YPG Kobanê Sözcüsü Şoreş Hesen: Son Bir Haftadır En Şiddetli Çatışmalar Yaşanıyor

YPG Kobane

YPG Kobanê Sözcüsü Şoreş Hesen ile savaş cephesindeki son durumu ve peşmergelerîn gelişi vb. konulari görüştük.

Mutlu Çiviroğlu https://twitter.com/mutludc

***

Sayın Şoreş Hesen Kobanê’de özelikle doğu cephesinde şiddetli çatışmaların yaşandığı bilgisi geliyor, savaş cephesinden neler aktaracaksınız bize?

Şoreş Hesen: Doğru, son bir haftadır doğu ve güney cephelerinde tarihi bir direniş sergileniyor. IŞİD bomba yüklü araçlarla, ağır silahlar, tanklar, havan topu ve el yapımı bombalarla saldırıyor. Fakat bu saldırıların hepsi püskürtülüyor, her iki cephede de güçlü bir direnişimiz var.

Bir haftadır şiddetli çatışmalar yaşanmasına rağmen bu çatışmaların boyutu ne dünya basınına ne de Kürt basınına yansımadı, neye bağlıyorsunuz bunu? IŞİD’in son şiddetli saldırılarının asıl hedefi neydi?

Şoreş Hesen: Sanırım diğer birtakım konular medyanın dikkatini başka noktalara çekti ama savaş çok şiddetli şekilde sürüyor. Bizim buradaki direnişmiş sürdükçe dünya kamuoyunun YPG’ye ilgisi ve desteği artıyor. Bunun için de IŞİD daha şiddetli bir şekilde saldırarak şehir merkezini ve Türkiye’ye açılan sınır kapısını almak istedi. Stratejik bir nokta olan sınır kapısından geliş gidişi engelleyecek ve şehir merkezini de alarak Kobanê’yi tamamen ele geçirdiğini ilan edecekti sözde, fakat bu amacına ulaşamadı. Yani son şiddetli saldırıların hedefinde YPG’nin dünya kamuoyundan gördüğü desteği engellemek ve şehri tamamen kontrol altına almak vardı.

Peki, şehirde sizin kontrol oranınız ne? IŞİD kendi yayınlarında Kobanê’nin büyük çoğunluğunun kendi elinde olduğunu iddia ediyor?

Şoreş Hesen: Dünya basını ve herkesin bildiği gibi IŞİD’in ilerlemesi 20 gündür durmuş durumda. YPG onları şehir içinde durdurmayı başardı. Yani şehir içinde kontrol altındaki yerler medyanın 20 gün yazdığı gibi, değişen bir şey olmadı. Onların şehir içinden gözle görülür bir şekilde uzaklaştıramadığımız doğrudur fakat onlar da son 20 gündür bir karış ilerleyebilmiş değiller. Herhangi bir ilerleme ya da bir gerileme söz konusu değil derken bu herhangi bir çatışma yaşanmadığı anlamına gelmesin. Tam aksine çok şiddetli çatışmalar yaşandı. Çete grupları her gün ama her gün ilerlemeye çalışıyorlar, hem gündüz vakti hem de gece vakti 5-6 defa ilerleme girişimleri oluyor. Bu röportajdan beş dakika önce de bomba yüklü bir aracı patlattılar ve doğudaki mahalleye saldırdılar. Şimdiye kadar 20’ye yakın bomba yüklü araç patlattılar şehir içinde ilerlemek için fakat bu saldırılarda bir tek can kaybımız yaşanmadı.

Bomba yüklü araçların patlatılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? IŞİD bir kırılmaya uğradığı için mi bu tür eylemler yapıyor yoksa bu şekilde üzerinizde başka bir baskı mı oluşturmaya çalışıyor?

Şoreş Hesen: Kobanê’de IŞİD saldırıları 46. gününde. IŞİD, çatışmalar köy alanlarındayken Suriye ve Irak’ta ele geçirdiği tanklar, toplar ve her türlü ağır silahlarla saldırıp ilerliyordu. Bu alanlarda ilerlemek için bomba yüklü araçlar patlatmaya ihtiyaç duymadı. İlerleyip Kobanê’ye geldiler. Fakat biz daha önce Kobanê’yi düşman kuvvetlerine mezar yapacağımıza dair söz vermiştik. Biz sözümüzde durduk, Kobanê içinde ilerleyemedikleri için bomba yüklü araçları patlatma yoluna başvuruyorlar. Her saldırıya geçtiklerinde onlarca çete üyesi öldürülüyor çünkü artık saldırıp ilerleyebileceklerine dair bir umutları kalmadı. İşte bu yüzden, başka şekilde ilerleyemedikleri için yani, artık bu bomba yüklü araç saldırıları ile psikolojik bir baskı oluşturarak ilerlemek istiyorlar, bu kırılmaya uğradıklarının büyük bir ispatı.

Kimi kaynaklar IŞİD’in Kobanê’deki bazı komutanlarını değiştirdiğini bildiriyor, doğru mu bu?

Şoreş Hesen: Bir savaş hali var ve doğal olarak savaştaki her şeyi takip ediyoruz. Bazen tek bir saldırıda bile IŞİD kuvvetlerini üç defa değiştirmek zorunda kalıyor. Yani bir saldırıda arkadaşlarımız geceden sabaha kadar kendi mevzilerinde sabit kalıp, savaşırken, onlar kırılmaya uğradıkları için savaşan kuvvetlerini üç defa değiştirmek zorunda kalıyorlar. Askerlerini sürekli değiştirdiklerine eminim, komutanlarını da değiştirdiklerini düşünüyorum.

Arkadaşlarınızın geceden sabaha kadar savaştığını belirttiniz. Bunu biraz açar mısınız?

Şoreş Hesen: Haklı olduğunuz zaman hiçbir şeyden korkmazsınız. Bir şahıs için söyleyebileceğimiz bu şeyi, bir halk bir ülke için de söyleyebiliriz. Düşmanlarımız bugüne kadar bizi hep ezdi, bizi ortadan kaldırmaya çalıştı. Biz bugün irademiz, hakkımız, halkımız için savaşıyoruz. Kobanê Kürt halkının şehridir, Kürdistan’ın bir şehridir. Çete gruplarının elinin kutsal Kobanê topraklarına değmesi haramdır. Cephede savaşan kadınlarımız ve erkeklerimiz bu inançla savaşıyorlar, bu iradeye sahip oldukları için uykusuz da kalsalar savaşabiliyorlar. Çete üyeleri acıkıp, susadıklarında bile kuvvetlerini değiştirirken, özgürlük için, insan hakları için, kadın hakları için savaşan arkadaşlarımız soğuk sıcak demeden, aç susuzluk demeden direnmeye devam ediyorlar.

Peki, peşmergelerin gelişi hakkında kısaca neler diyeceksiniz?

Şoreş Hesen: Kobanê’yi korumak, ülkesini seven her Kürdün vazifesidir. Kobanê’ye korumak, peşmergelerin de dile getirdiği gibi, hem peşmergenin, hem de diğer parçalardaki Kürtlerin vazifesidir. Yine aynı şekilde Erbil’i, Diyarbakır’ı ve Mahabad’ı korumak da bütün Kürtlerin görevi. Bunlar adı Kürdistan olan bir ülkenin şehirleri, bu şehirlerin hepsini korumak Kürtlerin vazifesi olduğu gibi Kobanê’yi korumak da her tarafta yaşayan Kürtlerin görevi. Peşmergelerin Kobanê’ye gelişinden çok memnunuz, bu morallerimizi yüksek tutmaya yardımcı oldu.

Peki ya ÖSO grubunun gelişi?

Aslında bu konuda söylenecek pek bir şey yok. ÖSO’nun gelişi yeni bir şey değil fakat bazı kesimler yeni ÖSO grubunun gelişini özellikle gündemde ön planda tutmak istediler. Bunu açık bir şekilde ifade edeceğim, ÖSO’nun savaşın seyrini değiştirecek bir etkisi yok. Yani onların gelişi siyasi bir geliş, bunu göstermiş olduğu tavırlardan anlamak mümkün. Biz buradayız, takip ediyoruz ve her şeyin ne olduğunu çok iyi biliyoruz. Şehre yeni gelen ÖSO grubundan bahsettiğimi yinelemek istiyorum. 50 kişi geldi sadece. Önce 1300 gibi büyük rakamlar verildi ama doğru değil. Zaten onlarla görüştük, eğer gerçekten Kobanê’ye yardım etmek istiyorsanız, diğer cephelerde savaşıp Kobanê’nin yükünü hafifletebilirsiniz, dedik. Fakat bunu da açık bir şekilde belirteyim, kabul etmediler bunu. Kabul etmediler çünkü siyasi bir amaçları vardı, kabul etmediler çünkü arkalarında bazı başka kesimler var. Fakat hedefledikleri şeyi gerçekleştiremediler. Bahsettiğim bu kesimler ÖSO’nun Kobanê’ye girişini kabul etmeyeceğimizi düşünüyorlardı, yeni ÖSO grubunun Kobanê’ye girmesi için çok ısrar ettiler. Herkes biliyor, İdlib’te, Halep’te, Bab’da, Ezaz’da ÖSO zaten kendisi durumda. Buna rağmen Abdülcebbar Akidi’nin Kobanê’ye bir grup istemesinin sebebi elbette ki siyasiydi.

ÖSO’nun daha önce Kobanê’de bulunan grupları, Suvar Rakka, Şemsi Şimal ve Cephetul Ekrad ve birkaç grup daha, bunlar IŞİD’in ilk saldırılarından bugüne kadar Kobanê’de savaşıyorlar ve 30’dan fazla şehitleri var. Bu gerçekten özgür olduğuna inandığımız ÖSO, hak, adalet ve halkının özgürlüğü için savaşan ÖSO. Bunun da iyi görülmesini istiyoruz.

1 Kasım, Dünya Kobanê Dayanışma Günü olarak ilan edildi. Bütün dünyada Kobanê’ye destek eylemleri düzenlenecek. Kobanê artık bir sembol ve bütün dünya halkları Kobanê’yi yakından takip ediyor. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Şoreş Hesen: Gerçekten de Kobanê’de gösterilen görkemli direniş önünde saygıyla durulması gereken bir direniş. Bütün dünya, Türkiye’nin de içinde olduğu bir bütün dünya elbette, teröre ve zulme dur demeli artık. Herkes birlik olup teröre karşı savaşan YPG’ye destek çıkmalı ve yapılan eylemlerden sonra pratiğe dökülebilecek, gözle görülebilecek değişimler ortaya çıkmalı. Bu vesileyle bizleri destekleyen herkese teşekkürlerimi sunuyor, 1 Kasım’daki etkinliklerde de başarılar diliyorum.

Polat Can: Amerika YPG’nin Gücünü İyi Görüyor

07_19_21_06_

Sayın Polat Can, Kobanê’de son durum ne, cepheden neler aktaracaksınız?

Özellikle son iki gündür doğu ve güney cephelerinde şiddetli çatışmalar yaşanıyor. IŞİD birçok koldan saldırıp YPG’nin kontrolü altındaki yerleri almak istiyor fakat rahatlıkla söyleyebiliriz ki bir haftadan uzun bir süredir IŞİD’in bütün saldırıları boşa çıkarılıyor. Üstelik YPG, IŞİD’in eline geçmiş birçok noktayı tekrar kontrolü altına aldı. Son zamanlardaki çatışmalarda çok sayda IŞİD çetesi öldürüldü, özellikle de dün ve bugün çıkan çatışmalarda.

Kaç kişi öldürüldü, bir bilginiz var mı bu konuda?

Elimize ulaşan bilgilere göre 75’ten fazla IŞİD çetesi öldürülmüştü. Bugün öldürülenlerin sayısını henüz bilmiyoruz. Bugün hm YPG’nin saldırıları hem de koalisyon uçaklarının saldırılarında çok sayıda kişinin öldürüldüğünü biliyoruz sadece. Sayıyı tam olarak tespit edemiyoruz çünkü yıkılan evlerin altında kalan cesetler var. Bu arada IŞİD’in taktik değiştirdiğini de eklemeyelim: Daha önce IŞİD mümkün mertebe geride ceset bırakmıyordu fakat son zamanlarda ağır darbeler aldıkları dolayısıyla, çoğu zaman cesetlerini ve yaralılarını geride bırakıp kaçıyorlar. Büyük bir moral kaybına uğramışlar ve psikolojik olarak çökmüşler.

Polat Cano

Birçok noktayı tekrar kontrol altına aldığınızı söylediniz, hangi noktalar bunlar?

Kobanê Kültür Sanat Merkezi noktası, Halep yolu üzerindeki bazı noktalar, yine doğuda da belediye yakınlarındaki bazı noktalar YPG’nin kontrolü altına geçtiler.

IŞİD’in psikolojik olarak çöktüğünü söylediniz. Anlattıklarınıza göre YPG’nin de morali yüksek. Size ulaşan silahların nasıl bir etkisi oldu bunda?

 Bazı kesimler sert bir şekilde karşı çıkmalarına rağmen silahların bize ulaşması çok iyi oldu, silahlar büyük bir fayda sağladı. YPG 35 gündür direniyor ve bize ulaşan silahlara direnmeye devam edeceğiz.

Silahları kim gönderdi peki? Birçok şey söyleniyor bu konuda.

Sayın Salih Müslim çok güzel ve doğru bir şey söyledi bu konuda: ‘’Kürtlerin silahları bunlar ve Kürtler için!’’ YPG savaşçıları gidip Şengal’de, Rabia’da savaşıp şehit düşüyorlar, peşmerge kardeşlerimiz de yine aynı şekilde savaşıyorlar. Kürtlerin kendi kardeşlerine Kürt silahlarını göndermesi çok doğal bir şey. Bu konuda basit tartışmalara girmek istemiyoruz. Fakat Kürtlerin kendi aralarında Kobanê’ye silah göndermek için bir yarış haline girmeleri güzel bir şey.

Bazı peşmergelerin Kobanê’ye gelmesinden bahsediliyor. Başta sayı 500 idi, şimdi 200 peşmerge olacağı söyleniyor. Bu konuda neler diyeceksiniz?

YPG olarak böyle bir şeyden haberimiz var. Bu sadece YPG’nin ilgileneceği bir mesele değil, kanton yönetimiyle de bu konuyu görüşüyoruz. Kürdistan Hükümeti Parlamentosu’ndan çıkan kararlar sevindirici gelişmeler. Hem kantonları tanımaları hem de peşmerge desteğini göndermek istemelerini önemli görüyoruz.

Washington’da Amerika’nın sizi desteklemeye devam edeceği konuşuluyor. İlerleyen günlerde bu sefer de Amerika’nın bir silah yardımı yapmasını bekliyor musunuz?

Evet, bekliyoruz tabii ki. Bir sonraki sefer direk Amerika’dan silah gelmesini bekliyoruz. Zaten gelen yardımda da Amerikan’ın silahları vardı. Amerika’dan istediğimiz bazı silahlar Beyaz Saray, Kongre vb. gibi bazı prosedürlerden dolayı hazır değildi henüz. O nedenle de zaman kaybı olmasın diye direkt Kürt kardeşlerimizden aldık o silahları. Kimi görüşmelerimiz var, Amerika’nın da kısa sürede silah göndereceğine inanıyoruz.

Peki, uluslararası koalisyonun ile ilişkilerinizi ne gibi faktörler olumlu ya da olumsuz etkiliyor? Bugün Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan yaptığı açıklamalarda size yapılan silah desteği için duyduğu rahatsızlığı dile getirmişti ve Amerika’yı da eleştirmişti. Bu konuda neler diyeceksiniz?

Amerika Erdoğan’ın oğlu değil ki Erdoğan’ın isteklerine göre hareket etsin. Amerika olaylara daha gerçekçi yaklaşıyor ve ona göre siyasetini belirliyor. Bugün Suriye’de ve Irak’ta projeleri var. Irak’ta peşmerge kardeşlerimizle iyi bir ilişkisi var ve Rojava’da ve Suriye’nin genelinde birlikte çalışacağı güçlere ihtiyacı var. Amerika geçmişte birçok gruba yardımda bulundu ve bu grupların çoğu Nusra’ya ve IŞİD’e katıldılar. Amerika Suriye’deki durum daha makul yaklaşıyor ve YPG’nin Amerikalı ya da Amerikasız savaştığını iyi görüyor. Ki Amerika demokratik bir Suriye ve özgür bir Kürdistan için IŞİD terörüne karşı savaşabilecek çok önemli bir gücün YPG olduğunu biliyor artık. Amerika ya da koalisyon olsa da olmasa da geride kalan 3 yıl içerisinde YPG kendisini ispatladı. Amerika’nın Suriye’de YPG ile müttefiklik kurması, Amerika’nın yararına. Sonuçta Suriye’nin, Rojava’nın ve bu bölgenin insanlarıyla çalışacak, Türkler ya da dışardan birileriyle değil. Bu bağlamda bizim ve Amerika’nın ve koalisyonun çıkarları kesişiyor ve arada yakınlaşma doğuyor.

Dediğim gibi bizim asıl amacımız bağımsız bir Kürdistan ve demokratik bir Suriye. Demokratik bir Suriye’yi bağımsız bir Kürdistan’dan daha önemli bulmuyoruz ama sadece Kürt halkının çıkarlarını da düşünmüyoruz. Sonuçta henüz tam anlamıyla Suriye’den kopmuş değiliz. Bu konuda toparlayacak olursak koalisyon ülkeleri ile Amerika ile sağlam bir ilişkimiz var ve bu ilişkinin daha da sağlamlaşmasını istiyoruz elbet. Bunun için de görüştüğümüz Amerikalı yetkililer ile konuştuğumuz konulardan biri de Türkiye ve bazı diğer çevre ülke faktörlerini pek önemsememek.

ABD YPG’ye Havadan Silah ve Cephane Yardımı Yaptı

images

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) yaptığı yazılı açıklamada, ABD askeri güçlerinin, IŞİD’e karşı Kobane’yi savunan Kürt güçlere (YPG) takviye yapmak için Kobane bölgesine havadan silah, cephane ve sağlık malzemesi yardımı yapıldığını duyurdu.

Açıklamada ABD Hava Kuvvetleri’nin C-130 tipi nakliye uçağının Irak’taki Kürt yetkililer tarafından sağlanan silah, cephane ve tıbbi malzeme yardımının, Kobane’de IŞİD’e karşı savaşan Kürt güçlere ulaştırdığı belirtildi.

Açıklamada, yardımın ardından uçağın bölgeden güvenlik şekilde ayrıldığı ifade edildi.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı ayrıca Amerikan askeri güçlerinin bugüne kadar Kobane’de IŞİD’e karşı 135 hava saldırısı düzenlediği de belirtildi.

ABD’nin Pazartesi sabahı Kobane’deki YPG güçlerine havadan yaptığı silah ve mühimmat yardımı önemli bir kilometre taşı olarak dikkatleri çekiyor.

Son zamanlarda Washington’un YPG ve PYD ile geliştirdiği doğrudan ilişkilerin daha somut bir kimliğe bürünmesi ve Rojavalı Kürtlerin uluslararası arenada daha da önemli bir konuma gelmesi anlamına geliyor.

Karar ayrıca YPG’nin IŞiD’e karşı oluşturulan koalisyonun da önemli bir aktörü olarak daha da öne çıkacağı anlamına da geliyor.

Özellikle YPG’nin Şengal’de oynadığı  ve uluslararası basın tarafından övgüyle bahsedilen rolü ve bir ayı aşkın süredir Kobane’de göstermekte olduğu güçlü direnişi de Obama yönetiminin bu kararına etki eden önemli unsurlar.

Yine, Amerikan medyası ve düşünce kuruluşları ve özellikle de Amerikan kamuoyunun Kobane konusundaki hassasiyeti  ve hükümete yönelik baskıları da Kobane konusunda hem hava saldırılarının artması  hem de silah yardımı yapması konusnda etkileyen önemli etkenler olarak dikkat çekti.

YPG Spokesman Can: We are Working with the Coalition against ISIS

Polat Can

In an exclusive interview with the daily Radikal, Kurdish People’s Protection Units (YPG) Spokesperson Polat Can says they are officially working with the International Coalition against ISIS, and their representative is in the Joint Operation Command Center.

Mutlu Civiroglu @mutludc

***

Mr. Polat Can, you have been leading a fierce struggle against ISIS in Kobane for almost month. The world is watching Kobane. What is the situation there?

In the morning, the Kobane resistance will be on its 30th day and a new, long-winded process will start. Everyone knows that the resistance that YPG put up against ISIS is unprecedented by the forces in the region, especially in comparison to the Iraqi army.  Cities ten times the size of Kobane surrendered to ISIS in a few days and those cities were not even besieged with considerable force. However, when they started attacking Kobane, they gathered their forces from around the region, from places including Minbij, Raqqah, Jarabulus, and Tal Hamis. What I mean by considerable force is tanks, cannons, heavy artillery and thugs whose numbers were in the tens of thousands. They wanted to capture Kobane within a week, but they did not succeed. Then, they wanted to say their Eid prayers in Kobane, and they could not do that either.

Since last week, they seized some streets in East Kobane, and now they want to capture the whole city, but they can’t advance. As they try to make their way, they sustain considerable losses. Especially within the last few days, both YPG attacks and the air strikes against ISIS terror led by international coalition forces have increased. They sustained major losses, many of their bodies and weapons passed into the hands of the YPG.

HW_7_11_14

Mutlu Civiroglu and Polat Can

So, can we say that Kobane is relatively safe from danger?

No, saying this would be major heedlessness. Because ISIS still controls a large portion of Kobane. In addition, all of the villages in Kobane are occupied by ISIS.  The resistance we started both within and around Kobane is ongoing. ISIS continues to receive renewed assistance. This war is a matter of life and death for us in every way. Thus, it is not yet possible to say that there is no danger.

You are saying that ISIS consists of tens of thousands of people and constantly renewed support. Your numbers are very small in comparison. Do you receive any kind of support?

Kobane has been under an embargo for the last year and a half. None of the major forces from other cantons have been able to reach Kobane. Kobane is resisting with its own efforts. Some Kurdish youth have been able to reach Kobane from the north of Kurdistan, especially through Suruç. Some arrived Kobane in small groups from the cantons of Afrin and Jazira. In addition, some of the youth from Kobane who were living abroad came to Kobane to protect their city. Some of the small groups from the Free Syrian Army (FSA) are here under the name of “The Volcano of Euphrates.” This is all of our power and support. Unfortunately, we did not receive any additional military support, neither from the South, nor from other places.

Mistenur

What can you tell us about the air strikes by the coalition led by the United States?

For the last few days, the air strikes have been numerous and effective. We can clearly state that, had these attacks started a couple weeks ago, ISIS would not have been able to enter Kobane at all. ISIS would have been defeated 10-15 kilometers away from the city, and the city would not have turned into a war zone.

Alright, why did effective air strikes start one week before, and not two? Or, to ask in another way; What happened over the course of the last week that the strikes intensified?

The YPG’s relationship with the coalition, then, had just started recently. I will be blunt; some regional powers, especially Turkey was a serious obstacle. They made every effort to prevent any help from reaching us and to prevent the air strikes. At first, coalition jets could get no closer than 10 kilometers to the Turkish border, because Turkey would not allow it. Of course, there were other problems as well such as logistics and distance. The coalition had not yet made a serious decision to help the YPG.

Moreover, everyone thought that Kobane would fall in a week or two and be forgotten easily, but that did not happen. Kurds all around the world and their friends have risen up, supported by calls by world-famous intellectuals, and the resultant public opinion. This situation has affected shift on some countries’ policies towards us and created pressure for more effective and intensified air strikes and assistance for the YPG.

What sort of help? There are calls to provide arms to the YPG, has any such assistance been provided?

10408858_575764652532762_7025596733894266275_n

Up until now, we really can’t speak of the provision of arms to Kobane. The YPG is trying to bring certain arms which we require to Kobane through certain means. Because we are in serious need of arms. Not only for Kobane, but also for Jazira and Afrin. It’s important that we have fighters that come and fight, but it’s equally important that there be arms for them to use. It’s very difficult to fight using light weaponry against ISIS, who possess heavy weaponry. In the current situation, under such circumstances, we are throwing ourselves heroically in a fight against a force utilizing the latest weapons technology.

You mentioned the coalition’s being late. What sort of relationship does the YPG have with the US and other countries in the coalition? Can you elaborate on this?

Long before the Kobane resistance, we had relations with many countries including the USA. When Kobane was attacked, our relationship became more substantial and our exchange of ideas was realized in practice. In a way, urgent situation on the ground expedited some things. True partnership comes to realization when the situation is difficult and parties support each other.

Can we say there is an official relation between the YPG and the coalition?

Yes, we are acting in concert with international coalition forces. We are in direct contact with them, in terms of intelligence, on a military level, and in terms of air strikes.

I guess the coordinates for the airstrikes are coming from you then?

Yes. One of our special units in Kobane gives us coordinates, and the YPG transmits these coordinates to coalition forces, and then air strikes are directly realized. I would also like to mention that we also benefitted from the assistance of certain Kurdish factions, and this assistance is ongoing.

Some media outlets reported that these airstrikes are carried out through peshmergas?

No. We have a direct relation with the coalition without any intermediaries. YPG representative is physically ready in the joint operation command center and transmits the coordinates. Indeed, no airstrikes would be possible militarily without YPG taking part in the process because the clashes are ongoing  and the situation on the ground changes rapidly.

But, I would like to acknowledge efforts of some Kurdish parties and individuals in regard, and their assistance for the YPG is still onging.

For a while, news agencies from around the world have been discussing the fall of Kobane. In fact, last week, some of them announced that the city fell. However, now the American press has started to applaud the resistance by the YPG, comparing it to the famous Alamo resistance. What is your take on American and other peoples’ support for Kobane?

We have 5-6 American fighters in YPG. One of them was wounded during combat. The fact that they are fighting for us is making us proud. There are fighters from other peoples as well. We are thankful for all the people who have been appealing to their politicians on our behalf to get their attention, to help us.

Especially some European armies and their commanders are working vigorously towards providing help to the YPG. Yes, right now YPG is fighting against ISIS, but in reality this fight belongs to the whole world; the world should fight ISIS. The fighters of ISIS are from 81 different countries which will be responsible for the terror that ISIS will unleash on us. Therefore, everyone should take responsibility. If Kobane falls, a possibility we never consider, ISIS will attack many other territories motivated with the fervent of so-called conquest. Hence, the victory of Kobane resistance means a victory for Kurdistan, coalition forces, USA and for every human being with a conscience.

The global public was first introduced to the YPG during the Sinjar Massacres against Yezidi Kurds. Now, the whole world is talking about the outstanding resistance of the YPG in Kobane. Can we consider the YPG as one of the main actors in the war against ISIS?

Kurds are the strongest people fighting on earth today, be it YPG or the Peshmergas, it is the Kurds! There is of course a surprising element to this: a relatively small number of young people, equipped with light arms, stage an unprecedented resistance against heavy weaponry. I state this cut and dried; if there was any army of even 500 thousand soldiers in our place, they wouldn’t be able to resist, even for one week. We don’t possess one thousandth of the resources and arms that those who lost to ISIS in Mosul, Tikrit and Anbar had. But we have a will and we have faith, and we protect our lands. This is why the coalition forces must consider YPG as one of the main actors in this war. Many high ranking officials of the coalition forces have congratulated us and expressed their admiration for our struggle.

Finally, is there anything else you would like to say to the whole world which has been watching you with admiration?

We respectfully salute all the peoples of the world who support the YPG, Kobane and the Kurds. We promise to millions of Kurds and the friends of the Kurds who can’t sleep, whose hearts beat for us this: We will fight until the last person falls, until our last bullet, our last drop of blood, and we will win this fight. We will embellish this resistance worthy of the Kurdish people with victory and dedicate it to first to the proud Kurdish people and to all the peoples of the world. The resistance against Nazis in Stalingrd and in Alamo is what is repeating in Kobane. We invite everyone to support Kobane, the YPG and Kurdistan until the day of victory.

***

If you want my participation to a show, interview me or get a quote on Kobane and other Kurdish related issues, please contact me at mciviroglu@gmail.com

You can follow me on Twitter for latest updates from Kobane  https://twitter.com/mutludc

***

Special Thanks to Cagla O, Dilek U and Cihan T for translating this interview into English in such a short period of time.

İsmet Şêx Hesen ile Kobane’deki Durum Üzerine

Kobane Kantonu Savunma Bakanı İsmet Şêx Hesen ile 9 Ekim tarihli röportaj

Ismet_Hasan

Devam eden saldırılarda şu anda durum nedir? Gelen bazı raporlarda şehrin IŞİD’in eline geçtiği bildiriliyor.

Kobane düşmüş değil Kobane elimizde ve şu anda Kobane merkezden konuşuyorum. YPG ve YPJ’li arkadaşlar saldırılara cevap vermektedir.

Dün akşam çok yoğun bir çatışma yaşandı. Şu anda da çatışmalar devam ediyor. IŞİD büyük darbeler yedi bu nedenle Halep, Raqqa ve Cerablus taraflarından teröristler getirerek vahşi saldırılar düzenlediler. Bu vahşi saldırılara biz yerden ABD uçakları ise havadan karşılık verdiler. Dün çok büyük çatışmalar yaşandı ve bunun sonucunda savaş devam ediyor ve IŞİD çetelerini kısmi de olsa durdurduk.

Çatışmalar şu anda devam ediyor ve ABD uçakları da koordineli olarak vuruyor. Biz de burada tarihi bir direniş sergiliyoruz ve burada çok büyük bir savaş veriliyor.

Musul birkaç saat içinde düşmüşken Kobane nasıl 25 gündür direniyor? Bu nasıl oluyor?

25. gününe giren saldırılarda savaşçılarımız genellikle ferdi silahlarla direnmeye devam ediyorlar. YPG savaşçıları büyük bir direniş gösteriyor bu kıt imkânlarla. Bu küçük güç ve imkânlarla biz direnmeye devam edeceğiz. İnşallah ABD uçakları vurmaya devam eder. Bizlere de etkili silahlar verilebilirse çok iyi olacak ve bu sayede biz, IŞİD saldırılarına cevap olabileceğiz etkili eylemlere başvurabileceğiz hava operasyonlarının desteğiyle de o çeteleri süpürebiliriz. Onların elindeki silahlar biliniyor zaten. Tank ve ağır silahlar kullanıyorlar. Amerika’nın silah vermesi durumunda alınacak sonuç, bütün dünya üzerinde etkili olabilecek bir sonuçtur.

ABD uçaklarından bahsettiniz. 3 gündür üst üste vuruyor. Bugün de vuruyor mu?

ABD uçakları üç gündür Kobane’de çok yoğun bir hareketlilik içinde ancak biz mevcut durumdan kaynaklı, sonuçlardan haberdar değiliz.5 dakika önce ABD uçakları IŞİD’i bir kez daha vurdu ve hala Kobane semalarında uçuşa devam ediyorlar.

Suriye İnsan Hakları İzleme Örgütü (SOHR)’un verdiği bilgilere göre Kobane Asayiş Binası IŞİD’in eline geçmiş. Doğru mu bu bilgi?

Kobane asayiş binasının IŞİD’in eline geçtiği doğrudur. Bir önceki gün çok eylemler içinde bulunduk ve bu saldırılardan sonra Rakka ve Halep’ten tank ve ağır silahlar getirip saldırılarda bulundular ve asayiş binasına yaklaştılar. Yoğun tank ve ağır saldırılar sonucu ele geçirdiler. Birçok sivil insanı şehit ettiler ve yaraladılar. Yaralıları Kuzey’e geçirdik şu anda şehrin içinde yaralımız bulunmamaktadır. Bizim de kaybımız oldu ancak ABD uçakları bu saldırıların sonucunda asayiş binasına havadan operasyon düzenleyerek binayı başlarına yıktı.

Dün bomba yüklü bir araç patlamıştı. Sonucu ne oldu?

Bomba yüklü bir kamyonla asayiş binasına yaklaşan IŞİD teröristleri, arkadaşlarımızın etkili vuruşları sayesinde hedefe varamadan bina yakınlarında bulunan boş bir alanda imha edilmiştir ve bunun sonucunda hiçbir kayıp yaşanmamıştır.

Bazı yayın organları Irak Kürdistan Bölgesi’nden yardım ve destek geldiğini belirtiyor. Bunun gerçekliği var mı?

Kuzey’den gelen gıda yardımları ile acil ihtiyaçlar dışında herhangi yardımda bulunulmuş değil. Üç tarafımız çevrili olduğu için gıda dışında herhangi bir yardım alabilmiş değiliz. Güneyden bir yardım almış değiliz gelen şeyler de Kuzey üzerinden geliyor. Aksini söyleyenlere itibar edilmemelidir.

Bazı çevreler ‘Kobane düştü, düşecek’ söylemlerinde bulunuyor. Bunu neye bağlayacaksınız?

Burada öz savunma savaşı yürütülüyor. Birçok defa Al Jazeera’nin sürekli dillendirdiği gibi Kobane’nin düşmüş olması söz konusu değildir. Kobane düştü içinde siviller kalmadı gibi bilgileri geçiyorlar. Böyle bir durum yoktur. Kürt halkından beklentimiz Kobane Kantonuna destek olup sahip çıkmalarıdır. YPG ve YPJ olarak vatanımızı terk etmeyeceğiz. Biz direnip kazanacağız. İnşallah Kobane düşmeyecektir. ABD’nin hava saldırıları içinde teşekkürlerimizi sunuyoruz

Enwer Mislim: Kobanê Tüm Kürtlerin Onurudur

Anwar_Moslem_Serkeftin

Kobanê Kantonu Başbakanı Enwer Misilim ile IŞİD saldırılarına karşı 24 gündür direnen Kobanê’nin son durumunu görüştük *

***

Sayın Enwer Mislim, 24 gündür Kobanê çok ağır saldırılar altında ve bütün dünyanın gözü Kobanê’de. Türlü iddialar var, bazı kaynaklar IŞİD’in şehri ele geçirdiğini söylerken bazıları geri çekildiğini söylüyor. Kobanê’de durum şu an nasıl?

IŞİD’in geri çekildiğini söyleyemeyeceğiz henüz, üç taraftan da şehri kuşatmış durumdalar. Şehrin güney ve doğu yakasında şehir içindeler, batı yakasında da biraz uzaklar. 24 gündür şiddetli çatışmalar yaşanıyor burada, 25. güne geçeceğiz birazdan. IŞİD buradaki direnişi kırıp bir katliam gerçekleştirmek istiyor burada. Hala sivil insanlar var Kobanê’de, binlerce çocuk ve kadın. IŞİD bir katliamla bütün hıncını bu sivil insanlardan çıkarmak istiyor. Fakat yerde YPG’nin görkemli direnişi gökte de çok memnun kaldığımız Amerika ve koalisyondaki ülkelerin saldırıları birlikte onların planını boşa çıkaracak.

Sivillerden bahsediyorsunuz, fakat dünya basını Kobanê’de sivil insanların kalmadığını söylüyor. Neden bu tür haberler çıkıyor peki?

Savaş hali çok ağır bir şey, bazıları insanların burayı terk etmesi için propaganda yapıyor. Hiç sivil insan kalmamış diyen bazıları da olayı bilmiyor. Savaş hali olduğu için sivil insanların çoğu evlerinden çıkamıyor, sınırda da bekleyen birçok insan var, medya yanlış biliyor yani. Altını çizerek, üstüne basa basa sivil insanların burada olduğunu ve büyük bir tehlikenin söz konusu olduğunu dile getiriyorum. Sayılarını tam olarak veremeyeceğim şimdilik, fakat binlerce sivil. Medyaya gerekli fotoğrafları, videoları servis edebiliriz, onlar da gelip görebilirler. Zaten biz uluslararası güçlere seslenirken bizim öncelikli hedefimiz bu sivilleri kurtarmak. Ki son iki gündür yapılan etkili saldırılar sivillerin korkularını biraz olsun dindirdi. Uçaklar IŞİD’i bombalarken zılgıt çeken kadınlar var, uçakları selamlayan çocuklar.

Son iki gündür yapılan saldırılar etkisini gösterdi diyorsunuz, bugün yapılan son saldırılar hakkında ne diyeceksiniz?

Bugün de saldırılar çok etkili. Fakat biz tedbir amaçlı bir yerde kalıyoruz şimdi, tam olarak göremiyoruz. Çatışmalar sürdüğü için de savaşan kahramanlarımıza ulaşıp saldırılar hakkında detaylı bilgi alamıyoruz çabuk çabuk. Fakat Amerika ve koalisyondaki ülkelerin son saldırıları sivilleri kurtarmaya yönelik, etkili olduğunu fark ediyoruz. Biz bu saldırıların devam etmesini umuyoruz, tankları, panzerleri, Hummer arabaları hedef alınmalı. IŞİD çok büyük bir güçle saldırıyor, mesela bugün büyük bir arabaya bir sürü bomba yükleyip arabayı patlattılar.

Hava saldırısı yapan ülkeler, Amerika olsun, Fransa olsun, İngiltere olsun, koalisyondaki bütün ülkeler saldırılarına etkili bir şekilde devam etmeli ki IŞİD’e arkadan gelen destek kesilsin. Özellikle Til Abyad ve Rakka’dan çok fazla destek geliyor onlara. Eğer bu destek de kesilirse yerde YPG, gökte koalisyon IŞİD’i rahatlıkla bitirebiliriz.

Yine dünya basınına döneceğim, dünya basını saldırıların etkisiz olduğunu söylerken siz saldırıların çok faydalı olduğunu söylüyorsunuz, nasıl böyle bir zıtlık oluşuyor?

Biz Kobanê Kantonu yetkilileri olarak, resmi açıklamamızla saldırılar etkili oldu diyoruz. IŞİD, Musul’da ele geçirdiği ağır silahlarla sivilleri hedef alıyor ve neden Amerika ve koalisyon bizi hedef alıyor diyor. YPG’nin de Amerika ve koalisyondaki ülkelerin de hedefi sivilleri korumak. Yerde ve gökte aynı şey için çalışınca saldırılar faydalı oldu diyebildik.

Peki, hava saldırıları böyle devam ederse YPG mevcut durumu düzeltir diyebilir miyiz?

Eğer hava saldırılar böyle devam ederse, yani eğer IŞİD’in ağır silahları ve tankları imha edilirse IŞİD üyelerini bitirmek YPG için çok zor olmaz. YPG, IŞİD’i tamamen bitirmek için ant içmiş. Bunun için hava saldırıları hem Kobanê için hem sivil halk için çok önemli.

Peki, savaş cephesinde son olarak durum ne? Basın son zamanlarda YPJ’den de çok bahseder oldu. YPG ve YPJ hakkında neler diyeceksiniz?

YPG ve YPJ bu halkın çocuklarıdır. 18, 19, 20 yaşındaki gençlerimizin göstermiş olduğu görkemli direniş dünyanın hiçbir yerinde görülmüş bir şey değil. Bir şey yapmaya değil, yakıp yıkmaya gelen IŞİD karşısında savaşıyorlar. Arin Mirkan gibi fedai eylemler gerçekleştirenler, IŞİD’in eline geçmemek için kendilerine kurşun sıkanlar var. Genç kızlarımızın başları kesiliyor, YPG ve YPJ böylesi vahşi bir terör örgütüne karşı savaşıyor. Biz YPG ve YPJ’nin mutlak zaferine inanıyoruz.

Kobanê için dünyanın birçok yerinde ayağa kalkan Kürtlere neler diyeceksiniz?

Özellikle Amerik’ada yaşayan herkes 11 Eylül saldırılarını hatırlamalı. Yine IŞİD tarafından başları kesilen Amerikalı gazeteci ve İngiliz de herkesin gözleri önüne gelmeli. Yani IŞİD tehlikesi ile karşı karşıya kalan kalmayan herkes insanlık için bir şeyler yapmalı, Kobanê’de yaşanan şeyleri bütün dünyaya duyurmalı. Kürdistan’a dönersek eğer, zaten bugün artık Kobanê tüm Kürtlerin ve Kürdistan’ın onurudur. Kobanê düşerse eğer Kürdistani onurumuzu kaybederiz. Herkes bu onura çıksın.

* Bu röportaj 8 Ekim tarihinde gerçekleştirilmiştir.

Update From Kobani (October 6, 2014)

Kobaneeee

According to sources inside Kobani, as if October 6 7:30am UTC the city is still under the YPG control. City center was shelled all day on Sunday by the tanks stationed on south of the hill which is under ISIS control.

Civilians death and injuries were reported although the exact numbers are not known.

Contrary to what is widely reported, there are still many civilians in the city. Ayse Efendi, Cochair of Kobane Council and the wife of PYD leader Salih Muslim estimates there are 10-15 thousand civilians still in the city.

Kobane Defense Minister Ismet S. Hasan says heavy fighting especially continued near Mistanour Hill.

Ismet_Hasan

“ISIS wanted to attack the city with a vehicle full of explosives but YPG forces detected and destroyed the vehicle.”

Hasan also informs that a commander of Women’s Protection Units (YPJ *) Arin Mirkan detonated herself in a self-sacrificing mission to among a group of ISIS fighters.

Meanwhile coalition forces also conducted airstrikes around 02:30 local time against ISIS targets on Mistanour Hill and Termik Village.

Since access to areas targeted by coalition jets is either none or quite limited, real effectiveness of the attacks are unknown.

However, Hasan stated his content about coalition airstrikes calling them important.

“US airstrikes are important and we value them. We hope there will be more frequent strikes against ISIS targets who continuously shell the city. Airstrikes can be more effective if they are day time because ISIS predicts the strikes and act accordingly.”

* YPJ is the the women only military force of the YPG. Some experts estimate about 35% of the YPG fighters are women.

**This report is written from the information obtained from Hasan and several other sources inside of Kobani.

***

For feedback, quote or interview requests, please contact me at mciviroglu@gmail.com

You can follow me on Twitter for latest updates from Kobani  https://twitter.com/mutludc

Ayşe Efendi: Uluslarasi Toplum Kürtlere Yardım Etmeli

Ayse Efendi, Syrian Kurdish Politician (Photo Yeniozgur Politika)

Ayse Efendi, Syrian Kurdish Politician (Photo Yeniozgur Politika)

Sayın Ayşe Efendi, Kobanê 19 gündür ağır saldırılar altında. Kimi medya kuruluşları IŞİD’in Kobanê’nin merkezine girdiğini bildiriyor. Bu haberler ne kadar doğru, son durum ne?

Ayşe Efendi: Bu tür haberler kesinlikle gerçeği yansıtmıyor, Kobanê’ye girmiş değiller. Bugün Kobanê merkeze birçok top attıkları doğrudur fakat hiç kimse yaşamını yitirmedi. YPG ve YPJ birlikte büyük bir direniş örneği sergiliyorlar. Yönetimden arkadaşlarımız da Kobanê merkezdeler, yine yaklaşık 10-15 bin insanımız da oradalar. Biz de kısa bir süreliğine bir iş için Suruç’a geldik ve döneceğiz. Buradan uluslararası güçlere seslenmek istiyorum: Kürtlere, Rojava halkına yardımcı olsunlar.

Nasıl bir yardım istiyorsunuz bu güçlerden?

Ayşe Efendi: Uluslararası güçler IŞİD’i saldırmak için Kobanê ve çevresine uçaklarını gönderdiklerini söylüyorlar, bu doğru. Fakat demek istediğim eğer bu güçler isterlerse anında IŞİD’i imha edebilirler. Maalesef uluslararası güçler Rojava’ya yeterli yardımı yapmıyorlar. Biz yardım derken, yiyecek yardımından bahsetmiyoruz, nereden ne şekilde olursa olsun ağır silah yardımı istiyoruz.

YPG ve YPJ direnişleriyle kendilerini ispatladılar ve bu güç sadece Kürtleri korumuyorlar. Hristiyanlar, Müslümanlar, Ermeniler, Süryaniler, Araplar, YPG ve YPJ bölgedeki bütün halkları ve dinleri korumaya çalışıyor. Bizimle birlikte savaşan Arap kardeşlerimiz de var. Biz koalisyon güçlerine IŞİD merkezlerinin koordinatlarını verebiliriz, bu koordinatları baz alarak saldırabilirler. IŞİD’in ağır silahları ve tankları var, özellikle de tanklarla saldırmaya çalışıyorlar. Fakat biz 3 yıldır değil, 30 yıldır savaşıyor ve direniyoruz. Biz halkımıza ve şehitlerimize özgürlük sözü vermişiz. Direnip kazanacağımıza inanıyoruz.

Kimi uzmanlar IŞİD’in artık Kobanê’ye çok yaklaştığını, dolayısıyla yapılacak saldırıların YPG’ye ve sivillere de zarar vereceğini söylüyorlar. Neler diyeceksiniz?

Ayşe Efendi: Hayır, tekrar ediyorum bu bilgiler kesinlikle yalan yanlış bilgiler. Kobanê merkeze giren bir tek IŞİD üyesi yok. Şehre 3-5 km uzaklıktalar. Bu tür haber yayınlayanlar özel bir savaş stratejisi yürüterek halkın Kobanê’yi tamamen terk etmesini, Kobanê’nin boşalmasını istiyorlar.

Kobanê’de sivil halkın kalmadığını, sadece YPG savaşçılarının kaldığını söyleyenler de var, bu ne kadar doğru?

Ayşe Efendi: Hayır 10-15 bin kadar insanımız şu an Kobanê’de. Onlar da Kobanê’yi koruyorlar, YPG ve YPJ için yemek hazırlıyorlar, her türlü yardımı yapıyorlar. Bir şey de eklemek istiyorum buna, Kobanê’nin etrafına hendekler kazıldı. Bir tek IŞİD’li bile Kobanê’ye giremez. Biz yine de IŞİD’i davet ediyoruz, gelsinler ve neler olacağını görsünler, Kobanê IŞİD’e mezar olur.

Bir iş için Suruç’a geldiğinizi ve Kobanê’ye döneceğinizi söylediniz. Tanınan, bilinen bir siyasetçisiniz, neden dönmek istiyorsunuz Kobanê’ye?

Ayşe Efendi: Ben şehitlere, Kobanê’ye ve halkıma söz vermişim. Savaşan çocuklarımızla birlikte olmak istiyorum, onlarla birlikte zafer gününü kutlamak istiyorum. 19 Temmuz’da da buradaydık biz çünkü YPG altın harflerle yeni bir tarih yazdı. Tarih bizden yana olacak ve harita değişecek, YPG ve YPJ zafer elde edecek ve ben bizim çocuklarımızla birlikte olacağım, bunun için Kobanê’ye dönüyorum.

Countdown to 2nd Kurdish Conference in Washington, DC

Was_Konf

The New Kurdish Reality in the Middle East: Perils, Prospects and Possibilities

Peoples’ Democratic Party (HDP) Representative Office in Washington, DC

Friday, September 26, 2014, 8:00 a.m. – 5:00 p.m.

The National Press Club, Holeman Lounge

529 14th St NW Washington, DC 20045

The optimism of the Arab Spring has too rapidly been replaced by a dramatic wave of violence throughout the Middle East. The whole geography stretching from Iraq to Libya has become a battlefield. The war in Syria alone has caused hundreds of thousands of casualties with no promise of peace in sight. Iraq is now fully a part of the Syrian war. While a process of Lebanonization has never been so imminent for Syria and Iraq, Lebanon, too, may be pulled into active warfare if no settlement is secured in these two countries. The latest violence in Israel-Palestine exacerbated the region’s tense political climate. The changing regional order presents opportunities as well as dangers: They carry a potential for instituting democratic citizenship while simultaneously planting the seeds of even more violent and dictatorial regimes.

Within this regional setting, Kurdistan is home to multiple perils, prospects and possibilities. The peace process in Turkey is underway, even if with complications and slow pace. The attacks of the so-called Islamic State on the Kurds in Syria and Iraq have motivated major Kurdish parties to act in relative unity. The “Kurdish problems” in the four Middle Eastern states have become further interconnected and more globalized, rendering the provision of justice for the Kurds essential for securing and sustaining regional peace and stability. Although regional powers and the West have typically viewed the Kurds as a “problem” people, there is now increasing awareness that Kurdish struggles for justice, democracy and sovereignty may, in fact, have much to offer for regional peace in the twenty-first century.

With such a vision, we invite you to our second Washington Conference, which brings together academics, experts and politicians from Turkey, Syria, Iraq and the US to discuss the situation of the Kurds in a rapidly transforming Middle East and to foster dialogue among conference participants as well as with policy makers and the general public in the United States.

***

Opening Remarks by Mehmet Yuksel, HDP Representative in Washington, DC

Session I:  Developments in the Iraqi Kurdistan and the Plight of Ezidis

8:30 – 10:00am

Moderator: Kirmanj Gundi, Prof. at Dept. of Educational Administration and Leadership, Tennessee State University

  • Vian Dakheel, Ezidi Member of the Iraqi Parliament
  • Karwan Zebari, Director of Congressional Affairs, KRG Washington Office
  • Ruken Isik, PhD Student Concentrating on Gender and Women’s Studies, University of Maryland (UMBC)

Question & Answer Session

Session II: The Kurdish Situation in Syria: A Democratic Model for the Future   

10:10 am – 12:00pm

Moderator: Gonul Tol, Founding Director of the Middle East Institute’s Center for Turkish Studies

  • Alan Shemo, Member of Democratic Union Party (PYD) Foreign Affairs Committee
  • Rusen Cakir, Political Analyst on Turkey and the Middle East
  • Salih Muslim, Co-Chairman of Democratic Union Party (via Skype)
  • Mutlu Civiroglu, Kurdish Affairs Analyst

Question & Answer Session

 

Session III: The Peace Process in Turkey

1:00 – 2:50pm

Moderator:  Hisyar Ozsoy, Assistant Prof. of Sociocultural Anthropology, University of Michigan-Flint

  • Nazan Ustundag, Assistant Prof. of Sociology, Bogazici University; Researcher at SAMER
  • Kadir Ustun, Research Director at SETA Foundation, Washington
  • Nazmi Gur, Deputy Chairman of Peoples’ Democratic Party (HDP)

Question & Answer Session

Session IV: The United States, the Kurds, and the Future of the Middle East

3:00 – 5:00pm

Moderator: Luqman Barwari, President of Kurdish National Congress of North America

  • Michael Werz, Senior Fellow, Center for American Progress
  • Sezgin Tanrikulu, Deputy Chairman of Republican People’s Party (CHP)
  • Najmaldin Karim, Governor of Kirkuk, Iraq
  • Selahattin Demirtas, Co-Chair of Peoples’ Democratic Party (HDP)

Question & Answer Session

Please RSVP at hdp.washington@gmail.com to confirm your participation

Gazeteci Ahmed Şengalî ile Şengal’deki Durum Üzerine

Ahmed_Shengali_111

Gazeteci Ahmed Şengalî

Kendisi de Şengalli Ezidi bir Kürt olan, bölgenin tanınmış gazetecilerinden biri olan Ahmed Şengalî, 3 Ağustos felaketinın ardından tekrar bölgeye gidip katiam sonrası durumu inceledi.

Biz de kendisiyle detalı bir röportaj yapıp, izlenimlerini öğrenmeye çalştık.

 ***

10497877_548147265312060_5102211178604284479_o

Sayın Şengalî, Şengal’de yaşananları gözlemlemek için kaç gündür o bölgede dolaşıyorsunuz. IŞİD’in gerçekleştirmiş olduğu Ezidi katliamından neler aktaracaksın bize?

Şengal’in IŞİD üyeleri tarafından talan edilmesinin 20 gün ardından Şengal’e dönünce gerçek yürek burkan içler acısı bir tablo ile karşılaştım. Binlerce otomobil öyle terkedilmiş şekilde bırakılmıştı. Çoğu yolda tükenmiş, bozulmuş arabalardı bunlar. Sadece otomobillerin haline bakıp insanların nasıl bir şekilde kaçtığını anlamak mümkündü. Yine aynı şekilde tarlalar üzerinde binlerce ölü hayvan vardı. Topraktan keskin bir ölüm, kan ve korku kokusu geliyordu. Dükkanlar, evler, her yer talan edilmiş, yakılmış yıkılmıştı. Bunları kendi gözlerimle gördüm. Kurtarılan bazı köyler de şimdi YPG savaşçıları ve 3 Ağustos’ta Şengal halkının başına gelen ihanet olayından sonra oluşturdukları kendi birlikleri Hêzên Parastina Şengal (HPŞ) yani Şengal Koruma Güçleri’nin elinde. Zaten Şengal hazır bir sofra gibi IŞİD’in eline teslim edilmişti. Bu kabul edilemez bir durum. Belki Şengal ahım şahım bir yer değildi ama bizler mutluyduk orda yaşamaktan. Şimdi ise her şey değişti, kara bulutlar doluştu Şengal’in üzerine.

10575270_548621251931328_1022336326436092651_o

Bazı köylerin YPG ve HPŞ tarafından kurtarıldığını söylediniz. Bunlar hangi köyler, biraz bahsedebilir misiniz?

Kurtarılan bu köyler daha çok Sengal Dağı’nın kuzey tarafındaki Sinûn kasabasına bağlı köyler. Sinûn kasabasın gerçekten çok büyük bir yerdi. 200 binden fazla kişi o nahiyede yaşıyordu. Bu bölgede kurtarılan köyler de Zorava, Guhbel, Gurik, Dohla, Dugirê. Yaklaşık 100 bin kişi bu köylerde yaşıyorlardı. Kurtarılamayan yerler ise Sinûn kasaba merkezi Xanesor köyü ki bu ikisi halen IŞİD’in elindeler. Bu iki yerleşim yeri çok büyük bir talan gerçekleştirilmiş. Sinûn ve Xanesor evlerin yapısından tutun da ekonomisine kadar her şeyiyle gelişmiş yerler. O nedenle de IŞİD buraları ele geçirdi ve halen de merkez olarak kullanıyor. Şengal Dağı’nın güneyine düşen yerlerde, Şengal ilçe merkezinde, Qêrewan nahiyesinde ve Girezêra nahiyesi halen IŞİD’in elinde. Şimdiye kadar sadece dağın eteğine düşen yerler Şengal Koruma Güçleri ve YPG tarafından alınmış durumda. Şengal’in güneyine düşen hiçbir köy henüz kurtarılabilmiş değil ne yazık ki.

10562607_548621435264643_5116432298061064923_o

Peki, Şengal şehrî ne olacak? YPG ve HPŞ’nin şehri kurtaracağına dair bir umudunuz var mı, ya da IŞİD’in bölgeden çekileceğine dair bir sinyal görüyor musunuz?

Açıkçası eğer durum böyle devam ederse Şengal’in hemen kurtarılabileceğini düşünmüyorum. Kürt güçleri eğer birleşip hareket ederlerse, yani Peşmergeler, HPG ve YPG eğer birlikte hareket ederlerse kurtarabilirler. Fakat ben sadece siyasi tartışmaları görüyorum. Çekildiği günden bu yana da Peşmerge en ufak bir şekilde uğraşmış bile değil Şengal’in kurtarılması için. Bazen değişik televizyonlarda sanki kurtarma çabası varmış gibi göstermeye çalışıyorlar. Fakat herhangi bir hazırlık ya da çaba kesinlikle yok. Kimsenin Şengal’den bahsettiği yok! Çünkü Şengal teslim edildiği gibi unutuldu.

Birkaç dolar para verip, maaş bağlayıp Şengal halkını, Ezidi halkından bazılarının kendi yanlarına çekmeye, halka karşı ihanete teşvik ediyorlar; halkın iradesine karşı durmaya, inançlarını yok saymaya zorluyorlar. Büyük bir ihanet ile Şengal’i IŞİD’e teslim ettiler. Şimdi de yeniden boyayıp süsleyip, kendilerini yeniden şirin göstermeye, 3 Ağustos’u unutturmaya çalışıyorlar.

Binlerce insanın namusu, şerefi, onuru ve dini ayaklar altına alındı. 3 Ağustos asla unutulmaz. Halkımızın şerefi ve namusu şimdi Katar ve Suudi Arabistanlarda satılıyor. 2700 kadınımız IŞİD’in elinde! Şimdi Şengal’i altından da yeniden yapıp verseler benim gözümde kaçırılan bir kadının namusunu geri getirmiyor.

Açlıktan, susuzluktan ve saldırılılarda ölen insanlarımızın sayısı belli bile değil. Kim kendini şirin göstermeye çalışıyor için hiç önemi yok. Kimse şimdiye kadar bir adım atmamış. Sadece YPG ve HPG güçleri Şengal için bir şeyler yaptılar ve yaptıkları devrim ile Şengal’i taçlandırdılar. YPG bize yol açmak için de onlarca şehit verdi. Ezidiler var oldukça kendilerine her zaman minnettar kalacaklardır.

10572121_548147158645404_5320251021624969322_o

Qasim Şeşo’nun açıklamasında YPG’ye yönelik bazı eleştiriler vardı. Bu olayın aslı nedir?

Evet, Ezidi güçlerinin liderliğini yapan Qasim Şeşo’nun bazı açıklamaları oldu. Gerçekten bir iş yaptığınızda hata da yapabilirsiniz. Fakat bir iş yapmadığınızda, evinizde oturduğunuzda hata falan da yapmazsınız. YPG o ilçeleri kurtardı. Askeri sistemde, Amerikalıların, Britanyalıların, Sovyetlerin sisteminde, yani bütün dünya sisteminde bir yeri kurtardıkları gibi hemen oraya bayraklarını dikme geleneği var. IŞİD de bir yeri işgal ettiğinde hemen o kara bayrağını dikiyor. HPG, YPG ya da Peşmerge onlar da IŞİD’den geri aldıkları zaman bir yere bayraklarını dikiyorlar.

Gördüğüm kadarıyla bir anlaşmazlık söz konusu idi, Ezidiler için kutsal sayılan Şerfeddin Mezarlığına YPG’nin bayrak dikmesi konusunda. Bu anlaşmazlık da halledildi. Qasim Şeşo YPG’ye bayrağı kaldırması gerektiğini söyledi çünkü farklı partilerden, farkı inançlardan insanlar HPŞ olarak oradaydı. Amaç ayaklar altına alınan Ezidi dinini kurtarmak ve halkın öcünü almaktı. O nedenle herhangi bir partinin bayrağının asılması doğru olmazdı. Ben YPG’nin bayrak asmasını doğru bulmadığım gibi, Qasim Şeşo’nun da YPG’ye karşı bu kadar sertçe açıklama yapmasını doğru bulmadım. YSanırım bir yanlış anlaşılma oldu ve bu sorun giderildi. 

Şengal halkı olarak birçok zorluk yaşıyoruz. Örneğin ben Rojava’daki halkımızın durumunu görmek için oraya gitmiştim. Gazeteci olmama rağmen arak dönüşte peşmergeler tarafında sorguya çekildim. Ne getirdin, niye kamera götürdün gibisinden bir sürü şey soruldu! Demek istediğim böyle sorunlar yaşanıyor ama bunlar geçici şeyler. Basının da bu tür şeyleri büyütüp, tahrik etmemesi lazım.

Daha önemli sorunlar var. Şengal halen bu felaket altında. Madem Kürdistan Bölgesi olarak Şengal’i kurtarmaya gidemiyorlarsa, bari halka güçlük çıkarmasınlar, kurtarmaya gidenlere de engel olmasınlar. Madem Kürdistan Bölgesi altıda hareket ettiğini söyleyen PDK, YNK, Goran, Yekgirtu ve Komela’nın terk ettikleri Şengal’i kurtarmaya niyetleri yok, bari Ezidi güçleri ve YPG’nin önünü kesmek için problem çıkarmasınlar. Çünkü sadece YPG ve HPŞ Şengal için büyük bir öneme sahipler.

10562494_548137588646361_6552500765733403276_o

2700 Ezidi kızından bahsettiğiniz. Onların akıbeti ne olacak, onlara ulaşan bir akrabaları var mı? Rakka’da ve Musul’da satılan bu insanlara ulaşabilen var mı?

Bazı yerler ile gizli bir şekilde ilişki kurabildik. Bu kadınlar ev hapsinde tutuluyorlar. IŞİD ile çalışan insanlar da hep aynı türden insanlar değiller, kimi Nakşibendi bunlardan, her biri farklı bir gruptan. Kimi para için katılmış, kimi mal mülk edinmek için. Aralarında bazı iyi insanlar olabilir bu kızların aileleriyle konuşmasına izin veren. Yine bazen de bilerek aileleriyle konuşmalarını izin veriyorlar ki kızlarına ulaşmaya çalışan ailelere tuzağa düşürüp, onları da öldürüorlar. Ben kendim de biliyorum, 1000 dolara satıyorlar Ezidi kızlarını. İnsanın vicdanı bir Ezidi kızının bu şekilde satılmasını nasıl kabul edebilir? Sadece Rakka, Musul ve Bağdat’ta değil birçok yerde satılıyorlar. Bir Ezidi kadını satın alıp, onu Müslüman yaparak cennete gitmeyi düşünen bir sürü insan var. Bazı fikirler dolaşıyor etrafta kadınlarımızı kendi paramızla satın alalım, bu şekilde ölümden kurtaralım diyenler var. Fakat bu tür girişimler de henüz iyi bir sonuç vermedi.

Sayının 2700’den kesinlikle fazla olduğunu biliyoruz. Bunu dillendirmekten, yani kadınların IŞİD’in eline geçtiğini söylemekten çekinen birçok aile var. Bunu kendileri için büyük bir ayıp olarak gören çok insan var. Ben şahsen, kurtarılan bu kadınlardan birini, eğer o da razıysa eşim olarak kabul etmeye hazır ilk kişiyim. Bu şekilde bu kadınların namuslarının kirletildiği söylemini önlemiş oluruz. Kaçırılanlar bizim insanlarımız, bizim bacılarımız. Bu kaçırılan insanların onuru tüm Ezidilerin ve tüm Kürtlerin onurudur, bunun iyi görülmesi lazım.

Ezidi_Delil_Suleyman_1

Birçok Ezidi, kirveleri saydıkları Arapların da onlara karşı gerçekleştirilen saldırılarda yer aldıklarını söylüyorlar. Bu konudaki fikirlerini ve gözlemlerini aktarır mısınız bize?

Biz Şengallilerin eski bir sözü der ki “Arapsa selam bile verme”. Evet, çevremizdeki Araplar birçok saldırı, kaçırma ve talan olayında yer aldılar. Burasi hiç şüphe götürmez. Ama benim asıl değinmek istediğim Müslüman Kürtlerin bizlere yaptıkları!   Müslüman Kürtler de Araplar ve IŞİD gibi bize saldırdılar. Düne kadar Ezidilerin ekmeğini yiyen bazı Müslüman Kürtler çok kötülük ettiler Ezidilere karşı. Onlar IŞİD ile ev ev dolaşıp kim Ezidi Kürt, kim Şii Kürt, kim hangi parti üyesi, kim ne iş yapar tek tek IŞİD’e anlattılar. Bütün insanları tek tek fişlediler bu şekilde.

İlginç bir şeyden bahsediyorsunuz, bu medyada pek bilinen bir şey değil. Yani IŞİD’de yer alana bazı Kürtlerin herkesi fişlediğini söylüyorsunuz, doğru mu?

Evet yapıyorlardı, bu gizli saklı bir şey değil. Bütün görüşmelerde söylüyorum, bazı Müslüman Kürtler büyük bir talanın asıl unsurlarından biri oldular. Bunu söylerken bütün Müslüman Kürtlerden bahsetmiyorum tabi ki. Bazı Müslüman Kürtler vardı ki kaçırılan kadınlarımızı kurtardılar. Fakat üzülerek söyleyeyim ki IŞİD’e çalışan bu Müslüman Kürtlerin bizlere karşı katliamda oynadıkları rol çok önemli.

10506610_548137585313028_4155907605843243224_o

Kim bu insanlar, hangi köyden, hangi aşirettenler?

Köylerin de aşiretlerin de ismi zamana kalsın. Şengalliler onların kim olduklarını çok iyi biliyorlar.

Şengal Kürtleri bunlar, öyle mi?

Evet, Şengal Kürtleri. Bunlar Ezidilerin yemeklerini yiyen, güzel zamanlarında yanında olan insanlar, hepsi Ezidilerin komşuları idi. İyisiyle kötüsüyle ortak bir yaşamları varken, Ezidilere böyle yaptılar.

Şu konuya da dikkat çekmek istiyorum. Bizim Kürt partileri de çevredeki Araplara çok değer verirlerdi. Araplara bizlerden ve Ezidi büyüklerden daha fazla kıymetleri bilinirdi Kürt yetkililer tarafından. Şengal’deki Kürt yöneticiler emniyet bahanesiyle biz Ezidilere ayırımcılık yapıyor, evimizi başka bir yere taşımamıza ve işyeri açmamıza bile izin vermezlerdi. Hani emniyet? Şengal’de 18 bin peşmerge vardı, bir teki bir tek fişek patlattı mı? Dünya tarihinde bunun bir başka örneği var mı? 18 bin peşmergenin bir bölgeyi tek bir şehit vermeden bırakması görülmüş bir şey mi? Bizi böyle ortada bıraktılar, şeref ve namusumuzu sattılar. Sözde bizim arkamızdalardı ve ölümüne bizimleydiler.

10570548_772486052793314_781506317936471828_n

Bu kadar büyük bir peşmerge gücü neden bu şekilde çekildi peki? IŞİD için çok az bir sayıdan bahsediyorlar. 18 bin peşmerge nasıl oldu da oradan ayrılıp o insanları terk etti? Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Nasıl değerlendireyim, neyi değerlendireyim ki? Mallarını mülklerini, varlarını yoklarını terk edip her bir tarafa dağılan insanlarımız var. Öldürülen insanlarımız, susuzluktan ölen çocuklarımız. Neden çekildiler o peşmergeler? Neden çekildikleri çok açık. Ben burada bir şey söylemek istemiyorum. Bunu Peşmerge Bakanlığı’na sorabilirsiniz neden bu şekilde halkı bırakıp, kaçtılar diye.

Kurtarılan bazı yerlerin adlarını söylediniz. Oralardan ayrılan Ezidilerin oraya dönme gibi bir ihtimalleri var mı? Güvenlik açısından bunun altyapısı hazır mı?

Hayır yollar kapalı, oralar kurtarılmış fakat ana yollar kapalı. Oraya dönseler bile açlıktan ölürler. Kürdistan Hükümeti bize Sêmalka üzerinden gıda yardımı ulaşmasına izin vermiyor. Musul ve Rabia’daki ve diğer yollar IŞİD’in elinde. Halk ne yiyecek, ne içecek, nasıl? Şengal tamamen kurtarılsa da buradan ayrılan insanların yarısı dönmez artık, hatta yarıdan da fazlası. Konuştuğum insanlar kadınlarına tecavüz edilmiş, analarımızın, babalarımızın öldürüldüğü yerlere nasıl geri dönelim diyorlar haklı olarak. Gerçekten de yüzlerce gencin öldürüldüğü bir köye nasıl dönsünler? Hem kim bizi koruyacak? Kim var arkamızda? Zaten kendimizi korumamıza da izin vermiyorlar.

10647215_685356261547603_2362557072868476148_n

Son olarak Rojava’da Newroz Kampı’nda bulunan Ezidileri ve yine aynı şekilde Duhok, Zaxo ve diğer bölgelerine yerleşen Ezidileri sormak istiyorum. Onlara yeterli hizmet sunuluyor mu, durumları nedir?

 Newroz Kampı’nı kendi gözlerimle gördüm. Suriye’deki savaştan dolayı Rojava’da büyük bir ekonomik kriz olmasına rağmen hem yiyecek, içecek bakımından, hem de diğer ihtiyaçlar bakımından Newroz Kampı dört dörtlük bir kamp.

Kürdistan Bölgesi’ne de çok fazla kişi gitti, gerçekten insanlarımız çok zor durumdalar. Çocukların ölüm riski var, hastalık geçiriyorlar sürekli. Kürdistan Hükümeti bu insanların sorunları için çözüm için henüz yeterli bir rol oynamadı. Birçok insan inşaatlarda, köprü altlarında yaşıyor. Gerçekten çok büyük problemler var, kış kapıda. Bu çadırlarda, kurdukları bu küçük yerlerde nasıl yaşayacaklar? Yağmur çamurlu durumlarda çok daha zorlaşacak her şey. Kıştan önce bu zor durumdan kurtarılmalı Ezidiler. Keşke yaşadıkları yerdeö kendi dağlarında özgürce ölselerdi bu perişan hallerinden çok daha iyiydi.

 

Fotoğraflar: Delil Suleiman, Şêro Hindê, Ferhad Ehmê, Zana Omer