YPG Genel Komutanı Sipan Hemo ile Suriye Demokratik Ordusu, Amerika’nın Silah Yardımı ve Amnesty Raporu Üzerine

12108847_1015468288474767_4421324228807358357_n

YPG komutanı Sipan Hemo ile Suriye Demokratik Ordusu, Amerika’nın silah yardımı ve Amnesty raporu vb güncel konular üzerine görüştük

**

Mutlu Çiviroğlu @mutludc

Rusya’nın Suriye savaşına dahil olması dengeleri ve aktörleri değiştirdi. Bu biraz hızlı gelişti. Bu değişimler yerde de görülüyor. Öyle ki Hama ve Idlib çevresinde büyük saldırı ve şiddetli savaşlar başladı. Rejim güçleri Rus savaş uçakları tarafından kapsamaya alındı. Halep çevresinde ise IŞİD güçlerinin bu durumdan yaralanıp Özgür Suriye Ordusu ve İslamcı gruplar karşısında ilerlemesi ve alanlarını genişletmesi söz konusu. Topraklarını kaybetmekle karşı karşıya kalan İslamist gruplar moralmen bir çöküş yaşıyor. Kaybettikleri alanları geri alıp almayacakları ise belli değil. Ama kesin ve net olan tek şey Rus müdahalesi sayesinde muhalif güçlerin büyük bir darbeye uğradığı ve IŞİD güçlerinin ilerlediği ve birçok köyü aldığı.

Sizin de bildiğiniz gibi bizim güçlerimiz, son iki ay içerisinde aralarında Ahrar-aş Şam ve Nusra da olmak üzere, bazı radikal gruplar ile çatışma içindeydi. Bu yeni durum dengeleri değiştirdiği için, bize olan saldırıların azalmasına neden oldu. Fakat biz bu durumdan yararlanmayacağız çünkü muhalif güçlerin zemin kaybedip zayıflamasını istemiyoruz.

**

Bizim adımıza birçok iddia ortaya atıldı. Birçok kez gazeteciler hangi tarafta olduğumuzu sordu misal. Buna yine ve yeniden açıklık getirmek istiyorum, Suriye devriminin başından bu yana biz hiç bir şekilde taraf tutmadık. Biz hep kendi duruşumuzu sergiledik. Biz bunu üçüncü yol olarak adlandırdık. Ve bu yolu sadece kendi tarafında varlık gösteren bir güç olarak formüle ettik. Bizim kendi çözüm ve projelerimiz var. Bundan ziyade bizim IŞİD güçlerine karşı sürdürdüğümüz savaş Amerika öncülüğündeki koalisyon güçleri ile aramızda ilişki ve işbirliğine yol açtı. Ve tabi ki geçmişte etkili bir işbirliği yaptık onlarla.

Elbette müdahaleler olursa da, Suriye halkı suçlu değil. Bu savaş uluslararası bölge ve güçlerin çıkarları ile yön alır oldu ne yazık ki. Sorumlu olanlar onlar. Hem uluslararası güçler hem de Türkiye, Sudi Arabistan, Katar ve İran gibi ülkeler sorumlu. Onlar Suriyelilerin kanlarını döktüler. Bu kanı durdurmak ve Suriye‘de demokrasinin ilerlemesi için bütün güçlerin bu sorumluluğu üstlenmesi lazım. Bizim kiminle çalıştığımız sorulacak olursa, net bir şekilde koalisyon güçleri ile beraber bir sene boyunca IŞİD’e karşı savaştık diyebilirim. Ve işbirliğimiz gittikçe ilerledi.

12140974_1017737984914464_1764226766412645276_o

**

Suriye Demokratik Ordusuna havadan yapılan silah desteği önemli ama sahada stratejik kazanımlar elde etmeye yeterli değil. Biz yine de çok önemsedik tabi. YPG olarak önemli bu bizim için. Bu yardım ve işbirliği bir yıl boyunca yeni bir seviyeye ulaşmamıza neden oldu. Ve bu işbirliğini arttırıp birlikte daha da stratejik işbirliği içinde çalışmak istiyoruz. Aldığımız destek çok büyük değildi fakat yeni bir başlangıç için büyüktü elbet.

Suriye Demokratik Ordusunun yapısı yol verdiği sürece bize öncülük vermelerini umuyoruz. YPG haliyle önemli bir rol oynayacaktır. Biz uzun zamandır IŞİD’e karşı mücadele ediyoruz. Sizin de bildiğiniz gibi Suriye’de bir sürü grup kuruldu. Ve IŞİD tarafından yenilgiye uğradı. Özgür Suriye Ordusu, diğer İslamcı gruplar, hepsi yenildi. Sonuç olarak eğit-donat programları istedikleri gibi gitmedi. Öte Handan YPG başarılı olduğunu kanıtladı. Bilindiği gibi IŞİD’e karşı savaşan başka gruplarda oldu ama başarıları sınırlı kaldı. Suriye’nin zorlu döneminden geçerken biz bazı gruplarla birbirimize destek verip el ele beraber daha büyük olan yeni bir güç kurduk. Bu gücün içinde yer alanların Suriye demokrasisinde önemli bir rol oynaması lazımdı. Bu yeni Suriye Demokratik Ordusu Suriye’nin bütün topluluklarını içinde barındırıyor. Kürtler, Araplar, Süryaniler, Türkmenlerin ve daha niceleri var içinde. Önümüzdeki günlerde buna ilişkin bir basın açıklaması yapılacak zaten. Umuyoruz bu yeni güç yeni bir başlangıç yeni bir aşama olur. Suriye demokrasisine Suriye’ye güveni olan herkesi Suriye Demokratik Ordusuna katılmaya çağırıyoruz. Ancak bu şekilde IŞİD gibi güçlere karşı koyup rahat ve huzurlu bir ülke verebiliriz Suriyelilere.

12079198_1015388058482790_8369672633172582262_n

**

Medyada Rakka ve Cerablus hakkında birçok şey yazıldı. Askeri planlarımız var bununla ilgili fakat gizli kalmasından yanayız. YPG genel komutanı olarak size bunları ifşa etmem elbette. Fırsatlar doğrultusunda hareket ediyoruz. Siyasetçiler bir sonraki adamımız/yönümüz hakkında spekülasyonlarda bulunuyorlar lakin biz yerde askeri perspektiften bakıldığında fırsatlarımıza göre hareket ediyoruz. Ne planladığımız,  amacımız belli zaten; IŞİD’i yenilgiye uğratmak. Nerde ne zaman ve nasıl saldırmamız gerektiği tamamen yerdeki koşullara bağlı.

**

Uluslararası Af Örgütü’nün raporunu gördük. Raporun içeriği ve yazılış şekli çok düşündürücü. Suriye Demokratik Ordusunu kurduğumuz ve birlikte daha güçlü bir şekilde IŞİD’e karşı savaşmaya karar aldığımız bu günlerde böylesi bir raporun yayımlanması şüphe uyandırıyor. Koalisyon güçlerinin bize ciddi bir destek verdiği bir dönemde açıklandı bu rapor. Tesadüf olduğunu söylemek zor bu durumda.

Biz uluslararası topluluklar ve Amerika’ya bu raporu ciddiye almamalarını söyledik zaten. Çünkü yazılanlar doğru değil. Daha öncede olduğu gibi bağımsız grup veya kişilerin gelip burada olan bitenleri kendi gözleriyle görmeye çağırıyoruz.

Açık olarak 1500 Arap köyünü kurtardığımızı söylememe izin verin. Bu köylerden bazıları IŞİD ile bizim aramızda savaş bölgeleri oldular. Bu köylerde savaş günlerce sürdü ve bu köyler zarar görmedi diyemem. Bahsini geçen bu köylerin sayısı beşi geçmez. 1500 Arap köyü kurtardık ve şuan o köylerde insanlar barış içinde yaşıyor. Eğer raporda yayınlananlar gerçekse o zaman bu 1500 köy niye hala var? Bunun dışında Baas rejiminin Rojava’da Kürt topraklarına yerleştirdiği Araplar da var. Cizre’de yönetim içinde yer alan ve saygı duyulan Araplar da var aynı zamanda. Eğer niyetimiz Arapları sürgün etmek olsaydı, onlardan başlardık. IŞİD’in yenilgiye uğradığına tahammül etmeyenler böylesi raporlar yayımlarlar ancak, çünkü biz IŞİD’i yenilgiye uğratıyoruz. Ve bütün dünya bu terörist grup karşısında elde ettiğimiz etki ve başarıyı görüyor. Rojava bölgesini özgürleştirme girişimlerimizle de kendimizi kanıtladık.

CFm6bAYXIAE1T2U

YPG’nin % 30’u Araplardan oluşmakta olduğuna da dikkat çekmek istiyorum. Raporun içeriği doğru ise, bu bahsi geçen Araplarında bu söz konusu zulümlere maruz kalmış olması gerekmiyor mu? Bu söylentiler doğru olsaydı bu kişiler hala bizimle Cizre ve Kobani’de omuz omuza mücadele edebilir miydi? Biz bu tür raporların sadece bizi karalamak için yayımlandığını düşünüyoruz. Bu tür raporların arkasında Suriye Ulusal Koalisyonu ve onların arkasındaki güçlerin olduğunu düşünüyoruz. Çünkü Til Abyad’ı özgürleştirmemizi hala hazmetmiş değiller. Bu yüzden böylesi söylentileri yayıyorlar. Ama biz her şekilde tüm karalamalara rağmen Suriye’deki demokrasi mücadelemize devam edeceğiz. Ve her hesaba karşı açığız. İnsan haklarına saygı duyuyoruz. İsteyen bütün bağımsız kişi ve gruplar gelip araştırma yapabilirler burada. Biz 1500 Arap köyü özgürleştirdik, bu raporda bize teşekkür edilmeliydi. Biz sürü insanın hayatını kurtardık. Biz Şengali ve bir sürü Ezidi kadınlarını kurtardık. Bu raporun amacı başka. Dediğim gibi bizim güçlerimiz burada, herkes gelip araştırabilir ve buradaki Arap ve Türkmenlerlede görüşebilirler.

***

Söyleşiyi Türkçe’ye çeviren Fatoş Koyuncuer’e ( https://twitter.com/fkoyuncuer ) teşekkürler

YPG General Commander Hemo on Syrian Democratic Force, US Weapons & Amnesty Report

12080219_1014749741879955_4184181291067013278_o

Mutlu Civiroglu @mutludc

***

In an exclusive interview, Sipan Hemo, General Commander of the YPG comments on variety of issues. Below are the large summary of his remarks:

After the Russian intervention the balance of power has changed, actors have changed. This happened a bit quickly. The change is also reflected on the ground. Large assaults and fierce battles are now taking place around Hama and Idlib. Regime forces are being air covered by Russian warplanes. And around Aleppo, ISIS is taking the advantage and making territorial progress against so called moderate Islamist factions or FSA brigades. So these Islamist forces are now face to face with a breakdown in terms of morale, as they are losing territory. It is not clear whether they can recover or completely be defeated. It is clear though that opposition forces have now unfortunately received a huge blow by this Russian intervention and ISIS’s taking advantage of it around Aleppo. ISIS is capturing more villages as I speak to you in those areas.

12141720_1015263031828626_4725191811153476682_n

***

Our units, as you know, have actually been, for the last two months, in conflict with some Islamist factions including Ahrar-ash Sham and Jabhat al Nusra. But the new situation has led to a declination of these forces that have been attacking us. However, we are not willing to take advantage of this situation because we do not wish to see the opposition forces get weaker or lose more ground.

***

In fact, there have been claims made in our name. Many times, journalists ask what side we are on. I want to make this clear that from the very start of the Syrian revolution we didn’t want to take sides with anyone. We have a stance of our own. We name this as the third road. We formulated this idea as being on our own side. We have our own solutions and projects to propose. Secondly, our war against ISIS bought about a new situation. It has enabled relations and cooperation with the US-led coalition. And for the last past we are effectively cooperating with the Coalition.

12112159_1014986811856248_6347616519186977416_n

When it comes to interventions, I can tell that people of Syria is not to be blamed. Unfortunately the war going on in Syria is about the international and regional powers’ interests. They are responsible. Both global powers and regional states like Turkey, Saudi, Qatar and Iran are responsible. They shed Syrian blood. So in response to this question I say, to stop the bloodshed and for the advancement of democracy in Syria, all powers should share responsibility. When asked whom we work with, I say it clearly, we have been fighting ISIS officially in cooperation with the coalition for a year. And our work together has made even more progress.

***

The number of weapons airdropped to SDF was a limited. It was not an amount that can make a big strategic differences on the ground. But we see this as very important. It is important to us as YPG. Because with this new support, the cooperation we have had for a year has reached a new level. And we hope to increase our work together even more, we hope to work strategically. So what we received was not big. But it is big for a new start.

11249909_1009613475726915_3193602077645082307_n

As far as the structure of the SFD concerned, we hope that YPG spearhead that assault. YPG has a significant role to play. It is a long time that we have been fighting ISIS. In Syria, as you know, many factions have been formed. And they have been defeated in the face of ISIS. FSA, some other Islamist groups, etc. have been defeated. So at the end, the train & equip program too didn’t work. But on the other hand YPG has proven to be successful. Yes there were other groups fighting ISIS but with little success. So at a time when Syria was passing through most turbulent times, we got closer to some groups to form a new force, a bigger one, one that can serve all Syrians that can play a role for democracy in Syria. So this new force, Syrian Democratic Forces include all communities of Syria. It includes Kurds, Arabs, Assyrians and Turkomens and… in the coming days there will be a declaration in front of the press. We hope this becomes a new start, a new step. At the same time we call upon everyone who believes in democracy for Syria, who believes in Syrian nation, to join SDF for the sake of democracy and to stand against and fight extremist forces like ISIS and give a calm country back to Syrians.

***

The media and journalists write many things about Raqqa and Jarablus. We have military plans, and these plans are confidential. As the general commander of YPG, I can’t disclose them to you. On the grounds, when opportunities arise, we act accordingly. Politicians may speculate about where next we should go, but from military perspective, we on the ground act according to chances we have. So what we plan, we have revealed before, we will fight ISIS. Where the attack and when to launch these attacks depend on the circumstances on the ground…

11703192_984318078256455_9014980407802998149_n

***

We saw the report of the Amnesty International. I can tell you that the timing and wording of this report is a bit suspicious. At a time when we are forming a new alliance with Syrian pro-democracy forces, and getting ready to wage a big war against ISIS this report is released. Report comes right after the coalition forces are giving us a significant aid. Hard to think it is all a matter of coincidence.

We call on the international community and the United States as well not to take this report serious. Because this is not what is happening on the ground. But again we are officially calling on independent bodies to come and see what is going on the ground.

Now, let me be clear; we have liberated some 1500 Arab villages. Some of this villages became war zones between us and ISIS. Battles took days in some villages. I am not saying there has been no harm to those villages. But they are not more than 4 or 5 villages. We have 1500 Arab villages liberated and people in them live in peace now. If it was true, why are these 1500 villages still standing? Apart from that, there are Arabs who were brought to Rojava by the Baathist regime and settled throughout the Kurds’ lands. These Arabs too in Jazira are leading respected lives. If we had an intention of driving Arabs away, we would have driven those Arabs first. I think whoever is discontent with ISIS defeats has some share in this report because we have success against ISIS. And all the world sees our effectiveness and success over this terrorist group. We have proved in practice, in liberating Rojava regions too.

One more point, 30% of YPG made up of Arabs. If allegation in the report were true did these Arabs with us committed those atrocities too? If such things were true, would they fight alongside us in Jazira and Kobane? We believe such reports want to harm our image. In our opinion, Syrian National Coalition and forces behind it has a lot to do with this. Because, at the start, for example, they couldn’t digest our liberation of Tal Abyad. So they have been spreading such rumors on purpose. But we will continue our struggle for democracy in Syria in the face of all accusations, off all such things they want to square us with. And we are open to accountability. We are respectful to human rights. Any independent body can come and investigate. We are liberating 1500 Arab villages, this report should have thanked us. We have liberated so many people. We liberated Shengal [Sinjar] and many Yezidi women. There are other interests in this report. Our units are here, anyone can come and investigate and talk to Arabs and Turkomens as well.

***

Translated from Kurdish into English by Ê Din

General Commander of YPG Hemo: What is Happening in Syria is Like a Third World War

YPG_Women

People’s Defense Units, known by YPG too, established a military force in the last four years, where the number of its fighters reached to 50,000. The nucleus formation began in the Jazita region with the end of 2011, where it was able to achieve victories against “Islamic State” as well as its clashes with the regime forces, Jabhat al- Nusra (al- Qaeda in Levant) and Islamist factions in successive periods. Its military formations have distributed in three main region where the Democratic Union Party (PYD), which is combined with People’s Defense Units (YPG) within the Democratic Society System, declared the establishment of 3 cantons: Jazira, Efrin and Kobani in the late January 2014.

YPG has gained world-wide fame during IS attack on Kobani and seizing more than 356 towns, villages and farms that guided to the military alliance between YPG and US-led coalition. SOHR could interview the general commander of YPG Sipan Hemo, where the main points on the Kurdish and Syrian arena in general.

First, how do identify YPG?

The best definition of it is its name People’s Defense Units, its fundamental pillar is the young Syrian Kurdish men who are militarily disciplined, while its mission is to protect the people in Rojava in all its constituents under these deadly mess in the cantons of Rojava. Rojava is an expression for the regions inhabited mostly by Kurdish people in Syria.

Is it faction from the guerilla forces – the military wing of PKK, and does it fight on Turkish territories with the PKK?

YPG is a military force belongs to the Democratic Self- Management in Rojava, and it is fighting in fierce battles to protect its regions, so YPG has no interest to open a front with Turkey expanding to hundreds of kilo meters, this is a military suicide, and what is said on the contrary of this is meaningless and does not merit a response.

What is your response to the accusations of recruiting children?

We have issued a lot of statement in response to these allegations but it seems that some people insist on repeating this just to defame the good reputation gained by YPG, we all know who recruit children as fighters and suicide bombers by the name of Jihad.

What is the relationship between the Self- Defense Forces, which was announced some time ago, and YPG? Is it an attempt to increase YPG personnel obligatorily? Is it a permanent or temporary step?

The Self- Defense is a step to organize a permanent protection, where the society in all its constituents protects its self, and to that time YPG stays, the most experienced in defending our areas. For this reason, the Self- Defense is a goal we seek to reach to, and its first step was YPG.

Now, let talk about the hottest event, what is the story behind the last clashes in al- Sheikh Maqsoud in Aleppo?

To answer this question, we have to see the whole picture, provocations have started by attacking our areas in the villages of Derbalout and Diwan as well as kidnapping civilians and banditry; the last one was the attempt of arm-twisting by their attack on the neighborhood of al- Sheikh Maqsoud believing that it is the weakest link because it is far from the center of gravity Efrin and due to the difficulties of ensuring logistic support, as the neighborhood besieged for more than a week and the humanitarian situation there is so bad specially because the neighborhood is inhabited by more than 250000 civilians from all society constituents.

We also draw attention to the point that the national members in the opposition were disturbed about this attack on the neighborhood of al- Sheikh Maqsoud, I, in turn, wondered and would you like you to wonder like me, who benefit from this attack? And who benefit from opening a front against the Kurds? What is the advantages?

Simply, Jabhat al- Nusra, al- Soltan Morad Brigade and Ahrar al- Sham Movement are agents for another force in fighting Kurds, and this force or the third party gave them the orders to open this front.

What is the prospect of the battle in Aleppo, is it a defensive or offensive measure?

From our side, the battle is defensive; we respond to the sources of fire and protect the outskirt of the neighborhood. But if the same situation continue surely we are going take more stringent measures, and we are going to change the battle into the offensive position, I do not say that we are going to control more areas but I assure that we are going to hurt them and targeting their held areas.

Do you think that Ahrar al- Sham, Jabhat al- Nusra, al- Zinki and other factions may alley themselves to attack Efrin?

Jabhat al- Nusra believe in Bay’ah (in Islamic terminology, is an oath of allegiance to a leader) and does not believe in alliances simply because it does not believe in partnership, it endeavors to control all the factions exist in its-held areas whether by force or enticement by lining the pockets. In addition, it is practically controls Nour al- Din Zinki Movement, part of al- Shamiyyah Front like al- Sham Legion and even with Soqor al- Jabal battalions supported by US. However, anyone refuses to join Jabhat al- Nusra is going to be assassinated as what happened to Hazem Movement, the Syrian revolutionaries Front and the Division Jabhat al- Nusra is unveiling the reality of its method that is assassination or control, and after that it will mobilize against Efrin. Here, I want to add something, it saddened us that are some in the Free Syrian Army who do not differ from Jabhat al- Nusra in their actions.

Is the truce in Kefrayya and al- Fu’ah in the countryside of Idlib will have negative effect on Efrin particularly on Atmah and Jandires front?

We do not count very much on this agreement as it is a periodical and tactical one; we hope to be a success to alleviate the humanitarian suffering of civilians, women and children on both sides. However, as realistic reading, we do not expect it to be a success especially after many breaches occurred in the past 2 days. Concerning Jabhat al- Nusra, we are enemies and what made the situation getting worse is the declarations issued by it several times that when they finish fighting in al- Fu’ah they are going to attack Efrin. Regardless al- Zabadani – al- Fu’ah agreement, the war between us has been declared for a time sometimes directly and sometime indirectly.

How do you evaluate the current the situation in al- Hasakah, and what is your goal in the area?

From the military aspect, the situation from al- Hasakah to Kobani is a defensive one. So, after expelling Daesh from al- Hasakah, Kobani and Tal Abyad our units are deployed defensively to repel any possible attack carried by IS militants.

We view al- Hasakah as a nucleus of the new democratic Syria. For this reason, we are working on establishing joint councils includes Kurds, Arabs and Syriacs, and on increasing the communication among all constituents. So, the success of our project in al- Hasakah is the motivation to fine similar solution that could be applied on the whole Syria where Syria will be free and democratic for all people.

What about the ongoing military actions in the countryside of Kobani?

The military operation in the countryside of Kobani is under the military operation room of Burkan al- Forat that includes YPG and some factions of the Free Army, so this operation is going to continue until we reach al- Raqqa and expel Daesh from it. YPG is committed to providing all kinds of support to the factions of the Free Army affiliated to the military operation room of Burkan al- Forat in order to defeat Daesh and retake al- Raqqa.

Were you going to achieve these glory victories in Kobani without US-led coalition support?

To be realistic, we cannot deny the role offered by US-led coalition in Kobani battle but frankly speaking, I confirm that the legendary resistance and courage of our fighters as well as their ability to scarify their blood were behind these victories. So, US-led coalition had an important role but it is not the most important one.

Under these victories, there are some parties accuse you of seeking to secede from Syria in order to establish a Kurdish entity.

These are false accusations; the Turkish government underlies them where it tries to portray any Kurdish strife as if it is a secessionist movement. Rather, those who repeat these accusations should communicate with us and see our project, then they will discover that our main project for Syria is establishing a pluralist parliamentary democratic system, and that it is Syrian project par excellence for all the constituents of Syrian people. It is the real guarantee for the unity of Syria, so stop repeating Erdogan speech like parrots. I would like also to ask them, is the stay of Daesh in Jarablus and the countryside of Aleppo is a guarantee for the unity of Syria?

What is your response about that YPG displaces the Arabs from their regions?

Frankly speaking, we got bored of these blatant lies and falsehoods, we issued a formal statement about that, as well as many human rights organizations have refuted these allegations. In war, it is very normal that the civilians will leave the clashing areas towards safer places, and that what happened in all the clashing areas in Syria from Horan to Qamishlo, but those who have been disturbed by our victories and tolerance and humanity turned to confuse what we have achieved. In addition, we have repeatedly launched appeals for the citizens to return to their homes, and allow me to reiterate the call from your rostrum to all citizens on order to come back to their homes.

Too much talk about your relation with the regime especially after al- Hasakah clashes, how do you explain this relation if any?  

“These accusations are the same of accusations of seeking to secede, so those who repeat such accusations have closed their minds on two ways, whether to be with me or with the regime. I said to them that we are the third line. Our revolution against injustice and tyranny has its own special way that is nor similar to anything. We are convinced of the impossibility of the military solution for the Syria crisis but it should be a cultural, intellectual and political one. Therefore, we depend on ensuring protection to the citizen who will build new democratic Syria; the peaceful Syria. We are friends of people and friends of all those who want democracy and equality.

Earlier, you held a truce with Jabhat al- Nusra and other Islamist factions, if there is any mediation are you going to hold a truce with “Islamic State”?

Our conviction is that Daesh is a force of darkness; it bears no relation to Islam and the humanity. It is a criminal force established to destroy all what is human. In my opinion, there is no big difference between Jabhat al- Nusra and Daesh but the war with al- Nusra is a little bit complicated because there are many Syrians in its ranks and because there are some parties attempting to burnish its image on media. As for the truce, there was no truce between only Jabhat al- Nusra and us but it always was with several factions and Jabhat al- Nusra was signing with them on the truce.

Lastly, what is your vision for the realistic solution of Syria crisis?

Unfortunately, what is happening in Syria, we can call it clashes of titans; it is more like a third world war, where the major powers are fighting to divide the zones of influence in the world.

The solution is not in the hand of Syrian now. It is in the hands of the contesting powers. We see it a war of change of maps, divisions, agreements and mentalities that are hundreds years old. Syria is also a conflict center and the solution of disputes will be on its land. Unfortunately, our point of view is that the war may take dozens of years, and all what the Syrian people can do is having the will and the attempt to achieve a joint project that protects them, reduce the losses and help them to promote strongly at the end of war.

“The war will not stop in Syria but it will extend to all the Middle East and my extend more than that, and then will see a reverse migration from all countries towards Syria which will be the safest country.

Source: SOHR

YPG General Commander Hemo: Turkey Wants to Establish a Buffer Zone to Prevent Our Advance

11703192_984318078256455_9014980407802998149_n

YPG has attracted worldwide attention after liberating Tal Abyad from ISIS. Most recently you announced the liberation of Sarrin and Hasaka. Can you update us on the battle-field please?

Sipan Hemo: Our long-standing anti-ISIS campaign has spread to larger geography. After Tal Abyad we liberated Ain Issa and Sarrin. Our forces also fought off ISIS offensive in Haseke and established control over the area. YPG is currently establishing positions in Mount Abulaziz well as the recently liberated cities and towns to prevent and meet new ISIS offensives.
There are claims that YPG fought alongside the Syrian regime forces in Hasaka, was there such a cooperation?
Sipan Hemo:
These claims have no basis in reality; they are patently false. To start with, Assad regime has no power to protect Hasaka from ISIS. Salihiya, Aziziya and similar neighborhoods used to be under regime control. ISIS attacked and captured these areas from regime. I can clearly say that the regime did not contribute to liberation of these neighborhoods from ISIS. In fact in multiple fights between Asayish (local Kurdish police force) and regime, many regime soldiers and officers died.

There are speculations that ISIS launched fresh attacks on Kobane and Tal Abyad to relieve pressure on Raqqa, which could be targeted by YPG. Any thoughts on that?


Sipan Hemo: As we have said time and again ISIS is a big danger for Kurdish people as well as all other people in the region. These terrorist are attacking not just the Kurds, but the humanity. We fight ISIS as a matter of principle, as a service to humanity. Although our fight against ISIS has taken place in Kurdistan we are ready to aid fight against these terrorists whenever and wherever we are needed and welcomed. Raqqa is predominantly an Arabic city. Arabs should take lead in the fight against ISIS tyranny in Raqqa; we are ready to extend a helping hand to Arabs. We advocate for the fellowship of all ethnicities and religions in Raqqa.

11248342_717071948420408_6246729518424928453_n

After Suruc bombing that killed 31 civilians, Turkey proclaimed it has started operations against ISIS. What are your thoughts on Turkish position?


Sipan Hemo: We do not wish to interfere in the internal affairs of Turkey. However, we are criticizing Turkey for her hostility towards the Rojava Revolution. We hoped that instead of hostility Turkey would be friends with Kurdish people and we extended our friendship to turkey at every opportunity. However Turkey has displayed animosity towards Rojava during the last four years. Most recently they started using Turcoman as a tool to prevent us from uniting our three cantons. Unfortunately international community is somewhat turning a blind eye to this Turkish aggression. Turkey claimed she will start operations against ISIS, in reality it does not fight ISIS. Jarablus city which is under ISIS control on the Turkish border is within our eye-sight from Kobane; we have not seen any Turkish action against ISIS in Jarablus, just the opposite. Under the pretense of attacking ISIS Turkey attacked our forces in Zormaxara twice. They also attacked our forces in Tl Abyad. Turkey only goal in this conflict is to weaken our forces.
But Turkey is rejecting these claims?

Sipan Hemo: Free Syrian Army confirmed Turkish attacks to press and we see everything from Kobane. Turkey of course will deny her aggression. Just look at the Turkish media, there is not a single picture of Turkish attack on ISIS. You can see hundreds of photograph of Turkish attacks on Kurdish people in Turkish press. Turkey is doing the same things in North [Turkey] South [Iraqi] and West [Syrian] Kurdistan. International community backed Turkey in the fight against ISIS, but Turkey uses this as a smoke-screen to attack Kurds; unfortunately with no reaction from international community.

You said Turkey wants to use Turcomans in areas around Jarablus and Azaz. There is talk of creating a safe zone. What exactly is this safe zone and what can you tell us about Turcoman in Syria.

Sipan Hemo: Turcoman make up about 1.5% of Syria’s population. These Turcoman live all over the Syria, from Latakia all the way to Idlib. There are only a few Turcoman villages in Azaz, no more than seven in all the areas of Azaz and Jarablus combined. Almost none of those are Turcoman only villages, many also have Kurdish residents. Turkey’s goal is not to protect the Turcoman but to become a hindrance to Kurdish gains in Rojava. There are a lot more Turcoman in Layakia and Idlib. Why is Turkey not establishing a safe haven for Turcoman there? They just want to use Turcoman as an excuse to establish a buffer zone around Jarablus and prevent unification of Kobane and Afrin cantons.

You said the international community is remaining silent vis a vis Turkish aggression. However there are reactions in the US. Obama administration is being criticized for turning a blind eye to turkey. State department spokesperson Kirby said that with the availability of the Incirlic base YPG could be supported more robustly. There is a lot of talk regarding the role of YPG in Washington’s Syrian strategy.


Sipan Hemo: True! We have been collaborating with the Unites States in the war against terror with great success for a while now. We thank once again to the Unites States for the close air support. We hope to expand upon this anti-Jihadi terrorist collaboration and establish even closer relationships. All terrorist organizations are a menace to the people of Middle East and must be neutralized. We wish cooperate with all people/nations and establish bonds of fraternity and friendship among people. We should not let all the gains against jihadi-terrorists to slip away. I wish to emphasize here that one country in the middle-east plays an essential role in the survival and expansion of ISIS. That country is Turkey. We have shared this fact (Turkish aid abatement of ISIS) with the international public on many occasions.

What should be done to improve relationship with the United States? Have you received any arms from the United States?

Sipan Hemo: We put great importance on the American air support. We asked for heavy weapons from the United States. We also asked for night vision equipment and other technical instruments. We asked for these in order to expand our capability to fight ISIS. We are determined to fight ISIS and wish to make strides in the anti-ISIS struggle. To be very open we wish to have a stronger alliance with the United States.

After liberation of Tal Abyad, there is a sharper language against you. Government and media close to it started to use the argument that YPG is PKK. What do you want to say on this point?

Sipan Hemo:  As we said times and again, we do not have any formal relations with the PKK. We do not act on behalf of or in coordination with the PKK. We do see PKK as a Kurdish and Kurdistani movement. Without a doubt we are in contact with all Kurdish parties, PKK included. Only enemies if humanity will be bothered by YPG. Otherwise, anyone who cares for friendship and fraternity, regardless of their affiliation with or opinion of PKK, is proud of YPG. This is because YPG and YPJ have been fighting ISIS for over a year not only for the Kurds, but also for Syria and all humanity. As YPG/YPJ we fight for democracy and we wish to collaborate with all friendly forces around world in our struggle.

What do you think of your Arab and Christian allies?

10422432_788824147867092_4101175390051059488_n


Sipan Hemo: As you know Syria is a mosaic of ethnicities and religions. Christians, Alewites, Turcoman, Syriac, Druze, Kurds, Arabs and other people make up this mosaic. Unfortunately a political system that represents all these people has not been established. All these people in Syria must establish common goals. We very much care about what goes on in Kurdish region but we also care a great deal about what is going on in Syria in general. We will therefore continue our fight against radical terror organizations in Syria.

Although the two other cantons (Jazira and Kobane) have now been united Afrin Canton is physically separated. What the situation in Afrin?

Sipan Hemo: Citizens of Afrin Canton wish to be united with the other two cartons. Every Kurd in Afrin dreams of taking a bus from Afrin and traveling to Erbil and back. However due to meddling of other countries, Afrin Canton remains disjointed from the other cantons. Efrin is a prosperous and its people are patriotic. Afrin has extensive military experience and knowledge. Should there be an attack on Afrin it will be defended like Kobane and Hasaka.

I wish to point out that Kurdish people are going through a very critical period. All Kurdish parties and organizations must pay utmost attention to matters important to Kurdish people. All the gains made by YPG/YPJ are gains for the Kurdish people everywhere. All Kurds should be cognizant of this fact. YPG/YPJ has won admiration of people all around the world. We will continue our struggle. We are fighting for human dignity, for humane values. We will develop our struggle based on the wishes of democratic people around the world.

 

*

Translated into English by @haktas12

Ekonomik, Siyasal ve Toplumsal Yönden Girêspî Şehrinin Dünü ve Bugünü

11248342_717071948420408_6246729518424928453_n

Kendisi de Girêspî (Til Abyad) şehrinden olan yazar İbrahim Mislim ile şehrin dünü ve bugünü, ekonomik, toplumsal ve demografik yapısı ile ilgili konuştuk.

***

YPG’nin Girêspî’yi kontrol altına almasından sonra Girêspî medyada sıkça yer almaya başladı. Suriye’deki savaş başlamadan önce Girêspî’deki nüfus ne kadardı ve şehirdeki azınlıkların dağılımı nasıldı?

İbrahim Mislim: Girêspî aslında üç şehirden oluşan bir şehir: Şehir merkezi, şehrin batısındaki Suluk ve şehrin 30 km güneyindeki Ayn İsa, ki Kürtler buraya Bozanî derler. Girêspî’ye bağlı 250 köy var ve bunladan 110 tanesi Kürtlere ait. Türkmenler 15 köylerinin olduğunu söylerler burada fakat Araplar Türkmen köylerinin daha az olduğunu iddia ediyor. Bunun dışında 10 Ermeni köyü de var bu bölgede. Arap köylerinde yaşayanların çoğunun tapusu yok. 1963’teki Baas Devrimi sırasında bu köyler Araplara verildi. Girêspî’nin yaklaşık 300-350 bin nüfusu var. Kürtlerin nüfüsu 100 bini aşıyor. Girêspîli yaklaşık 60 bin Kürt de Rakka şehrinde yaşıyor. Eğer bunlar Girêspî’ye dönerse Girêspî’deki Kürt nüfusu 180-190 bine ulaşıyor. Eskiden beri Girêspî’deki olan ve Kürtlerle ilişkileri iyi olan bazı Arap aşiretleri var. Bunun dışında kalan Arapların hepsinin Girêspî’deki ömrü en fazla 40-50 yıl. Hepsi Baas rejiminin planı olarak yerleştirildi Girêspî’ye.

Halk arasında ‘’Arap Kemeri’’ olarak bilinen Araplaştırma politikasından bahsediyorsunuz değil mi?

İbrahim Mislim: Evet, sınırlar oluştuktan sonra Girêspî Halep’e bağlanmıştı idari olarak. Bölgede kurulan Tabka Barajından sonra Rakka büyüdü ve rejim Girêspî ve köylerini Kobanê’den ayırıp Rakka’ya bağladı. Cezire’de kurulan Arap kemerini Girêspî’de de kurdular. Cezire’de Kürt aydınları olduğu için Arap Kemeri hep konuşuluyor fakat Girêspî’deki kemerden kimse bahsetmiyor. Arap Kemeri Kobanê sınırına kadar var. Girêspî’nin batısında beş, altı Arap köyü var, bunlar da Baas rejiminin iktidara gelmesi nden sonra kurulan köyler. Bölgedeki Kürt köylerinin isimlerini değiştirip Arapça isimler verdiler. Kopernik’i Tilkebir yaptılar, Girêsor’u Tilahmer ve bunun gibi 50-60 köyün daha ismi değiştirildi. Fakat Bexdik gibi değiştiremedikleri bazı yerler oldu. Bozanî (Ayn İsa) taraflarında da Kürt köyleri var, ki Bozanî ismini Berazi aşiretinin lideri Bozan Bey’den alıyor. Fakat bölgenin demografisi değiştirildi.

FullSizeRender7

Girêspî Kürtleri kültürel olarak daha çok Kobane’deki Berazi aşireti kültürüne yakınlar, değil mi?

İbrahim Mislim: Evet, Kobane ile aynı kültüre sahipler. Sadece Girêspî değil, Serêkanîyê’nin de yaklaşık %30-40’lık bir kısmı Berazî’dir.

Peki, Girêspî Kürtlerinin genel geçim kaynağı tarımdan sanırım. Başka ne var?

İbrahim Mislim: Girêspî’deki Kürtler genel olarak tarım ile geçiniyor. Ki şehir merkezinin ekonomisi Kürtlerin elindeydi. Şehrin sanayi kısmı da Kürtlerin elindeydi. Araplar da hayvancılık ve tarımla uğraşıyordu. Tarlaları icare usulü ekip biçiyorlardı. Demim de belirttiğim gibi Arapların o tarlalar üzerinde tapusu yok.

Neler ekilip biçiliyor Girêspî’de?

İbrahim Mislim: Girêspî’de iyi yağış alan bir bölge var. Burada buğday ve arpa ekilip biçiliyor, pamuk ve mısır da aynı şekilde. Girêspî’de çok sayıda meyve ağaçları da var. Kuyu suyunun az olduğu yerlerde insanlar ağaç dikti.

IŞİD saldırılarından dolayı ne kadar Kürt şehirden ayrıldı ve onlar şimdi dönmeye başladılar mı?

İbrahim Mislim: Sabah ezanında ‘’15 dakikaya kadar tek Kürt şehirde kalmasın’’ dediler. Birleşmiş Milletler raporuna göre bir gün içinde 5400 Kürt aile göç etmek zorunda kaldı. Girêspî kurtarılana kadar neredeyse şehirde tek Kürt kalmadı. Sadece yaşlılar kaldı. Onlar da çok zorluk çekiyorlardı ve birçok kişi öldürüldü. IŞİD tarafından tutuklanıp serbest bırakılanlar da korkudan öldüler. Şehir kurtarıldıktan sonra Kürtlerin %10’u döndü. Birincisi Ramazan’dayız, ikincisi de Kobane’deki katliamın bir benzerinin Girêspî’de olmasından korkuyor insanlar. Dönen Arap sayısı Kürtlerden daha fazla. Dönüp talan edilmiş evlerini Araplardan almak isteyen Kürtler, ekranlara çıkıp ‘’Bize saldırıyorlar’’ diyen Araplarla karşılaşıyorlar.

YPG ve Kürtlerin Arapların evlerini talan ettikleri yönündeki haberler neden çıkıyor?

İbrahim Mislim: Bu haberleri Girêspî’den yayan kişiler IŞİD Girêspî’ye girdiğinde IŞİD’e katılan kişiler. Bu meseleyi büyütüp kendilerine yeniden bir alan yaratmak istiyorlar. Kürt bayrağının Girêspî’de dalgalanmasını hazmedemiyorlar. Fakat iki yıl boyunca orada dalgalanan siyah IŞİD bayrağına karşı bir şey demediler. Türk hükümetinin Türkmenler ve Araplar için kopardığı yaygaranın aynısını, Arapça söylüyor bunlar da. Fakat Türk hükümetinin planları suya düştü. Özgürlük ve demokrasi kazandı Girêspî’de.

ENKS’nin de Kürtlerin Arapları zorla yerlerinden çıkardıkları yönünde iddiaları vardı. Ne diyorsunuz bu konuda?

İbrahim Mislim: ENKS de Suriye’deki muhalefetin bir parçası. Muhalefet birkaç günde bir açıklama yapıp YPG’nin terörist olduğunu söylüyor. ENKS’den birileri de çıkıp ‘’Bizim bu açıklamadan haberimiz yoktu’’ diyor sürekli. Kürtleri terörist olarak gören insanlarla nasıl birlikte hareket edebiliyorlar? Muhalifler YPG’ye katılan Araplara karşı bile savaştılar. Başka planlar var işin arkasında. Muhalifler Türkiye’nin istediği gibi hareket ediyor. ENKS kendi milleti için hizmet etmeli, kendi milletine çamur atmamalı.

Son olarak Türkmenler hakkında neler diyeceksiniz?

İbrahim Mislim: Türkmenler Girêspî’nin doğusunda yaşıyor. Burada iki köyleri var. Bir de Suluk’ta üç dört köyleri var. Türkmenler 15 köylerinin olduğunu söylüyor. Bu köylerin çoğunluğunda Arapça konuşuluyor. En büyük Türkmen köyünde bin kişi var. Tarihe baktığımızda bu köydeki aşiretin Kürt olduğunu görüyoruz. Herkes asıl Türkmen köylerinin sadece iki köy olduğunu biliyor. Savaş başladığında Türkmenler silahlandılar. IŞİD bölgeye girdiğinde Türkmenler ikiye ayrıldı, bazıları IŞİD’e katıldı, bazıları IŞİD’e karşı durdu. Karşı duranlar Türkiye’ye gittiler. YPG Girêspî’ye girince IŞİD’e destek veren Türkmenler kaçtılar ve Türkmen köylerinin talan edildiği haberlerini yaydılar. Şunu da belirteyim bölgede Türkmence konuşan Türkmen sayısı en fazla 500-600 kişi.

Euphrates Volcano Chief Commander: ISIS Suffered A Major Breakdown on All Fronts

Haqi Kobani (Photo Mahmoud Balli)
Haqi Kobani (Photo Mahmoud Balli)

In an exclusive interview,  Euphrates Volcano Chief Commander Haqi Kobani says  ISIS suffered a major breakdown on all fronts.

Mutlu Civiroglu  www.twitter.com/mutludc

***

Mr. Kobani, the day before, you announced the entire liberation of Ain Isa. What is the latest situation in Ain Isa and on other fronts?

Haqi Kobani: ISIS have launched extensive operations at a number of locations in recent days. Their aim was to stop the operations we recently conducted. They attacked in Ain Isa and on all the fronts but ended up suffering a major breakdown. As we shared with the public opinion two days ago, 140 gangs were killed and corpses of 94 of them are held by our side. These figures do not include those killed within the past three days. We took Ain Isa under full control two days ago. The night after, they attempted once again for an attack but were repelled.

Some media agencies have recently reported the fall of Ain Isa to ISIS. Was this true, why was such a news spread?

FullSizeRende2r
YPG Fighters in Tal Abyad

Haqi Kobani: We didn’t understand yet what sort of media agencies those spreading this news are. The entire world is, unfortunately, not siding with revolution. Half of the world is supporting ISIS, while the other half is against it. They reported the fall of Ain Isa to ISIS as propaganda against us. ISIS has taken some points in recent days but the strategic points were always under our control. And, we re-seized those points back from ISIS which thereafter attempted suicide attacks with 5-6 attackers the day before. We killed them yet much before they got close to us. The ISIS thugs who can make no progress or achievement over us are being inflicted heavy blows by both the coalition strikes from the air and our offensives from the ground. They are continuously trying to keep us occupied with an aim to stop our operations and hinder us from making further advances.

Further advances towards where?

Haqi Kobani: We are on the Sarrin side at the moment and hold all the strategic points where, clashes are also taking place. ISIS is making an effort to weaken us everywhere. Yet, it is not happening as they wish.

Is the expansion of the front from the Euphrates to Hasaka not making things more difficult for you?

Haqi Kobani: Not at all. We have taken every precaution. We have organized ourselves and taken measures in accordance with the fronts.

Officials in Washington have in recent days voiced very positive statements about the YPG and Euphrates Volcano. Are you having any opportunity to follow the messages given there?

Haqi Kobani: Of course! We closely follow every single word and development. YPG has proved its power to the whole world by now. The greatest proof has been in Kobane where we believed we would succeed when there were only two neighborhoods left under our control. There is no force other than Kurdish forces that can act together with the coalition today. We have no aircraft, but the coalition is supporting us with strikes. Coalition doesn’t have a ground force, but we are a powerful force on the ground for them. This reality has also been seen by the coalition which is therefore acting together with the YPG. Everyone has seen that victory against ISIS could be achieved only this way.

You have said you are around Sarrin at the moment. What are you expecting to happen in the battlefield in the coming days?

Haqi Kobani: In this regard, we currently have no information available to share with the public opinion. We want no fuss to emerge. Yet, we will take every single area we are clashing in now, this is a truth beyond argument. No matter what ISIS may resort to do with bomb-laden vehicles; we are determined to take control of the areas witnessing a battle at the moment. ISIS has detonated 9-10 cars within the past several days. This, however, doesn’t matter as we have taken our precautions and are doing our work.

Some media reports argued ill-treatment by your side against Arabs and Turkmens. What do you have to say in this regard, what is your relationship with other minorities?

Haqi Kobani: This kind of reports appearing on media have nothing to do with the truth. We are acting on the basis of fraternity of peoples and implementing no different practices on any of them. Our aim is a democratic Syria. As we have recently highlighted in some statements, which we don’t know if reached to the media and people as we have been taking part in operations, we conceive of an operation room which consists of Turkey, ISIS and the regime. Their media agencies, Rûdaw, Orient TV, Al-Jazeera are against the revolution in Syria. Rûdaw and Orient TV pretend to be embracing the revolution here but, yet, they are against it. As we fight and achieve success against ISIS, they are writing exact opposite things. There exists a success of YPG and they are not pleased with it.

***

Translated into English by Berna Özgencil https://twitter.com/bzgncl

Syrian Kurdish Politician Aldar Xelil on Fight against ISIS

Interview with Mr. Aldar Xelil, Member of the Executive Body of the Democratic Society Movement (TEV-DEM) about the situation in Rojava and fight against ISIS .

———————————-

Aldar Xelîl (Foto: Hawar News)
Aldar Xelîl (Foto: Hawar News)

Mr. Xelil, the US President Barack Obama said the war with ISIS would be a long one. There were also messages from him and Defense Secretary Carter for Syrian Kurds and the YPG.  How do you assess recent messages coming from Washington?

We see the messages that come from Washington are positive and it is clear that the US government and the administration of President Obama want to strike and destroy ISIS forces, because ISIS is a terrorist organization against humanity. This terrorist organization was established in the Middle East to destroy the human values. Here, we welcome any initiative to hit this terrorism and to terminate it.

In fact, if we come to what happened in Iraq at the end of the rule of Saddam Hussein; we will see that there was also a common struggle against terrorism. We can also see that the US administration reached to a firm conviction that its strength and military technologies alone are not sufficient, and there is a need to work with local forces and people to defeat the terrorist organizations. Certainly, this process will succeed especially that People’s Protection Units (YPG) has proved its strength against ISIS recently, and that it is the strongest among all other groups in Syria.

In addition, we see for years that America did not succeed in Iraq, and ISIS controlled Mosul and other Iraqi cities very easily without any resistance. The same is valid in Syria and even in Southern [Iraqi] Kurdistan Sinjar. Among all these forces, only YPG was able to show a historic resistance to ISIS. We saw that in the resistance of Kobane to which the whole world has witnessed. In total, I think that all of these reasons helped US government boldly to take such a decision and to accept the YPG as an effective partner in the fighting against ISIS. Moreover, the successful coordination, which has been in Kobane, Grespi [Tal Abyad] and Mount Abdulaziz was the biggest proof of that. Actually, we believe that if this coordination continues, the end of terrorist ISIS will be close, and the same will be to the rule of the Baathist regime, from which the Syrian people have suffered woes for decades.

Commenting on what you just said. Some accuse you of have coordination with the Baathist regime in Syria. What is your comment on that?

A: YPG is the military force of the all peoples in Rojava components: Kurds, Arabs, Assyrians, Syriacs. On the other hand, there is a political movement, which leads the Rojava revolution. This movement made its position clear towards the ruling regimes in the region, and its goal is to establish and build a democratic system and a pluralistic Syria. In order to end the dictatorial rule, a multi-ethnic civilian democratic system must be established, and I think the Syrian people realized that. Some were looking at our system from a narrow perspective and brought unfair criticisms. However now they know that it is a large force in Syria and even in the Middle East, it leads the struggle against ISIS and the Assad regime at the same time.

Actually, those people who promote rumors and propagandas against us were mainly grown up on the hands of the regime and they do politics with Baathist logic and thought. Their only goal is to take and seizure power in this country. As for us, we would like to establish a homeland and a democratic society with a developed culture in Syria where all the components of Arabs, Kurds, Syriacs and everyone live a free and an equal life. Consequently, by implementing a system like ours, the old regime will come to an end. This is clearly our position.

Lastly, what so you want to say about some media claims about the allegations of ‘ethnic cleansing’ against Arabs and Turkmens in the territories newly liberated by the YPG?

The Turkish state was behind these claims, because it could not bear the YPG victories and breaking the power of ISIS especially in Tal Abyad. Therefore, it turned to such methods to spreading lies. YPG is composed of all components of Rojava. How can a force fights and resists the terrorism can commit the ethnic cleansing against the components of the society at the same time? Actually, Turkey took advantage of the opportunity of people’s escaping from the fierce war in the first two days in Tal Abyad operation as ethnic cleansing against the Arabs and Turkmens. Furthermore, when groups of terrorist ISIS attacked Kobane at dawn and killed hundreds of civilians, these people did not say that it was a massacre or ethnic cleansing. Those [Syrian opposition] who are staying in Istanbul and promoting such allegations from there, according to the instructions of the Turkish government. For our part, we say about these allegations that they are false because we have Arab, Kurds, and Assyrians martyrs. And YPG will not fight any people but ISIS.

***

Translated into English by Abdulselam Mohamad

Burkan al Firat Komutani Haqi Kobani: IŞİD Tum Cephelerde Buyuk Kirilmaya Ugradi

Haqi Kobani (Photo Mahmoud Balli)
Haqi Kobani (Photo Mahmoud Balli)

Dün Ain Isa’nın tamamen temizlendiğini duyurdunuz. Ain Isa’da ve diğer cephelerindeki son durum ne?

Haqi Kobani: IŞİD son zamanlarda birçok noktada geniş saldırılar başlattı. Bu şekilde başlattığımız operasyonları durdurmak istediler. Ain Isa ve tum cephelerde birçok saldırdılar ama buyuk kırılmaya uğradılar. İki gün önce kamuoyuyla paylaştığımız gibi, 140 çete öldürüldü ve bunlardan 94 kişinin cenazesi bizim elimizde. Dün ve bugün öldürdüklerimizin dışında bu sayı. Ain Isa’yı dün tamamen kontrolümüz altına aldık. Dün gece tekrar saldırmaya çalıştılar fakat geri püskürtüldüler.

İki gün önce bazı medya kuruluşları Ain Isa’nın IŞİD’in eline geçtiğini duyurdular. Gerçek miydi bu, neden böyle bir haber yayıldı?

Haqi Kobani: Bu haberi duyuran medya kuruluşların nasıl medya olduklarını anlamış değiliz. Malesef dünyanın tamami devrimden yana değil. Dünyanın yarısı IŞİD’i destekliyor, yarısı IŞİD’e karşı. Bize karşı propaganda olarak Ain Isa’nın IŞİD’in eline geçtiğini duyurdular. Gecenlerde IŞİD’liler bazı noktaları aldılar, ama stratejk noktalar hep bizim kontrolumuzdeydi. Fakat biz tekrar kontrolümüz altına aldık o noktaları. IŞİD bzi surekli mesgul edip, operasyonlarımız durdurmak istiyor. Dün o noktaları kontrol altına aldıktan sonra 5-6 kişinin araclarla kendini patlatma girişiminde olduğunu gördük. Daha bize yaklaşmadan öldürdük onları. IŞİD bize karşı kazanamıyor, ilerlemiyor. Hem havadan koalisyon saldırıları ile hem karadan bizim saldırılarımızla büyük darbeler alıyorlar. Yeni noktalara girmememiz için bizi oyalamak istiyorlar.

Hangi noktalar bu noktaral?

Haqi Kobani: Sırrin taraflarındayız şu an ve stratejik yerler bizim elimizde. Burada da şiddetli çatışmalar yaşanıyor. IŞİD her tarafta bizi zayıf düşürmeye çalışıyor. Fakat istedikleri gibi olmuyor.

Cephenin Fırat’tan Haseke’ye kadar genişlemesi işinizi zorlaştırmıyor mu peki?

Haqi Kobani: Biz de bu cephelere göre örgütlenmişiz ve bunun için tedbirler almışız.

Washington’da son üç dört gündür YPG ve Fırat Volkanı hakkında çok olumlu şeyler söyleniyor diplomatlar tarafından. Buradan verilen mesajları takip etme imkanınız oluyor mu?

Haqi Kobani: Evet gelişmeleri harfi harfine takip ediyoruz. YPG gücünü bütün dünyaya ispatlamış. En büyük ispat da Kobanê’de oldu. Elimizde sadece iki mahalle kalmıştı ve kazanacağımıza inanıyorduk. Bugün Ortadoğu’da Kürt güçleri dışında koalisyonla birlikte hareket edebilecek başka bir güç yok. Bizim uçaklarımız yok, koalisyon destek veriyor. Karada da örgütlü bir gücüz. Buna gören koalisyon de  YPG ile hareket ediyor. Bu sekilde IŞİD’e karşı zafer kazanabileceğini herkes gördü.

Sırrın çevresinde olduğunuzu söylediniz. Önümüzdeki günlerde savaş cephesinde neler olacak?

Haqi Kobani: Kamuoyuna bu konuda verecek bir bilgimiz yok şimdi. Velvele olsun istemiyoruz. Çatıştığımız her bölgeyi ele geçireceğiz, bu tartışılmaz bir gerçek. IŞİD bombalı araçlarla ne yaparsa yapsın biz yine de çatıştığımız yerleri almaya kararlıyız. IŞİD son iki üç günde dokuz on araba patlattı. Fakat biz tedbirlerimizi almışız, araba patlatmalarının bir önemi yok. Biz işimizi yapıyoruz.
Medyada Araplara ve Türkmenlere kötü davrandığınız yer almıştı. Neler diyeceksiniz bu konuda, diğer azınlıklarla ilişkileriniz nasıl?

Haqi Kobani: Medyada yer alan bu tür haberlerin gerçekle hiçbir alakası yok. Biz halkların kardeşliği esası üzerine hareket ediyoruz. Hiçbir halk için farklı bir uygulamamız yok. Bizim hedefimiz demokratik bir Suriye. Geçenlerde de bazı açıklamalar yaptık. Operasyonlarda olduğumuz için basında yer alıp almadığını bilmiyoruz, takip edemedik. Bizim tasavvurumuzda bir operasyon odası var. Bu odada Türkiye, IŞİD ve rejim var. Bunların medyası da Rûdaw, Orient, El-Cezire. Bunlar Suriye’deki devrime karşılar. Rûdaw ve Orient buradaki devrime sahip çıkıyorlarmış gibi yayın yapıyorlar fakat bunlar devrime karşılar. Biz IŞİD’e karşı başarılar elde ederken onlar aksi şeyler yazıyorlar. YPG’nin başarısı var ve onlar bu başarıdan memnun değiller.

***

Söyleşiyi Türkçe’ye çeviren @farfarinoo ‘ya teşekkürler

Aldar Xelîl: Washington’dan Verilen Mesajları Oldukça Olumlu Buluyoruz

Aldar Xelîl (Foto: Hawar News)
Aldar Xelîl (Foto: Hawar News)

Rojava’daki Demokratik Toplum Hareketi (TEV-DEM) Yürütme Kurulu Üyesi  Aldar Xelîl ile Washington’un son günlerde Rojava ve YPG ile artan mesajlarının bölgede nasıl yorumlamndıını görüştük.

***

Sayın Aldar Xelil ABD Başkanı Barack Obama birkaç gün önce IŞİD’e karşı bir konuşma yaptı. Ayrıca ABD Savunma Bakanı A.Carter’ın son birkaç gündür öne çıka açıklamalarında YPG’nin rolüne çok önemli bir şekilde vurgu var. Carter Açık bir şekilde YPG’yi ve Suriye Kürtler’ini övdü. Siz Amerika siyaseti hakkında Washington’dan gelen bu mesajlar hakkında ne düşünüyorsunuz ve Rojava’da bunu nasıl karşılıyorsunuz?

Aldar Xelil : Gerçekten biz yapılan açıklamaları ve Washington’dan verilen mesajları oldukça olumlu buluyoruz. Çünkü Washington ve Sayın Obama yönetimi, IŞİD terörünü vurma ve yıkma konusunda artık çok daha kararlı olduğunu açıkça göstermektedir. IŞİD gerçekten özellikle Ortadoğu’da insanlığa karşı vahşi bir güçtür ve insanlık adına sağlam hiçbir şey bırakmamaktadır, insanlığın her değerine saldırmaktadır. Bu yüzden bu terörü sonlandırmak için bir koalisyon ya da anlaşma-ittifak yapılması olumlu bir şeydir.

Biz geçmiş yıllarda Irak’ta Saddam Hüseyin rejiminin yıkılmasından sonra terörü sona erdirmek için bir çalışmanın olduğunu gördük ancak Amerika yönetimi de gördü ve anladı ki sadece kendi askeri gücü ve teknik imkanlarıyla bu mücadelenin yetersiz kaldığı, o bölgedeki halktan kendi savunmasını yapacak bir yerel gücün desteklenerek terörist gruplara karşı verilecek mücadelenin daha anlamlı ve başarılı olacağı kanaatine varmıştır.

Özellikle YPG, geçmişte IŞİD’e karşı herkesten daha fazla aktif bir şekilde mücadele edeceğini ispatlamıştır. Çünkü biz Irak’ta o kadar yıl bu teröre darba vurulamadığını gördük. Bilakis IŞİD Irak’ta Ninova-Musul, Ramadi ve diğer bazı şehirleri denetimine aldığında hiçbir direnişle karşılaşmadı, aynı şekilde Suriye’de de öyle oldu. Hatta Güney Kürdistan’da Şengal örneği de ortada. Bu yerlerde en çok mücadele eden ve tarihi bir direniş gösteren güç YPG oldu. Özellikle de Kobani direnişinde herkes bunu gördü. Ve ben inanıyorum ki bu,  Amerika yönetimini YPG’yi kendisine müttefik olarak görmesi konusunda cesaretlendirerek koalisyonda yer almasını ve beraber IŞİD’in üzerine gitmeyi sağladı. Gerek Kobanî’de gerekse de Girêspî ve Kizwan (Abdulaziz) Dağları’nda ispatlandı ki eğer böyle bir ittifak devam ederse terörün sonlandırılma ihtimali daha da artmaktadır ve ayrıca bu, yıllardır Suriye milletinin kurtulmak istediği diktatör rejiminin yıkılması için de bir adım olmaktadır.

Evet, ben de tam bu soruyu sormak istiyordum. Savunma Bakanı Carter dün  senatodaki  özel bir toplantıda Suriye Kürtler’ini “IŞİD ve Suriye rejimine karşı eylemli ve etkili savaşan güç” olarak isimlendirdi. Yine Amerika siyasetinde Suriye’deki IŞİD’e karşı savaş, YPG merkezli olarak devam edecek gibi görünmekte. Yani YPG’ye çok önemli bir rol biçilmekte. Bu konu hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Aldar Xelil : Esas olarak temelde sadece YPG değil, yani YPG Rojava’daki Kürtlerin ve diğer milletlerin askeri kollarından oluşmaktadır ve içinde Arap, Asuri ve Süryaniler de vardır ancak çoğunluğu Kürtlerden oluşmaktadır ve Kürtlerin öncülüğündedir. Fakat Rojava devrimine öncülük eden bir siyasi hareket vardır. Ve bu hareket en başından beri amacını halkına zulmeden despot, diktatör ve baskıcı rejimler olmak üzere her türlü rejime karşı mücadele olarak belirlemiştir. Bu hareketin isteği ve amacı demokratik bir sistemin kurulması ve demokratik bir Suriye’nin oluşturulmasıdır. Artık kim demokratikleşmeye karşı olursa ona karşı gerek askeri olsun gerekse de barışçıl olsun her türlü mücadele verilecektir ki demokratik bir sistem kurulabilsin. Bu yüzden rejimin yıkılması bu açıdan anlamlı olur. Eğer insan demokratik ve medeni bir sistem içinde varlığını gerçekleştirirse işte o zaman içinden gelinen despotizm yıkılır. Artık Suriye halkının da bu yönde bir kanaati oluşmuştur. Eskiden hareketimiz Kürt ve bölgesel bir hareket olarak görülürken artık Suriye ve Ortadoğu’da demokrasi mücadelesinin öncülüğünü yapan ve IŞİD’e karşı mücadele eden öncü güç olarak görülmektedir.

Peki aynı zamanda bazı çevreler sizin rejim ile yakın ilişkinizin olduğunu, rejime karşı olmadığınız sıkça dile getirmekteler?

Aldar Xelil : Bu şekilde propaganda yapan kesimler aslında şimdiye kadar rejimin elinde büyüyüp ve halen rejimin aklıyla çalışma yürütenlerdir. Bunlar kendilerini muhalefet olarak adlandırmaktadır ancak tek amaçları bu ülkenin yönetimini ele geçirerek rejimin yerine geçmektedir ancak biz demokratik bir ülke, toplum ve kültür oluşturmak istiyoruz. Suriye’de Kürt, Arap, Süryani, Asuri, Keldani ve diğer tüm unsurların eşit bir şekilde demokratik bir sistemde yaşamasını istiyoruz. Vurgulamak istediğim husus budur. Eğer herkesin içinde olduğu demokratik bir toplum oluşturursak ve demokrasiyi öne çıkarırsak o zaman eski rejimden eser kalmaz. Eğer demokrasi olursa ve herkes irade sahibi olursa ve aynı zamanda despot bir rejim olursa zaten anlaşamazlar. Ancak medyada bu tür asılsız bilgileri dolaşıma sokanlar aslında yenilgilerini gizlemek istiyorlar. Bundan başka bir anlamı yoktur.

Kürtler dışında Arap, Süryani ve Asurilerden bahsettiniz. Yine bazı medya organları 3-4 haftadan beri “YPG’nin Arap ve Türkmenlere karşı etnik bir savaş yürüttüğüne” dair yayınlar yapmakta. Hem Suriye muhalefeti, hem de Türkiye’de bu yönlü iddialar dile getirilmekte?

Aldar Xelil : Esas olarak bu propagandanın öncülüğünü yapan Türk hükümetiydi. Onlar böyle bir şeyi öne çıkarmak istediler. Çünkü elde edilen kazanımlara özellikle de Girêspî’deki zafere tahammül edemediler. Onlar, gözlerinin önünde IŞİD’in belinin kırıldığını görmek istemediler ve buna tahammül edemediler. Onlar, her zaman IŞİD’in yenilmez bir güç olduğunu ve hiçbir gücün IŞİD karşısında duramadığı bir güç olarak duyurmak istediler. Fakat ne zaman YPG’nin çok sayıda zafer kazandığını gördüler işte o zaman çaresiz kaldılar ve yüzlerini artık aslı astarı olmayan iddialara çevirdiler. Çünkü YPG, Suriyedeki yaşayan tüm milletlerin temsiliyetini savunmaktadır ve hiçbir zaman teröre karşı direnen bir gücün başka bir milleti yok etmesi mümkün değildir.

Özetlersek, onlar savaş esnasında meydana gelen bomba ve patlamalar nedeniyle 1-2 günlüğüne evlerinden çıkan insanları sanki bilinçli olarak özellikle Araplara karşı özel bir uygulama yapılıyormuş gibi bunu kullanmak istediler. Fakat Kobanî’de soykırım seviyesine ulaşan bir katliam olduğunda ve Kobanî’de birkaç günlük bir hareketlenme yaşandığında o zaman kimse “Kürtler yok ediliyor” demedi. IŞİD, özellikle şehre gece ve gizli bir şekilde girerek yönünü sivil ailelere çevirdi. O zaman “Askeri savaş içinde siviller bombalanıyor” demediler. Özellikle sabaha karşı evlerinde uyuyan sivilleri hedef aldılar. Bunu görmezden geldiler fakat savaş esnasında IŞİD’e karşı korunmak için bazı köyler savaş bitinceye kadar mecburen boşaltıldığında bunu gündeme koydular. Kendilerini muhalefet olarak adlandıran ve merkezleri İstanbul ile Türkiye’nin diğer şehirlerinde olan bu kişiler bu tür asılsız iddiaları Türklerin talimatıyla ortaya atmaktadırlar. Şehitlerimiz arasında Araplar da var Süryani ve Asuriler de vardır ve bu halklar YPG içinde de vardır. Biz herkes için demokratik bir yaşamın mücadelesini veriyoruz. Kaldı ki YPG’nin gidip başkalarını yok etme gibi bir amacı da olamaz.

***

Söyleşiyi Türkçe’ye çeviren @zirmezirm ‘a teşekkürler

Gêlo İsa ile Bugünkü Kobane Saldirilari Uzerine

kobani birindar

Sayın Gêlo, Kobane’de tam olarak neler yaşanıyor?

Gêlo Îsa: Başta şehitlerimizin ailelerine başsağlığı, yaralılarımıza da acil şifalar diliyoruz. Sabah saat beş sularında IŞİD çeteleri ÖSÖ adı altında Kobane’ye geçiş yaptılar. Türkiye tarafından da birçok IŞİD üyesi Kobane’ye geçti. YPG kıyafetleri de giymişlerdi. Sabah beşte kurşun sesi duyan sivil halk dışarı çıkıyor ve onlar da sivilleri hedef almaya başlıyor. Guneydeki Berxbatan köyünde 23 kişi şehadete ulaştı. Bu köyden tamamen çıkarıldılar ve Kobanê merkezde de şu an çembere alınmış durumdalar. IŞİD, Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü’nün hastanesine girmişti. YPG orayı kontrol altına aldı. Miktel, Gümrük Kapısı taraflarında da çembere alındılar. Şehir tamamen YPG’nin kontrolü altına geçti.

Türkiye, IŞİD’in kendi taraflarından Kobanê’ye girdiği yönündeki iddiaları reddediyor. Neler diyeceksiniz bu konuda?

Gêlo İsa: Kobanê halkı IŞİD çetelerinin Türkiye topraklarından Kobanê’ye girdiğine gözleriyle tanıklık etmiştir. Diğer taraftan da ÖSO adı altında hareket ettiler. ÖSO’lu arkadaşlarımız Kobanê’ye kolaylıkla girip çıkıyorlar, herhangi bir problem yok. Asayiş her defasında kontrol etmiyor, silahlarını ellerinden almıyor bu arkadaşlarımızın. Uygulamada da böyle bir şey yok. IŞİDliler onların logolarını taşıyarak Kobanê’ye girdiler. Bombalı araçlar bu şekilde Kobanê’ye geçti. Birçok çete de Türkiye tarafından Kobanê’ye sızdı. Bu bir plan, uzun bir zaman öncesinden onlardan birkaç kişi Kobanê’ye yerleşmiş olabilir. Bir tek askeri noktayı hedef almadılar, terör estirip sivilleri hedef aldılar.

Önce Berxbatan köyüne saldırıp sonra şehir merkezine saldırıyorlar, doğru mu?

Gêlo İsa: Berxbatan köyü Kobanê’nin güneyinde, savaş hattında yer alan bir köy. İlk önce köyün güneyindeki köylere giriyorlar ve çatışmalar başlıyor. Kadınlar ve çocuklar kaçıyor, kalanlar ise savaşıyor. Köyün güneyinde bazı evlerdeki çoluk çocuk herkes öldürülmüş. Sonuç olarak ne yazık ki 23 kişi şehadete ulaştı bu köyde.

Peki şehir merkezindeki yaralı ve şehit sayısı kaç?

Gêlo İsa: Şehir merkezindeki yaralı ve şehit sayısı hakkında henüz net bir şey bilmiyoruz. Su an icin 50’den  fazla yaralımız Kürdistan’ın kuzeyine geçti. Sayi aha da fazla olabilir.

Siz de çatışmaların ortasındaydınız değil mi?

Gêlo İsa: Dönüşte bize saldırdılar, arabaya değdi kurşunlar fakat bize değmedi.

Peki, Türkiye toprakları dışında IŞİD’in başka bir yerden Kobanê’ye girme ihtimali var mı Kobanê’nin kuzeyinde?

Gêlo İsa: Tam olarak kac araba ve kişi sayısını biliyoruz. 4-5 aracın her birinde 3-4 kişi vardı. Elimizdeki bilgilere  göre onlardan 16 kişi Kobanê merkezinde öldürüldüler. Fakat şu an şehirdeki IŞİD çetesi sayısı araçlarla gelenlerden daha fazla. Bunların sadece Türkiye’den girme ihtimali var.

Tüm dünya kamuoyu Rojava halkının başarısını konuşurken IŞİD’in Kobanê’de sivilleri bu şekilde hedef almasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Gêlo İsa: IŞİD bu terörle hala güçlü olduğunu kanıtlamaya çalışıyor. IŞİD bozguna uğramış bir örgüt, bu sivilleri katlederek morallerini yüksek tutmaya çalışıyorlar. Güvenlik gücü en yüksek ülkelerde bile terör güçleri saldırılar düzenleyebiliyorlar. Şüphesiz bu saldırılar karşısında yılmayacağız. Halkımızı ve topraklarımızı korumaya devam edeceğiz. Gelecek bizimdir, özgürlüğe inanan halkımızın.