an hour and a half, with each panelist sharing their views and answering viewer’s questions in the end. Many topics, including the intra-Kurdish negotiations, entry of the Kurdistan Region of Iraq-based Rojava Peshmerga into Rojava, the Turkish occupations of Afrin, Serekaniye, and Tel Abyad, and the efforts and unity of the Syrian Democratic Forces, were discussed during the meeting.

 

Reporting by Lucas Chapman

https://npasyria.com/en/blog.php?id_blog=2860&sub_blog=12&name_blog=SDF%20has%20maintained%20its%20unity%20even%20in%20the%20face%20of%20Turkish%20occupation%20-%20US%20Middle%20East%20Analyst

Son dakika – SDG ile anlaşan Suriye ordusu Menbiç’e girdi, sırada Kobani var

Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine yönelik askerî harekâtının beşinci gününde Suriye ordusunun ana omurgasını YPG’nin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile anlaştığı öğrenildi. Bu anlaşma kapsamında Suriye ordusunun Menbiç’e girdiği duyuruldu. Suriye ordusunun bu gece de Kobani’ye gireceği belirtiliyor.

Menbiç yerel kaynakları Suriye ordusunun çeşitli bölgelerden kente doğru ilerlemeye başladığını aktarıyor.

Menbiç’e giren Suriye ordusundan ilk görüntüler geldi.

Fırat Bölgesi Savunma Komitesi Eşbaşkanı İsmet Şêx Hesen de Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin Suriye rejimi ile anlaştığını açıkladı. Hesen “Rusya ve Suriye rejimiyle anlaştık. Bugün akşama kadar gelmeleri gerekiyor” dedi.

Mezopotamya Ajansı‘nın haberine göre Hesen “Elimizden geleni yapıyoruz. Bütün devletlere çağrıda bulunduk; ancak bir şey yapmadılar. Kendi derdimize derman olacağız. Yaralarımızı kendimiz saracağız” diye konuştu.

Gazeteci Mutlu Çiviroğlu da Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin Şam yönetimi ile SDG’nin Suriye sınırını birlikte koruması konusunda anlaşmaya vardığını yazdı. Çiviroğlu, anlaşmanın Afrin de dahil tüm bölgelerin özgürlüğüne kavuşturulmasını da içerdiğini belirtti.

North Press Agency’nin haberine göre Suriye rejiminin Fırat Bölgesi Başkan Yardımcısı Mohammed Shaheen, SDG ile anlaşan Suriye ordusunun bugün Kobani bölgesine girmeye hazırlandığını duyurdu.

Kobani’deki SDG yetkilisi, Suriye hükümetiyle birkaç saat içinde Kobani’ye girmek için bir anlaşma yaptıklarını söyledi.

Gazeteci Aylina Kılıç da bölgedeki bazı yerel kaynakların SDG ile anlaştığını ve Suriye ordusunun Kobani’ye gireceğini bildirdiğini yazdı. Kılıç, “Aynı zamanda Minbiç için de bu yönde bir anlaşma olduğu belirtiliyor. Dün akşam ABD ile Rusya’nın Minbiç’te görüştüğü iddia edilmişti” dedi.

Kılıç anlaşamaya Rusya’nın dahil olduğuna dair haberlerin bulunduğunu belirtti.

https://ahvalnews.com/tr/firatin-dogusu/son-dakika-sdg-ile-anlasan-suriye-ordusu-menbice-girdi-sirada-kobani-var

ANALİST MUTLU CİVİROĞLU “IŞİD Coğrafi Olarak Bitti, Ama Bir de Uyuyan Hücre Gerçekliği Var”

*Fotoğraflar: Mutlu Civiroğlu/ Suriye

SDG’nin Bağuz operasyonu sonrası “IŞİD’in yenildiği” yönündeki açıklamasının ardından, gelişmelerle ilgili Suriye’de izleyen analist Mutlu Civiroğlu, bianet’e konuştu.

Suriye Demokratik Güçleri (SDG), Cumartesi günü Suriye’de Irak Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) yerleşik olarak bulunduğu son yerleşim yeri Bağuz’un da ele geçirildiğini açıkladı.

SDG, IŞİD’in kesin olarak yenildiğini ilan etti. Gelişmeleri yerinde izleyen gazeteci/analist Mutlu Civiroğlu, bianet’e konuştu.

“IŞİD’in kendini hilafet olarak adlandırdığı yapı bitti”

SDG’nin Bağuz’daki başarısını nasıl değerlendiriyorsunuz? Suriye için IŞİD’den yüzde 100 özgürleştirildi demek doğru bir ifade mi?

SDG’nin Bağuz’daki başarısı tabii ki çok önemli. Uzunca yıllar Irak’ta ve Suriye’de etkili olan bir örgütün Bağuz’daki bulunduğu son bölgede sona erdirilmiş oldu.

Bu IŞİD’in kendini hilafet olarak adlandırdığı yapının bitmesi anlamına geliyor. Oldukça önemli bir başarı. Hem SDG için, hem uluslararası koalisyon için önemli bir başarı.

Saklanan bir grup IŞİD üyesi en son yakalandı ve kalanı teslim oldu. Şu anda coğrafi olarak alan kalmadı. YPG’nin başını çektiği SDG bütün bu alanları özgürleştirmiş oldu.

Yüzde 100 özgürleştirildi denilebilir mi? Bu operasyonla IŞİD’in elinde tuttuğu alan kalmadı. Ama IŞİD’in yüzde 100 bittiği anlamına gelmiyor bu. Çünkü IŞİD’in ideolojisi halen mevcut. IŞİD’i doğuran siyasi, sosyolojik, ekonomik, tarihsel nedenler özellikle Suriye bağlamında konuştuğumuz için söylüyorum, yerinde duruyor.

Uluslararası koalisyonun artık bu saatten sonraki gündemi bu özgürleştirilen yerlerde istikrarın sağlanması olacak. Özellikle uyuyan hücreler konusu ciddi bir konu. Hem Deyr-ez Zor bölgesinde hem Haseke’de, hem Halep, Menbiç, Rakka bölgelerinde bir uyuyan hücre gerçekliği var.

IŞİD’e yardım yataklık yapmış bölgelerin özgürleştirilmesi için operasyona başlanacak. Coğrafi olarak IŞİD yüzde 100 bitirildi ama siyasi, askeri ve toplumsal bir sorun olarak duruyor. Bunun hem SDG hem de uluslararası koalisyon farkında.

Onlardan gelen açıklamalardan da görüyoruz ki, zaten sahadaki görüşmelerimizde de artık Bağoz’dan sonra gündemin bu olacağını görüyoruz. Şu anda coğrafi olarak IŞİD bitirildiği için, aslında olay çok daha kapsamlı ve çok daha zor.

Düşman belli bir coğrafyadayken, siz de ona göre mücadelenizi şekillendiriyorsunuz. Ama şu anda bahsettiğimiz mücadele çok daha yorucu ve zahmetli bir süreç. Böyle bir aşama olmadan da IŞİD’in hilafetinin sona ermesi bir şey ifade etmeyecek.

“SDG tarafından verilen bedel çok ağır”

IŞİD’in bölgede yenilmesinin ardından AFP ajansına verdiğiniz demeçte de “Kürtleri iki taraftan da (Suriye-Türkiye) zorlu bir süreç beklediğini” söylüyorsunuz. Bölge Kürtleri açısından önümüzdeki dönemde en büyük problemler ne olabilir?

Suriye Kürtleri, SDG Genel Komutanı Mazlum Kobani’nin deyimiyle 11 bin kayıp verdiler. IŞİD ve diğer örgütlerle mücadelelerde 20 bin yaralı var. Verilen bedel çok ağır. Ama dünya da bu başarıyı gördü. Özellikle Suriye’de Kürtlerin oynadığı asli rol görüldü.

Uluslararası koalisyonun yükünü çeken SDG’ydi. Bu yüzden bedel ödediler ve Suriye içerisinde kendi yarattıklarını korumak istiyorlar.

Suriye’de dışarıdan bir formülün tutmadığı da görüldü. Kürtlerin, Arapların, Ezidilerin, Kürt Alevilerin beraber oluşturduğu bu yapılanma hem kendi halkları için hem de Suriye’nin geneli için bir model teşkil ediyor.

Kürtler, bu kazanımlarını siyasi alanda geliştirme çabasında olacaklar. Kürtlerin özellikle Cenevre görüşmelerinde var olma isteği var. IŞİD’in coğrafi olarak bitirilmesinden sonra Kürtlerin bu taraflarının daha çok başarı görebileceği düşünülebilir.

Bedel ödediler, sahada projeleri var. Yerelden güçlenen ve her etnik yapının kendi özgürlüğü içinde yaşayabilecekleri bir süreç istiyorlar. O sebeple siyasi açıdan Kürtlerin öncelikleri bu olacak.

Üç hafta önce ben oradaydım. Oradaki siyasi, askeri yetkililerle yaptığımız görüşmelerde Türkiye’nin bölgeye yönelik açıklamaları çok kaygı verici boyutlarda, ciddi tehdit olarak algılanmakta, onu gördük.

Önümüzdeki günlerde Türkiye’nin olası bir saldırgan tutumu ya da olası bir operasyon onların gündeminde ilk sırada. Sadece Kürtler değil bunu Araplar da, Süryaniler de görüyor.

Özellikle Afrin’de Türk Silahlı Kuvvetleri ve Türkiye destekli grupların Afrin’i ele geçirdiği dönemden sonra yaşananlar, Human Rights Watch, Amnesty International gibi kurumların da dile getirdiği gibi Suriye’nin Kürt bölgelerinde ve SDG’nin kontrol ettiği bölgelerde büyük bir rahatsızlık yaratmış durumda. Aynı pratiklerin tekrarlanma ihtimali kaygı yaratıyor.

“Etnik kimliklerin anayasal güvence altına alınması bekleniyor”

O sebeple Kürtlerin, Arapların, Süryanilerin, Ezidilerin en büyük kaygısı Türkiye’nin kendi bölgelerine bir saldırı düzenlemeleri, buna karşı hazırlıkları da var zaten.

Öte yandan Suriye rejiminin halen, bunca yıldır devam eden iç savaştaki tutumunda bir değişiklik olmadığı da görülüyor. Halen Suriye’yi tek bir ulustan oluşan, tek bir ideolojinin yönetebileceği düşünülüyor. Kürtlerin kontrol ettiği toprakların seve seve ya da zorla alınacağı yönünde açıklamalar yapılıyor.

Ülkenin en büyük azınlığı olarak kendi yaşama taleplerine saygı gösterilmesi, Suriye’nin demir yumrukla yönetilemeyeceğinin anlaşılması, Suriye’nin etnik farklılıklarına uygun yeni bir anayasa oluşturulması, Kürt dilinin tanınması, Kürtçe eğitimin önünün açılması, Kürt ve diğer kimliklerin anayasal güvence altına alınması bekleniyor.

İstihbarat raporu: Ağları hala çok geniş

*Büyütmek için tıklayın. 

ABD İstihbarat yetkilileri Şubat ayının ilk günlerinde kongreye sundukları “Küresel Risk Değerlendirme” raporunda “IŞİD’in kayda değer derecede liderlik ve bölge kaybına rağmen hala Irak ve Suriye’deki binlerce savaşçıya komuta ettiğini, bu savaşçıların sekiz ayrı dala (örgüte) ayrıldığını ve dünya çapında binlerce destekçisi olduğunu” kaydetmişti.

İstihbarat raporunda ayrıca IŞİD’in Suriye ve Irak’taki “normalleşme çabalarını sarsmak için saldırı hazırlıklarında olduğu, mezhep çatışmasını artırma hedefinde olduğu” ifadeleri kullanıldı.

TIKLAYIN – ABD istihbaratının kongreye sunduğu Küresel Risk Değerlendirme raporu

(PT) Pınar Tarcan

https://m.bianet.org/bianet/militarizm/206781-isid-cografi-olarak-bitti-ama-bir-de-uyuyan-hucre-gercekligi-var

Challenges after the elimination of ISIS

Although defeated on the battlefield, ISIS will continue to be a threat to stability in Syria, SDF commander-in-chief General Mazlum Kobane writes

Women and children from ISIS-held areas YPJ fighters screen women and children from ISIS-held camps in Baghuz, Syria. Image: Mutlu Civiroglu

The final chapter of Islamic State has been completed successfully with the liberation of the town of Baghuz from the terrorist organization. After civilians were evacuated and hundreds of extremists surrendered, the Syrian Democratic Forces, with the participation of the Global Coalition to Defeat ISIS, put up a strong fight against the last remnants of the terrorist organization and declared to the world the destruction of the so-called caliphate.

There is no doubt that the elimination of the terrorist organization’s territory was the result of great efforts and sacrifice by SDF forces and the Coalition. High-level coordination between the parties and their strong ties will soon bring an end to the nightmare that has enveloped the entire world and turned the region into a terrorist epicenter.

Rojda Felat surveys a flank of Tal al-Samam with other SDF commandersRojda Felat, who commanded the battle against ISIS in Raqqa, surveys a flank of Tal al-Samam with other SDF commanders. Image: ©Joey L./JoeyL.com/Used with permission

The joint decisions made by the SDF and Coalition forces made the liberation of city after city possible while civilian casualties were avoided by employing precise and controlled military tactics.

U.S. President Donald Trump’s decision to leave some U.S. forces in Syria is very crucial for the next phase of the fight against ISIS, which involves uprooting its intellectual and ideological roots, requiring continuous and long-term work.

American political and military leadership, as well as members of the U.S. Congress, agree that the threat ISIS poses is far from being completely eliminated. By keeping U.S. forces in the region and rearranging the American strategy, the next phase of the fight against terror will help the SDF to preserve the gains made so far.

Generals Mazlum Kobane and Paul E. Funk meetGeneral Mazlum Kobane, Commander of the Syrian Democratic Forces discusses plans to liberate the final ISIS pockets in eastern Syria with US Army Lieutenant Gen. Paul E. Funk, then Commander of Combined Joint Task Force – Operation Inherent Resolve, during a meeting near Ayn Issa, Syria, August 21, 2018. Image: US Army/Staff Sgt. Brigitte Morgan

We want to emphasize the role of the U.S. Department of Defense, and especially the commander of CENTCOM General Joseph Votel, in the territorial victory against ISIS and for ensuring security and stability in the areas liberated from the darkness. We thank him for his leadership and the important role he played in this historic achievement.

Special Envoy Brett McGurk in RaqqaBrett McGurk, Special Presidential Envoy for the Global Coalition to Defeat ISIS, alongside U.S. Army Maj. Gen. James B. Jarrard, Commanding General of Special Operations Joint Task Force-Operation Inherent Resolve during a visit to Raqqa, Syria in 2018. Image: Sgt. Brigitte Morgan/US Army

We also want to acknowledge important role of the former Presidential Envoy to the Global Coalition to Defeat ISIS Brett McGurk in this victory, and thank him for bringing together different nations under the international Coalition and building a bridge between them and the SDF.

Though the structure of ISIS will come to an end, we also want to draw attention to some major challenges that are ahead of us: sleeper cells planted by the terrorist organization, and the danger in ISIS’s ability to reorganize itself by employing tactics of individual terrorist acts such as bombings and assassinations.

In addition, the vacuum of power left after ISIS and the partial withdrawal of U.S. forces will be undoubtedly be exploited by regional and international parties.

ISIS tent city near Baghuz, SyriaRemains of the ISIS tent city near Baghuz, Syria. Image: Mutlu Civiroglu

There is also a growing need to restore cohesion of the community and to reorganize and return people to their communities. The areas the terrorists occupied have been turned into ruins and must be revived. This revitalization will require continued support and rehabilitation at all levels so that citizens can return to their normal lives.

In accordance with the resolutions of the United Nations, the continued cooperation between the SDF and the international Coalition to counter ISIS, led by the United States of America, will contribute to the end of the Syrian crisis. The social component and diversity of our free areas constitutes the first point toward the ultimate goal of a democratic Syria, free from all forms of terrorism.


General Mazlum Abdi is the Commander-in-Chief of the Syrian Democratic Forces.


All views and opinions expressed in this article are those of the author, and do not necessarily reflect the opinions or positions of The Defense Post.

Challenges after the elimination of ISIS

Özgürlüğe yakışıklı girmek istedim

DAİŞ’in köle olarak alıkoyduğu Êzîdî çocukları bir bir kurtarılıp ailelerine teslim ediliyor. Ednan, Kînan, Walîd kurtarılan çocuklardan sadece üçü. Kînan, özgürlüğe takım elbise ve kravatla adım atarken, Ednan QSD’nin DAİŞ’ten kurtardığı annesiyle buluşacağı günü iple çekiyor.

Babası Şengal Katliamı’nda katledilen Kînan, annesi ile birlikte DAİŞ çetelerince köle olarak kaçırıldı. Ancak annesi bir patlamada yaşamını yitirdi. Ebû Saed isimli DAİŞ çetesinin İdlib’e kadar kaçırıp 30 bin dolar karşılığı amcasına teslim ettiği Kînan, gazetecilerin karşısına takım elbise ve kravatla çıkıyor ve ekliyor: “Özgürlüğümün ilk günlerinde yakışıklı görünmek istedim.”

DAİŞ çetelerinin kıstırıldığı son toprak parçası Baxoz’da, 3 Ağustos 2014’teki Şengal Katliamı tekrar gündeme getiren gelişmeler yaşanıyor. Kaçırılan Êzîdî kadınlar ve köleleştirilen çocukların trajik öyküleri çıkıyor karşımıza.

Ednan, Kînan, Walîd… Üç çocuğun da babası katledilmiş ve anneleriyle kaçırılmış. Kînan ve Walîd’in anneleri ise DAİŞ’in kontrolündeki bölgelerde yaşanan patlamalarda hayatını kaybetmiş.

Ednan onlara göre biraz daha şanslı, bir süre önce annesi de QSD savaşçıları tarafından özgürleştirilmiş ve şimdi bir birlerine kavuşacakları anı sabırsızlıkla bekliyorlar.

Ednan annesine kavuşuyor

Gazeteci Mutlu Çiviroğlu önceki gün Twitter hesabından DAİŞ tarafından kaçırılan ve QSD savaşçılarınca kurtarılan Êzîdî bir çocuğun görüntülerini paylaşarak, söz çocuğun ailesine bir an önce kavuşmasını umduğunu söyledi.

Aynı gün akşam saatlerinde Êzîdîlere ait Ezidipress internet sitesi DAİŞ’in elinden kurtarılan çocuğun annesine kavuştuğunu duyurdu.

Çiviroğlu paylaştığı görüntüde çocuğun ismini sorması üzerine, “Benim adım Ednan” diyor. Ezidipress yetkilileri de çocuğun annesine ulaşarak oğlunun kurtarıldığının haberini veriyor. Haberi duyan anne mutluluk gözyaşları döküyor. Ezidipress Ednan’ın annesinin, QSD savaşçıları ile Mutlu Çiviroğlu’na teşekkür ettiğine de yer verdi.

DAİŞ çeteleri 3 Ağustos 2014 Şengal’de Êzîdî Kürtlere yönelik gerçekleştirdikleri soykırım saldırısında Ednan’ın babasını katletti. Çeteler, annesi ve kendisini de köle olarak götürdü. Annesinin de bir süre önce DAİŞ’ten kurtarıldığı belirtiliyor.

DAİŞ’in köle olarak kaçırdığı Êzîdî çocuğu Kînan, “Çok ölü gördüm, katledilen çok insan gördüm” diyor.

Kînan ömrünün tam yarısını DAİŞ’in zorbalığının altında geçirmiş. Bir süre önce QSD savaşçılarınca kurtarılmış. Fransız radyo kanalı France İnfo’nun haberine göre, Ebû Sead isimli DAİŞ çetesi sivillerin arasında küçük Kînan’i de yanına alarak Baxoz’dan kaçarak İdlib’e gitmiş.  Şengal Katliamı’nda Kînan’ın babası da katledilenler arasında. DAİŞ’in yanında yaşadığı kabusu ise Kînan, “Ben çok ölü gördüm, DAİŞ’lilerin eliyle katledilen insanlar… Bizi çok dövüyorlardı. Babamı haksız yere öldürdüler” şeklinde bir çırpıda özetliyor.

Şık bir şekilde radyo muhabirleriyle görüşmesi, dikkat çekmiş.

Bir iki boy büyük de olsa takım elbise giymiş ve kravat takmış. Şık giyinmeyi de “Özgürlüğümün ilk günlerinde yakışıklı görünmek istedim” sözleriyle ifade ediyor.

Büyük ablasını DAİŞ’liler tarafından satılmış. Annesi ise Baxoz’da yaşanan bir patlamada yaşamanı yitirmiş. Küçük Kînan annesinin ölümünden sonra Ebû Saed’in kendisini, hiç bir sebep yokken de dövmeye başladığını söylüyor.

DAİŞ çeteleri Kürtçeyi yasakladıkları için Kînan da bir çok Êzîdî çocuğu gibi 5 yıl içerisinde ana dilini tamamen unutmuş.

Baxoz, QSD savaşçılarınca kuşatmaya alındığı süreçte Ebû Saed İd lib’e kaçmaya karar vermiş. Kînan’ın amcası Ebû Saed’e ulaşarak Kînan’i almaya çalışmış. Ebû Saed amcasından aldığı 30 bin dolar karşılığı Kînan’ı bırakıyor, O da 5 gün sonra Güney Kürdistan’daki amcasına ulaşıyor.

Walid de kurtarıldı

France İnfo muhaberleri göre Kînan ve amcası ile görüşürken, amcasının telefonuna bir mesaj ile fotoğraf düşüyor. QSD savaşçıları 9 yaşında bir çocuğu kurtarmış. Adı Walid ancak DAİŞ çeteleri ona Ebdul Haman ismini vermiş.

Onun da babası DAİŞ çetelerince katledilmiş ve onun da annesi Kînan’ın annesi gibi bir patlamada ölmüş. Şimdi Walid de kurtarılan ve annesine kavuşma anını iple çeken Ednan gibi emin ellerde ve özgür…   

DÊRAZOR/PARİS


Baxoz’da 6’sı çocuk 8 Êzîdî kurtarıldı

Demokratik Suriye Güçleri (QSD), DAİŞ çetelerine karşı final savaşının yürütüldüğü Baxoz’da 6’sı çocuk olmak üzere 8 Êzîdî’yi daha kurtardı. Alınan bilgilere göre, QSD savaşçıları Baxoz’daki operasyon sırasında 8 Êzîdî’yi daha kurtararak güvenli alanlara ulaştırdı. Kurtarılanlar 6 çocuk ve 2 kadından oluşuyor. Operasyonda kurtarılan kadınların, T. S. ve E. M. olduğu öğrenilirken, çocukların isimleri ise şöyle: Eymen Xelil Heci, Dilbirîn Celer, Xeyri Şeref, Musa Hadi, Ayşe, İbrahim.

ANF/BAXOZ

 

Özgürlüğe yakışıklı girmek istedim