Iraq Protests – Turkey Incursion into Syria

Host Carol Castiel and Mutlu Civiroglu, senior broadcaster in VOA’s Kurdish Service, talk with Abbas Kadhim, Director of the Iraq Initiative at the Atlantic Council, about the ramifications of widespread protests against corruption and lack of services that have shaken Iraq over the past weeks. Kadhim also addresses Ankara’s incursion into northeastern Syria after US President Donald Trump told Turkish President Recep Tayyip Erdoğan that Washington would withdraw 1,000 troops from the region, leaving Kurdish allies in the lurch and scrambling strategic alliances.

https://www.voanews.com/episode/iraq-protests-turkey-incursion-syria-4050541

Hevrin Khalaf, uccisa la paladina curda delle donne: trucidata dai filo-turchi

Hevrin Khalaf, uccisa la paladina curda delle donne: trucidata dai filo-turchiC’è anche una attivista per i diritti delle donne tra i 9 civili trucidati ieri a sangue freddo dai miliziani filo-turchi nel nord-est della Siria. Secondo quanto riferisce il Guardian, Hevrin Khalaf, 35 anni, segretaria generale del Partito Futuro siriano, e il suo autista, sono stati assassinati a colpi di arma da fuoco su un’autostrada dopo essere stati prelevati dalle loro auto da milizie sostenute dalla Turchia, riferiscono le forze curde. Le uccisioni di tutti e 9 i civili sono state filmate e il video diffuso in rete.

«I nove civili sono stati giustiziati in diversi momenti a sud della città di Tel Abyad», ha affermato l’Osservatorio siriano per i diritti umani, riferisce il Guardian. Nel video diffuso sulla rete, si sentono gli assassini gridare insulti mentre sparano contro i civili con le loro armi. Funzionari statunitensi hanno confermato che il filmato è autentico. Khalaf, è stata «trascinata fuori dalla sua auto durante un attacco sostenuto dalla Turchia e giustiziata da milizie mercenarie sostenute da Ankara», ha affermato in una nota il braccio politico delle forze democratiche siriane a guida curda (SDF). «Questa è una chiara prova che lo stato turco sta continuando la sua politica criminale nei confronti di civili disarmati», ha aggiunto. Khalaf era il segretario generale del partito per il Futuro della Siria. Mutlu Civiroglu, esperto in politica curda, ha descritto la sua morte come una «grande perdita». «Aveva un talento per la diplomazia, partecipava sempre agli incontri con americani, francesi e le delegazioni straniere», ha affermato.

Ultimo aggiornamento: 14 Ottobre, 09:00© RIPRODUZIONE RISERVATA

Son dakika – SDG ile anlaşan Suriye ordusu Menbiç’e girdi, sırada Kobani var

Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine yönelik askerî harekâtının beşinci gününde Suriye ordusunun ana omurgasını YPG’nin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile anlaştığı öğrenildi. Bu anlaşma kapsamında Suriye ordusunun Menbiç’e girdiği duyuruldu. Suriye ordusunun bu gece de Kobani’ye gireceği belirtiliyor.

Menbiç yerel kaynakları Suriye ordusunun çeşitli bölgelerden kente doğru ilerlemeye başladığını aktarıyor.

Menbiç’e giren Suriye ordusundan ilk görüntüler geldi.

Fırat Bölgesi Savunma Komitesi Eşbaşkanı İsmet Şêx Hesen de Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin Suriye rejimi ile anlaştığını açıkladı. Hesen “Rusya ve Suriye rejimiyle anlaştık. Bugün akşama kadar gelmeleri gerekiyor” dedi.

Mezopotamya Ajansı‘nın haberine göre Hesen “Elimizden geleni yapıyoruz. Bütün devletlere çağrıda bulunduk; ancak bir şey yapmadılar. Kendi derdimize derman olacağız. Yaralarımızı kendimiz saracağız” diye konuştu.

Gazeteci Mutlu Çiviroğlu da Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin Şam yönetimi ile SDG’nin Suriye sınırını birlikte koruması konusunda anlaşmaya vardığını yazdı. Çiviroğlu, anlaşmanın Afrin de dahil tüm bölgelerin özgürlüğüne kavuşturulmasını da içerdiğini belirtti.

North Press Agency’nin haberine göre Suriye rejiminin Fırat Bölgesi Başkan Yardımcısı Mohammed Shaheen, SDG ile anlaşan Suriye ordusunun bugün Kobani bölgesine girmeye hazırlandığını duyurdu.

Kobani’deki SDG yetkilisi, Suriye hükümetiyle birkaç saat içinde Kobani’ye girmek için bir anlaşma yaptıklarını söyledi.

Gazeteci Aylina Kılıç da bölgedeki bazı yerel kaynakların SDG ile anlaştığını ve Suriye ordusunun Kobani’ye gireceğini bildirdiğini yazdı. Kılıç, “Aynı zamanda Minbiç için de bu yönde bir anlaşma olduğu belirtiliyor. Dün akşam ABD ile Rusya’nın Minbiç’te görüştüğü iddia edilmişti” dedi.

Kılıç anlaşamaya Rusya’nın dahil olduğuna dair haberlerin bulunduğunu belirtti.

https://ahvalnews.com/tr/firatin-dogusu/son-dakika-sdg-ile-anlasan-suriye-ordusu-menbice-girdi-sirada-kobani-var

Novinar kurdskog servisa Glasa Amerike: Turski napad na Kurde daje šanse za jačanje ISIL-a

Mutlu Civiroglu, novinar kurdske redakcije Glasa Amerike, govori o ofanzivi turskih snaga prema dijelu Sirije u kojem uglavnom žive Kurdi. Prema njegovim riječima, Kurdi se zbog povlačenja SAD-a, koje je i dovelo da turskog napada, osjećaju izdani, a na to gledaju kao na odluku Donalda Trumpa. Civiroglu kaže da su sada povećane šanse za jačanje ISIL-a.

 

https://ba.voanews.com/a/novinar-kurdskog-servisa-glasa-amerike-turski-napad-na-kurde-daje-%C5%A1anse-za-ja%C4%8Danje-isil-a/5119756.html

 

 

 

‘A bloody conflict’: Trump’s actions in Syria will have long-term consequences

Kurds call it a stab in the back: chaos to come will have many participants

Civiroğlu: Trump Güvenli Bölge Mutabakatını Boşa Düşürdü

ABD’de yaşayan gazeteci Mutlu Civiroğlu, Türkiye’nin Suriye’ye yönelik olası operasyonuna ilişkin bianet’e konuştu. Civiroğlu, “Amerikan kamuoyu tepkili ve öfkeli, Trump’ın bu kararından vazgeçmesini istiyor” dedi.

Manşet fotoğrafı: Anadolu Ajansı

 

ABD Başkanı Donald Trump ile Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan arasında Türkiye saati ile pazar akşamı gerçekleşen telefon konuşmasının ardından Beyaz Saray’dan “Türkiye kısa bir süre içinde Suriye’nin kuzeyine uzun zamandır planladığı operasyonu başlatacak. ABD Silahlı Kuvvetleri bu operasyonu desteklemeyecek ya da bir parçası olmayacak. ‘Halifeliği’ yenen ABD güçleri artık bölgede bulunmayacak” açıklaması yapıldı.

Beyaz Saray açıklamasının ardından bu kez Erdoğan kuzey Suriye’ye operasyonun her an başlayabileceğini duyurdu.

Türkiye ve dünya kamuoyunun iki gündür tartıştığı Suriye operasyonu açıklamalarının ABD’de kamuoyunda nasıl karşılık bulduğu ve Trump’ın açıklamalarının arka planını Amerika’da yaşayan gazeteci Mutlu Civiroğlu bianet’e değerlendirdi.

Civiroğlu, Beyaz Saray’dan yapılan açıklamanın sadece Trump’ın kararı olduğunu ve Amerikan siyasetinin bütününün bir kararı olarak okunamayacağını söyledi.

“Amerikan Başkanı Trump ile Türkiye Başkanı Erdoğan’ın anlaştığı görülüyor” diyen Civiroğlu’nun değerlendirmeleri şöyle:

“Washington’ın Pentagon’un, Dışişleri Bakanlığı’nın ve Amerikan kamuoyunun anlamaya çalıştığı bir durum söz konusu. Ortada bir mutabakat olduğu konusunda kesin bir bilgi yok, çünkü bir karmaşıklık söz konusu. Erdoğan ile Trump arasındaki telefon görüşmesinin ardından bir açıklama yapılıyor.

“Kararı Amerikan yönetiminin üzerine çalışılmış ve anlaşarak aldığı bir karar olarak düşünmek yanıltıcı olur. Şunun altını çizmek gerekiyor: Bu karar, Trump’ın kararıdır. Amerikan hükümetinin kararı değildir. Daha önce Ağustos ayında yapılan güvenli bölge mutabakatı, Amerikan Hükümetinin uyguladığı bir siyasetti.

“Türkiye’nin tek taraflı adımlarını engellemek içindi”

“Güvenli bölge mutabakatı Amerikan Devletinin, Türkiye’nin tek taraflı adımını engellemek, Suriye’de istikrarsızlığı sebep olabilecek durumların önüne geçmek için bir çabasıydı. Ama Trump’ın yaptığı bu açıklama o çabaları boşa düşürdü. Çünkü Amerikan Hükümeti hem Pentagon hem Amerika’nın başını çektiği koalisyon, Suriye’de bir güvenlik mekanizması oluşturmak, Türkiye’nin tek taraflı adımlarının önüne geçmek ve ortak hareket etmek için uğraşıyordu. Ama dün (6 Ekim) geceki açıklama Amerikan Devleti’nin bu siyasetini bir nevi sonlandırmak anlamına geliyor.

“Amerika’nın yeşil ışık yaktığı yorumu yanıltıcı”

“Öte yandan Pentagon’un açıklamasında tek taraflı adımlardan kaçınılması gerektiği ifade ediliyor. Yani Amerikan yönetimi içinde bir bütünlük yok. Amerikan yönetiminin oluşturan kurumların hemfikir olmadığı çok rahatlıkla görülüyor. Bu nedenle kararı, Amerikan’ın yeşil ışık yakması olarak yorumlamak yanıltıcı olabilir. Zaten Amerikan medyası da ‘Trump’ın yeşil ışığı’, ‘Trump’ın Erdoğan ile anlaşması’ olarak yorumluyor. Yani hep Trump’ı ön plana çıkaran manşetler atılıyor.

“Çünkü Amerikan kamuoyunun büyük çoğunluğu; ABD Kongresi, Pentagon, Dışişleri Bakanlığı, Düşünce Kuruluşları bu kararın yanlış olduğunu ve Kürtlerin müttefikleri olduğu, büyük bedeller ödediği ve bölgesel güçlerin insafına bırakılmaması gerektiği konusunda hemfikirler. Ayrıca bu kararın sadece Türkiye’ye değil, İran ve Rusya’ya aynı zamanda IŞİD’e yaradığı hem Cumhuriyetçi Parti içerisinde, hem demokratlar tarafından dillendiriliyor.

“Kamuoyu Trump’ın kararından vazgeçmesini istiyor”

“Amerikan kamuoyu tepkili ve öfkeli, Trump’ın bu kararından vazgeçmesini istiyor. Hem Trump’a yakın kişiler hem de muhalefet hem Suriye ve Kürt konusu uzmanları, aynı zamanda ana akım medya, bu karardan vazgeçilmesi gerektiğini dile getiriyor. Amerikan Hükümeti, kamuoyu ve medyası bu karara karşı ve bunu değiştirmeye çalışıyor.

“Zaten Trump’ın ‘Türkiye sınırı aşarsa bunu kabul etmem’ yönündeki açıklaması da gelen tepkileri dindirmek için yaptığı açıklama olarak görülebilir. Kamuoyunda, kararın Amerikan diplomasisine, bürokrasisine, Pentagon’a danışılmadan alındığı ve Amerikan çıkarlarına hizmet etmediği, IŞİD’in geri dönüşüne zemin hazırlayabileceği için Trump’a kararına çok büyük bir tepki var.

“Trump müttefiklerine kızgın”

“Beyaz Saray açıklamasının ikinci bölümünde IŞİD’li tutuklulara vurgu yapılıyor. Trump, o açıklamasında müttefiklerine olan kızgınlığını ifade ediyor. Trump’ı iyi okuyanlar bu kararın biraz da müttefiklerini cezalandırmak, “Ne haliniz varsa görün” olarak okuyabiliyorlar. Fransa, Almanya ve diğer batılı müttefiklere bir kızgınlık var. “Siz sorumluğu almadınız, yük hep Amerika’nın üzerindeydi, alın bundan sonra yük sizin üzerinizde kalsın.” Burada Trump’ı bu şekilde Amerika’yı bir külfetten kurtardığını düşünüyor.

“IŞİD’lilerin tekrar eylemlere başlama riski var”

“Ulusal kamuoyu için büyük bir risk var. IŞİD’lilerin kaçması firar etmesi tekrar eylemlere başlaması gibi bir risk var. Bu operasyon çok ciddi sorunlar doğurabilir. Hava sahasının şu an için kapalı olduğu belirtiliyor. Fakat bunu varsayım üzerine söylüyoruz. Çünkü bu, hükümetin aldığı bir karar olmadığı için ortada net bir durum yok. Örneğin Pentagon, ‘Türkiye tek taraflı adım atmamalı, bunun sonuçları kötü olur’ diye uyarıda bulunuyor. Türkiye’yi bilgi paylaşımdan çıkarıyor.

“Afrin operasyonunda görüldüğü gibi hava saldırısı ve drone teknolojisi olmadan ilerlemek kolay olmayacak. Afrin gibi bir bölgede bile yaklaşık iki ay sürdü. Şu anda Demokratik Suriye Güçleri’nin kontrol ettiği bölge çok daha geniş, yani hava desteği olmadan Türkiye açısından çok zor olacaktır.” (RT)

https://m.bianet.org/bianet/siyaset/214122-civiroglu-trump-guvenli-bolge-mutabakatini-bosa-dusurdu

Could Turkey use Syria safe zone to remake the area’s demographics?

m1

Turkey’s track record in Syria suggests it might use a U.S.-backed safe zone planned for Kurdish-majority northeastern Syria to fundamentally reshape the region’s demographic makeup, though Washington would likely stand in its way.

Turkish President Recep Tayyip Erdoğan has for months threatened to launch a cross-border military operation to drive out the People’s Protection Units (YPG) from the area, saying the Syrian Kurdish force is an extension of the Kurdistan Workers’ Party (PKK) that has been fighting for self-rule in Turkey’s mainly Kurdish southeast for more than three decades.

Turkey’s offensive into northeast Syria has so far been blocked by the United States, which armed, trained and backed the Syrian Democratic Forces (SDF), largely made up of YPG fighters, to help it defeat Islamic State (ISIS) in Syria. But Turkey and the United States last week agreed to establish a joint operations centre to oversee a safe zone in Syria. Details of the deal have not been revealed, but most observers believe differences remain over safe zone size and which troops would patrol it.

Turkey’s previous cross-border offensives suggest the zone would be less than safe for many of its present, mainly Kurdish, inhabitants. After Turkey seized the northwestern Syrian Kurdish district of Afrin in early 2018, its Syrian militia proxies, the Free Syrian Army, looted houses in broad daylight.

Throughout the ongoing occupation, Turkey has done nothing to prevent documented human rights violations, including the displacement of more than 100,000 native Afrin Kurds.

Turkey also oversaw the resettlement of displaced Arabs from elsewhere in Syria in vacated Kurdish homes. It has even given them residence permits to stay in the region. By doing so, it is creating new demographic facts on the ground in a region that has historically been overwhelmingly Kurdish.

The main regions of Syrian Kurdistan are situated east of the River Euphrates. After the Aug. 7 preliminary agreement between Turkey and the United States to create a safe zone in that area, the U.S. embassy in Ankara said, “that the safe zone shall become a peace corridor, and every effort shall be made so that displaced Syrians can return to their country.”

“The term peace corridor refers to two different animals: for Turkey, it’s the total elimination of PKK cadres in northern Syria; for the U.S., it is a workable solution to make both Turkey and the YPG/PKK avoid clashing,” Mustafa Gürbüz, a non-resident fellow at the Arab Center in Washington. “Unless a paradigm shift occurs on either side, it is impossible to have a long-term safe-zone agreement.”

Turkey frequently talks of its intention to send the majority of the 3.6 million Syrian refugees back to their homeland. This could mean resettling Syrian Arabs in Kurdish-majority areas, as it has done in Afrin, so as to destroy any contiguous Kurdish-majority region on Turkey’s border.

Turkey plans to resettle some 700,000 Syrian refugees in Kurdish-majority northeast Syria following the safe zone’s establishment. This is possibly part of a project to lessen the unpopular presence of Syrian refugees in Turkey and fundamentally change the demographics of northeast Syria in a similar fashion to the Syrian Baathist Arabisation drive of the 1960s and 1970s. That plan sought to repopulate Kurdish-majority areas on the Syrian border with Arabs to separate Syria’s Kurds from the Kurds of Turkey and Iraq, where Kurdish nationalism was on the rise.

The Syrian government planned to remove Kurds from a zone along the Syrian border with Turkey nine miles deep and 174 miles wide. It never fully materialised, though many Kurds were forcibly uprooted and their land resettled by some 4,000 Arab families.

Turkey may well see the safe zone as the first step to building a similar “Arab belt” along the border. The exact size and location of the safe zone is not yet clear. Turkey wants a 20-mile deep zone spanning the entire border while the United States has suggested a much smaller nine-mile deep zone. Turkey remains adamant that the zone should be no less than 20-miles deep and says it will launch a unilateral military operation if it does not get what it wants.

A zone that size would include all of Syrian Kurdistan’s major cities, many of which are close to the Turkish border, and would be unacceptable to the YPG and the multi-ethnic SDF umbrella force.

The United States may convince Turkey to instead settle for establishing the safe zone around the Arab-majority border town of Tel Abyad, where resettled Syrian Arab refugees may prove less contentious in Kurdish-majority areas.

“Kurds see Tel Abyad as a part of Syrian Kurdistan because it is one of the regions where the Arab belt project was implemented and the demographics there were changed decades ago,” said Mutlu Çiviroğlu, a Kurdish affairs analyst.

It is unclear whether the United State will be able to persuade Turkey to make significant concessions.

“The American team was convinced that Erdoğan was going to invade northern and eastern Syria,” said Nicholas Heras, Middle East security fellow at the Center for a New American Security. “There was an air of desperation from the American side during these talks that has not existed before.”

His party’s defeat in mayoral elections in Turkey’s biggest city and financial capital Istanbul shook the president, Heras said. Consequently, Erdoğan views the Syria issue “as a cornucopia that he can use to satisfy the Turkish body politic that he senses is turning against him”.

“The American team believed that Erdoğan was going to invade, push out the SDF from a large swathe of the border, and nearly simultaneously move refugees into the void,” Heras said. “What is really bothering the American side is a belief that there could still be a moment when U.S. and other coalition forces will need to fire on Turkish troops in order to protect the SDF.”

Heras said there had been a quiet war between the U.S. State Department that wanted to give the Turks more room to operate in SDF areas, and the U.S. military that was pushing back hard.

“Neither the Turks nor the Americans have agreed to much, except to keep talking,” he said. “But that is a win for both the U.S. military and the SDF, because the longer the Turks are kept at bay, the less likely Turkey can pull off an invasion.”

Heras doubted the Turkish-backed Free Syrian Army would be able to operate in any safe zone, noting that they had “no protection whatsoever from coalition forces”.

“U.S.-led coalition forces in northern and eastern Syria have almost no trust for Turkey’s Syrian rebel proxies,” he said. “If they try to operate in SDF areas, they will be shot.”

Syrian Kurds believe Turkey uses its Syrian proxies in order to shield itself from charges of abuse, Çiviroğlu said. He said he doubted the United States would permit Turkey to alter the demographics of northeast Syria.

“I don’t think the U.S. will accept this because this is against international law and it doesn’t solve any problems,” he said. “Also ethically, the U.S. will not accept such a thing in my view because these are the people that have been fighting side-by-side with the U.S. against ISIS.”

Paul Iddon

https://ahvalnews.com/syrian-war/could-turkey-use-syria-safe-zone-remake-areas-demographics

İŞİD-in azərbaycanlı gəlinləri


Suriyanın İslam Dövləti qrupunun nəzarətindəki son istehkamından evakuasiya edilən insanların çoxunun qrupun döyüşçüləri ilə qohumluğu var. Suriyada ekstremist yaraqlıların dul qalmış arvadları və uşaqları xaricilər üçün xüsusi düşərgədə saxlanılır.

Amerikanın Səsinin bu yaxınlarda Suriyanın Əl-Hol düşərgəsinə baş çəkən müxbiri Mutlu Çiviroğlu oradakı qadınların vəziyyəti ilə tanış olub.

O düşərgədə heç də hər kəs bu işə könüllü, ürəkdən, ixtifar hissi ilə qatılmayıb.
Mutlu Civiroğlu

O, düşərgədə qeyri-insani durumun, çirkablıq və qeyri-sanitariyanın hökm sürdüyünü deyib. Uşaqların vəziyyətini açınacaqlı adlandıran Çiviroğlu hökumətləri onları qəbul etməyə çağırıb. Müxbir qadınların, xüsusilə Avropa ölkələrindən gələn qadınların hökumətlərinin onları qəbul etmək istədiyini bildirib.

Adının Ayişə olduğunu deyən azərbaycanlı qadın həyat yoldaşı ilə birgə Suriyaya getdiyini deyib. Həyat yoldaşının Kobanyada öldürülməsindən sonra bu düşərgəyə sığınan Ayişə düşərgədə yaşanan çətinlikləri haqda da danışıb.

Anasının xristian, atasının şiə olduğunu deyən digər bir azərbaycanlı qadın anasının onu qəbul etmək istəmədiyini bildirib.

Mutlu Civiroğlu iki həftə öncə 14 yaşlı azərbaycanlı qızın nənəsinin də iştirakı ilə boğularaq öldürüldüyünü deyib. Qızın günahı isə başını örtmək istəməməsi olub.

Ərləri döyüşdə öldürülmüş yüzlərlə qadın düşərgələrdə uşaqları ilə birlikdə yaşayır.
Ərləri döyüşdə öldürülmüş yüzlərlə qadın düşərgələrdə uşaqları ilə birlikdə yaşayır.

Digər qadınlar da vətən həsrəti ilə yaşayır. Tacikistandan olan br qadın oğlunun çəkdiyi ümid dolu rəsmlərini göstərərək, göz yaşlarını saxlaya bilməyib.

Suriya və İraqda həyat yoldaşları İŞİD-ə xidmət edən bəzi qadınlar ölüm hökmlərinə məhkum edilib. İraqda valideynlərinin terrorçular tərəfindən öldürülən uşaqların taleyi narahatlıq mövzusudur.

Məhkəmənin qərarı ilə edam edilən qadınların övladlarının taleyi bəlli deyil.

Lakin yardım təşkilatları düşərgələrdə həyatın kritik vəziyyətdə olduğunu və fövqəladə vəziyyətdən çıxmaq üçün zaman tələb olunduğunu deyir.

https://www.amerikaninsesi.org/a/mutlu-suriya-azerbaycan/5032836.html

 

Feuding Syrian Kurdish political blocs dance around rapprochement

As French and US initiatives for intra-Kurdish rapprochement in Syria stall, it seems that piecemeal defections from the Kurdish National Council to the Kurdish autonomous administration in the north of the country are the rule of the day.

al-monitor An officer of the Syrian Kurdish Democratic Union Party (PYD) stands guard near the Syrian-Iraq border, Oct. 31, 2012. Photo by REUTERS/Thaier al-Sudani.

 

France and the United States are encouraging a rapprochement between Syria’s two feuding Kurdish political blocs, the Democratic Union Party (PYD) and the Kurdish National Council, which is an official part of the Syrian opposition in exile known as the National Coalition of Syrian Revolution and Opposition Forces.

A Kurdish detente could serve as an early step toward incorporating parts of the opposition into the PYD-led autonomous administration of northeast Syria. In turn, wider opposition participation could help the autonomous administration gain a seat at negotiations to end the civil war, as well as win local and international recognition now that the main reason for the autonomous administration’s foreign support — the territorial fight against the Islamic State (IS) — has ended.

But the prospect of Kurdish rapprochement in Syria faces an uphill battle. Turkey wields influence over the Kurdish National Council and opposes the move; meanwhile, both Kurdish factions have unrealistic demands for a deal. Rather than an agreement at the organizational level, the most likely path forward for Syrian Kurdish cooperation involves disaffected council groups breaking off piecemeal to join the PYD-led autonomous administration, as they have done in the past.

The PYD and the council are at odds over the PYD’s nonconfrontational stance toward Damascus, the council’s proximity to the Turkish-backed Syrian opposition and each faction’s connection to rival Kurdish regional powers. Negotiations between the two sides to unite failed early in the civil war over power-sharing disputes. Since then, the council’s parties have refused to apply for licenses to participate in the autonomous administration, a fact the PYD has used to repress the council’s political activity.

Turkey opposes a Syrian Kurdish detente, as well as any step that might legitimize the presence of the PYD in northeast Syria. Ankara considers the PYD to be a branch of the Kurdistan Workers’ Party (PKK), which has fought a decades-long insurgency against Turkey. Turkey’s peace process with the PKK collapsed in 2015, and despite hopeful indications this spring, it will likely remain that way as Turkish President Recep Tayyip Erdogan seeks to divert attention from recent political setbacks. In July, Turkey launched a new phase of its military campaign against the PKK in Iraq and once again threatened to invade PYD-led northeast Syria.

Mutlu Civiroglu, a journalist who specializes in Kurdish affairs in Syria and Turkey, told Al-Monitor that following the blow Erdogan received in local elections this year, “he needs something to consolidate, to bring back his support, the morale of his base.” Civiroglu added, “National security is beyond sacred for many Turkish politicians. When the issue is national security, they all keep silent, they all support the government.”

Turkish opposition is not the only hurdle to Syrian Kurdish rapprochement. While both Kurdish parties endorsed the detente proposal, their key demands seem to preclude a deal. Top PYD officials have stipulated that for talks to move forward, the Kurdish National Council must leave the Syrian National Coalition, which would strip the council of its political relevance as the only internationally recognized Syrian Kurdish opposition group, as well as disrupt the lives of council members living in Turkey.

“There’s no talk within this [detente] initiative, nor any direction within this initiative, toward withdrawing from the Syrian National Coalition or dealing negatively with it,” Hawwas Khalil Saadun, a council representative and member of the Syrian National Council, told Al-Monitor.

Meanwhile, the Kurdish National Council has called on the Rojava Peshmerga, its military wing based in Iraqi Kurdistan, to enter northern Syria to ensure the terms of an agreement with the PYD are implemented. The PYD will “never” accept this, Mohammed Abdulsattar Ibrahim, a Syrian Kurdish journalist with Syria Direct, told Al-Monitor. PYD officials maintain that “if there are two Kurdish forces on the ground, they will fight with each other, as happened between [Massoud] Barzani and [Jalal] Talabani from 1994-1998 [in Iraq]. That’s very possible,” Ibrahim said.

While the Kurdish National Council and the PYD are unlikely to strike a deal, wider Kurdish participation in the autonomous administration is possible — via council parties breaking off piecemeal and joining the administration.

Some council members have long disagreed with their organization’s closeness to the Turkish-backed Syrian opposition. One sticking point was Turkey’s resistance to the 2017 Kurdish independence referendum championed by Barzani of the Kurdistan Democratic Party in Iraq; he helped found the council and enjoys good relations with Ankara. Then came the rebel invasion of the Syrian Kurdish enclave of Afrin in January 2018. Turkish-backed Syrian opposition groups committed widespread human rights violations against Kurds, and resettled Arabs evacuated from the suburbs of Damascus — who survived years of strangling siege imposed by the Syrian government — in houses abandoned by Kurdish residents. The council condemned the assault on Afrin when it occurred, but ultimately remained within the Syrian opposition.

“What happened in Afrin horrified people, including [Kurdish National Council] people in Kobani, Jazeera and other parts. They are very much afraid the ongoing atrocities in Afrin will recur in other Kurdish regions,” said Civiroglu.

Internal tensions caused by the council’s closeness to the Turkish-backed Syrian opposition, in addition to routine conflicts over power and positions, have resulted in several defections over to the autonomous administration. Certain council politicians imply that the defectors are PYD plants.

In 2016, three parties previously expelled from the council formed the Kurdish National Alliance, which went on to participate in formal autonomous administration elections. Two years later, prompted by Turkey’s assault on Afrin, the president of the Kurdish Future Movement in Syria split from the council and established a new party that now works alongside the PYD. Thirty more colleagues from the Kurdish Future Movement followed suit soon after.

The specter of future defections looms large as long as the PYD is the dominant Kurdish power in Syria. Ibrahim said that when the council “used to call for a protest or demonstration, thousands of people came. Now, a few people attend.” He added, “When the [council] parties defect, it’s for their own interests — they want to have a role.”

In June 2019, one of the council’s oldest factions, known as the Yekiti Party in Syria, expelled three leaders primarily because of a power dispute, said Ivan Hassib, a local Kurdish journalist who covers internal council dynamics. These leaders, who went on to form a new party, have not expressed a desire to work under the autonomous administration, as their “popular base is Barzani’s people. … Today, if the party that defected directly joined the PYD, that’s like suicide,” Hassib told Al-Monitor.

Nevertheless, he added that two of the three ousted politicians were accused by former colleagues of connections to the PYD. They might remain independent, or join the autonomous administration sometime in the future.

For its part, the PYD encourages Kurdish (and Arab) opposition parties to participate in the autonomous administration system that it leads, if they register, and provides a degree of freedom to criticize policy while maintaining control over the most important decisions. The more opposition parties join the administration, the more they dilute the presence of leaders connected to the PKK, and the closer the administration appears to its ideological premise as a decentralized, democratic system. Movement in this direction reduces the chance of a Turkish invasion and increases the chance of continued Western support.

“The entire [autonomous] administration wants to unify the Syrian opposition,” said Khabat Shakir, a PYD representative in Germany.

Pending a major shift in northeast Syria — such as US President Donald Trump pulling out US troops in advance of the 2020 presidential elections, and/or a Turkish invasion — piecemeal defections from the Kurdish National Council to the autonomous administration are the most likely form of Kurdish rapprochement currently available.

Dan Wilkofsky

https://www.al-monitor.com/pulse/originals/2019/08/syria-kurdish-national-council-defections-rapprochement.ac.html