Category Archives: Suriye

Trump’ın kararı Kürtler için başarı, Türkiye için hayal kırıklığı oldu

YPG_Women

Mutlu Çiviroğlu @mutludc Mayıs 11 207

ABD Başkanı Trump’ın Türkiye’ye rağmen YPG’yi doğrudan silahlandırma kararı, Türkiye’nin Obama sonrası yeni yönetimden YPG’nin dışlanması beklentisinin gerçeklerle örtüşmediğini bir kez daha ortaya koydu. Özellikle 16 Nisan’daki referandumdan sonra iç siyasette eli daha fazla güçlenen Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan açısından hem uluslararası alanda hem de iç kamuoyu nezdinde büyük bir hayal kırıklığı olduğunu söylemek mümkün.

Trump’ın başkan seçilmesinden sonra oldukça dikkatli bir üslup kullanan AKP sözcüleri ve Erdoğan, 16 Mayıs’taki Washington ziyareti öncesi epey umutlanmıştı. Ortadoğu’da bütün politikalarını Rojava karşıtı bir yelpazede sürdüren Türkiye yönetimi, Rakka Operasyonu’nda YPG’yi devre dışı bırakmak için ABD yönetimi nezdinde tüm kozlarını devreye koymasına rağmen, Erdoğan’ın Salı günü yapacağı Washington ziyareti öncesi, yakın tarihte ABD – Türkiye ilişkileri bağlamında en büyük hayal kırıklıklarından birini yaşadı.

Peki, ABD yönetimi NATO üyesi olan bir müttefikini neden bu denli hayal kırıklığına uğrattı? Bu sorunun elbette birçok yanıtı var ancak en önemli yanıtı, Trump yönetiminin YPG dışında bir gücün İŞİD’i sahada yenemeyecek olmasına kanı getirmesinden başka bir şey değil. Bundan dolayı, ABD tarafından direkt olarak YPG’ye ağır silah yardımı yapılıyor.

Washington’un bu kararı pek de sürpriz sayılmaz. Hatta karar sonrası açıklama yapan çok sayıda saygın Suriye ve Ortadoğu uzmanı da YPG’nin ve geniş anlamda DSG’nin IŞİD’e karşı elde ettiği büyük başarılara dem vurarak, Trump yönetiminin bu kararını haklı ve doğru bir karar olarak değerlendirdi.

YPG’ye silah yardımı kararının verilmemesi için Türkiye son dönemlerde önemli girişimlerde bulunuyordu. Erdoğan adına ABD’ye çıkarma yapan üst düzey yöneticiler Washington’da YPG’ye silah yardımını engellemeye çalıştılar ancak başarılı olamadılar. Önümüzdeki hafta ise Sayın Erdogan Washington’u bizzat ziyaret ederek bu kararın geri alınmasını talep edecek.

Aslında bazı siyasi gözlemciler, YPG’ye silah verme kararının Trump ve Erdoğan görüşmesinden sonra duyurulmasını bekliyordu. Ancak, ABD yönetimi Erdoğan’ın Washington ziyaretine günler kala YPG’ye silah yardımını duyurarak hem uluslararası gözlemcileri şaşırttı hem de salı günkü zirvede YPG ile Türkiye arasında bir tercihe zorlanmaması yönünde Türkiye yönetimine açıktan bir cevap verdi.

Şu sıralar Washington’da gündem Erdoğan’ın Trump ile ziyaretinde neler konuşacağı tartışması. Çünkü, Erdoğan Beyaz Saray’da YPG karşıtı taleplere masaya oturmaya hazırlanırken, YPG’ye silah yardımı kararıyla ziyaretin en önemli sebeplerinden biri de ortadan kalkmış oldu. Bu karar sadece YPG’ye silah gönderme meselesi olarak değerlendirilmemeli. YPG ve DSG resmiyette IŞİD’e karşı Amerika’nın ortağı oldular. Daha önce fiili bir ortaklık vardı zaten ama artık resmi ve YPG’yi daha önemli bir aktör haline getiriyor.

Bu bağlamda, bu son karar ile Türkiye’nin YPG’yi çeşitli argümanlarla “terörist” olarak nitelemesinin hiçbir karşılığı kalmıyor. Kaldı ki, Türkiye’nin asıl hedefi silah yardımın engellemekten ziyade YPG’nin Amerika’nın resmi siyasetinde aktör olmasını engellemekti. Daha önceki fiili ortaklığın dayanağı Pentagon’du. ABD’li üst düzey askeri yetkililer ise her defasında YPG’ye ve YPJ’ye büyük hayranlık duyduklarını belirten açıklamalar yapıyordu. Pentagon’dan sonra artık şimdi Beyaz Saray da Kürtler’le ittifaka açıktan destek vermiş oldu çünkü karar imza atan kişi ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisi.

ABD’nin dış siyaseti Dışişleri Bakanlığı, Beyaz Saray ve Pentagon üzerinden şekilleniyor. Dışişleri Bakanlığı genel olarak Kürtlere mesafeli duruyor. Başkan Trump’un kararından sonra Dışişleri Bakanlığının tutumunda da olumlu değişiklikler olabilir. Bu konuda Rojava’daki Kürt siyasetçilerine de önemli diplomatik vazifeler düşüyor. Bu yardımı iyi bir fırsat olarak değerlendirerek ilişkileri daha da geliştirebilirler.

Washington’da siyaset ve think-tank çevrelerinde ve kamuoyunda YPG’ye silah yardımı kararı konusunda genel anlamda memnuniyet var. Uzun bir süredir YPG’ye ağır silah yardımının yapılması bekleniyordu ve bu karar Rojava Kürtleri ve tüm Kürtler için de önemli bir karar. Zira, YPG, uluslararası arenada Kürtler için bir marka. Kürtler bunu iyi görmeli ve ona göre siyaset geliştirmeli.

YPG’ye yardım kararının duyurulmasının zamanlaması da oldukça dikkat çekici. Türkiye heyetinin Washington’da olduğu sırada böyle bir açıklamanın yapılması Türkiye’ye açıktan bir mesaj aynı zamanda. Amerika ve Türkiye NATO müttefikleri olmalarına rağmen Washington, Türkiye’nin YPG’ye karşı Qereçox’daki saldırısından ciddi derecede rahatsızlık duymuştu. Bu silah yardımı da Türkiye’ye bir cevap olarak görülebilir. Be nedenle, ABD yönetiminin tepkisini bu şekilde dile getirmiş olduğunu söylemek pek abartılı olmaz. Zaten Türkiye’nin Qereçox saldırısından sonra ABD’li NATO komutanı Ankara’ya gitmişti. YPG ile olan ilişkiler genel olarak CENTCOM ve Koalisyon perspektifi üzerinden şekillenirken, o saldırından sonra NATO komutanı Ankara’ya gitmişti ve Amerika’nın tepkisini direkt olarak Türkiye’ye iletmişti.

Tüm bunları birleştirdiğimizde, ABD’nin, TSK’nın YPG’ye yönelik saldırılarından ciddi derecede rahatsız olduğunu söylemek mümkün. Ayrıca, Türkiye’nin YPG’ye karşı geliştirmeye çalıştığı argümanları bu gelişmelerden sonra daha da önemsiz hale geldi. TSK’nın, YPG’ye saldırmasından sonra Amerikan askerlerinin Rojava sınırına yerleştirilmesi de zaten başlı başına bir mesaj içeriyordu.

Bu kararla birlikte Pentagon da YPG ile olan ilişkilerinde daha büyük bir özgüvenle harekete edecek, çünkü Trump’ın silah yardımı kararı aslında Pentagon’un sahadaki varlığına tam bir destek anlamına geliyor. Bu karar Kürtler açısından aynı zamanda IŞİD’ê karşı savaşta yeni bir zafer anlamı da taşıyor.

YPG Spokesman Xelil: We Won’t Retreat from West of Euphrates

10003600_976710419030211_5880418894729706204_oPeople’s Protection Units (YPG) spokesperson Redur Xelil has said the Kurdish force will not retreat from the west of the Euphrates to the east.

Xelil said his words had been misconstrued and that they wouldn’t withdraw at anyone’s request.

Xelil remarked that Turkey’s attack on Jarablus targeted not ISIS but Kurds, underlining that they will not withdraw their forces from west of Euphrates and nobody can subject them to such an imposition.

“Turkey’s Jarablus intervention is a hostile approach. The main target of this operation is the Kurdish people and their gains rather than ISIS. We are in the west of Euphrates and take our place within Syrian Democratic Forces. We are in our own land and we will not leave it as per some request. We will not act in line with the request of Turkey or some other power.

Turkish state cannot shape our position there in accordance with its own interests. Our forces will remain there and there will be no retreat. Nobody has the right to impose YPG’s withdrawal from there and we will never accept such a thing.”

**

YPG sözcüsü Rêdûr Xelil, Türkiye’nin Cerablus’a yönelik saldırısını IŞİD’e karşı değil Kürtlere karşı yapıldığını belirtti. Xelil, ‘Fırat’ın batısından çekilmeyeceklerini ve hiç kimsenin kendilerine bu dayatmada bulunamayacağını açıkladı.

Xelil, ‘kimse bize kendi topraklarımızdan geri çekilmemizi isteyemez’ dedi.

“Türkiye’nin Cerablus müdahalesi düşmanca bir tutumdur. Bu operasyonun asıl hedefi IŞİD’ten ziyade Kürt halkı ve kazanımlarıdır. Biz Fırat’ın batısında, Demokratik Suriye Güçleri içinde yer alıyoruz. Orada kendi topraklarımızda bulunuyoruz. Bazılarının isteği doğrultusunda kendi topraklarımızdan çıkmayız. Biz ne Türkiye ne de başka bir gücün isteği doğrultusunda hareket etmeyiz. Türkiye devlet, bizim oradaki pozisyonumuzu kendi çıkarlarına göre şekillendiremez.

Güçlerimiz orada kalacaklardır ve herhangi bir geri çekilme söz konusu olmayacaktır. Hiç kimsenin ‘YPG oradan geri çekilsin’ dayatmasında bulunma hakkı yoktur ve biz bunu kabul etmeyiz.”

**

Berdevkê YPG’ê Rêdûr Xelîl dîyar kir ku êrîşa dewleta Tirk ya dijî Cerablusê, ne li dijî DAÎŞ’ê, lê li dijî Kurdan pêk hatiye. Xelîl xuya kir ku wê xwe ji rojavayê Çemê Feratê nedin paş û ti kes jî wê nikaribe tiştekî wisa li ser wan ferz bike.

Xelîl got ku ti kes nikare ji wan re bêje ku xwe ji axa xwe bikşînin.

“Destwerdana dewleta Tirk ya ser Cerablusê helwesteek dijminane ye. Hedefa esas ya vê operasyonê, ne DAÎŞ e, lê gelê Kurd û destkeftîyên wê ne. Em li rojavayê Feratê, di nav Hêzên Sûrîyeya Demokratîk (HSD) de cihê xwe digirin. Em li vir li ser axên xwe ne. Em li ser daxwaza hin kesan nikarin ji axa xwe derkevin. Em ne li gor Tirkîye, ne jî li gor daxwaza welatekî din tevnagerin.

Dewleta Tirk nikare pozîsyona me ya li vir li gor berjewendîyê xwe biguherîne. Hêzên me wê li wir bin û wê ti vekişandin jî çênebe. Ti kes ne xwedî maf e ku bêje ‘YPG’e xwe bikşîne’ û jixwe em jî vê qebûl nakin.”

Head of Afrin Canton Hevi Mustafa on Turkish Attacks

hevi

Afrin is right now under great embargo, and the people have been living under heavy circumstances. Thousand people harbored to Afrin because of the war. They live in Afrin as refugee. The situation of these people are in dangerous, lacking of medicine and lack of milk for kids is a big problem.

We have no capacity to meet these needs. There are no any roof nor tents for the refugee to sleep. We created a communal system, we work together and share all our foods with refugees. So far nobody helps us and the refugees.

Moreover, Turkey has begun bombing Afrin. The people in these towns were only able to survive a three and a half year siege because they were supplied with essentials by us, Afrin Canton administration. Thousands of refugees from surrounding towns are now making their way to Afrin. There is very tragic situation, many women gave birth in nature. This is very tragic what happened to this people.

Turkish bombardment damages not only to people but also damage to the nature especially many olive-trees were eradicated because of Turkish attacks. In our border town Shiye, in border village Qirmila nearly 800 olive trees were uprooted by Turkish soldiers. We took the tree branches to extend our friendship Turkey but Turkish government does not make distinction between people und nature. While we wanted to show our peace intention to Turkish government but right now Turkish government attacks on the Hamame village, some civilians wounded during the attacks. We get into a difficult situation and under this situation we try to treat injured civilians.

Audio file of the message: 

Çiviroğlu: YPG, Tal Abyad’ı Alarak IŞİD’in Can Damarını Kesti

FullSizeRender7

‘Ali Topuz ile Dünya Hali’ne konuk olan gazeteci Mutlu Çiviroğlu, kentin YPG’nin eline geçmesinin ne anlama geldiğini değerlendirdi.

 Tel Abyad’ın YPG’nin kontrolüne geçmesine dair konuşan gazeteci Mutlu Çiviroğlu, YPG’nin IŞİD karşısındaki en etkili güç olduğuna dikkat çekerek, kentin alınmasıyla IŞİD’in yaşam damarının kesildiğini söyledi.

IŞİD kuşatması altındaki Suriye’nin Tel Abyad (Gire Spî) kenti, Demokratik Birlik Partisi’nin (PYD) silahlı kanadı Halk Savunma Güçleri’nin (YPG) eline geçti.  ABD liderliğindeki uluslararası koalisyonun ve Özgür Suriye Ordusu’na (ÖSO) bağlı bazı gruplardan oluşan Burkan el Fırat örgütünün desteğiyle kentin alınmasıyla Kobani ve Cezire kantonları birleştirilmiş oldu.

KOBANİ’DEN SONRA TEL ABYAD…

Kentin, YPG’nin programına çoktan beri dahil olduğunu söyleyen  Çiviroğlu, Türkiye’nin bu durumdan rahatsız olduğunu, ABD uçaklarının desteğiyle Tel Abyad’ın alınmasının hızlandığını belirtti.

YPG’nin IŞİD karşısındaki en etkili güç olduğunu kaydeden Çiviroğlu, “YPG’nin, Kobani’den sonra kazandığı bu başarı, prestijini daha da arttırdı. Ayrıca Kobani’de rolleri daha sınırlı olan YPG’nin müttefikleri de, Suriyeli muhalifler karşısında güç kazandı. IŞID’e Türkiye üzerinden gelen savaşçıların Tel Abyad güzergahından geçtiği sıkça dile getiriliyor. Böylece IŞİD bir anlamda yaşam damarını kaybetti” ifadelerini kullandı.

‘ESAD YÖNETİMİ, YPG’NİN GÜÇLENMESİNİ İSTEMİYOR’

Esad yönetiminin şimdiye kadar kendini en iyi alternatif olarak pazarladığını vurgulayan Çiviroğlu, şöyle konuştu:

“Son dönemde Esad’ın gitmesini isteyenlerin sayısı hayli azalmıştı. Fakat El Nusra’nın elde ettiği son başarı Esad yönetimini zora soktu. Yönetim, İdlib ve daha değişik yerlerde mevzi kaybetti, bu yüzden zor durumda. YPG’nin daha da güçlenmesi yönetimin hiç istediği bir durum değil. Yönetim, bir grubu diğer gruba karşı kullanarak sürekli bir denge kurmaya çalışıyor.”

Haberin orjinal linki:  http://tr.sputniknews.com/dunya_hali/20150617/1016044391.html#ixzz3dQ4Gh5kK

Enwer Mislim: IŞİD Mayınlarının Temizlenmesi İçin Acil Yardıma İhtiyaç Var

Kobane Civilians Returning Home (Photo Hawar News)
Kobane Civilians Returning Home (Photo Hawar News)

Mutlu Çiviroğlu         https://twitter.com/mutludc

Sayın Enwer Mislim, Kobanê zaferinden sonra kanton yönetimi olarak yaptığınız açıklamada şehrin yeniden inşası için büyük bir yardıma ihtiyaç duyduğunuzu söylemiştiniz. Kobanê’nin acilen ne tür yardıma ihtiyacı var?

Enwer Mislim: Yaklaşık beş ay süren bir savaş oldu Kobanê’de, 40 kadar araçla intihar saldırısı düzenlendi ve şehre binlerce havan topu düştü. Belediyenin hizmetleri, su sistemi, elektrik sistemi gibi şeylerin hepsi altüst oldu. Yine şehrin birçok noktasında yerde hala IŞİD cesetleri var. Bunlardan salgın hastalıkların yayılması tehlikesi var, sağlık uzmanlarıyla birlikte çeşitli çalışmalar yürütülebilir.

Bir başka tehlike de IŞİD’in türlü yerlere yerleştirdiği mayınlar. Son üç dört gün içerisinde birçok patlama oldu. Çuqur köyünde, Rovî ve Yêdûq gibi köylerde şehit düşen siviller oldu. Başta BM olmak üzere mayınların temizlemesi ile ilgilenen kurumlar bir an önce Kobanê’ye gelmeli ve sivillerin ölmemesi için bu mayınları YPG ile birlikte hareket ederek temizlemeli. Acil olarak bir çadır kamp kurmak istiyoruz. Sağlık noktaları da oluşturmalıyız burada, insanlar yavaş yavaş dönüyor.

Enwer_Mislim_Roj

Şu ana kadar mayınların patlaması sonucu kaç sivil yaşamını yitirdi?

Enwer Mislim: 6 kişi yaşamını yitirdi şimdiye kadar ve onlarca yaralı var. Şêran’daki patlamada hayatını kaybeden olmadı fakat ağır yaralılarımız var. Köylerde ve şehrin içinde de hala patlamamış yüzlerce mayın var. Köyleri kurtarma operasyonu da devam ediyor aynı sırada, bunun için güçlük çekiyoruz. Biz ağır bedeller ödeyerek IŞİD terörünü burada yenilgiye uğrattık. Kobanê’nin yeniden inşası için, insanlık ve yardım için, bütün devletlerle, bütün kurumlarla temaslarda bulunup, onların yardımlarını görmeyi umut ediyoruz. Bunu ilk adımı olarak IŞiD mayınlarının temizlenmesi konusunda acilen yardıma ihtiyaç duyuyoruz.

Ajanslar sivillerin dönmeye başladığını belirtiyor. Dün de 600 sivilin döndüğü aktarıldı. Siz de mayın tehlikesinin devam ettiğini söylüyorsunuz. Bu tehlike devam ederken sivillerin dönmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Enwer Mislim: Biz halka tehlikenin devam ettiğini, buranın çok güvenli olmadığını söylüyoruz. Hem cesetler var yerde, hem de patlamamış mayınlar var. Biz belediye, sağlık ve güvenlik hizmetleri için daha çok gençlerin dönmesi taraftarıyız. Fakat diğer insanlar da dönüyor, çünkü insanlarımız kendi topraklarını seviyor. Bu topraklara bazen iznimiz olmadan giriyorlar ve patlamalar gerçekleşiyor. Gerçekten çok üzülüyoruz bu patlamalara. Duyurular yapıyoruz, bildiriler dağıtıyoruz. Tehlikeli bir şey gördükleri zaman insanlarımız Asayiş’e haber vermeliler. Asayiş gerekli şeyi yapıp görevini yerine getirecektir.

Foto: Mahmoud Bali

 

Kobanê’den kurulacak bir kamptan bahsediyorsunuz. Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü’nün Kobanê’de bir kamp kurmaya yönelik çalışmaları vardı. Görüşmeleriniz devam ediyor mu?

Foto: Mahmoud Bali
Foto: Mahmoud Bali

Enwer Mislim: Sınır Tanımayan Doktorlar ile görüşmelerimiz devam ediyor, onlar Kobanê’de bir hastane yapmayı da planlıyorlar. Bizim kapımız buraya yardım edebilecek bütün kurumlara açık. Öncelikli ve acil olarak bir kamp kurmak istiyoruz burada. Çünkü insanlar dönmeye başladı ve binlerce ev yıkılmış durumda. Diğer ihtiyaçlarımız için de kurduğumuz komite birkaç gün için de kamuoyunu bilgilendirecek.

İki gün önce Fransa cumhurbaşkanı François Holland, YPJ komutanı Nesrin Abdullah ve PYD eşbaşkanı Nesrin Abdullah’ı ağırladı. Birçok kişi bunu Kürt halkının Kobanê’deki zaferi olarak değerlendiriyor. Siz kanton yönetimi olarak bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

YPJ_Hollande

Enwer Mislim: Zaten biz teröre karşı savaşıyorduk. Amerika’nın, Fransa’nın, Kanada ve Avustralya’nın başına gelen terör saldırılarının aynısı Kobanê’nin de başına geldi. Gençlerimiz teröre karşı savaşırken sadece Kobanê halkı için değil bütün dünya için savaşıyorlar. Bu teröre karşı savaştığımıza dair bir mesajdır. Demokrat, özgürlükçü, barışsever herkesin Kobanê’deki zaferde payı var. François Holland’ın arkadaşlarımızı ağırlaması ile onur duyduk. Bütün kurumlar, yönetimler aynı şekilde Kobanê’ye destek çıkmalı. Bize savaşta destek çıkan Amerikan halkı, kuruluşları, partilerinin Kobanê’nin inşasında da destek çıkmasını diliyoruz.

Kobanê: Bugünkü Sorunları ve Yeniden İnşa Çalışmaları

 Horrifying destruction of Kobane (Photo Mahmoud Bali)

Horrifying destruction of Kobane (Photo Mahmoud Bali)

Kobanê’nin yeniden inşası konusunda Kanton Başbakan Yardımcısı Xalid Berkel, HDP Urfa Milletvekili İbrahim Ayhan, Kanton Eğitim Sorumlusu Hisên Mihemed Eli, Kanton Sağlık Sorumlusu Dr. Nahsan Ahmed ve yakın zamanda bölgeyi ziyaret den gazeteciler Hatice Kamer ve Ömer Faruk Baran ile var olan sorunları, ihtiyaçları ve yeniden inşa çalışmalarını görüştük.

Mutlu Çiviroğlu https://twitter.com/mutludc

Sayın Xalid Berkel, Kobanê’nin tamamen kurtarılmasından sonra şehrin yeniden inşası için bir komisyon kurduğunuz biliniyor. Bu komisyon çalışmalarınız şu an hangi aşamada?

Xalid Berkel: Kobanê’nin inşası için kurduğumuz bu komisyonda mühendisler, doktorlar ve diğer birçok meslek grubundan olan alanında uzman kişiler yer alıyor. Çalışmalarımız üzerine görüş alışverişlerimiz devam ediyor. Halkımızın dönmesi ve dönen halkımızın hiçbir sıkıntı yaşamaması için en iyi şekilde hizmet vermeye çalışacağız. Bunun da bir takım zorlukları var. Çünkü Kobanê tamamen yıkılmış durumda, caddeler, sokaklar tanınmaz halde. Buradan yardım edebilecek bütün kurumlara, bütün dünyaya sesleniyoruz. Halkımızın rahat bir şekilde dönebilmesi, insanlığa yakışır yeni bir Kobanê’nin inşası için onların desteğine ihtiyacımız var. Kürdistan’ın dört bir tarafından buraya yardım yapılmalı. Özellikle Güneyli kardeşlerimiz yardım etmeliler, onların yardım edebilme imkanları daha fazla çünkü. Kuzeydeki kardeşlerimiz ilk günden bugüne kusursuz bir şekilde çalıştılar ve yardımlarını esirgemediler. Onlara bir kez daha teşekkür ederken, Kobanê’nin yeniden inşası için de desteklerini beklediğimizi belirtmek istiyorum.

Uluslararası kuruluşlarla herhangi bir görüşmeniz oldu mu? Dünyadaki değişik bölgelerindeki insanlara ulaşma konusunda nasıl strateji belirlediniz?

Xalid Berkel: Yardımların yapılması için birçok ülkede kurumlar kurduk ve bazı yerlerde daha bu kurumlardan kurmak istiyoruz. Bir banka hesabının oluşturulması yönünde çalışmalarımız devam ediyor. Siz de değindiniz, Kobanê bütün dünya için savaşan bir şehir oldu. Dolayısıyla bütün dünya, bütün uluslararası kuruluşlar Kobanê’nin yeniden inşası için destek çıkmalı.

Sayın İbrahim Ayhan, Kobanê için sınırda uzun bir süredir aktif bir şekilde çalışmalar yürütüyorsunuz. HDP-DBP partisi olarak Kobanê’nin yeniden inşası için ne tür çalışmalar yapacaksınız?

İbrahim Ayhan: Kobanê’deki zafer dünyanın dört bir tarafında insanlığın taraftarı olan herkesin zaferi ve artık bütün dünyada bir sembol olarak biliniyor. Kobanê’den gelen insanlar için oluşturduğumuz kriz masaları ile en iyi şekilde yardım etmeye çalışmıştık. Kobanê’nin kurtarılmasından sonra özgür Kobanê’nin yeniden inşası çalışmalarında da aktif bir şekilde yer almak istiyoruz. İki defa Kobanê’ye gittik ve kanton yetkilileri ile görüşmeler yaptık. Orada bir komisyon kurulmuş, biz de bu tarafta bir komisyon kurduk. Bu komisyonda HDP-DBP ve diğer bir takım kuruluşlar var. İnsanlar yardım etmeye hazır fakat buradaki Mürşitpınar Sınır Kapısı’nda sorun var. İnşaa için henüz kapıdan malzeme gönderemiyoruz. Bunun için acil olarak bir koridorun oluşturulması lazım.

Horrifying destruction of Kobane (Photo Mahmoud Bali)
Horrifying destruction of Kobane (Photo Mahmoud Bali)

Yani Türkiye sınırdaki geçişlerde zorluk çıkarıyor diyorsunuz?

İbrahim Ayhan: Evet doğru. Sadece temel gıda malzemelerinin geçişine izin veriliyor. İnşaat araçlarının, malzemelerinin geçişine izin verilmiyor. Çünkü buradaki sınır kapısı resmi bir geçiş kapısı değil. Hükümet ile kapıdan diğer malzemelerin geçişi için de görüşmeler yaptık.

Kobanê’nin dış dünyayla tek bağı Mürşitpınar. Türkiye’nin yardım geçişlerine izin vermemesi, bahsettiğiniz tutumunu değiştirmemesi durumunda ne yapmayı düşünüyorsunuz?

İbrahim Ayhan: Hükümet ile yaptığımız görüşmelerde yardımcı olacaklarını söylüyorlar fakat 10 gündür herhangi bir sonuç almış değiliz. Amerika’dan, Avrupa’dan, Kürdistan’ın güneyinden insanlar ve devletler Kobanê’ye bir an önce yardım etmek istiyorlar. Kapı serbest bir şekilde açılmayana kadar yardımlar ulaştırılamayacak. Ama biz Kobanê’yi özgürleştirdiğimiz ruhla Kobanê’yi inşa edeceğimize de inanıyoruz.

Uluslararası kuruluşlar da yardım yapmak istiyor. Sosyal medyadan insanlar kampanyalar başlatmışlar. Bu yardımlar size nasıl ulaştırılabilir?

İbrahim Ayhan: Rojava Yardım Derneği adı altında çalışmalarımızı yürütüyoruz, insanların bu derneğe yardım etmeleri yönünde çağrılarda bulunduk, bulunuyoruz. Suruç’taki, Amed’teki ve Mardin’deki belediyelerimizden dernekleri var. Yine partimiz de çeşitli görüşmeler yapıyor. Uluslararası kuruluşlarla da görüşmeler yapıyoruz. Çalışmalarımız daha teknik bir şekilde yürütmeye devam edeceğiz. Fakat dediğim gibi üç tarafı IŞİD çeteleriyle kuşatılmış Kobanê’nin Suruç’a açılan kapısından geçişlere bir an önce izin verilmeli.

Sayın Berkel, siz kanton yönetimi olarak Türkiye’nin tutumunu nasıl değerlendiriyor ve Türkiye’den neler talep ediyorsunuz?

10960382_381051168744777_986644771839205936_o
Foto: Mahmoud Bali

 

Xalid Berkel: Bir insanlık ve komşuluk vazifesi olarak Türkiye gereken yardım yapmalı ve sınırda sorun çıkarmamalı. Bir güvenlik koridorunun oluşturulması yönünde çağrıda bulunmuştuk, Türkiye bu konuda da gereken adımlar atmalı. Türkiye zaten sınırdan bir takım yardımlar yapmıştı, biz bu desteğin genişletilmesi umut ediyoruz. Kobanê’nin özgürlüğünden sonra burada yeni bir Kobanê’nin inşası burada huzur ve barış olacağı için Türkiye’nin de yararınadır. Bu huzur ve barış onlara da hizmet eder.

Sayın Ayhan, Sayın Berkel’in fikrine katılıyor musunuz? Huzur ve barışın olacağı yeni bir Kobanê Türkiye’nin de yararına olur mu?

İbrahim Ayhan: Türkiye aslında başta Kürtlere karşı bir politika yürüttü. Kobanê’deki savaşta daha çok IŞİD’e yardım etti. Biz bu politikasını eleştirdik. Çünkü bu politikasının ne Türkiye’ye ne de Ortadoğu’ya bir faydası yoktu. Türkiye politikasını değiştirip Kürtlerle daha fazla ittifak halinde olmalı. Türkiye Rojava’ya, güneye ve kuzeye stratejik olarak yaklaşmalı ve IŞİD ile ilişkisini kesmeli. Türkiye Irak’ta kurulan Kürdistan hükümetini de uzun süre tanımamıştı. Şimdi aynı şeyi Rojava için yapıyor, burayı tanımayacaklarını iddia ediyorlar. Bu çok yanlış bir tutum, Türkiye bir an önce Rojava’yı da tanımalı. Devlet nasıl ki Kürdistan’ın güneyi ile resmi bir şekilde görüşmeler yapıyorsa Rojava ile de aynı şekilde görüşmeler yapmalı. Çünkü binlerce yıldır Türklerle kardeş halklar olarak yaşıyoruz. Bu saatten sonra nerede olursa olsun Kürtler için özgür bir yaşam şart. Türkiye bunu göz önünde bulundurup Kürtlerle ittifak kurmalı.

Sayın Hisên Mihemed Eli, eğitimden sorumlu kişi olarak Kobanê’de eğitim konusundaki güçlükler öğrenmek istiyorum. Birçok okul yıkıldı, öğrenciler şu an mülteci kamplarında eğitim görüyor. Çalışmalarınız nasıl gidiyor ve eğitim alanında nelere ihtiyacınız var?

Hisên Mihemed Eli: IŞİD saldırılarından önce Kobanê’de 13 okul vardı. Saldırılardan sonra 3 okul ayakta kalabildi. Kobanê’nin yeniden inşasında yıkılan okulların yerine yeni okullar inşa etmek istiyoruz. Diğer bütün eğitim materyallerine de ihtiyacımız var. Bütün uluslararası kuruluşlar eğitim konusunda seferber olmalı. Türkiye’nin üzerine düşen de kapı geçişlerinde kolaylık tanıması. Çünkü Avrupa’dan Kürdistan’ın dört bir yanından insanlar eğitim konusunda bir an önce yardımcı olmak istiyorlar.

Sayın Nahsan Ahmed, sizde sağlıktan sorunlusunuz. Hastanelerin yıkıldığı ve ciddi manada doktor ve ilaç sıkıntısı yaşandığı biliniyor. Şu an sağlık alanında genel durum ne?

 

Dr. Nahsan Ahmed: Saldırılardan sonra Kobanê’deki sağlık hizmetleri sistemi tamamen altüst oldu. Ciddi sıkıntılarımız devam ediyor. Öncelikli olarak ilaçlara ihtiyacımız var, çünkü insanlar dönmeye başladı ve sayı her geçen gün artıyor. Ameliyat malzemelerine ve oksijen tüplerine ihtiyacımız var. Çocuklar savaşlardan çok kötü şekilde etkilendi, onların ruh halinin düzelmesi için özellikle de psikolog arkadaşlara ihtiyacımız var. Öte yandan hala şehir içindeki enkazların arasında yüzlerce IŞİD cesedi var. Bu da önümüzdeki günlerde sağlık sorunları yaşatır. Yine aynı şekilde şehir içinde patlamamış yüzlerce havan topu var, bu da çocuklar için büyük bir tehlike. Uluslararası kuruluşlar bu konularda bir an önce yardım yapmalı.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü gibi uluslararası kuruluşlar Kobanê’de çalışmalar yürütme istiyorlar. Fakat sanırım sınır kapısında bir takım sıkıntılar yaşıyorlar. Bu kuruluşlar ile herhangi bir görüşmeniz var mı?

Dr. Nahsan Ahmed: Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü ile bugün görüşmeler yaptık, Türkiye hükümeti sorun çıkardığı için Kobanê’ye geçemediler. Sadece bu kuruluş değil, diğer bütün uluslararası kuruluşlar çalışabilmek için öncelikle Kobanê’yi görmek istiyorlar. Fakat dediğim gibi kapıdan geçişte problem var. Bundan dolayı da bu saate kadar da resmi bir şekilde henüz uluslararası bir kuruluş Kobanê’ye adım atabilmiş değil. Bizim tarafımızda herhangi bir problem yok, biz bütün uluslararası kuruluşlarını bir an önce gelmesini bekliyoruz.

Foto: Mahmoud Bali
Foto: Mahmoud Bali

Sayın Ayhan, Kobanê’deki yetkililer de sınır kapısında Türkiye’nin problem çıkardığını söylüyorlar. Amerika bu konuda Türkiye’nin tutumunu değiştirmesi için rol alabilir mi?

İbrahim Ayhan: Amerika Türkiye üzerinde baskı oluşturabilir. Peşmergelerin geçişinde de Türkiye uzun bir süre izin vermemişti. Amerika araya girdikten sonra bu konu halloldu. Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü için Urfa valisi ve Suruç kaymakamı ile görüştüm fakat geçişleri için vermediler. Sadece onlar değil, Avrupa’nın diğer ülkelerinden de gelen çeşitli heyetler var. Bunlar Kobanê için büyük yardımlar yapmak istiyorlar. Bu heyetlerin geçişi için Amerika yine Türkiye üzerinde baskı oluşturmalı ve geçişlere bir an önce izin verilmeli.

Amerika Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Jen Psaki, başta Kobanê olmak üzere Suriye’ye yardım etmeye devam edeceklerini belirtmişti birkaç gün önce. Sadece askeri olarak değil, insani yardım olarak da Amerika yardım etmek istiyor. HDP olarak Amerika’nın bu konuda daha aktif rol olması için görüşmeleriniz var mı?

İbrahim Ayhan: Adana’daki konsolos ile Suruç’ta görüşmelerimiz olacak, daha önce de görüşmelerimiz olmuştu. Bu görüşmeleri daha da sıklaştıracağız. Amerika hava saldırılarında çok aktif bir rol oynadı. Diğer konularda yardımlarına ihtiyaç duyacağız.

Uzmanlar Amerika’nın Kobanê ile ilgili tutumunda Amerikan halkının çok etkili olduğunu belirtiyor?

İbrahim Ayhan: Evet, doğrudur. Hem Amerikan halkının hem de Avrupa halklarının etkisi oldu. Çalışmalar yürütülmeli ve Türkiye’nin çıkardığı sorunlar ortadan kaldırılmalı. Çünkü bu sadece Kürtlerin değil bütün dünyanın sorunu.

Sayın Berkel, sınır kapısındaki geçişlerin rahat olması için Amerika Türkiye’nin üzerinde nasıl baskı oluşturabilir?

Xalid Berkel: Peşmergelerin geçişinde de hava saldırılarında da Amerikan halkı çok önemli bir rol oynadı. Yine aynı şekilde Kobanê’nin yeniden inşasında da aynı rolü oynamasını ümit ediyoruz. Çünkü bu yeni Kobanê sadece Kürt halkına değil bütün insanlığa hizmet edecek.

Sayın Hatice Kamer, siz de yakın zamanda Kobanê’ye gittiniz. Bir gazeteci olarak orada neler gözlemlediniz, neler hissetiniz?

Xecîcan Farqîn: Kobanê’ye adım atar atmaz birinci ya da ikinci dünya savaşını konu alan bir filmin bir parçasını görüyorsunuz. Gördüğünüz şeyin bir film platformu ya da bir şehir olduğunu ayırt edemiyorsunuz. Her taraf yanmış yıkılmış, sanki yaşam denilen şey binlerce yıl önce orayı terk etmiş. Kobanê’de o enkazı gördükten sonra orada yeni bir şehrin inşasının da en az orada yaşanan savaş kadar çetin bir şey olduğunu anladım. Kobanêli yaklaşık 200 bin insan şu an Suruç’ta ve Kürdistan’ın diğer şehirlerine dağılmış durumdalar. Şehir zaten şu an sivillerin dönmesine uygun değil. Kanton yetkilileri zaferden dolayı çok mutluydular fakat onlar sivillerin dönmesi için çalışmaları bir an önce başlatmak istiyorlardı. Savaş sırasında yardım eden devletlerin Kobanê’nin inşasında da yardım etmesini bekliyorlardı. Çünkü sadece kanton yönetiminin gücüyle hallolacak bir inşa değil bu.

Sayın Ömer Faruk Baran, siz de Kobanê’ye gittiniz. Bütün dünyanın bir sembol olarak kabul ettiği bu şehirde neler hissetiniz bir gazeteci olarak?

Ömer Faruk Baran: Kobanê’de uzun süre kalmadığım halde döndükten sonra üzerimdeki şoku atlatamadım. Her tarafı yıkılmış, talan edilmiş bir şehir gördüm. Dünyanın her tarafındaki savaşlarda savaş bittikten sonra yeni bir savaş başlar. Kobanê’de de artık yeni mücadele şehrin yeniden inşası olacak ve bu hiç de kolay bir şey olmayacak. Kobanê ve Suruç’taki insanlar akraba olmalarına rağmen Kobanêliler bir an önce Kobanê’ye dönmek istiyorlar. Çünkü her insan gibi onlar da topraklarına bağlı insanlar ve toprak insanın bir kısmını kendi içinde taşıdığı bir şey. Dolayısıyla daha önce aktif kullanıma açık olmayan Suruç ile Kobanê arasındaki sınır kapısı aktif bir şekilde kullanıma açılmalı ve uluslararası kuruluşlar talan olmuş bu şehre gerekli yardımı bir an önce ulaştırmalı.

Sayın Berkel, Kobanê’den dönen herkes gördüğü şeyler karşısında şoka girdiklerini söylüyorlar. Siz Kobanê’den hiç ayrılmayan biri olarak bu konuda neler diyeceksiniz?

Xalid Berkel: Her iki gazeteci arkadaşımızın da değindiği gibi Kobanê’nin her caddesi, her sokağı için ayrı bir destan, ayrı bir kitap yazılmalı ama kelimeler bu duyguları tarif etmeye yetmez. Çok büyük acılar yaşandı ve görkemli, eşi benzeri görülmemiş bir direniş sonucunda büyük bedellerle zafer elde edildi. Bu zaferde bize yardım eden herkesin payı var. Uluslararası kuruluşlara, başta Amerika olmak üzere bütün devletlere bir kez daha sesleniyoruz. İnsanlığa hizmet edecek yeni bir Kobanê’nin yeniden inşası için yanımızda olmalılar.

Enwer Mislim: Kobanê’deki Zaferde Tüm Dünyanın Payı Var

YPG Commander Mahmud Berxwedan, Canton PM Anwar Moslem, Defense Chied Ismet Hasan and other officoals Photo (Mislim Nebo)
YPG Commander Mahmud Berxwedan, Canton PM Anwar Moslem, Defense Chied Ismet Hasan and other officoals Photo (Mislim Nebo)

Sayin Mislim, dün Kobanê’deki zaferi resmi bir şekilde ilan ettiniz. Zafer bütün dünyada büyük bir yankı uyandırdı, herkes bu zaferi konuşuyor. Neler hissediyorsunuz, neler diyeceksiniz?

Enwer Mislim: IŞİD’in Kobanê’deki saldırıları beşinci ayına giriyor. Burada kadınlı erkekli gençlerimiz Kobanê’yi ve buradaki sivilleri korumak için eşi benzeri görülmemiş büyük bir direniş örneği gösterdiler. Direnişin getirdiği zafer bütün dünyayı şaşırttı, bu zafere büyük bir saygı duyuyorlar. Bu zaferde Amerika’nın öncülüğünü ettiği koalisyonun hava saldırıları da etkili oldu. Koalisyon kadar, Amerika’dan, Avrupa’dan dünyanın dört bir yanından bizi destekleyen insanların da payı var. İnsanlar kardeşlik, barış ve demokrasi için hedefi ve felsefesi sadece yakmak ve yıkmak olan IŞİD’e karşı birleştiler. Siwar Rakka, Şemsi Şimal gibi gruplardan Özgür Suriye Ordusu savaşçıları, bunun yanında ağır silahlarla bize destek vermeye gelen peşmerge kardeşlerimizin de büyük bir katkısı oldu bu zaferde. Sadece Kobanê’de değil, birlikte hareket ederek bütün dünyada IŞİD’i ortadan kaldırmalıyız.

Dün de ABD Dışişleri Sözcüsü Jen Psaki Kobanê’deki savaşçıları kutladı ve Kobanê’ye desteklerinin devam edeceğini belirtti. Bu açıklama ve genel olarak Amerika’nın şimdiye kadarki tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Enwer Mislim: Kobanê’deki zaferde onların da payı olduğu için biz de onları kutluyoruz. Kobanê artık sadece Kobanêlilerin değil buraya destek veren herkesin şehri. Önümüzdeki günlerde daha önemli zaferlere ulaşacağız. Hükümet olarak, halk olarak, parlamenter ve senatörler olarak Amerikalı herkesin desteklerine devam etmelerini umuyoruz. Kobanê’de IŞİD yaklaşık 40 araçla intihar saldırısı gerçekleşti, binlerce havan topu düştü Kobanê’ye. Siviller buraya dönünce büyük zorluklar yaşayacaklar. Savaşçılarımıza destek veren Amerika’nın yerinden yurdundan olan, farklı ülkelere sığınan çocuklarımıza, annelerimize de destek vermesini umuyoruz, onların desteğiyle yeni bir Kobanê inşa edebiliriz.

Kobanê’nin yeniden inşası diyorsunuz. Destek olmak isteyenler nasıl destek sunabilirler?

Enwer Mislim: Kobanê’de IŞİD çetelerinin cesetleri hala enkazların arasında var. Ebola gibi bulaşıcı hastalıkların yayılma riski var. Sağlık konusunda çeşitli yardımlar yapılabilir. Bu enkazların ortada kaldırmak için kepçe gibi çeşitli belediye araçlarına da ihtiyacımız var. Şehrin bütün altyapısı bozuldu. Bu altyapının yeniden oluşturulması lazım. Kanton yönetimi olarak oluşturduğumuz komisyonda mühendisler, doktorlar, avukatlar, öğretmenler var. Bu komisyon destek sunmak isteyenler için yakın bir zamanda kamuoyuna bir rapor sunacak.

Şu ana kadar herhangi büyük bir devlet yardım etme sözü verdi mi? Koalisyon üyesi devletler, uluslararası kuruluşlarla herhangi bir görüşmeniz oldu mu?

Enwer Mislim: Özgürlüğümüze tekrar henüz yeni ulaştık, zaferimiz henüz iki günlük. Bütün devletlerle görüşmelerimiz devam edecek. IŞİD saldırmaya devam ediyor çünkü. Uluslararası kuruluşlarla da görüşmelerimiz olacak, hazırlıklara başlamalılar. Biz hem şehirdeki hem köydeki insanlarımıza huzurlu bir ortama kavuşturacağız.

Köyleri de sormak istiyorum. YPG’nin köyleri kurtarma operasyonuna başladığı aktarılıyor. Köylerin alınmasında ne tür zorluklar yaşanır ve sizce köylerin tamamının geri alınması ne kadar zaman alır?

Enwer Mislim: Kobanê’nin 380 köyü var fakat bu köylerin hepsinde IŞİD çeteleri yok. Onların birçok büyük emiri de Kobanê’de öldürüldü. YPG en kısa sürede köyleri geri almayı planlıyor fakat IŞİD’e hala ağır silah takviyesi yapılıyor. Köylerin alınması için Amerika’nın öncülüğündeki koalisyonun hava saldırılarına ihtiyaç duyuluyor yine.

Şimdiye kadar kaç köy kurtarıldı?

Enwer Mislim: Kobanê’nin etrafındaki bütün köyler kurtarıldı. Köyleri kurtarma hamlesi hala devam ediyor, batıda Tilşehir tarafları, Minaz, Gulmit, Memit, Helinc kurtarıldı. Kurtarılacak diğer köyleri de kamuoyuna duyururuz.

Koalisyonun hava saldırıları hala devam ediyor mu yoksa hava saldırılarında bir azalma söz konusu mu?

Enwer Mislim: Hayır, hava saldırıları hala devam ediyor. Barışsever, demokrat her insan bu hava saldırıları için Amerika’nın öncülüğünü yaptığı bu koalisyona minnettar. Şu an şehir tamamen kontrolümüzde, koalisyon köylerdeki IŞİD noktalarını etkili bir şekilde bombalıyor ve bu bombalama IŞİD’i daha da fazla kırılmaya uğratıyor.

Bazı Amerikan kaynakları Kobanê’nin tamamının değil %90lık bir kısmının kurtarıldığını duyurmuştu. Neden tamamı değil de %90’lık kısmı dediler?

Enwer Mislim: % 90 dediklerinde zaten hala tehlike vardı, fakat şimdi tamamen kurtarılmış durumda, biz dün açıklama yaptık. Amerikan kaynakları önceki gün açıklama yaptılar. Fakat şunu da belirtmemiz lazım, karşımızdaki düşman, IŞİD, büyük bir düşman. Köylerimizde IŞİD tehlikesi devam ediyor hala ama herkesin için rahat olsun, şehir tamamen kontrolümüzde. İnşallah yakın bir zamanda köyleri de kurtarırız.

Kobanê’nin IŞİD’den temizlenmesine sadece Kürtleri değil, dünya kamuoyun da mutlu etmişe benziyor?

Enwer Mislim: Kobanê’deki bütün kurumlar adına, kanton adına, siyasi fikri ne olursa olsun bizi destekleyen herkese teşekkür ediyoruz. Bu desteğe devam etmelerini umuyoruz. Özellikle genç kadın ve erkeklerimizin Kobanê’ye dönmelerini ve bu direnişte yer almalarını ümit ediyoruz. Herkese teşekkürlerimizi sunarken, zafer için biz de bizi destekleyen bütün herkesi kutluyoruz.

YPG Komutanı Berxwedan: Yakında Kobanê’yi Özgürleştireceğimize İnanıyoruz

Cultural Center

Mutlu Çiviroğlu     https://twitter.com/mutludc

YPG Genel Komutanı Mahmud Berxwedan, başta sizin, bütün arkadaşlarınızın ve Kobanê’nin yeni yılını kutluyorum. Son birkaç gündür Kobanê’den dikkat çekici haberler geliyor, yaşanan son çatışmaların sonucu ne?

Mahmud Berxwedan: Biz de başta Hristiyan aleminin olmak üzere bütün dünyanın yeni yılını kutluyoruz. Bildiğiniz gibi yaklaşık 15 gün önce Kobanê’yi özgürleştirme hamlesini başlatmıştık. Doğu ve güney cephelerinde operasyonlar bu hamle çerçevesinde düzenlendi ve YPG ve YPJ savaşçıları büyük başarılar elde ettiler. En son da IŞİD çetelerinin yerleşip oradan saldırılar düzenlediği Kara Okul ve birkaç stratejik nokta daha önceki gece kontrolümüz altına geçti. Bu sırada birçok çete üyesi öldürüldü ve cephaneleri elimize geçti. Bunun için savaşçılarımızın moralleri çok yüksek ve kesinlikle zafere ulaşacaklarına inanıyorlar.

Kontrolünüz altına geçen Dibistana Reş yani Kara Okul ve diğer stratejik noktaların önemi ne peki?

Mahmud Berxwedan: Kara Okul ve çevresinde kontrolümüz altına geçen noktalarda Kobanê iki kısma ayrılıyor. Miştenur Tepesi’nden sınıra inen bir hat var, yine tepenin alt ve 48. Cadde’nin üst kısmına düşen tarafta bir havuz var, buralardan batı ve özellikle de doğu tarafına hakimiyet kurulabiliyor. Stratejik önemi büyük. IŞİD çeteleri burada oldukları süre zarfında şehrin her tarafını hem çıplak gözle hem de dürbünle görebiliyorlardı. Bu noktayı tamamen IŞİD çetelerinin elinden kurtardık diyebiliriz. Artık şehre bizim güçlerimiz hakim. Bunun için önceki gece düzenlenen operasyon bizim için çok önemliydi ve başarıyla sonuçlandı.

Mahmud Berxwedan
Mahmud Berxwedan

IŞİD doğu cephesinden şehre girdi ve daha çok bu cepheden saldırılar gerçekleştirdi. Alınan bu noktaların doğu cephesi üzerindeki etkisi ne olur?

Mahmud Berxwedan:  Bahsettiğim bu noktalar üzerinden IŞİD ilerlemeler kaydetmişti, çünkü şehre hakimiyetin kurulacağı noktalar bu noktalar. Artık elimizde olan bu noktalarla IŞİD eskisi gibi rahat hareket edemeyecek, yardımların ulaştığı yollardan biri denetimimiz altına geçti. Bundan dolayı IŞİD şu an büyük bir paniğe kapılmış durumda. Korkudan birçok tanklarını, panzerlerini geri çektiler.

Peki, Kobanê’deki çatışmalar nereye doğru gidiyor, kısa bir sürede daha büyük ilerlemelerin kaydedileceğine ya da IŞİD’in Kobanê’den tamamen çıkarılabileceğine dair umudunuz var mı?

Mahmud Berxwedan: IŞİD’in kolay kolay Kobanê’den vazgeçmeyeceğini biliyoruz. Dün yaşanan çatışmalarda da Kobanê’den çıkmamak için çok direndiklerini bir kez daha gördük. Ellerinde olan bütün imkânları sonuna kadar kullanıyorlar, araçlarla, şahıslarla intihar saldırıları gerçekleştiriyorlar. Kobanê’den çıkmamak için en nitelikli ekiplerini buraya getirmişler. IŞİD çetelerinin kaçtıklarını söylemek doğru değil, her noktada IŞİD çeteleri YPG ve YPJ savaşçılarını zafere inanan cesaretiyle tamamen öldürülüyor ve adım adım özgürleştiriliyor orası. Gazeteciler gelip inceleyebilir, alınan her evde mutlaka onların cesetleri çıkıyor. Bunun için kolay bir şekilde zafere ulaşacağımızı söyleyemiyoruz fakat başlattığımız hamle karşısında da IŞİD çetelerinin direnebileceğini düşünmüyoruz.

Son zamanlarda artan intihar saldırılarını bu hamleye mi bağlıyorsunuz?

Mahmud Berxwedan: Evet öyle! Kobanê’de ilerlemek için IŞİD bütün yöntemleri uyguluyor. IŞİD’in asıl yönteminin intihar saldırıları olduğunu herkes biliyor. Önceki gece Kara Okul ve birkaç evde daha patlamalar yaşandı. Yani hem intihar saldırıları, hem diğer patlatma taktikleri uyguluyorlar. Bu şekilde bir korku salmak istiyorlar fakat bu taktik Kobanê’de işlerine pek yaramadı. Çünkü savaşçılarımız pürdikkat, profesyonel bir şekilde hareket ediyor.

Suriye ve Kürtler konusunda uzman birçok kişi Kobanê’nin bir iki hafta içinde düşeceğini düşünüyordu. Bu direnişin ne sırrı ne? IŞİD gibi bir güç karşısında YPG nasıl bu kadar uzun süre direnebildi ve şimdi zafere doğru yürüyor?

Clipboard01

 

Mahmud Berxwedan: İyi bir şekilde araştırılırsa direniş sırrının her YPG savaşçısının teslimiyeti kabul etmeyen ruhunda saklı olduğu anlaşılır. Kahramanca savaşan bu savaşçılar Serzorî Destanı gibi destanlar yazdılar, her taraftan kuşatılmalarına rağmen son damlalarına kadar savaştılar ve ‘’Bijî Berxwedana Kobanê’’ diyerek şehit düştüler. Şehit Zozan ve Şehit Êrîş gibi savaşçılar tankların ancak cesetlerine basıp Kobanê’ye girebileceklerini söylediler ve öyle savaşıp şehit düştüler. İşte bu direnişin sırrı burada, Arîn ve Kendal gibi onlarcasının mücadelesidir bu sır. Toprağa ve onurlu bir yaşama bağlılıktır bu sır. IŞİD çeteleri yöneldikleri her yeri kısa bir sürede alabiliyorlar fakat dört ay kadar bir süredir burada büyük bir kayıp verdiler ve Kobanê’yi alamadılar. Hiçbir zaman da alamayacaklar. YPG ve YPJ savaşçılarındaki bu direniş ruhu dünyanın başka bir yerinde olmayan bir ruh, ki bu ruh 2015 yılında elde edilecek başarının da teminatı olan bir ruh.

Peki, yeni saldırılar için IŞİD’e Rakka gibi kontrolünde olan diğer şehirlerden hala takviye güçler geliyor mu?

Mahmud Berxwedan: Fırsat buldukça Minbic, Cerablus, Bab, Rakka, Tilabyad şehirlerinden takviye güçler getiriyorlar. Bir kırılmaya uğradılar, bu güçlerle durumu lehlerine çevirmek istiyorlar. Biz ilerliyoruz, önemli noktalar kontrolümüz altına geçti fakat onlar direnmeye devam ediyorlar. Tüm bu takviye güçlere rağmen Kobanê’yi çok da uzun olmayan bir süre sonra özgürleştireceğimizi düşünüyoruz.

Dün de çok sayıda hava saldırısı oldu. IŞİD’e takviye güçlerin ulaştığı yollar üzerinde koalisyon güçlerinin yeni bir stratejisi var mı?

Mahmud Berxwedan: Stratejide büyük bir değişiklik söz konusu değil, bu yollar değil de özellikle Tilabyad ve Cerablus taraflarında bazı önemli hava saldırıları olmuştu. Genel olarak savaş cephesinin ön tarafına hava saldırıları düzenliyorlar ve kısmen de cephenin arka tarafına.

Hava saldırılarının fazla ve etkili olmasının sizin üzerinizdeki etkisi ne?

Mahmud Berxwedan: Hava saldırıları son birkaç gündür artmış durumda. Bu bize bir destek ve koalisyonun hava saldırılarıyla IŞİD psikolojik olarak da bir yıkıma uğruyor.

Kobanê’ye dönen siviller var, onların dönüşü hakkında ne düşünüyorsunuz?

Mahmud Berxwedan: Sınırda bekleyen insanlarımız var, Kobanê’ye bir an önce dönmek istiyorlar. Yine, savaşa rağmen Kobanê’yi bırakmak istemeyen ve burada yaşayan insanlar var. Kobanê halkı başka bir yerde alışmış bir halk değil, tarihinde böyle bir şey yok. Birçok aile kendiliğinden Kobanê’ye dönüyor. Bu bir taraftan destek için iyi bir şey fakat bir taraftan da kötü. Çünkü çetin kış şartlarından dolayı bazı sıkıntılar yaşanıyor, başta ısınma problemi mesela. Henüz bir koridor açılmış değil ve doktorlar konusunda da eksiklikler yaşanıyor. Fakat gelen insanlar Kobanê’deki toprağı yemeye muhtaç da kalsalar burayı terk etmeyeceklerini belirtiyorlar.

Son olarak 2015 yılı için Kürtlere ve dünyaya mesajınız ne?

Mahmud Berxwedan: 2014 yılı Kürtlerin direniş yılı oldu ve Kürtler hiçbir zaman yenilmeyi kabul etmediklerini bütün dünyaya gösterdiler. Özgürlüğe odaklanan bu halk, sadece kendiler için, bütün Ortadoğu halkları, bütün dünya için IŞİD’e karşı mücadele etti. 2014 yılındaki oluşturulan mücadelenin 2015 yılında Kürt halkına özgürlük getirmesini umut ediyoruz. Başta direnen Kürt halkının olmak üzere bütün dünya halklarının yeni yılını kutluyoruz.

Enwer Mislim: Kobanê’deki Siviller İçin Mutlaka Güvenlik Koridoru Oluşturulmalı

Anwar_Moslem

Sayın Enwer Mislim, üç aydan uzun bir süredir Kobanê’de çatışmalar devam ediyor. Özellikle askeri gelişmeler bakımından şu an Kobanê’de son durum ne?

IŞİD üç aydan uzun bir süredir ağır silahlarla Kobanê’ye saldırıyor. YPG ve YPJ güçleri bu saldırılar karşısında büyük bir direniş sergilediler. Son zamanlarda doğu cephesinde birkaç sokak ilerlediler, yine güney cephesinde de büyük bir ilerleme kaydedildi. Fakat bu cephelerde asıl problem sokak savaşlarının yaşanması. Zaten batı cephesinde IŞİD şehir dışında. Amerika’nın öncülüğünü yaptığı koalisyonun hava saldırıları da IŞİD’in cephelerini, cephanelerini hedef alıyor. IŞİD’in burada yenilmesi tüm insanlık için bir kazanç olacaktır. Bunun iyi görülmesi gerektiğine inanıyoruz.

10815821_407421906081680_1867670485_n

Kobanê yakın bir zamanda zafere ulaşacak, buna inanıyoruz. Fakat hala bir takım tehlikeler halen var. Aralarında çocukların da olduğu binlerce sivil var Kobanê’de, çetin kış şartlarından dolayı büyük zorluklar yaşıyorlar. Bir güvenlik koridorunun oluşturulması için uluslararası güçlere bir kez daha sesleniyoruz. Dün IŞİD’in havan topu saldırıları sonucu Kobanê’nin doğusundaki köylerden olan üç sivil Arap şehit oldu, onlarca kişi yaralandı.

Sivillerden bansettiniz. Peki çetin kış şartlarından dolayı Kobanê’de ve sınırda mahsur kalan sivillerin daha çok nelere ihtiyacı var?

IŞİD’in saldırıları sonucu Kobanê’nin dörtte üçü harabeye dönüştü. Kobanê’deki ve sınırdaki sivil insanlar başta yiyecek, içecek ve giyecek olmak üzere her türlü şeye ihtiyaç duyuyor. Özellikle ilaç konusunda büyük sıkıntılar yaşıyorlar. Yine insanların sığınıp ısınabileceği kamplar bir an önce yapılmalı. Çünkü Kobanê’deki direnişin zaferle sonuçlanması durumunda Kobanê’ye dönecek binlerce aile dışarda kalmak zorunda kalacak. İnsan hakları savunucuları, uluslararası yardım kuruluşları evleri yıkılan bu insanlara yardım eli uzatmalı.

Kobane_Dec

Çatışmaların başladığı günden bu yana sadece Kürdistan’ın kuzeyindeki belediyeler ve sivil yardım kuruluşları ve halk Kobanê’ye sahip çıktı. Ne kadar çağrıda bulunduysak da ne yazık ki uluslararası kuruluşlar bu saate kadar henüz destek vermiş değiller. Suruç’ta kamplarda kalan, yine sınırda ve Kobanê’de kalan insanlarımızın içinde olduğu durum gerçekten içler acısı.

Türkiye hükümeti Kobanê halkına büyük yardımlar yaptığını, onlara kapılarını açtıkları belirtiyor. Fakat siz sadece kuzeydeki belediyelerin yardım yaptığını söylüyorsunuz?

Türkiye’nin açıklamaları bizi gerçekten çok üzüyor, biz böyle beklemiyorduk. IŞİD, Türkiye tarafındaki Mürşitpınar Sınır Kapısı’ndan Kobanê’ye saldırdı fakat bunu inkâr ettiler. O patlama için siyasetçilerden, sivillerden, Türkiye dışından ya da içinden fark etmez bir araştırma komisyonunun oluşturulmasını istemiştik fakat Türkiye’den ses çıkmadı. Suruç’taki kamplarda insanlarımız çok zor bir durumdalar, kendi dilleriyle eğitim görmek isteyen çocuklara bile izin vermiyorlar.

‘’Biz kapılarımız açtık’’ diyerek hep aynı şeyi tekrarlıyorlar. IŞİD, Musul’da, Tikrit’te, her tarafta katliamlar gerçekleştiriyor ve bu insanlar da katliamdan kaçmışlar. Katliamdan kaçan insanlara kapıları açmak zaten insani bir görev.Türkiye’nin yardım olarak gördüğü ‘’kapıları açmak’’ dışında gözle görülür bir yardımı yok, hakikat budur. Bu hakikati kendi gözleriyle görmek, bilmek isteyen bütün insan hakları heyetleri, bütün bağımsız kuruluşlar ve medya çalışanları Suruç’taki kamplarda incelemeler yapabilirler.

İki sivil insanın yaşamını yitirdiği Avustralya’daki IŞİD saldırısı için neler diyeceksiniz?

Terör eylemleri gerçekten insanın yüreğini yakıyor. Birkaç yıl önce Amerika’da yüzlerce masum, sivil insan şehit oldu. Sonra Fransa, İspanya, Kanada ve en son şimdi de Avustralya’da benzer şeyler yaşandı. Kobanê’deki terör ile bu ülkelerdeki terör aynı terör. Yaşamını yitirenlerin ailelerine ve Avustralya hükümetine başsağlığı diliyoruz. Bütün dünya, dinleri ve halkları hedef alan bu terör örgütüne karşı birlikte hareket etmeliyiz.

Hillary Clinton geçen hafta yaptığı açıklamada Amerika’nın Kürt kadın savaşçılarına, YPJ’ye destek çıkması gerektiğini belirtti, onlardan övgüyle bahsetti. Bu konuda neler diyeceksiniz?

Kobanê’den bize destek çıkan bütün Amerikan halklarına selamlarımızı gönderiyoruz. Sayın Hilary Clinton’un açıklamaları bizi onurlandırdı. Bize yardım eli uzatan bütün Amerikan yetkililerine bir kez daha teşekkür ediyoruz. Bu direnişte onların da payı var. YPJ’nin Kobanê’deki direnişi bütün dünya kadınlarının direnişidir. Bu direnişi desteklediği için Sayın Hilary Clinton’un da payı var bu direnişte. Bütün bu dünyanın bu şekilde YPG’ye, YPJ’ye ve Kobanê’ye sahip çıkmasını umut ediyoruz. Kobanê’deki zafer teröre karşı duran bütün halkların zaferi olacaktır.

Kobanê artık bütün dünyanın bildiği bir yer ve dünyanın dört bir yanından yardım etmek isteyen insanlar yardım için belirli bir sistemin, adresin olmamasından yakınıyorlar. Yardım etmek isteyen insanların size ulaşabilecekleri herhangi bir hesap var mı?

Üç tarafımız IŞİD tarafından kuşatılmış ve diğer tarafta da Türkiye var. Türkiye sadece bazı yaralıların ve yardımların geçişine izin veriyor. Serbest bir şekilde hareket edemediğimiz için bu konularda bazı aksaklıklar yaşanıyor. Yakın bir zamanda bir hesap açılacak ve Kobanê kantonuna ve halkına yardım etmek isteyen insanlar bu hesap yoluyla bize ulaşabilecekler. Sadece Kürt halkı değil, insanlığa inanan herkes Kobanê’deki sivil insanlara destek çıkmalı.

Noel Bayramı ve Yeni Yıl yaklaşıyor. Bu konuda bir mesajınız var mı?

Bütün dünyanın Noel Bayramı’nı kutluyorum. Bu bayramı burada kutlamak isteyenler de vardı elbet fakat savaş var, IŞİD buna engel oldu. 2015 yılının barış ve kardeşlik yılı olmasını temenni ediyorum. Zulmün olmadığı, bütün halkların ve dinlerin bir arada, huzur içinde yaşayabileceği yeni bir yıl diliyorum. Sesimizi duyan herkes yeni yılda da Kobanê’deki direnişe sahip çıkmalı ve zaferden sonra kurulacak yeni bir Kobanê için elinden geldiğince yardımcı olmalı.