Category Archives: YPJ

YPJ Commander Engizek Khalil: In Raqqa We are Fighting for the Honor of all Women

YPJ Commander Engizek Khalil
YPJ Commander Engizek Khalil

Along with the People’s Protection Units (YPG), the female fighters of the Women’s Protection Units have joined the Raqqa operation and are fighting on the front-line in order to rescue the women taken by ISIS. Pointing out that ISIS are still selling women like goods on the market, Engizek Khalil, one of the Women’s Protection Units’ commanders, said,

‘It’s not only Kurdish and Ezidi women they are fighting for, but for the honour of all the women of the world.’

Responding to claims that civilians have been wounded in the operation, Khalil replied,

‘We are not going into Raqqa to hurt civilians. We are there to save them from persecution’

***

Mutlu Civiroglu @mutludc

***

First of all I want to say thanks to you, Khalil, for making time for us in the middle of the battle in Raqqa. The operation inside the city of Raqqa has been going on for about a month now – what’s the situation on the front right now?

Engizek Khalil: The People’s Protection Units (YPG), Women’s Protection Units (YPJ), Syrian Democratic Forces (SDF) and some groups of the Free Syrian Army (FSA) have been engaged in the joint Raqqa operation for a month now. The liberation of Raqqa has a very special meaning for women, because it’s in this city, which ISIS have declared as their capital, that they are trading women and selling them like goods. I can say that at the moment almost half of Raqqa has been liberated as a result of our operation. Our morale is really high, despite the fact that our progress has been equalled by difficulties.

What kind of difficulties?

Engizek Khalil: One of the difficulties is that ISIS have left bombs with drones. Inside the city, there are a lot of vehicles packed with bombs and ready to be exploded. The streets are full of tunnels so that they can come up from behind and attack. As well as that, mines have been laid at nearly every house in Raqqa. It takes times to deal with these things and advance. Whenever ISIS are forced to leave a city, they decimate it. That’s pretty much the situation here.

Human rights groups say that large numbers of civilians are being killed during the operations. General Stephan Townsend, one of the commanders of the coalition against ISIS, said that every care is being taken to protect civilians during the operations. How do you try to protect civilians?

Engizek Khalil: In a war environment, unfortunately there is a possibility that civilians will be killed. But we do everything we can to protect them. When we reach civilians inside Raqqa, we immediately remove them to safe areas. ISIS are using civilians as a human shield in order to prevent our advance. A lot of our colleagues have been wounded when trying to protect civilians. If you can’t protect civilians, there’s no point in going into the city. We are not going into Raqqa to hurt civilians. We are going to save them from persecution. It’s not true that large numbers of civilians have been killed during the operations. The coalition is making a huge effort to protect civilians from harm.

You said that the liberation of Raqqa has a special meaning for women. The women fighting in Raqqa are much talked about around the world. As a female commander, how do you feel to be fighting against ISIS in a city where women have been subjected to such horrific abuse?

Engizek Khalil: The women taken from Shingal as slaves were sold in Raqqa like goods. During the operations, we’ve rescued a lot of Ezidi women from ISIS and reunited them with their families. This gives a very special feeling of vengeance. This vengeance is for all the women of the world, not just Kurdish and Ezidi women; because all over the world women are victims of slavery. In the Women’s Protection Units, we are women from different ethnicities, including Kurds, Arabs and Assyrians, and we want to show that women can fight for freedom everywhere and in every way. When we’re fighting against ISIS, we always advance to the sound of our ululations and it terrifies the ISIS fighters.

According to the media, a group of Ezidi women came to Raqqa from Shingal [Sinjar] to fight against ISIS. Can you say something about them?

yjs

Engizek Khalil: The support of our female comrades from Shingal has been a great morale booster. These women have taken up positions in the front-line against ISIS. They say they will stay fighting in Raqqa until they have achieved retribution for all the Ezidi women. As members of the Women’s Protection Units, we all stand together in the fight against ISIS.

When ISIS surrounded Kobane, it terrified the whole world. But they were defeated in Kobane and from then on they lost their momentum. Now you are advancing right in the heart of ISIS and have rescued half the city. So what will bring the end of ISIS and what shape will the struggle of the YPJ take after this?

Engizek Khalil: Along with some of the countries that are working with them, ISIS surrounded Kobane with the aim of finishing off the Kurds. It’s not wrong to say that Kobane had a braking effect on ISIS. There were only two streets in Kobane that didn’t fall. Through the struggle of our comrades like Arin Mirxan, who we will never forget, a brake was put on ISIS. We’ll fight against ISIS anywhere in the world we need to, not just in Kobane. Two years ago, the Women’s Protection Units were fighting against ISIS in Kobane and today we are fighting in Raqqa. The wave of fear that ISIS spread has been halted and now everyone can see that.

 

*Translated into English by Paula Darwish http://countryandeastern.net/

 

 

YPG Sözcüsü Rêdûr Xelîl ile Rojava’daki Son Durumu Görüştük

Serekaniyee

YPG Sözcüsü Rêdûr Xelîl ile başta Serêkanîyê’deki durum olmak üzere birçok güncel konuyu görüştük.

Mutlu Çiviroğlu                      https://twitter.com/mutludc

Geçen hafta özellikle Serêkanîyê’de yaşanan şiddetli çatışmalardan sonra bölgede son olarak durum ne?

Rêdûr Xelîl: Serêkanîyê ve Tiltemir çevresindeki IŞİD saldırıları 23 Şubat’tan beri aralıksız devam ediyor. Özellikle Menacir ve Serêkanîyê arasındaki bölgede YPG güçlerimiz ile terörist IŞİD çeteleri arasında şiddetli çatışmalar yaşandı. Burada IŞİD’e ağır bir darbe indirildi, karargah olarak kullandıkları iki köy ve mezra tamamen güçlerimizin kontrolü altına geçti. Burada onlara ait cephanelik mühimmat ve birçok ceset elimize geçti. Tiltemir ve Menacir köyleri etrafında bazen yine çatışmalar çıkıyor.

IŞİD bu son saldırılar ile neyi planlıyordu. Serêkanîyê’de tehlike tam olarak geçmiş diyebilir miyiz?

Redo
Rêdûr Xelîl:
Hayır, henüz tehlike geçti diyemiyoruz. Fakat onların bölgedeki planlarını boşa çıkardık. Kontrolümüz altına geçen köylerin önemi yüksek. Bu köyler Serêkanîyê ve Tiltemir arasında olduğu için IŞİD her iki şehir arasındaki yolları kontrolü altında tutmaya çalışıyordu. Eğer onları oradan çıkarmasaydık tehlike giderek artacaktı. IŞİD Tilhemis ve Tilbarak’ta çok ağır darbeler aldı, gücünü tekrar ispatlamak istercesine Tiltemir ve Serêkanî’ye yöneldi. Fakat YPG ve YPJ direnişi karşısında IŞİD bozguna uğradı. Şüphesiz bu direnişe az da olsa uluslararası güçlerin de katkısı oldu.

Peki neden burada uluslararası güçlerin desteği Kobanê’deki destek gibi olmadı? Çağrılarınız olmasına rağmen desteğin gecikmesini neye bağlıyorsunuz?

Rêdûr Xelîl: Tiltemir ve Serêkanîyê’deki destek Kobanê’deki destek kadar değildi. Elbette ki biz daha fazla destek için çağrılarda bulunduk. Zaten kurulun uluslararası güç IŞİD’e karşı mücadele etmek için kurulmuş ve karada IŞİD’e karşı savaşabilen tek güç bugün YPG’dir. YPG’nin başta Amerika olmak üzere bütün uluslararası güçlerin en stratejik gücü olabileceğine inanıyoruz. IŞİD’e karşı mücadelenin başarıya ulaşabilmesi için biz daha aktif, daha fazla destek bekliyoruz. Bu gecikmenin sebebi YPG ve uluslararası güçler arasındaki bir anlaşmazlık değil, uluslararası güçlerin yürütmüş olduğu siyasetle ilgili bir şey. Bu siyasi anlaşmazlıkların bir an önce ortadan kalkmasını umuyoruz. IŞİD’e karşı mücadele hiçbir zaman durdurulmamalı, çünkü bölgeyi hemen tehdit etmeye başlıyorlar.

Fakat uluslararası güçlerin vermiş olduğu desteğin mücadelenize katkısı olduğunu belirtiyorsunuz, doğru mu?

Rêdûr Xelîl: Elbette ki, bunu hiçbir zaman inkar etmiyoruz ve destekleri için hep teşekkür ediyoruz. Kobanê’de, Tilbarak’ta, Tilhemîs’te büyük bir destek sağladılar. Fakat bizim demek istediğimiz, Tiltemir ve Serêkanîyê’de yeterince aktif bir destek olmadı. Eğer diğer bölgelerde vermiş olduğu desteği burada da vermiş olsaydı daha büyük bir başarı elde ederdik

Birkaç YPG komutanı Türkiye’nin mücadelenizi olumsuz etkilediğini, IŞİD’e destek verdiğini belirtti. Siz bu konuda neler diyeceksiniz?

Rêdûr Xelîl: Türkiye’nin bu desteği yüzde yüz verdiğine dair belgeler üzerine konuşmak istemiyoruz. Türkiye’nin IŞİD’in geçişine izin verdiği yönündeki iddialar hep olan bir şey. Tilebyad’dan Serêkanîyê’ye kadar dört sınır kapısı açık, IŞİD bu kapılarından çok rahat bir şekilde geçiyor. Bu iddialar ne kadar doğru ne kadar yanlış tartışılır, fakat Türkiye’nin onları desteklediği yönünde iddialar var. Bu iddialara karşı IŞİD’e karşı mücadele aktif bir rol almalı ve YPG’ye destek vermeli. Çünkü önümüzdeki günlerde ŞİD değil Kürt halkı bölgede hakim olacak.

YPG_Fighters_Serekaniye_2012 (Photo: Mutlu Civiroglu)

Tilebyad’tan bahsettiniz. IŞİD bu saldırıları Tilebyad’a almamanız, dolayısıyla her iki kantonu birbirine ulaştırmamanız için yapmış olabilir mi?

Rêdûr Xelîl: IŞİD bölgeden tamamen silinmekten çok korkuyor. Kobanê’de aldığı ağır yenilgiden sonra bütün gücünü Tilebyad ve Serêkanîyê arasında topladı.

Bazı haberlere göre IŞİD Kürdistan Bölgesi’nde klor gazı kullanıyor, Kobanê’de de aynı iddialar gündeme gelmişti. Bu konuda neler diyeceksinz?

Rêdûr Xelîl: IŞİD’in Kürdistan ve bütün dünyadaki tehlikesi şu an her zamankinden daha fazla. IŞİD’in büyük darbeler aldığı doğrudur, zaten bu darbelerden dolayı tehlike artmış diyoruz. IŞİD şu an yaralı bir yılan gibi, eline geçen bütün fırsatları değerlendirebilir. Kimyasal silah bile kullanabilir. Kürdistan’ın güneyinde kullanmış olduğu gazlar ve yasaklı silahlar için şaşırmadık. Kürdistan’ın batısında da, özellikle Cezaa ve Kobanê’de bu yasaklı silahları daha önce kullandılar. Uluslararası kuruluşlar bunları raporlarla ispatladılar. Bunun için bu örgüte karşı Avrupalı devletler, uluslararası güçler, Amerika daha etkili bir mücadele yürütmeli, YPG’ye daha fazla destek vermeli.

Esad rejimine ve IŞİD’e yakın haber siteleri Hizbullah’ın Serêkanîyê’de YPG’ye yardım ettiğini iddia ediyorlar. Doğru mu bu iddialar?

Rêdûr Xelîl: Bunlar tamamen rejimini yürüttüğü kara propaganda siyaseti. YPG’yi karalayarak zayıf düşürmeye çalışıyorlar, bu iddialar tamamen asılsız.

Bir süredir rejim ile bir takım sıkıntılar yaşıyordunuz, şu an ilişkiniz ne durumda?

Rêdûr Xelîl: Rejim kendi bölgesinden çıkmış değil, çıkacak gibi de değil. Şu an rejim ile olan ilişkilerimizde herhangi olağanüstü bir durum yok. Çünkü rejimin şu an için bize karşı bir saldırı pozisyonunda değil. YPG IŞİD’e karşı savaşmaya devam ediyor ve rejim de şehir de hala eski yerini koruyor.

Suriye muhalefeti yaptığı bir açıklamada Tilhemis ve Tilbarak’taki köylerde YPG’nin Arap köylülere kötü davranışlarda bulunduğunu iddia etmişi. Bu konuda neler diyeceksiniz?

Rêdûr Xelîl: Tabi ki bu iddialar asılsız, bu açıklamaya karşı resmi bir açıklama yapmıştık zaten. Bu tür açıklamalar IŞİD’in bölgedeki varlığına meşruiyet veriyor. Böyle bir yaşanmadı, sivil halk şu an hala köylerindeler. IŞİD oralardayken köylerinden ayrılmak zorunda kalan insanlar da yardımlarımızla dönmeye başladılar. Bütün uluslararası kuruluşlar özellikle de Birleşmiş Milletler eğer gelip rapor hazırlamak isterse kapımız sonuna kadar açık ve çalışmalarında istedikleri kolaylığı sağlarız.

Bazı kaynaklar Kürdistan Bölgesel Hükümeti’nin YPG’ye silah yardımında bulunduğunu iddia ediyor, doğru mu bu iddialar?

Rêdûr Xelîl: Böyle bir yardımın olmasını isterdik fakat öyle bir şey yok. Geçtiğimiz günlerde sembolik olarak Kobanê’de bir yardım yapıldı fakat bunun dışında büyük bir yardım söz konusu değil. Peşmergelerin silahlandırılmasını, ulusları güçlerin onlara silah yardımı yapmasını sonuna kadar destekliyoruz. Fakat aynı desteğin YPG’ye de verilmesini istiyoruz. Çünkü bugün Suriye’de IŞİD’e karşı savaşan tek güç YPG’dir.

Peki, uluslararası güçlerin sizlere herhangi bir desteği olmadı mı? Fransa bu konuda olumlu mesajlar vermişti. Dün Kanada başbakanı Stephen Harper operasyonları genişletip Suriye’de de IŞİD’e karşı mücadele edeceklerini belirtmişti.

Rêdûr Xelîl: Doğrudur, birçok olumlu ve samimi açıklama yapılıyor. Bu açıklamaların hepsine biz de olumlu yaklaşıyoruz. Fakat pratikte adım atılmasını istiyoruz, şu ana kadar pratikte herhangi bir şey yok.

Tiltemir’de kaçırılan Hristiyanlar için yeni bir gelişme var mı?

Rêdûr Xelîl: Şu ana kadar da nerede oldukları tespit edilmiş değil, akıbetleri hakkında kimse bir şey bilmiyor. Tiltemir, Menacir ve Serêkanîyê’de Süryani ve Kürt halkları büyük bir katliamla yüz yüzeler. IŞİD özellikle bu bölgeyi hedef almış durumda. YPG olarak Kürt halkını, Süryanileri ve bu topraklarda yaşayan diğer bütün azınlıkları sonuna kadar koruyacağız. Fakat uluslararası güçler de bize gereken yardımı vermeli.

Newroz kutlamaları birkaç gündür devam ediyor. Son olarak Newroz için neler demek istersiniz?

Rêdûr Xelîl: IŞİD Kürdistan’a yönelerek Kürt halkının direnen ruhunu hedef almak istiyor. Onlara karşı sonuna kadar mücadele edeceğiz. Bu mücadele ruhuyla başta Kürt halkının olmak üzere bütün Ortadoğu halklarının Newrozunu kutluyoruz.

YPG Spokesman Redur Xelil: Liberation of Tal Hamis is a Very Strategic Gain

Hêzên YPG li nêzîkî bajarokê Til Hemîs
Hêzên YPG li nêzîkî bajarokê Til Hemîs

Mr. Redur Xelil, Tal Hamis has drawn all attention on itself now. What is the current situation, has Tal Hamis come under full control of the YPG forces?

As YPG and YPJ forces, we made significant advances within a short time of five-six days as a result of the operations we launched on 21 February. At around 11 this morning [February 27], our forces managed to enter Tal Hamis which was taken under full control by our forces several hours ago.

Over a hundred villages and hamlets in three sides of Tal Hamis have also come under our control. Besides, an operation to clear the city of mines and other traps laid by ISIS has just been started.

For our readers not very acquainted with the geography of the region, could you explain the strategic importance of Tal Hamis?

The town of Tal Hamis to the south of Qamishlo was one of the main headquarters of ISIS and constituted a great danger for Shengal [Sinjar]. ISIS were continuously providing back front support from Tal Hamis which was therefore a constant problem for the south of Kurdistan and at the same time for Qamishlo and other Kurdish-inhabited towns. This is why ISIS needed to be driven out of here, which YPG have accomplished with a significant victory today.

The operation you carried out last year didn’t succeed and Arabs in the region opposed you. What attitude was displayed by the local Arab population this time?

All the minorities in the Jazira Canton participated in this operation. I may not mention all of them one by one but a number of tribes such as Shamar, Jawala, Sharabi, Benitaba and Rashid all took part in the operation. In addition to units affiliated to the Syriac Military Council and the tribe of Shamar. It was a successful operation. That is to say, the attitude of the local Arabs wasn’t like last year’s. This is because everyone knows by now that ISIS is a dark force. The methods of torture ISIS perpetrated on people also caused great reaction from the local people.

Redo
Spokesperson of the YPG Redur Xelil

 

Are ISIS planning further attacks in the coming days against places of strategic importance such as Al-Houl?

Our fight against ISIS will continue as long as the threat on the Canton of Jazira remains, we know no bounds in this regard.

It is being reported that the same kind of the solidarity between the U.S.-led coalition and YPG forces is taking place in Jazira at the moment. What would you as the YPG Spokesman say about the role of the coalition strikes?

Coalition forces too have actively participated in this operation and provided a major support to us, thus enabling the operation to accomplish.

You’ve said you had acted together with Syriac forces. Many Christian civilians have been kidnapped. What is the current situation in Tal Tamir?

ISIS attempted attacks in Tal Tamir especially after their defeat in Kobanê and our advance in Tal Hamis. Three Syriac villages were unfortunately taken by ISIS in these attacks. According to the information we have, more than a hundred civilians including children, women and elders have been kidnapped by ISIS. No information is yet available regarding their fate but they are guessed to have been taken to the Abdulaziz Mountain which is also held by the ISIS. Very fierce clashes are currently taking place between YPG and ISIS in order for the retaking of these Assyrian villages.

Bashar Assad was being asserted to be protecting the Christian community in Syria and the villages you’ve mentioned are said to be close to the Syrian regime which however remained silent at the siege and abduction of Christians. How do you assess this attitude of the regime?

Allegations on the Assad regime being the protector of minorities should be approached with suspicion. The regime made no intervention, despite having opportunities, while ISIS attacked these villages. The fact that YPG’s manner of protecting minorities is not just a politics or propaganda is known very well by everyone now. YPG is struggling to protect all minorities in practice too. I suppose minorities also know this very well now. Everyone aware of this truth backs YPG which is thus growing more and more every day. In all the areas controlled by YPG, everyone can continue their life in peace and tranquility.

What about Tal Abyad. The cantons of Jazira and Kobanê have parted from each other now. Are attacks being planned on Tal Abyad in the coming days to ensure the merging of the two cantons?

As I’ve just said, our fight will continue as long as the ISIS threat remains. We know no bounds in this struggle which, in other words, will not be concluded with the liberation of Kobanê and Tal Hamis alone.

What would you as the YPG Spokesman like to say regarding your Australian fighter Johnson who lost his life few days ago?

Ashley Johnson’s joining the YPG ranks, which happened despite the Australian and Kurdistan territories being kilometers away from each other, honored us. Inspired by the resistance we mounted, Ashley joined the anti-terror fight we are waging for humanity, and played an active role in it. He was fighting on the front lines. He was martyred in the village of Xesan in Tal Hamis.

Ashley is a martyr of the Kurdish people and humanity. We offer our condolences to both his family and the Australian people. We believe the solidarity between peoples and the spirit of struggle will grow stronger with his memory.

***

Translated into English by Berna Özgencil  https://twitter.com/bzgncl

YPG Sözcüsü Rêdûr Xelîl: Tilhamis’in Özgürleştirilmesi Çok Stratejik Bir Kazanım

Hêzên YPG li nêzîkî bajarokê Til Hemîs

Hêzên YPG li nêzîkî bajarokê Til Hemîs (Foto : Delil Suleiman)

Sayın Rêdûr Xelîl, şu an tum dikkatler Tilhamis  üzerinde. Nedîr son durum, Tilhamis tam olarak YPG güçlerinin kontrolü altına geçti mi?

Rêdûr Xelîl: 21 Şubat’ta başlattığımız operasyonlar sonucu, YPG ve YPJ güçleri olarak beş altı gün gibi kısa bir süre zarfında önemli ilerlemeler kaydettik. Bu sabah saat 11 sularında güçlerimiz Tilhamis’e girebildi. Birkaç saat önce de Tilhamis tamamen kontrolümüz altına geçti.

Yine Tilhamis’in her üç tarafına düşen yüzden fazla köy ve mezra da kontrolümüz altında. Şehri IŞİD’in döşediği mayın ve diğer tuzaklardan temizleme operasyonu da henüz yeni başladı.

Bölgenin coğrafyasına hakim olmayan okuyucularımız için Tilhamis’in stratejik önemini açıklar mısınız?

Redo

Rêdûr Xelîl: Qamişlo’nun güneyine düşen Tilhamis IŞİD’in ana karargahlarından biriydi ve Şengal için büyük bir tehditti. Tilhamis’ten sürekli arka cephe desteği sağlanıyordu. Kürdistan’ın güneyi için sürekli bir sıkıntı olan Tilhamis aynı zamanda Qamişlo ve Kürtlerin içinde yaşadığı diğer ilçeler için de büyük bir tehditti. Bunun için IŞİD’in buradan çıkarılması lazımdı ve YPG bunu bugün önemli bir zaferle başardı.

Geçen yıl düzenlediğiniz operasyon başarıya ulaşmamıştı. Bölgedeki Araplar size karşı çıkmıştı. Bu sefer yerli Arapların tutumu ne oldu?

Rêdûr Xelîl: Cezire Kantonu’nunda yaşayan bütün azınlıklar bu operasyona katıldı. Bütün aşiretleri tek tek sayamam fakat Şemara, Cewala, Şerabi, Benitaba, Raşid gibi daha birçok aşiretin hepsi vardı bu operasyonda. Bunun yanında Süryani Askeri Meclisi ve Şemara aşiretine bağlı birlik de operasyona katıldı. Böylece başarılı bir operasyon gerçekleştirildi. Yani bu yıl Arap yerlilerin tutumu geçen yılki gibi olmadı. Çünkü artık herkes IŞİD’in karanlık bir güç olduğunu biliyor. İnsanlara uyguladığı işkence yöntemlere karşı da büyük bir tepki toplamıştı yerlilerden.

Tilbarak ve El-Houl gibi IŞİD’in stratejik öneme sahip yerlerine de herhangi bir saldırı planı var mı önümüzdeki günler için?

Rêdûr Xelîl: Cezire Kantonu üzerindeki tehdit devam ettiği sürece IŞİD ile mücadelemiz de devam edecektir, bu konuda herhangi bir sınır tanımıyoruz.

Kobanê’de Amerika’nın öncülüğünü ettiği koalisyon güçleri ile YPG güçleri arasında gerçekleşen dayanışmanın aynısının şu an Cezire’de gerçekleştiği aktarılıyor. YPG sözcüsü olarak koalisyonunun saldırılarının rolü hakkında neler diyeceksiniz?

Rêdûr Xelîl: Koalisyonun güçleri de bu operasyonda etkili bir şekilde yer aldılar ve bizlere oldukça yardımcı oldular. Bunun için operasyon başarıyla tamamlandı.

Süryani güçlerle birlikte hareket ettiğinizi aktardınız. Birçok sivil Hristiyan kaçırıldı, Tiltemir’de durum ne?

Rêdûr Xelîl : Özellikle Kobanê yenilgisi ve Tılhamıs’teki ilerleyişimizden sonra IŞİD Tiltemir’de saldırılar gerçekleştirmek istedi. Bu saldırılarda ne yazık ki Süryanilerin üç köyü IŞİD’in kontrolü altına geçti. Elimizdeki bilgilere göre aralarında çocuk, yaşlı ve kadınların olduğu yüzden fazla sivil insan IŞİD tarafından kaçırılmış durumda. Akıbetleri henüz net bir bilgi yok fakat Abdulaziz Dağı’na götürüldükleri tahmin ediliyor. Bu dağ da terör örgütü IŞİD’in elinde. IŞİD’in elindeki o Asuri köylerinin geri alınması için şu an YPG ve IŞİD arasındaki çok şiddetli çatışmalar yaşanıyor.

Beşar Esad’ın Suriye’deki Hristiyan topluluğunun koruyucusu olduğu iddiası vardı ki bahsettiğiniz bu köylerin çoğunluğunun rejime yakın oldukları söyleniyor. Fakat Suriye rejimi Hristiyanların kuşatılmasına, kaçırılmasına sessiz kaldı. Rejimin bu tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Rêdûr Xelîl: Rejimin azınlıklarının koruyucusu olduğu yönündeki iddialara şüpheyle yaklaşmak gerek. Esed rejiminin imkanları olmasına rağmen IŞİD’in bu köylere saldırmaları sırasında herhangi bir müdahalede bulunmadılar. Artık herkes YPG’nin azınlıklara koruma tutumunun sadece siyaset ve propaganda olmadığını çok iyi biliyor. YPG pratikte de bütün azınlıkları korumaya çalışıyor. Sanırım artık azınlıklar da bunu çok iyi biliyor. Bunu bilen herkes YPG’ye sahip çıkıyor ve YPG gittikçe büyüyor. YPG’nin kontrolü altındaki her yerde herkes barış ve huzur içinde hayatını sürdürebiliyor.

Birçok okurumuz Tilebyad’ı soruyor. Cezire ve Kobanê kantonu birbirinden ayrı düşmüş durumdalar. Her iki kantonun birbirine ulaşması için önümüzdeki günlerde Tilebyad’a saldırı planı var mı?

Rêdûr Xelîl: Biraz önce de söylediğim gibi IŞİD tehlikesi devam ettiği sürece bizim de mücadelemiz devam edecek. Bu mücadele sınır tanımıyoruz. Yani sadece Kobanê ve Tilhamis’in özgürleştirilmesiyle mücadelemizi noktalayacak değiliz.

İki gün önce yaşamını yitiren Avustralyalı savaşçınız Ashley Johnson için YPG sözcüsü olarak neler diyeceksiniz?

Rêdûr Xelîl: Avustralya ve Kürdistan coğrafi olarak birbirlerine binlerce kilometre uzak olmalarına rağmen Ashley Johnston’un YPG saflarına katılması bizi onurlandırmıştı. Direnişimizden etkilenen Ashley insanlık için teröre karşı yürüttüğümüz mücadele aktif bir şekilde yer aldı. En ön saflarda savaşıyordu ve Tilhamis’e bağlı Xesan köyünde şehit düştü. Ashley Kürt halkınn şehidi, insanlığın şehidi. Hem ailesine hem Avustralya halkına baş sağlığı diliyoruz. Onun anısıyla halkların arasındaki dayanışmanın ve mücadele ruhunun daha güçlü olacağına inanıyoruz.

İsmet Hasan: IŞİD Çeteleri Çocukların Okul Çantalarına Bile Bomba Koymuşlar

Foto: Mahmoud Bali
Foto: Mahmoud Bali

Kobanê şehir merkezinden sonra köylerin de kurtarılmasıyla birlikte vatandaşlar dönmeye başladı. IŞİD’in kaçarken kurmuş olduğu mayın ve bubi tuzakları için  neler aktaracaksınız?

İsmet Hasan: Kobanê şehir merkezini kurtardığımız gibi ikinci bir hamle olarak köyleri kurtarma operasyonu başlattık. Köylerinin kurtarıldığını duyan birçok insan dönmeye başladı. Vahşette sınır tanımayan IŞİD bu köylerden kaçarken bazı yerlere mayın döşemiş. Bu çeteler çocukların okul çantalarına bile bombalar yerleştirmişler. Çantayı açar açmaz bomba patlıyor. Bu patlamalarda en az 15 sivil yaşamını yitirdi ve çok sayıda insanımız yaralı.  Her gün mayınları, bombaları temizlememiz için bizi arıyor vatandaşlar. Fakat 370 kadar köye yetişecek imkanımız yok, çünkü arkadaşlarımız aynı anda cephede savaşıyor. Mayınları temizleyebilecek bütün uluslararası kuruluşlara, devletlere bir yardım eli için sesleniyoruz. Köylerine dönen insanların burada yaşamaya devam etmesi için bu mayınların temizlenmesi lazım.

General Ismet

Peki, dönen bu insanlar kanton yönetiminin izniyle mi dönüyor yoksa izinsiz mi?

İsmet Hasan: Açıkçası şu an dönmelerini istemiyoruz. Bütün şehir alt üst olmuş durumda. Su, gıda gibi temel ihtiyaçları karşılamak için sistemimizi oturtmak istiyoruz öncelikle. Mayınları temizledikten sonra insanlar dönsün istiyoruz fakat insanlar sabredemiyor. Mesela çocukları cephede savaşan ailelerin hepsi Kobanê’ye bir an önce dönmek istiyor. Sınır kapısında bir takım sıkıntılar olmasına rağmen insanlar gelmeye çalışıyor. Mayınların hepsini de kısıtlı imkanlarımızla temizleyemediğimiz için gerçekten çok zor durumdayız.

Mayınların temizlenmesi için neye ihtiyacınız var?

İsmet Hasan: Bu konuda uzmanlara ve mayın temizleme araçlarına ihtiyacımız var. Kobanê iki yıldır kuşatılmış durumda, başka bir yerden alma imkanımız olmadı. Daha önce de bu araçlarımız yoktu. Başta Amerika bizden desteklerini esirgemeyen bütün ülkelerin bu konuda da bize yardımcı olmasını istiyoruz. Çadır kampı kurmak istiyoruz aynı zamanda fakat henüz bir koridor açılmadığı için bu çalışmalara da başlayamıyoruz.

Kanada tarafından geliştirilen mayın temizleme robotu

IŞİD’in çocukların çantalarına bombalar yerleştirdiğini söylediğiniz. Bu kindarlığı nasıl yorumluyorsunuz?

İsmet Hasan: Çaydanlıklara, et kıyma makinalarına, yorganların arasına bile bomba yerleştirmişler. İnsanları diri diri yakan IŞİD’te insanlık adına ne olabilir ki? Tarihte bu vahşetin başka bir örneği yok. Fakat biz onlar gibi olmak istemiyoruz. Geçenlerde öldürülen Konyalı bir IŞİDlinin cenazesini ailesine teslim ettik. Onlar ise kelimelerle anlatamayacağım kadar etrafa vahşet saçıyorlar.

Kanton yönetimi olarak ABD, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği gibi ülke ve kurumlarla görüşmeleriniz ve onlardan somut talepleriniz oldu mu?

İsmet Hasan: Henüz kanton yönetimi olarak resmi bir görüşmemiz yok. Fakat direnişimize destek verip halkımıza kucak açan herkesin ilerleyen günlerde Kobanê’nin inşasında da yanımızda olacağını umut ediyoruz. Çünkü sadece Kobanê halkının üstesinden gelebileceği bir şey değil bu. ABD, Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve diğer ülkeler ve kuruluşlar Kobanê’nin Ortadoğu’daki direnişi temsil ettiğini söylüyordu. Bu direniş ancak tekrar onların desteği ile canlı kalabilir.

Peki, devletler ve kuruluşlar değil de dünyanın dört bir yanından sizi destekleyen insanlar Kobanê için ne yapabilir?

İsmet Hasan: Herkes kendi imkanları doğrultusunda yapabildiği şeyi yapmalı. Kobanê bir tarım alanıydı, bu yıl hiçbir tarım ürünü yok burada. Sadece bu konuda bile insanlar bir şeyler yapabilir. Bütün insanlara sesleniyoruz biz, bütün kurumlara, bütün devletlere.

Şehir merkezinin yaklaşık % 80’lik kısmının tamamen yıkıldığı aktarılıyor. Peki, köylerde durum ne? Oraya dönen insanlar yaşamlarını sürdürebiliyor mu?

İsmet Hasan: Köylerdeki evler talan edilmiş durumda. Fakat insanlar toprak yemeye muhtaç da olsalar köylerine dönmek istiyorlar, bu şekilde dönüyorlar. Yani buradaki varlıkları için gelmiyorlar, sadece toprak için geliyorlar. Köylerdeki bütün her şey çalınmış durumda fakat bütün köylerde evler hasar görmemiş.

İnsanlarımız özellikle de dışarda yaşayan halkımız uluslararası düzeyde kamuoyu oluşturmalılar ve sesimizi bütün dünyaya duyurmalılar. Herkes elinden gelenin en iyisini yapmalı. Özgürlüğe inanan halkımıza bu yolda biz de buradan başarılar diliyoruz.

Aerial Footage of the Destruction in Kobane City

kobane tepeden

This flying camera footage shows the horrifying destruction in the City of Kobane after ISIS attacked the city on September 15 with heavy weapons.

After Kurdish YPG and allies defeated ISIS, now the local government is trying to expedite reconstruction efforts through http://www.helpkobane.com

Oberbefehlshaber der YPG von Kobane Berxwedan: Wo auch immer der IS ist, da werden auch wir sein

10983314_381050815411479_6295994024025366135_o

Mutlu Civiroglu       https://twitter.com/mutludc

Herr Mahmud Berxwedan, seit einigen Wochen wird der Kampf gegen den in den Dörfern ausgetragen, nachdem der IS aus der Stadt Kobane vertrieben wurde. Wie sieht die aktuelle Situation an den drei Fronten aus?

Mahmud Berxwedan: Nach der Befreiung von Kobane am 26. Januar haben wir mit der zweiten Phase begonnen, welche die Befreiung aller Kobane zugehörigen Dörfer beinhaltet. Seitdem sind 21 Tage vergangen, diese Phase ist bisher sehr erfolgreich verlaufen, täglich werden an allen Fronten neue Gebiete befreit. Die Westfront befindet sich jetzt dort, wo dder IS den Krieg am 15. September begonnen hatte: Wir befinden uns in der Nähe von Şêxler und sind nur 3 bis 4 km vom Euphrat entfernt. An dieser Front gibt es nur noch wenige Dörfer, die zu befreien sind, gerade eben wurde das Dorf Keçelo befreit, in weiteren Dörfer wie Cibilferac, Sêvalo und Derbazin wird zum jetzigen Zeitpunkt  gekämpft.

Mahmud Berxwedan
Mahmud Berxwedan

Wird der Kampf gegen den IS auf der anderen Seite des Euphrats, in Dscharabulus, fortgesetzt?

Mahmud Berxwedan: Unser primäres Ziel ist es, alle Ortschaften des Kantons Kobane zu befreien. Danach fängt unser eigentliche Kampf gegen den IS an, bisher hatte der IS unser Land besetzt. Nach der Befreiung des Kantons werden wir die Gebiete des IS angreifen. Am 15. September hatten der IS damit begonnen, uns anzugreifen, dieses Mal werden wir den IS angreifen und ihn aus allen Gebieten verdrängen. Wo auch immer der IS ist, da werden auch wir sein.  Für uns gibt es keine Grenzen, unser Angriffsziel ist der IS, wir werden sowohl das arabische als auch das kurdische Volk, aber auch alle anderen Völker, die von der IS unterdrückt werden, befreien.

Herr Berxwedan, Sie sind Oberbefehlshaber der YPG und klingen sehr überzeugt und hoch motiviert. Worauf basiert Ihr Vertrauen? 

Mahmud Berxwedan: Wir glauben an uns und unsere Kraft. Wir glauben an unsere Kämpferinnen der YPJ und an unsere Kämpfer der YPG. Wir glauben an unsere Kalaschnikows und Bomben. Alles andere ist für uns eine zusätzliche Unterstützung. Wir glauben daran, dass wir es schaffen werden, in Syrien die Niederlage des IS einzuleiten. Angefangen bei den Ortschaften von Kobane, werden wir den IS in allen Gebieten, die er besetzt, bekämpfen.

Wenn ich Ihre Antwort richtig deute, dann werden auch Dscharabulus (Westen), Manbij (Südwesten), Sarrin (Süden) und  Girê Sipî (arabisch: Tall Abyad, Osten) Angriffsziele [der Kurden]?

Mahmud Berxwedan: Alle Orte, an denen sich der IS aufhält, sind unser Ziel. Das darf nicht missverstanden werden: Wir wollen den IS bekämpfen, nicht das arabische Volk. Wir möchten nichts, was den Arabern oder anderen Völkern gehört, besitzen oder beschlagnahmen. Unser Ziel ist die Zerschlagung der IS. Wo auch immer der IS ist, werden wir uns für dessen gegenwärtige und vergangene Taten rächen.

Uns erreichen Meldungen, dass sich arabische Menschen, die sich in den von der IS besetzten Gebieten aufhalten, an Sie gewendet und um Unterstützung bei der Befreiung dieser Orte gebeten haben. Können Sie diese Meldungen bestätigen?

Mahmud Berxwedan: Ja, sie stimmen. Viele Kämpfer aus Manbij und Dscharabulus sind zu uns gekommen und haben unsere Verteidigungseinheiten (YPG, YPJ) um Hilfe bei der Zurückeroberung ihrer Städte gebeten. Wir haben diesen Kämpfern unsere Unterstützung im Kampf gegen den IS versprochen. Wir sind bereit, allen Menschen, die von der IS bedroht werden, unsere Hand zu reichen und sie im Kampf zu unterstützen.

10457680_10204185488255857_4588782496386370233_o

Können Sie uns noch kurz über die Lage an der Ost- und Südfront ins Bild setzen?

Mahmud Berxwedan: Im Süden haben wir die strategisch bedeutsamen Hügel Şehit Xabor und Sêvê zurückerobert, von dort aus haben wir die Brücke Qereqozak, die Stadt Sarrin und vielen weitere Orte im Blick. Seit über einem Jahr war der Hügel Sêvê umkämpft, dieser war mal unter der Kontrolle der IS und mal unter unserer Kontrolle. Nach einem sehr intensiven Kampf konnte der Hügel  zurückerobert werden und heute weht auf diesem Hügel die Fahne der YPG.

Ist es wahr, dass ein Teil der Straße, die von Heleb (arabisch: Aleppo ) nach Hesiçe (arabisch: Al-Hasaka) führt, unter kurdischer Kontrolle ist?

Mahmud Berxwedan: Südöstlich von Kobane sind 25 km dieser Straße unter unserer Kontrolle: Die Straße nach Rotko steht unter der Kontrolle der YPG, einige Dörfer wie Qilheydê und Girêk, die sich an dieser Straße befinden, wurden befreit. Im Osten haben wir die Dörfer Bexdik, Idani und viele weitere Dörfer um Idani zurückerobert.

Sie sagten, dass [die Kurden] dem arabischen Volk, das sich in den von der IS besetzten Städten befindet, zu Hilfe eilen würden. Erhalten [die Kurden] denn Unterstützung von anderen Nationen? Immerhin hatte letzte Woche eine Kommandantin der YPJ den französischen Staatspräsidenten Hollande besucht. Erhalten oder erwarten Sie internationale Unterstützung, da Sie sagen, sie würden den IS auch in anderen Städten bekämpfen?

Mahmud Berxwedan: Alle wissen, dass der IS eine Plage für die ganze Welt ist. Wir möchten, dass alle, die den IS bekämpfen möchten, uns unterstützen, damit wir den IS schneller besiegen können. Jeder, der den IS wirklich als Feind betrachtet, muss uns unterstützen und die bisherige Unterstützung fortsetzen und intensivieren. Bis heute kämpfen wir mit den wenigen Mitteln, die uns zur Verfügung stehen. In einem früheren Interview mit Ihnen hatte ich gesagt, dass wir nur mit leichten Waffen Widerstand leisten. Glauben Sie mir, bis heute kämpfen wir mit ebendiesen Waffen. Es stimmt, wir werden durch Luftschläge unterstützt, aber wirklich wirkungsvolle Waffen für unsere Einheiten auf dem Boden, wie Panzer und schweres Geschütz, haben wir bisher von niemandem erhalten. Die Welt muss sich als eine Einheit gegen den IS stellen. Der IS ist eine Bedrohung für alle, in der Zerschlagung des IS sehen wir eine menschliche Aufgabe, es geht uns nicht nur um Kobane. Das haben wir auch zu anderen Zeitpunkten gesagt, wir führen den Kampf für die Menschheit. Deswegen muss die Weltgemeinschaft uns in diesem Kampf unterstützen. Kobane braucht aber auch eine andere Art von Unterstützung, Kobane braucht einen Hilfskorridor, Hilfe beim Wiederaufbau. Der gesamte Besitz der Menschen ist geplündert worden, in den Dörfern gibt es nichts mehr. Der IS hat alles gestohlen und in vielen Häusern Minen verlegt. Wir  brauchen internationale Untersützung bei der Entschärfung  der Minen. Es sind so viele Menschen nach Kobane zurückgekehrt, dabei gibt es in der Stadt keinen einzigen Laden, in dem sie sich etwas kaufen könnten. Die Bevölkerung von Kobane braucht viel humanitäre Unterstützung.

Herr Berxwedan, lassen Sie uns ein wenig über die Rolle der Freien Syrischen Armee und der Peschmerga sprechen, ein paar Gruppen stehen seit Beginn des Kampfes auf der Seite der Kurden. Einige Quellen melden, dass in den überwiegend arabisch besiedelten Gebieten die FSA den Kampf anführen würde. Welche Rolle spielt die Peshmerga?

Mahmud Berxwedan: Es gibt in den Reihen der FSA einige Gruppen, die uns seit Beginn der Kämpfe unterstützen, wie zum Beispiel die Siwar Rakka, Şemsi Şimal und Cephetul Ekrad. Auch jetzt kämpfen sie mit uns an der vordersten Front. In den arabischen Regionen führen sie den Kampf an und wir unterstützen sie. Auch diese Gruppen brauchen militärische Unterstützung, auch sie haben bisher keine Unterstützung bekommen. Mit den wenigen Mitteln, die uns zur Verfügung stehen, helfen wir diesen Gruppen. Auch die Peschmerga unterstützt uns sehr tatkräftig, diese sind im Besitz von Artillerie und unterstützen uns auf diese Weise.

Abschließend möchte ich Sie fragen, wieviel Prozent der Dörfer des Kantons Kobane zurückerobert wurden. Zudem hat die Aussicht auf die Befreiung von Girê Sipî (arabisch: Tall Abyad) große Wellen in den kurdischen und internationalen Medien geschlagen. Was möchten Sie dazu sagen?

Mahmud Berxwedan: 80 Prozent der Dörfer des Kantons Kobane wurden befreit. Um die die restlichen 20 Prozent wird noch gekämpft, wir möchten  diese Dörfer so schnell wie möglich befreien. Wir möchten auch das Umland von Girê Sipî und Girê Sipî selbst von der IS säubern, so wie wir den IS auch an allen anderen Orten bekämpfen werden.

***

Mutlu Civiroglu ist Analyst der Kurdischen Frage mit Schwerpunkt Syrien und Türkei. Er verfolgt insbesondere den Kampf der YPG gegen den IS und andere dschihadistische Gruppen.

***

Vom Kurdischen ins Deutsche übersetzt von N. Ozdemir

Berxwedan of YPG: We Will Crush ISIS Anywhere in Syria

Kurdish fighters claim to have cleared Islamic State from Kobane

After liberating the city of Kobane, you began operations to liberate villages. What is the situation on the eastern, western and southern fronts? How far have you reached?

Mahmud Berxwedan: After liberating Kobane, we started a second advance. Since that day, approximately 20 days have passed. Within this time period, we carried out our operations successfully. Day by day, we are moving forward on all three fronts. We are liberating the land around Kobane bit by bit. On the western front, we have reached the point where we made close contact with ISIS on September 15th, we are somewhere near Shexler, there are 3-4 kilometers between us and the Euphrates. Around here, there are a small number of villages that are not yet under our control. Our operations are still ongoing around the villages of Kechelo, Jabalfaraj, Sevalo and Derbazin, and we will recapture these villages one by one.

Alright, on the western front, will you go beyond the Euphrates and go toward Jarablus?

Mahmud Berxwedan: Our top priority is to liberate the whole area around Kobane. Then we will start a new war with ISIS. Up until now ISIS conquered our land and we succeeded thanks to our friends who act with fighting spirit and made them suffer a great defeat. After taking the whole of Kobane under our control, I can say that we’ll start a war with ISIS, on September 15th they started the war, this time we will do it. Our struggle with ISIS will continue no matter where they go. We cut across all boundaries when it comes to fighting with them, we will liberate anyone who is targeted by ISIS.

YPG Commander Mahmud Berxwedan, Canton PM Anwar Moslem, Defense Chied Ismet Hasan and other officoals Photo (Mislim Nebo)
YPG Commander Mahmud Berxwedan, Canton PM Anwar Moslem, Defense Chief Ismet Hasan and other officials Photo (Mislim Nebo)

Your sound very confident and you seem to be in good spirits. What makes you speak so assertively?

Mahmud Berxwedan: We have faith in ourselves, in our strength and the YPG-YPJ fighters. We believe in our Kalashnikovs and our bombs. Anything else are supportive tools. We will crush ISIS in anywhere in Syria. We will fight with them first in the area around Kobane, then wherever ISIS goes.

Then, shall we say you will soon enter Jarablus, Manbij, Sarin and Tal Abyad? Is that right?

Mahmud Berxwedan: Wherever ISIS exists is our target. We don’t want to be misunderstood, we are not targeting the Arab people, we are targeting ISIS. We don’t have our eyes on anyone’s property. We just want to fight ISIS. Wherever they are, we will settle scores, old and new.

It has been reported that Arabs in places where ISIS holds control await your support, are these claims true?

Mahmud Berxwedan: Yes, they are. There are people who have escaped ISIS’s tyranny from Manbij and Jarablus, and they have come and asked for our help. They want us to save their land from ISIS, we promised to help them. We’ll help anyone who is subjected to ISIS’s tyranny and save them from it.

Mahmud Berxwedan

How about the situation on the southern and eastern fronts?

Mahmud Berxwedan: On the southern front, Shahid Xabur Hill has strategic importance because it overlooks the Qaraqozak Bridge and the area around Sarin. Girê Sêvê Hill, where there are intensive clashes, is now under our control, the YPG flag is flying on top of it.

Is it true that part of the Aleppo-Hasakah highway is under your control now?

Mahmud Berxwedan: Yes, a 25 kilometer-long section of Aleppo-Haseke highway just southeast of Kobane is under the control of our fighters. Qilheydê, Girêk and many other villages on the Rotko Highway were liberated by the YPG. On the eastern front, Bexdik, Idani and many other villages close to these places are under our control.

You are saying that you will support the Arab people who ask for your help and fight ISIS wherever they are in the world. Do the world powers also support you?

Mahmud Berxwedan: The ISIS thugs have become a nuisance for the world. Anyone who fights against them should support us, and increase the already extant support. Up until now, we have been fighting with limited means, always fighting with the weapons that we always mention. True that the Coalition Forces support us with airstrikes; however we still weren’t given heavy weaponry such as tanks or new weapons.

Everyone should take responsibility for this; we can be rid of ISIS only when we are united. We are fighting ISIS not only for Kobane but also for the whole of humanity. People should look out for Kobane not only about arms aid, but in terms of other things as well. Today a new Kobane is being built; everyone should act with a sense of responsibility. There was nothing left in the villages, the ISIS thugs had plundered everything. They had put landmines, bombs inside the houses to kill the civilians. That’s why de-mining organizations should come to Kobane as soon as possible.

It has been said that the Free Syrian Army (FSA), which was on your side in Kobane, will lead the operations that you will conduct in places which are densely populated by Arabs. What do you have to say about the role played both the FSA groups and the peshmerga forces from Iraqi Kurdistan in Kobane?

Mahmud Berxwedan: The groups such as Siwar al-Raqqa, Shams al-Shimal, Jabhat al-Akrad fought with us in Kobane and still now are continuing the struggle on the front line. In Arab areas, they lead, and we assist them. But they also need other kinds of help and haven’t received any of sort of help yet. We try to help them with the limited means we have.

The peshmerga forces were the back support from the beginning, they are not on the frontline. They have heavy weaponry and can give any form of support depending on our needs. They never hesitated doing anything they could do.

Lastly, what percentage of the Kobane villages have been recovered? Also, the possibility of you entering Tal Abyad caused a stir among the people, what do you want to say about this?

Mahmud Berxwedan: 80% of the Kobane villages have been recovered. Our operations are still ongoing for the remaining 20%. We are planning to liberate Tal Abyad from ISIS. As I said in the beginning, we will fight ISIS with all the strength we have no matter where they are.

***

For my participation to a show, interview me or get a quote on Kobane and other Kurdish related issues, please contact me at mciviroglu@gmail.com

***

Mahmud Berxwedan: IŞİD’i Her Yerde Yenilgiye Uğratacağız

Mutlu Çiviroğlu               https://twitter.com/mutludc

10917470_783677295048076_3950306464498643584_n

Sayın Mahmud Berxwedan, Kobanê şehir merkezinini kurtardıktan sonra köylerde operasyon başlatmıştınız. Doğu, batı ve güney cephelerinde son durum nedir?

Mahmud Berxwedan: Kobanê’yi özgürleştirdikten sonra köyleri kurtarmak için ikinci bir hamle başlattık. O günden bugüne yaklaşık 20 gün geride kaldı. Bu süre zarfında operasyonlarımızı başarılı bir şekilde yürüttük. Her üç cephede de her gün biraz daha ilerliyoruz, Kobanê topraklarında adım adım özgürleştiriyoruz. Batı cephesinde 15 Eylül’de IŞİD ile sıcak temasın başladığı noktaya başladık. Şêxler’e yakın bir yerdeyiz, Fırat ile aramızdaki mesela 3-4 km. Bu taraflarda henüz kontrolümüz altına geçmeyen çok az sayıda köy kaldı. Keçelo, Cibilferac, Sêvalo, Derbazin köyleri etrafında operasyonlarımız devam ediyor ve o köyleri bir bir geri alacağız.

Peki, batı cephesinde Fırat’ı aşıp Cerablus’a doğru gidecek misiniz?

YPG Commander Mahmud Berxwedan, Canton PM Anwar Moslem, Defense Chied Ismet Hasan and other officoals Photo (Mislim Nebo)
YPG Commander Mahmud Berxwedan, Canton PM Anwar Moslem, Defense Chief Ismet Hasan and other officials Photo (Mislim Nebo)

 

Mahmud Berxwedan: Öncelikli hedefimiz Kobanê topraklarının tamamını özgürleştirmek. Sonrasında IŞİD ile yeni bir savaşımız başlıyor. Şimdiye kadar IŞİD topraklarımızı işgal etmişti, biz mücadele  ruhuyla hareket eden arkadaşımızla başarıya ulaştık ve onları büyük bir yenilgiye uğrattık. Kobanê topraklarının tamamını kontrolümüz altına aldıktan sonra IŞİD ile savaşın başlayacağını söyleyebilirim. 15 Eylül’de onlar savaşı başlatmıştı, bu sefer biz başlatacağız. IŞİD ile mücadelemiz nereye giderlerse gitsinler devam edecek. Biz onlarla mücadelede sınır tanımıyoruz. IŞİD’in hedef aldığı bütün insanları IŞİD’ten kurtaracağız.

YPG’nin Kobanê’deki en üst ismi olarak oldukça kendinizden emin konuşuyorsunuz. Sizi bu kadar kadar iddialı konuşturan etkenler nelerdir?

Mahmud Berxwedan: Biz kendimize güveniyoruz, gücümüze, YPG-YPJ savaşçılarına inanıyoruz. Keleşnikofumuza ve bombamıza inanıyoruz, diğer her şey bizim için sadece destek. IŞİD’i Suriye’de hezimete uğratacağız. Başta Kobane toprakları olmak üzere IŞİD nerede olursa olsun onlarla mücadele edeceğiz.

Mahmud Berxwedan
Mahmud Berxwedan

O zaman yakın bir zamanda Cerablus, Minbic, Sirrin ve Tilebyad’a da gireceğinizi söyleyebiliriz, doğru mu?

Mahmud Berxwedan: IŞİD’in olduğu her yer bizim hedefimizdir. Yanlış anlaşılmak istemiyoruz, biz Arap halkını değil IŞİD’i hedef alıyoruz. Kimsenin malında mülkünde, bir iğnesinde bile gözümüz yok. Biz IŞİD’le mücadele etmek istiyoruz. Nerede olurlarsa olsunlar eski yeni bütün intikamlarımızı alacağız.

IŞİD’in hakim olduğu yerlerdeki Arap halkının sizin desteğinizi bekledikleri aktarılıyor, bu iddialar doğru mu?

Mahmud Berxwdan: Evet, doğru. IŞİD’in zulmünden kaçan Minbicli, Cerabluslu kaçan insanlar var ve yanımıza gelip YPG’nin desteğini istediler. Topraklarını IŞİD’ten kurtarmamızı istiyorlar, biz onlara yardım edeceğimize dair söz verdik. IŞİD’in zulmüne maruz kalan herkese yardım edip onların o zulümden kurtaracağız.

Peki, güney ve doğu ve cephelerindeki durum ne?

Mahmud Berxwdan: Güney cephesinde Şehit Xabur Tepesi ve Qaraqozak Köprüsü’ne ve Sırrin’in alanına hakim olduğu için stratejik öneme sahip, üzerinde şiddetli çatışmaların yaşandığı Girê Sêvê Tepesi şu an bizim elimizde, üzerinde YPG bayrağı dalgalanıyor.

kobani ozgur

Halep ve Haseke yolunun bir kısmının kontrolünüz altına geçtiği doğru mu?

Mahmud Berxwedan: Kobane’nin güneydoğusuna düşen, Halep Haseke karayolunun 25 kilometrelik bir kısmı savaşçılarımızın kontrolünde. Rotko Yolu üzerindeki Qilheydê, Girêk ve daha birçok köy YPG tarafından kurtarıldı. Doğu cephesinde ise Bexdik, İdanî ve oraya yakın birçok köye bizim kontrolümüzde.

Sizden yardım isteyen Arap halkını destekleyeceğinizi, dünyanın neresinde olursa olsun IŞİD ile mücadele edeceğinizi söylüyorsunuz. Peki dünya güçleri de sizi destekleyecek mi? Bu konuda yeni bir gelişme var mı?

Mahmud Berxwedan: IŞİD çeteleri bütün dünyanın başına bela oldular. Onlara karşı mücadele etmek isteyen herkes bize destek çıkmalı, var olan desteği artırmalı. Bu saate kadar da kısıtlı imkanlarımızla, hala hep bahsettiğimiz o silahlarla mücadele ediyoruz. Koalisyonların güçlerinin hava saldırıları desteği var, doğru, fakat tank ve ağır silah yardımı henüz yapılmadı bize. Bu konuda herkes sorumluluk sahibi olmalı, ancak bir olduğumuz vakit IŞİD’i ortadan kaldırabiliriz.

Biz sadece Kobane için değil bütün insanlık için IŞİD’e karşı mücadele ediyoruz. Sadece silah yardımı değil, diğer konularda da insanlar Kobanê’ye sahip çıkmalı. Bugün yeni bir Kobanê inşa ediliyor, herkes bir sorumluluk bilinci ile hareket etmeli. Köylerde hiçbir şey kalmamış, IŞİD çeteleri her şeyi yağmalamış. Birçok eve de siviller ölsün diye bomba yerleştirmişler. Bunun için mayın temizleme kuruluşları da Kobanê’ye bir an önce gelmeliler.

Arap nüfusun yoğun olduğu yerlerde yapacağınız operasyonlarda Kobanê’de sizinle birlikte hareket eden Özgür Suriye Ordusu gruplarının öncülük edeceği dile getiriliyor. Hem Özgür Suriye Ordusu grupları hem de peşmergelerinin Kobanê’de oynadıkları rol hakkında neler diyeceksiniz?

YPG_FSA_Kobane

Mahmud Berxwedan: Siwar Rakka, Şemsi Şimal, Cephetul Ekrad gibi gruplar bizimle birlikte savaştılar Kobane’de ve şu anda da ön cephede mücadeleyi yürütüyorlar. Arap bölgelerinde onlar öncülük ediyor, biz de onlara yardım ediyoruz. Fakat onların diğer yardımlara da ihtiyacı var, henüz herhangi bir yardım almış değiller. Kısıtlı imkanlarımızla biz onlara destek çıkıyoruz, bizim dışımızda destek çıkan yok.

Peşmerge güçleri de baştan beri arka destek kuvvetiydi. Yani cephede yer almıyorlar. Ağır silahları var ve ihtiyaca göre her türlü desteği veriyorlar. Bu konuda hiçbir zaman ellerinden geleni yapmaktan kaçınmadılar.

General Ismett

Son olarak Kobanê köylerinin yüzde kaçlık bir kurtarılmış durumda? Bir de Tilebyad’a girme ihtimaliz kamuoyunda büyük bir heyecan yarattı, bu konuda neler demek istersiniz?

Mahmud Berxwedan: Kobanê köylerinin % 80’lik bir kısmı kurtarıldı. Kalan % 20 için operasyonlarımız devam ediyor. Tilebyad’ı da IŞİD’ten kurtarmayı planlıyoruz. Başta da dediğim gibi, nerede olurlarsa olsunlar tüm gücümüzle IŞİD ile savaşacağız.

Premierminister des Kantons Kobane: “Für die Entschärfung der Minen werden dringend Spezialisten gebraucht”

10818505_373739149475979_2814843610372079953_o

Mutlu Civiroglu: Nach der Befreiung der Stadt gaben Sie in einer Erklärung bekannt, dass

Hilfe für den Wiederaufbau gebraucht werden würde. Journalisten, die Kobane besuchen, kommen zum selben Schluss. Welche Art von Unterstützung braucht Kobane?

Anwar Moslem: Seit viereinhalb Monaten wird gekämpft, um die 40 Fahrzeuge wurden in Kobane in die Luft gesprengt, tausende Mörsergranaten schlugen ein. Die Fundamente der Stadt, kommunale Dienstleistungsstellen, Wasserleitungen und das Stromnetz wurden zerstört. Auf den Straßen liegen viele Leichen der ISIS-Kämpfer. Es ist notwendig, dass medizinische Organisationen uns vor Ort unterstützen, damit sich keine Krankheiten ausbreiten. Zudem wurden in der Stadt, in vielen Dörfern und Häusern Minen verlegt. Auch das ist eine große Gefahr für die zurückkehrende Bevölkerung. In den vergangen Tagen sind in den Dörfern Çuqur, Rovî und Yêdûq Minen explodiert, Zivilisten kamen ums Leben. Für die Entschärfung der Minen werden dringend Spezialisten gebraucht. Die Situation ist sehr schwierig, es mangelt an Trinkwasser, Nahrungsmitteln, denn schon vor diesen Übergriffen war Kobane von allen vier Seiten umzingelt, mit Beginn des Kampfes wurde diese Situation noch schwieriger. Weil wir schnellstmöglich eine Camp-Stadt errichten wollen, müssen wir eine medizinische Grundversorgung gewährleisten, damit die Bevölkerung wieder allmählich zurückkehren kann.

Enwer_Mislim_Roj

Mutlu Civiroglu: Wieviele zivile Opfer kamen durch Minenexplosionen ums Leben?

Anwar Moslem: Bisher gab es sechs Tote und dutzende teils Schwerverletzte. Nicht nur die Dörfer, sondern auch einige Teile der Stadt sind vermint. In den Dörfern wird noch gekämpft, aber in der Stadt wurde dem Terror ein Ende gesetzt. Deswegen bemühen wir uns, mit allen Nationen und Organisationen Kontakt aufzunehmen und sie nach Kobane einzuladen, damit sie uns behilflich sein können.

Mutlu Civiroglu: Die Nachrichtenagentur ANHA teilte gestern mit, 400 Zivilisten seien zurückgekehrt. Sie teilen uns mit, dass Blindgänger und Minen eine große Gefahr darstellen. Wie bewerten Sie die Rückkehr der Zivilisten trotz der Gefahr?

Anwar Moslem: Wir teilen den Menschen immer wieder mit, dass die Situation sehr gefährlich ist. Zum einen gibt es keine medizinische Versorgung, zum anderen sind überall Minen verlegt. Unser Aufruf nach Kobane zurückzukehren, richtet sich an junge Menschen, die in der Verwaltung oder im medzinischen Bereich arbeiten wollen, oder sich unseren Verteidungseinheiten anschließen möchten. Es kommen aber auch einige Zivilisten zurück. Manchmal betreten sie unbefugt gefährliche Gebiete, sodass es ständig Explosionen gibt. Auch wir leiden darunter, aber wir geben dutzende Erklärungen und erstellen Flugblätter, um die Menschen zu warnen, damit sie Orte nicht unbefugt betreten und sich bei der Asayish oder der YPG melden, wenn ihnen Blindgänger und Minen auffallen.

Mutlu Civiroglu: Sie sagten, dass es Bemühungen gibt, ein Camp zu errichten. Die Organisation “Ärzte ohne Grenzen” wollte ebenfalls ein Camp in Kobane errichten.

Anwar Moslem: Wir haben Kontakt zu dieser Organisation, diese möchte ein Krankenhaus und einiges mehr errichten. Wir sagten, dass unseren Türen allen Organisationen, die Kobane unterstützen möchten, offen stehen. Wir von der Stadtverwaltung versuchen, ein Camp zu errichten, damit die Bevölkerung zurückkehren kann, obwohl tausende Häuser zerstört sind. Um sie unterzubringen, brauchen wir dieses Camp. Wenn “Ärzte ohne Grenzen” oder andere Organisationen uns bei diesem Vorhaben unterstützen möchten, können sie dies tun. Wir haben ein Komitee gegründet, die noch Untersuchungen anstellt und die Ergebnisse bald publik machen wird.

Mutlu Civiroglu: Vor zwei Tagen hat der französische Präsident Hollande die Kommandantin der YPJ Nesrin Abdullah und die Präsidentin der PYD Asye Abdullah im Élysée-Palast empfangen. Viele bringen diesen Besuch mit dem Sieg der Kurden in Kobane in Verbindung. Was sagen Sie dazu?

Anwar Moslem: Unser Kampf war ein Krieg gegen einen Terror, der auch die USA, Frankreich, Kanada und Australien bedrohte. Zur gleichen Zeit, vor vier Monaten, fiel auch Kobane diesem Terror zum Opfer. Wenn unseren jungen Männer und Frauen diesen Terror bekämpfen, dann tun sie dies nicht nur für Kobane, sondern für die ganze Welt. Alle demokratischen und friedliebenden Menschen, die sich für Kobane einsetzten, haben ebenfalls Anteil am Sieg. Die Einladung von Herrn Hollande hat uns mit Stolz erfüllt. Wir hoffen, dass weitere Politiker Kobane unterstützen, indem sie Kobane besuchen, Delegationen schicken. Wir hoffen auch, dass uns unsere Freunde und Verbündeten aus den USA beim Wiederaufbau unterstützen, so wie sie auch zu Beginn des Kampfes an unserer Seite standen.

***

Mutlu Civiroglu ist Analyst der Kurdischen Frage mit Schwerpunkt Syrien und Türkei” Er verfolgt insbesondere den Kampf der YPG gegen die ISIS und andere dschihadistische Gruppen.

***

Vom Kurdischen ins Deutsche übersetzt von N. Ozdemir