Son dakika – SDG ile anlaşan Suriye ordusu Menbiç’e girdi, sırada Kobani var

Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine yönelik askerî harekâtının beşinci gününde Suriye ordusunun ana omurgasını YPG’nin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile anlaştığı öğrenildi. Bu anlaşma kapsamında Suriye ordusunun Menbiç’e girdiği duyuruldu. Suriye ordusunun bu gece de Kobani’ye gireceği belirtiliyor.

Menbiç yerel kaynakları Suriye ordusunun çeşitli bölgelerden kente doğru ilerlemeye başladığını aktarıyor.

Menbiç’e giren Suriye ordusundan ilk görüntüler geldi.

Fırat Bölgesi Savunma Komitesi Eşbaşkanı İsmet Şêx Hesen de Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin Suriye rejimi ile anlaştığını açıkladı. Hesen “Rusya ve Suriye rejimiyle anlaştık. Bugün akşama kadar gelmeleri gerekiyor” dedi.

Mezopotamya Ajansı‘nın haberine göre Hesen “Elimizden geleni yapıyoruz. Bütün devletlere çağrıda bulunduk; ancak bir şey yapmadılar. Kendi derdimize derman olacağız. Yaralarımızı kendimiz saracağız” diye konuştu.

Gazeteci Mutlu Çiviroğlu da Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin Şam yönetimi ile SDG’nin Suriye sınırını birlikte koruması konusunda anlaşmaya vardığını yazdı. Çiviroğlu, anlaşmanın Afrin de dahil tüm bölgelerin özgürlüğüne kavuşturulmasını da içerdiğini belirtti.

North Press Agency’nin haberine göre Suriye rejiminin Fırat Bölgesi Başkan Yardımcısı Mohammed Shaheen, SDG ile anlaşan Suriye ordusunun bugün Kobani bölgesine girmeye hazırlandığını duyurdu.

Kobani’deki SDG yetkilisi, Suriye hükümetiyle birkaç saat içinde Kobani’ye girmek için bir anlaşma yaptıklarını söyledi.

Gazeteci Aylina Kılıç da bölgedeki bazı yerel kaynakların SDG ile anlaştığını ve Suriye ordusunun Kobani’ye gireceğini bildirdiğini yazdı. Kılıç, “Aynı zamanda Minbiç için de bu yönde bir anlaşma olduğu belirtiliyor. Dün akşam ABD ile Rusya’nın Minbiç’te görüştüğü iddia edilmişti” dedi.

Kılıç anlaşamaya Rusya’nın dahil olduğuna dair haberlerin bulunduğunu belirtti.

https://ahvalnews.com/tr/firatin-dogusu/son-dakika-sdg-ile-anlasan-suriye-ordusu-menbice-girdi-sirada-kobani-var

‘A bloody conflict’: Trump’s actions in Syria will have long-term consequences

Kurds call it a stab in the back: chaos to come will have many participants

Özgürlüğe yakışıklı girmek istedim

DAİŞ’in köle olarak alıkoyduğu Êzîdî çocukları bir bir kurtarılıp ailelerine teslim ediliyor. Ednan, Kînan, Walîd kurtarılan çocuklardan sadece üçü. Kînan, özgürlüğe takım elbise ve kravatla adım atarken, Ednan QSD’nin DAİŞ’ten kurtardığı annesiyle buluşacağı günü iple çekiyor.

Babası Şengal Katliamı’nda katledilen Kînan, annesi ile birlikte DAİŞ çetelerince köle olarak kaçırıldı. Ancak annesi bir patlamada yaşamını yitirdi. Ebû Saed isimli DAİŞ çetesinin İdlib’e kadar kaçırıp 30 bin dolar karşılığı amcasına teslim ettiği Kînan, gazetecilerin karşısına takım elbise ve kravatla çıkıyor ve ekliyor: “Özgürlüğümün ilk günlerinde yakışıklı görünmek istedim.”

DAİŞ çetelerinin kıstırıldığı son toprak parçası Baxoz’da, 3 Ağustos 2014’teki Şengal Katliamı tekrar gündeme getiren gelişmeler yaşanıyor. Kaçırılan Êzîdî kadınlar ve köleleştirilen çocukların trajik öyküleri çıkıyor karşımıza.

Ednan, Kînan, Walîd… Üç çocuğun da babası katledilmiş ve anneleriyle kaçırılmış. Kînan ve Walîd’in anneleri ise DAİŞ’in kontrolündeki bölgelerde yaşanan patlamalarda hayatını kaybetmiş.

Ednan onlara göre biraz daha şanslı, bir süre önce annesi de QSD savaşçıları tarafından özgürleştirilmiş ve şimdi bir birlerine kavuşacakları anı sabırsızlıkla bekliyorlar.

Ednan annesine kavuşuyor

Gazeteci Mutlu Çiviroğlu önceki gün Twitter hesabından DAİŞ tarafından kaçırılan ve QSD savaşçılarınca kurtarılan Êzîdî bir çocuğun görüntülerini paylaşarak, söz çocuğun ailesine bir an önce kavuşmasını umduğunu söyledi.

Aynı gün akşam saatlerinde Êzîdîlere ait Ezidipress internet sitesi DAİŞ’in elinden kurtarılan çocuğun annesine kavuştuğunu duyurdu.

Çiviroğlu paylaştığı görüntüde çocuğun ismini sorması üzerine, “Benim adım Ednan” diyor. Ezidipress yetkilileri de çocuğun annesine ulaşarak oğlunun kurtarıldığının haberini veriyor. Haberi duyan anne mutluluk gözyaşları döküyor. Ezidipress Ednan’ın annesinin, QSD savaşçıları ile Mutlu Çiviroğlu’na teşekkür ettiğine de yer verdi.

DAİŞ çeteleri 3 Ağustos 2014 Şengal’de Êzîdî Kürtlere yönelik gerçekleştirdikleri soykırım saldırısında Ednan’ın babasını katletti. Çeteler, annesi ve kendisini de köle olarak götürdü. Annesinin de bir süre önce DAİŞ’ten kurtarıldığı belirtiliyor.

DAİŞ’in köle olarak kaçırdığı Êzîdî çocuğu Kînan, “Çok ölü gördüm, katledilen çok insan gördüm” diyor.

Kînan ömrünün tam yarısını DAİŞ’in zorbalığının altında geçirmiş. Bir süre önce QSD savaşçılarınca kurtarılmış. Fransız radyo kanalı France İnfo’nun haberine göre, Ebû Sead isimli DAİŞ çetesi sivillerin arasında küçük Kînan’i de yanına alarak Baxoz’dan kaçarak İdlib’e gitmiş.  Şengal Katliamı’nda Kînan’ın babası da katledilenler arasında. DAİŞ’in yanında yaşadığı kabusu ise Kînan, “Ben çok ölü gördüm, DAİŞ’lilerin eliyle katledilen insanlar… Bizi çok dövüyorlardı. Babamı haksız yere öldürdüler” şeklinde bir çırpıda özetliyor.

Şık bir şekilde radyo muhabirleriyle görüşmesi, dikkat çekmiş.

Bir iki boy büyük de olsa takım elbise giymiş ve kravat takmış. Şık giyinmeyi de “Özgürlüğümün ilk günlerinde yakışıklı görünmek istedim” sözleriyle ifade ediyor.

Büyük ablasını DAİŞ’liler tarafından satılmış. Annesi ise Baxoz’da yaşanan bir patlamada yaşamanı yitirmiş. Küçük Kînan annesinin ölümünden sonra Ebû Saed’in kendisini, hiç bir sebep yokken de dövmeye başladığını söylüyor.

DAİŞ çeteleri Kürtçeyi yasakladıkları için Kînan da bir çok Êzîdî çocuğu gibi 5 yıl içerisinde ana dilini tamamen unutmuş.

Baxoz, QSD savaşçılarınca kuşatmaya alındığı süreçte Ebû Saed İd lib’e kaçmaya karar vermiş. Kînan’ın amcası Ebû Saed’e ulaşarak Kînan’i almaya çalışmış. Ebû Saed amcasından aldığı 30 bin dolar karşılığı Kînan’ı bırakıyor, O da 5 gün sonra Güney Kürdistan’daki amcasına ulaşıyor.

Walid de kurtarıldı

France İnfo muhaberleri göre Kînan ve amcası ile görüşürken, amcasının telefonuna bir mesaj ile fotoğraf düşüyor. QSD savaşçıları 9 yaşında bir çocuğu kurtarmış. Adı Walid ancak DAİŞ çeteleri ona Ebdul Haman ismini vermiş.

Onun da babası DAİŞ çetelerince katledilmiş ve onun da annesi Kînan’ın annesi gibi bir patlamada ölmüş. Şimdi Walid de kurtarılan ve annesine kavuşma anını iple çeken Ednan gibi emin ellerde ve özgür…   

DÊRAZOR/PARİS


Baxoz’da 6’sı çocuk 8 Êzîdî kurtarıldı

Demokratik Suriye Güçleri (QSD), DAİŞ çetelerine karşı final savaşının yürütüldüğü Baxoz’da 6’sı çocuk olmak üzere 8 Êzîdî’yi daha kurtardı. Alınan bilgilere göre, QSD savaşçıları Baxoz’daki operasyon sırasında 8 Êzîdî’yi daha kurtararak güvenli alanlara ulaştırdı. Kurtarılanlar 6 çocuk ve 2 kadından oluşuyor. Operasyonda kurtarılan kadınların, T. S. ve E. M. olduğu öğrenilirken, çocukların isimleri ise şöyle: Eymen Xelil Heci, Dilbirîn Celer, Xeyri Şeref, Musa Hadi, Ayşe, İbrahim.

ANF/BAXOZ

 

Özgürlüğe yakışıklı girmek istedim

Senior U.S. diplomat visits Kurdish journalist injured by Turkish gunfire

Senior U.S. diplomat William Roebuck on Saturday visited a Kurdish journalist in hospital in northern Syria’s Manbij where she is recovering from being shot by Turkish forces, Rudaw reported.

Two journalist, two members of Syrian Kurdish forces and a civilian, were reportedly lost their lives this week due to the shelling from the Turkish side targeting Kurdish-held northern Syrian territory, media reports.

“I wish you a quick recovery. You’re a brave woman,” Ambassador Roebuck told Gulistan Mohammed, in comments published by the Manbij Military Council.

 

The U.S. envoy Roebuck, an advisor to Brett McGurk who deals with Syria policy from the U.S. State Department and helps coordinate stabilisation efforts in Syria, stressed the important role that journalists and the media play in stability and security which was very important for the United States. Roebuck will meet with the Manbij civil administration before leaving.

The 20-year-old Mohammed was one of two journalists working for local media ANHA news who were injured in Turkish fire on Friday morning. She was shot in the face. In critical condition, she was transferred to Manbij for surgery and is now in intensive care, according to ANHA.

The other journalist, Ibrahim Ahmed Marto,19, was wounded in hand by a bullet. He was treated at Gire Spi General Hospital.

The two were covering Turkish attacks on villages and Kurdish forces in the Kobane and Gire Spi (Tal Abyad) area. ANHA said Turkish snipers deliberately targeted them.

The shelling by Turkey started last week and targeted areas held by the People’s Protection Units (YPG) which forms the backbone of the U.S. backed Syrian Democratic Forces in the battle against the Islamic State. However, Ankara considers the YPG as an extension of its own insurgent group Kurdistan Worker’s Party which took guns against the Turkish government in 1984. Both are seen as terrorist organisations by Turkey.

Turkey and the United States began joint patrols in neutral zones near Manbij on Friday. Ankara has threatened the YPG with military operations against them in Manbij and eastward. But Washington said that Turkish forces will not enter Manbij city, and the joint patrols are only to complement local security.

https://ahvalnews.com/turkey-ypg/senior-us-diplomat-visits-kurdish-journalist-injured-turkish-gunfire

“Afrin Operasyonu Olursa ABD ve Türkiye Ordusu Karşı Karşıya Gelebilir”

Washington’da yaşayan analist Mutlu Çiviroğlu, ABD’nin Afrin operasyonunun gerçekleşmemesi için perde arkasında bir diplomasi yürüttüğünü söylerken, olası operasyonun bölgede ABD ve Türkiye’yi karşı karşıya getirebileceğini de kaydetti.
Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) savaşçılarını taşıyan yaklaşık 20 kadar otobüs bugün Suriye’ye geçti. Fotoğraf: DHA

Aylardır telaffuz edilen “Afrin operasyonu” için en son Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli Afrin operasyonunun mutlaka yapılacağını belirterek, “Temel hedefimiz PYD terör örgütünün tamamen ortadan kaldırılması” açıklaması yaptı.

Washington’da yaşayan gazeteci ve analist Mutlu Çiviroğlu’na bölgedeki son durumu, operasyonun gerçekleşmesi halinde gerçekleşebilecek olası krizleri sorduk.

Hükümet kanadının aylardır sözünü ettiği “Afrin operasyonu” için son adımlar atılıyor, operasyonun her an yapılabileceği vurgulandı tekrar.  Ne anlama gelir bir operasyon, aslında tam olarak ne hedefleniyor?

Türkiye’nin Afrin operasyonunun öncelikle Suriye’de daha fazla söz sahibi olma çabası. Çünkü Türkiye Bab, Cerablus hattına hapsolmuş durumda.

Öte yandan en büyük nedeni ise Türkiye’nin büyük bir tehlike olarak gördüğü Suriye’de kazanımlarını artıran, statülerini pekiştiren Kürtlerin söz sahibi olmaması istemi.

Afrin sonuçta YPG’nin kontrolündeki bölgelerden kopuk. Özellikle Türkiye’nin İdlib kuzeyine konuşlanmasından sonra ise dört yönden çevrilmiş durumda. Türkiye bu nedenle Afrin’i zayıf halka olarak görüyor. Bu şekilde Kürt kantonlarının birleşmesini engellemek, oradaki yapıya darbe vurmak, moral bozmak, oradan da Tel Rıfat bölgesinde bir hat açmak, Münbiç’e ulaşmak gibi ikincil planların da olduğunu düşünüyorum.

Kamuoyunun, Suriye uzmanlarının, Kürt uzmanlarının gördüğü, bildiği bir başka geçerli neden yok. Her ne kadar Türkiye hükümeti ve medyası “Afrin’den saldırılar geliyor, biz karşılık veriyoruz” gibi söyleseler de bunun diplomaside, uluslararası basında karşılık görmediği biliniyor.

Türkiye aylardan beri Afrin’e yönelik tehditlerde bulunuyor. Orada terör yuvası olduğunu söylüyor Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan. Halbuki Afrin savaştan dolayı da ikiye üçe katlanan nüfusuyla istikrarın olduğu, ekonomik ambargoya rağmen kendi şartlarıyla da kendi kendine yeten, göreceli olarak sanayi, ticaret ve tarım merkezi.

Halkın büyük çoğunluğu da birkaç Arap köyü hariç Kürt. Kürtler arasında Müslüman Kürtlerin yanı sıra Alevi ve Ezidi Kürtlerin de yaşadığı mozaik bir bölge Afrin. Türkiye’ye herhangi bir saldırı, herhangi bir tehdit olmadığı çok açık biliniyor.

Bilakis Rojava’daki yönetimin istemi her zaman Türkiye ile ilişkiler olması yönündeydi. Afrin’de de böyle. Görüştüğüm birçok yönetici Antep ile ticaret yapabilmek oradaki pazarın Türkiye’deki firmalar tarafından açılmasıydı. Yani iyi ilişkilerdi ama maalesef Türkiye’den bu adımlar gelmediği gibi son iki yıldır siyaset sertleşti. İç siyaset açısından bakıldığında ise özellikle son dönemde MHP ile var olan iş birliğinin cazip gördüğü bir adım olarak görülebilir.

“ABD operasyonun yapılmaması için diplomasi yürütüyor”

ABD, Türkiye’nin bölgedeki operasyonuna karşı, bu operasyonu engelleyebilir mi?

Bu gelişmeler Amerika’yı da zor duruma soktu. Bir yandan geleneksel, tarihsel müttefiki, öte yandan son 3 yıldan beri ortak olarak gördüğü, IŞİD gibi global bir tehdide son darbeyi vuran bir yapıyla var olan işbirliği. En son Dışişleri Bakan Yardımcısının “müttefik” diye tanımladığı bir müttefikleri var. Ama ABD her iki tarafı da dost olarak görmesine rağmen Türkiye’nin Rojava’ya tutumu belli. Dün akşam Tillerson biraz toparlamaya çalıştı. Yani ABD için bu çok yeni bir şey değil.

Türkiye “Kürt” lafının geçtiği her şeye tepki veriyor. Ama dünya öyle görmüyor. Rusya da, Amerika da Kürt gerçeğinin farkında. Bütün dünya da Suriye’de Kürtlerin olması gerektiğini söylüyor.

ABD bunu artık açık açık söylüyor. Sonuçta Dışişleri Bakan Yardımcısının senatodaki ifadesinde “Kürtlerin Suriye’de yer alması gerektiğini, görüşmelere katılması gerektiğini, adil şekilde temsiliyeti gerektiğini” söyledi.

Benim görüşüm, ABD bu krizin sakinleşmesi için perde arkasından bir diplomasi yürütüyor. Herhangi bir operasyon olmasın diye. Böyle bir operasyon ABD’nin süre gelen çalışmalarına son verebilir. IŞİD’in dönmesinin engellenme alanına zarar verecek. IŞİD’den kurtarılan bölgelere halkın dönmesi çalışmalarını durduracak. Yani büyük bir kaosa yol açacak. Benim aldığım duyumlara göre de ABD diplomasisi operasyonun olmaması için diplomatik çalışmaları yürütüyor.

ABD ordusunun Doğal Kararlılık Operasyonu Özel Kuvvetler Ortak Görev Gücü Komutanı Tümgeneral James Jerard, geçtiğimiz Kasım ayında Suriye’deki ABD askeri sayısı için “4 bin” demiş, ardından rakamı “500” olarak düzeltmişti.

 

“Bölgede açık açık Amerikan güçleri var”

Bu durumun ABD ile Türkiye ordularını sahada direkt olarak karşı karşıya getirebileceği yönünde yorumlar da var. Böyle bir durum söz konusu olabilir mi?

Askeri olarak karşı karşıya gelebilirler mi konusunda ise, dün Türkiye’nin desteklediği Fırat Kalkanı grupları ile Amerika’nın desteklediği Münbiç Askeri Konseyi, (ki Münbiç’te önemli oranda bir Amerikan askeri var) saldırıya uğradı ve Münbiç Askeri Konseyi de cevap verdi. Olayın hemen ardından Amerikan askerleri bölgeye intikal etti. Ben bunu özel kaynaklardan biliyorum.

O yüzden böyle bir direkt çatışma olasılığı var. Çünkü Münbiç YPG’nin bir parçası olan SDG’nin olduğu bir bölge. Açık Açık Amerikan güçlerinin olduğu bir bölge. Böyle bir saldırı olduğunda Amerikan askerleri ile de direkt bir çatışma yaşanabilir.

“Rusya’nın tutumu İdlib’le ilgili bir pazarlık olabilir”

Rusya şu an için ortada davranıyor daha çok sessiz kalıyor gibi bir tablo var. Olası operasyonda Rusya’nın tavrı ne olur?

Zaten bir operasyon olursa Rusya’nın tavrı yeşil ışık bana göre. Rusya Türkiye’nin Suriye politikasında çok belirleyici. Afrin bölgesinde de Rus barış denetleme gücü mevcut. O yüzden Türkiye’deki yetkililer de Rusya’ya gitti. Afrin bölgesiyle ilgili şu ana kadar görülen Ruslar, bir yeşil ışık yakmadı ama öte yandan Rusya’nın siyaseti de Kürtleri biraz rejime muhtaç bırakmak yönünde.

O yüzden Kürtlerin YPG’nin Rojava ile ilişkilerinin gelişmesinden de rahatsız. Kürtlerin fazla ABD’ye yaklaşmasını da istemiyor, Türkiye’nin Kürt fobisini de kullanıyor. Ama öte yandan Astana görüşmeleriyle var olan mutabakata Türkiye’nin sadık kalmadığı yorumları var. İdlib’de Türkiye’nin desteklediği grupları zor durumda bırakan gelişmeler var.

Türkiye-İran, Türkiye-Rusya, Rusya-İran arasında çelişkilerin de var olduğu bir dönem. O nedenle ancak Rusya yeşil ışık yaktığında Türkiye böyle bir operasyon yapar. Ki benim görüşüm Rusya, Türkiye’yi çok iyi tanıyor. Böyle bir şeye kolay kolay izin vermeyecektir. Ama kapalı kapılar ardında ne pazarlıklar yapılıyor onu da bilmiyoruz.

Rusya’nın tutumu biraz da İdlib’de bir pazarlık olabilir. Afrin’i ver, İdlib’i al gibi bir pazarlık da olabilir. Böyle spekülasyonlar da yapılıyor.

“Yıllar süren ayrışmalara neden olabilir”

YPG komutanı Hemo ve PYD yönetiminden de ardı ardına açıklamalar geldi. Sahada nasıl bir durum meydana gelir? Türkiye fiili bir savaşın içine girer mi?

Afrin hem Halep’te yaşayan Kürtlerin gelmesiyle hem de Suriye’den kaçan insanların sığınmasıyla Şahbe bölgesi dahil, yaklaşık 500 binden fazla insanın yaşadığı, iç mültecilerle birlikte 700-800 bin rakamı telaffuz ediliyor.

Ticareti, sanayisi olan önemli bir bölge ve halkı Kürt. Tarihsel olarak da dediğimiz gibi Kürt Dağı denilen bölge. Birkaç Arap köyü hariç Kürt. PYD’ye kitlesel olarak en çok desteğin olduğu, Kürt kimliğinin çok sahiplenildiği bir bölge Afrin. YPG/PYD muhalifi partiler bile onları ulusal güç olarak görüyor. O yüzden halkı, Araplar da dahil Türkiye’nin müdahalesine çok karşı. Türkiye’nin Afrin’e girmesi zaten kolay değil, öyle bir şey olsa bile çıkması kolay değil. Türkiye’de bu operasyonu düzenleyen insanların başarılı olması çok zor. Çünkü hem Afrin coğrafyası, hem halkı, kolay kolay izin vermez Türkiye’nin orada barınmasına. Afrin, Cerablus ya da El Bab gibi değil.

Türkiye ordusu YPG karşısında zorlanacaktır. Türkiye’deki Kürt siyasetçiler de buna vurgu yapıyor. Ahmet Türk de en son konuşmuştu. Türkiye’deki Kürtlerin de Rojava’ya küçük kardeş gözüyle baktığı biliniyor. Hiç sebep yokken böyle bir saldırının Türkiye’deki Kürtler açısından da rahatsızlık yaratacağı ortada.

Bu yıllar sürebilecek ayrışmalara, zıtlaşmalara yol açabilir. Kobani sürecinde Guardian gazetesine de yazmıştım Türklerin ve Kürtlerin beraberliği için altın bir fırsattı Kürtler dardayken Türkiye’den yardım gitmesi. Ama maalesef o yaşanmadı ve Kobani sürecinde çok yaralar açıldı. Afrin’de de bu yaşanabilir. O yüzden umudum böyle bir şeyin yaşanmaması.

Kısa ve uzun vadede nasıl bir tablo çıkar karşımıza operasyon başlarsa?

Dediğim gibi umarım böyle bir şey olmaz, Türkiye daha yapıcı ve gerçekçi bir bakış açısıyla yaklaşır. Rojava’yı ve Rojava’nın kazanımlarını da tehlike olarak görmez. Çünkü Türkiye için tehlike değil. Hiçbir saldırı olmaması YPG’nin olmadığı bölgelerden göz önünde bulundurulmalı. Kürtler büyük bir bedel ödediler dünya adına, günlerce genç insanlarını feda etti, IŞİD ile savaştı, Nusra ile savaştı. Yeni Suriye’de artık Kürtler eskisi gibi diri diri mezara gömülmeyi kabul etmezler, edemezler. (PT)

 

https://m.bianet.org/bianet/kriz/193480-afrin-operasyonu-olursa-abd-ve-turkiye-ordusu-karsi-karsiya-gelebilir

ABD’deki futbol maçında YPG bayrağı açıldı

YPG

ABD’deki futbol maçında bir taraftarın, YPG bayrağı salladığı fotoğraflar paylaşıldı.

Amerika’nın sesi muhabirlerinden Mutlu Çiviroğlu, Twitter hesabından ABD’de bir futbol maçında taraftarların YPG bayrağı açtığı fotoğraflar paylaştı.

“New York Cosmos fanları YPG bayrağıyla” ifadeleriyle paylaşılan fotoğraflarda,”Cosmopolitan Antifascists” (Cosmopolitan anti-faşistleri) adlı bir gruptan bir kişinin maç esnasında YPG bayrağı salladığı görülüyor.

​Türkiye, YPG’yi, PKK’nın Suriye’deki uzantısı olarak görüyor ve bu yapıyla ilişkili DSG gibi örgütlerin de ‘terör örgütü’ olarak kabul edilmesini istiyor. Ancak, Başta ABD olmak üzere Batılı güçler, Ankara’nın bu görüşünü kabul etmiyor. Ankara, ayrıca YPG’ye silah verilmesine de sert bir şekilde karşı çıkıyor.

https://tr.sputniknews.com/abd/201705301028668750-abd-futbol-maci-ypg/