Helîm Yûsiv: Hiçbir Partinin Kürdistan’ı Bölme Hakkı Yok

Rojava’nın en tanınmış yazarlarından Helîm Yûsiv, Radikal’in sorularını yanıtladı. Rojava’daki son durum hakkında konuşan Yûsiv, önemli değerlendirmelerde bulundu.

Image

Helîm Yûsiv

Haber: Mutlu Çiviroğlu / Arşivi

Yûsiv hangi sebeple kazılarsa kazılsın, hendeklerin kabul edilemeyeceğini, hiçbir partinin Kürdistan’ı bölme hakkının olmadığını vurgularken, Rojava’nın önemli bir konuma geldiğini ve Kürt partilerin küçük çıkarları bir kenara bırakıp beraber çalışmaları gerektiğine dikkat çekti.

Sayın Yûsiv Rojava ve Irak Kürdistan Bölgesi arasındaki gerginlik son haftalarda iyice tırmandı. Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) bu hendekleri kendi sınırlarını korumak amacıyla kazdığını iddia ediyor, diğer taraftan başta PYD olmak üzere birkaç parti daha hendeklerin ambargoyu sıkılaştırmak için kazıldığını iddia ediyorlar. Bir Kürt aydını olarak siz bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Helîm Yûsiv: Kürdistan’ın güneyi ve Rojava arasında kazılan hendeklerin siyasi hendekler olduğunu düşünüyorum. Bu hendeklerin güvenlikle ve sınırları korumakla hiçbir alakası yok. ‘Hendeklerin teröristlerin geçiş bölgelerinde kazıldığı iddia ediliyor fakat bu doğru değil. Hendeklerin kazılması siyasi bir tutum ve iktidar savaşı ile alakalı bir şey. Kürdistan Demokrat Partisi (KDP), PYD’yi zor durumda bırakıp iktidarı kendisine yakın partilerle paylaşmak istiyor.

İki büyük partinin siyasi çıkarlarının çatışması sonucu hendekler kazılmış aslında ve bu çıkarlar Rojava’da Kürt halkını ikiye bölmüş: Bir tarafta halkın büyük çoğunluğu oluşturan PYD, diğer tarafta KDP taraftarları. Zaten Irak’taki KDP daha işin başında Rojava’yı kendisi ve karşı taraf – buna PKK diyebiliriz – arasında bölüşmek istiyordu. Kürt Yüksek Konseyi kurma çalışmalarının boşa çıkması, ulusal birliğin kurulamaması gibi durumlar da KDP’nin bu siyasetinin sonucu meydana geldi. Çünkü KDP, Rojava’daki iktidar savaşında yer edinmek istiyor.

Yani KDP’nin bu hendek kazmadaki amacı Rojava’daki iktidar savaşında yer almak istemesi mi? 

Helîm Yûsiv: Evet, hendeklerin PYD’nin kantonlardaki gücünü azaltmak için kazıldığını söyleyebiliriz. Açıkçası PYD’nin bu hendeklerden dolayı zarar gördüğüne de inanmıyorum, sadece Rojava halkı büyük zarar görüyor.

Birkaç gün önce görüştüğüm Kürdistan Demokrat Partisi-Suriye (KDP-S)’nin yeni sekreteri Siûd Mele bu hendekleri haklı gördüğünü belirtmiş, Kürdistan Bölgesi’nin sınırlarını teröristlerden korumansın normal olduğunu söylemişti. Madem halk zarar görüyor, neden bu tür demeçler var o zaman?

 
Helîm Yûsiv: Siûd Mele’nın bu hendeklere karşı çıkmaması çok normal, çünkü kazılan hendekler Siûd Mele’nın partisi KDP-S’i Rojava’da güçlendiriyor ve bu Irak’taki Kürdistan Demokrat Partisi’nin yürüttüğü siyasetin devamı.

Ben de bir soru sorayım: Acaba Kürdistan’ın güneyi ve Rojava arasında hendek kazarken Kürdistan’ı kimden korumak istiyorlar, Kürtlerden mi? Kürdistan toprakları ne zamandan beri tek bir partinin mülkü olmuş ve kim o partiye Kürdistan’ın güneyi ve batısı ya da güneyi ve kuzeyi arasında hendek kazma yetkisi veriyor? Türk devletinin örmüş olduğu duvarlar anlaşılabilir fakat bir Kürt partisinin Kürdistan toprakları arasında örmüş olduğu duvarlar ya da kazmış olduğu hendekler stratejik hatalara sebebiyet verir. Kim tarafından yapıldığı fark etmez, bu hataya düşülmemeli.

Meseleye şu açıdan bakalım: Eğer hendekler YPG güçleri tarafından Rojava ve Kürdistan’ın güneyi arasında kazılsaydı – ki zaten bunun için birçok sebep var, çünkü gerçekten IŞİD ve Kaide’ye bağlı teröristler Kürdistan’ın güneyinden Rojava’ya geçiyorlar, Sayın Siûd Mele ne derdi acaba?

Onların savunduğu mantıkla hareket edersek bu da bir sınır savunma değil midir? Tekrar söylüyorum, ne sebeple olursa olsun hiçbir Kürt partisinin, her iki tarafı Kürt olan bölgeler arasında hendek kazması kabul edilemez.

KDP teröristlerin Rojava’dan Kürdistan’a geçtiğini iddia ediyor. YPG’nin Medya Genel Sorumlusu Polat Can ise iddiaları sert bir şekilde yalanladı. Kamuoyu bu durumda kime inansın? 

Helîm Yûsiv: Her iki taraf da abartılı şeyler söylüyor. Fakat bir gerçek var ki o da hendeklerin teröristler için ya da radikal İslami gruplar için kazılmadığıdır. Hendekler PYD’nin iktidarının yayılmasına ve Rojava’nın demokratik yönetimine karşı kazılıyor. PYD’nin yönetimini yürüttüğü bölgeyi zor durumda bırakmak istiyorlar. Çünkü kurulan kantonlar üç taraftan da çevrilmiş durumda. Tek bir pencere, tek bir kapı varsa o da Kürdistan’ın güneyine açılıyor ve kazılan bu hendekler de bu pencereyi, bu kapıyı Kürtlere kapatıyor. Bunda anlaşılmayacak bir şey yok, her şey gözler önünde.

Bu soruna mutlaka bir çözüm bulunmalı. Her iki tarafın da birbirini kabul etmesi gerek. PYD’den de istenen şey KDP ile bir anlaşma yoluna gitmesi ve Rojava’da ortak bir iktidar oluşturması. Yine KDP’nin de bu tür hendeklerle siyasi hedeflerine ulaşamayacağını anlaması gerekir.

Medyada Irak Kürdistan Bölgesi’nde olduğu gibi, iktidarın yarı yarıya paylaşımı gibi laflar ediliyor. Geçmişte Kürdistan Bölgesi’nde KDP ile KYB arasında uygulanan bu sistem Rojava’da denebilir mi. Bu çözüm olur mu sizce? 

Helîm Yûsiv: Ben çözümden yanayım. %50 %50 olur, %60-%40 olur ya da %90-%10 olur fark etmez, hangi şekilde anlaşırsa anlaşsınlar ben anlaşma taraftarayım. Daha ilk günden, Kürt Yüksek Konseyi kurulduğu zaman, Kürtlerin geleceğinin mutlaka aralarında oluşturacakları birlikteliğe bağlı olduğunu yazdım. Bana göre ne şekilde, hangi formda olursa olsun her iki tarafın üzerinde uzlaşacağı her türlü anlaşma doğru olandır. Bunun için her iki taraftan da istenen şey bir anlaşmaya varmaları. Çünkü bir yenilgi ve kayıp söz konusu olursa, hiçbir şekilde sadece bir taraf suçlu olmaz ve her iki taraf da sorumluluğu paylaşmış olur.

Seçimlerden de bahsediliyor, halkın desteğiyle kazanan partilerin yönetime gelmesi ve diğerlerinin muhalefette kalması iyi bir çözüm olmaz mı? Yakın gelecekte böyle bir şey mümkün mü? 

Helîm Yûsiv: Tabii ki seçimleri iyi bir çözüm olarak görüyorum. Fakat önce tüm siyasi partilerin demokratik ve barışçıl bir şekilde seçime katılacağı zemin oluşturulmalı. Bu zemin oluşturulmazsa olmaz. Örneğin, KDP’nin birçok destekçisi Güney Kürdistan’da şimdi. Eğer dışarda olan Rojava’ya dönerlerse, PYD dışındaki partiler de böylesi bir seçime katılma kararı alırlarsa seçimler en iyi yol. Eğer demokratik bir mücadele yürütüp başarılı olurlarsa, PYD’yi iktidardan indirebilirlerse sorun yok. Kürtlerin barışçıl bir şekilde meydanları doldurmaları, farklı fikirler savunsalar da demokratik bir şekilde kimin iktidar olacağını belirlemeleri en iyi çözüm. Tüm partiler, ulusal güçler Rojava karşısındaki tehlike karşısında birlik olmalı ve Kürtlerin geleceği için bu süreci iyi değerlendirmeli. Aksi takdirde ele geçirilen bu tarihsel fırsatları değerlendiremedikleri için tarih kendilerini mahkum edecektir.

http://www.radikal.com.tr/dunya/helim_yusiv_hicbir_partinin_kurdistani_bolme_hakki_yok-1188468

Sınırdaki ‘Hendekler’, Rojava’ya Ambargo mu, Çetelere Önlem mi?

Hendek_Mutlu Civiroglu_

Suriyeli ve Iraklı Kürtleri birbirinden ayıran sınıra Barzani yönetimi tarafından kazılan hendekler bölgede tartışma yarattı. KDP yönetimi ‘çetelere karşı önlem’ aldıklarını öne sürüyor. IŞİD saldırısı altındaki Rojava Kürtleri ise kendilerine uygulanan ambargonun güçlendirildiği görüşünde

Haber: MUTLU ÇİVİROĞLU / Arşivi
Rojava’nın Dêrîk ilinin Koçeran Bölgesi’nde kazılan hendeklerden dolayı bir hafta önce başlayan gerginlik giderek atıyor. Irak Kürdistan Bölgesi sınırlarında kazılan hendeklere karşı halktan gelen tepkiler devam ediyor. Bölge sakinleri günlerdir düzenledikleri eylemlerle hendekleri durdurmaya çalışırken, konunun tarafları, krize neden olan hendeklerle ilgili farklı görüşler ileri sürüyor.

Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) yetkilileri, hendeklerin Kürtlere değil, teröristlerin geçişlerine karşı kazıldıklarını belirtirken; krizi Radikal’e değerlendiren Demokratik Toplum Hareketi (TEV-DEM) Yürütme Konseyi Üyesi İlham Ahmed, KDP’ye sert eleştiriler yönelterek, “Kazılan hendekler Rojava halkına karşı kazılmıştır ve amacı da mevcut ambargoyu güçlendirmektir. KDP’nin tutumunun Kürtlere bir faydası yoktur” dedi.

Irak Kürdistan Bölgesi ile Rojava arasında kazılan hendekler bir süredir kamuoyunu sıkça meşgul ediyor. Sizce bu hendekler neden kazılıyor?

Image

İlham Ahmed

İlham Ahmed: Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) tarafından kazılan bu hendekler aslında onların daha önceden yürüttüğü bir siyasetin sonucu oldu. KDP, Kürt siyasal güçlerini birleştirmek adına Rojava’da sürekli belli bir tarafa destek verdi. Bu yaklaşım var olan ittifakın parçalanmaya yol açtı. Birkaç gün öncesinde Suriye Kürt Ulusal Meclisi (ENKS) partileri arasında da aynı parçalanma yaşandı. Erbil’deki PDK-S kongresinde de aynı şey yapıldı. Tüm bunlar Kürt siyasal güçlerini birleştirmek adı altında yapılıyor. Bu şekilde yürüttükleri siyaset ile Rojava’da kendi iktidarlarının sözü geçsin istiyorlar.

Fakat Kürt halkı Rojava’da iradesine sahip çıktığını gösterdi. Halk kimi seçeceğini gösterdi, hangi siyasetin peşinden gideceğini herkese gösterdi. Demokratik Özerklik yönetimin kurulması ile hem proje gerçekleşmiş oldu hem de Kürtler burada özerkliklerini ilan etmiş oldu. Tüm bu gelişmeler KDP’yi çokça rahatsız etti. Bütün taraflardan, bütün partilerden önce KDP, Kanton yönetimlerine karşı tepki gösterdi ve bu kantonları, bu sistemi kabul etmediğini, tanımadığını ilan etti. Herkesten önce KDP Rojava’daki kazanımlara tepki gösterdi. Bu da yetmezmiş gibi, şimdi de halkımızın eline geçmiş, iradelerini kabul etmedikleri YPG tarafından korunan Rojava sınırında hendek kazdılar. Sözde teröristlerden, IŞİD’den korunmak için kazmışlar ama bunu bahane olduğunu herkes biliyor. Çünkü çetelerin geçtiği bölgeler açık ve orada herhangi bir hendek kazmamışlar. Nerede kazmışlar hendekleri? Sakin, huzurlu yerlerde yani Kürt güçlerin elinde olan yerlerde!

KDP’nin resmi açıklamasına göre bu hendekler Kürtlere karşı değil, Arapların yine aynı şekilde teröristlerin geçişine karşı kazılmış hendekler. Fakat yine Sayın Barzani’nin Rojava siyasetinden sorumlu danışmanı Hamid Derbendi de halk Rojava’yı terk etmesin diye bu hendeklerin kazıldığını söylüyor. Bu açıklamaları nasıl değerlendiriyorsunuz?

İlham Ahmed: Eğer biraz geriye dönüp bakarsak KDP’nin yürüttüğü siyasetin Kürt halkının çıkarları için olmadığı görülür. Rojava boşalmasın diye değil, tam aksine Rojava boşalsın diye böyle bir siyaset yürütüyorlar. En bilinen, herkesin bahsettiği, gözler önündeki örnek de bölgeye uyguladıkları ambargo. Sadece insani yardımların geçtiği tek bir kapı vardı, KDP onu da kapattı, içinden bir tek şey geçsin istemiyorlar. İnsanları aç, perişan bir şekilde bırakıp iş olanaklarından yoksun bırakmak istiyorlar. İnsanlar mecbur kalıp yaşadıkları yeri terk etsin istiyorlar ve Güney Kürdistan’a geçip, onların hakimiyeti altına girsin istiyorlar. İnsanları kendi gözetimleri altında, kendi siyasetleri doğrultusunda kullanma için böyle yapıyorlar. Yürüttükleri siyasetin temelinde bu var.

Til Hamis’de, Til Maruf’da ve Rojava’daki birçok saldırıyı düzenleyen IŞİD ve diğer çeteler onların taraftan gelmişler. Bu IŞİD çeteleri ve Güney’den katılan Kürtlerin geçtikleri bölgeler bu kazılmakta olan hendekle alakası olmayan yerler! Eğer samimi olsaydılar, çetelerin kendi taraflarından bu tarafa geçtiklerini, Rojava’da Kürt halkının öldürülmesini istemediklerini, bu nedenle de gerçekten de çetelerin geçiş yaptıkları bölgelere hendekler kazarlardı. Biz de bu kararı anlamlı bulup, saygı gösterirdik.

Ama KDP, tam aksine, çetelerin Suriye’den gelip, Kürdistan Bölgesi’ni geçtiklerini ve bölgenin güvenliğini tehlikeye soktuklarını iddia ediyor. Çetelerin gerçekten gelip geçtiği, kullandığı yerlere ise hendek kazılmamış! Hendeğin kazıldığın yerler sakin, huzurlu ve problem olmayan yerler. Bu bölge, insanların kendi ihtiyaçlarını karşılamak için gidip geldikleri, hastaların tedavi olmak için sınırı geçtikleri yer çünkü resmi bir kapı yok. Bölge insanın bu kadar masumca ihtiyaçları için kullandığı yerlere hendekler kazılıyor. Burada bir soru akıllara geliyor; acaba kazılan bu hendekler gelecekteki bir plan ya da projenin hazırlığı mı?

Nasıl bir plan ya da projeden bahsediyorsunuz?

İlham Ahmed: Bilmiyoruz çünkü şu an saldırı altındayız. Hem Kobanê bölgesinde IŞİD tarafından, hem de Cezire bölgesinde halkımıza karşı saldırılar var. Acaba bir gün halkın başına büyük bir felaket gelirse ve insanlar kaçıp, kurtulmak için o tarafa gitmesin diye mi kazılıyor bu hendekler?

Fakat KDP neden böyle bir şey yapsın? Yani, KDP’nin nasıl bir çıkarı var ki sınırın öbür tarafındaki kardeşlerine karşı böyle bir şey yapsın?

İlham Ahmed: Yani bu çıkarlar siyasi çıkarlardır, iktidar çıkarlarıdır. Çünkü KDP bu halka iktidarını dayatamadı. Bu halk ki bugün burada örgütlenmiş, kendisini savunmuş ve şimdi özgür iradesiyle yaşamakta ve artık demokratik olmayan hiçbir iktidarı kabul etmemekte. Bu millet demokrasiyi öğrenmiş ve herkes KDP’nin kazdığı bu hendekleri de hangi sistem, siyaset ve zihniyet kazdığını biliyor. Bugün Rojava halkına karşı sergilediği düşmanca tutum da Rojava’ya dayatamadığı iktidardan dolayı bir tepki. Fakat sergilemiş oldukları bu tutum Kürt ulusal birliğine karşı bir tutumdur.

Bazı çevreler de PYD’yi eleştirmekte ve PYD’nin diğer partilere söz hakkı tanımadığını ve kendi iktidarını millete dayattığını iddia ediyorlar. Yine aynı şekilde hendeklere karşı gösterilen tepkinin de sadece PYD’nin ve PYD’ye yakın çevrelerin tepkisini olduğunu, bütün Rojava halkının tepkisi olmadığını belirtmekteler. Bu konuda ne diyorsunuz?

İlham Ahmed: Yani Rojavalı bütün partilerin burada siyasi büroları açık, çalışmalarını sürdürebiliyor toplantılarını yapabiliyorlar. Eğer burada siyasi bir çalışma yürütebilecek güçleri yoksa bu ne PYD’den ne Demokratik Toplum Hareketi (TEV-DEM)’den ne de başka birinden kaynaklı bir şeydir, bu o partilerin kendi yetersizlikleridir. Bu artık onların bahanesi olmuş, bir iş beceremeyen partiler PYD’nin izin vermediğini söylüyorlar. Onlar çalıştığında da biz gördük, eylem yapmak istediklerinde de biz gördük. Fakat bunların hepsi gerçekten de bahane! Rojava’da değil de Erbil’de ya da başka bir yerde kalmak için uyduruyorlar böylesi şeyleri.

Peki halkın tepkisi nasıl? Bu tepkilerin PYD’den, TEV-DEM’den ibaret olduğu iddialarına ne diyorsunuz?
İlham Ahmed: Dün yaralanan genç El- Parti üyesi bir ailenin oğlu ve gitmiş eyleme katılmış. Ve onun gibi onlarcası, yüzlercesi var. Yani bu tepki sadece PYD’nin ya da TEV-DEM’in değil toplumun tepkisi. Çünkü burada yaşayanlar sadece PYD’liler değil. Bütün bir toplumun tepkisi söz konusu…

http://www.radikal.com.tr/dunya/sinirdaki_hendekler_rojavaya_ambargo_mu_cetelere_onlem_mi-1186990

KDP Suriye’nin Lideri Mele: Hendekler Güney Kürdistan’ın Sınırlarını Koruyor

Rojava’daki Suriye Kürt Demokrat Partisi (El Parti), Azadi Partisi’nin Mustafa Cuma ve Mustafa Oso liderliğindeki iki kolu ve Yekitiya Kurdistani partisinin katılımıyla kurulan Kürdistan Demokrat Partisi-Suriye’nin geçen hafta Erbil’de yaptığı ilk kongrede partinin genel sekreteri seçilen Siûd Mele Radikal’in sorularını yanıtladı.

Image

Sayın Siûd Mele Kürdistan Demokrat Partisi-Suriye (KDP-S) geçen hafta Rojava’daki dört partinin bir araya gelmesiyle kuruldu. Bu birliktelikteki amacınız neydi, neden böyle bir girişime ihtiyaç duydunuz? 


Bizim bir araya gelmemizin amacı bir birlik oluşturmak ve halkımızın sesini daha güzlü bir örgütlenme ile duyurabilmektir. Zira halkımız bu parçalanmışlıktan çok rahatsızdı. Bunlardan dolayı çok çekmişti. Hepimiz ölümsüz mola Mustafa Barzani’nin izindeyiz ve onun etrafında birleştik. En önemlisi de bu halkımızın hakları ve istekleri için sadece bir adımdır. 

Peki, Sayın Mele, sizin konumunuz yani partinin sekreteri olarak çokça tartışılmakta. Acaba siz Rojava’da mı kalacaksınız yoksa Erbil’de mi? 


Ben Suriye Kürdistan’ında oturmaktayım. Fakat kongremiz Erbil’de olduğu için buraya geldim ve şuanda da Rojava’ya dönüş için hazırlıklarımı yapmaktayım. Gidip orada çalışmalarımıza devam edeceğiz. 

Diğer Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) üyesi partiler bu yeni partiye nasıl yaklaşıyor? Bazı partilerin basına yansıyan rahatsızlıkları var, sizin bu oluşumun ENKS’yi boşa düşürdüğüne dair. Bu konuda neler düşünüyorsunuz? 


ENKS partileri bizim oluşturduğumuz yeni partiden gayet hoşnutlar. İsteğimiz o ki ENKS içindeki, birbirlerine yakın diğer partiler de bizim gibi birlik oluştursunlar. Biz partimizi oluşturan dört parti olarak ENKS içerisinde çalışmalarımızı sürdüreceğiz. 

Diğer partilerden de size katılmak isteyenler mi var? 


Bizim kapımız tüm partilere açıktır. Kim ki bize katılmak ister, biz onları yanımızda görmek isteriz. Demin de söylediğim gibi, kendilerini siyasi yönden yakın gören partilerin de benzer şekilde birlik oluşturmaları görüşündeyiz. 

Kongrede yapılan yönetim seçimlerinde Kobanê ve Afrin’den yeterince temsil olmadığı konusunda eleştiriler yükseliyor. Bu konuyu Sayın [PDK-S’ye katılan Azadi Partisi’nin lideri] Mustafa Cuma’yla sorduğumda bu konuda eksiklikleri olduğunu kabul etmişti. Sizin görüşlerimiz nelerdir. Bu sorunu nasıl gidermeyi planlıyorsunuz? 


Kongrede hem Kobanê hem de Afrin’in temsilcileri vardı. Fakat Siyasi Komite ve diğer üst yönetim seçimlerinde bu iki bölgeden çok az kişi seçilecek kadar oy aldı. Artık sırasında tanınmadıklarından dolayı mı yoksa yeterince propaganda yapmadıklarından dolayı mı bilemem ama az kişi Kobanê ve Afrin’den yönetime seçildi. Özellikle Afrin’den seçilenlerin sayısı oldukça az. Biz de Siyasi Komite olarak karar aldık ve bu iki bölgenin adil bir şekilde temsil edilmesi için çalışma yapacağız. 


Yine, kadınların parti üst organlarındaki temsiliyeti konusunda da eleştiriler var. 


Kongrede belli bir kadın kotası vardı ve o kotalar doldu. Fakat kimileri bunun az olduğunu söyleyebilir, orası başka bir konu! Kürt hareketi açısından genel olarak kadınların sayısı az, bize has bir durum değil. Daha yakın zamanda kadınlar siyasi hareketler içinde yer almaya başladılar. Umut ediyoruz ki kadınlar yakın gelecekte daha sık şekilde çalışmalarda yer alırlar. 

Hendo


Sayın Mele, son olarak da Kürdistan Bölgesi ile Rojava arasında gerginliğe sebep olan hendek kazılması konusuna gelmek istiyorum. Bu durumla ilgili özellikle Kürtler arasında derin bir reaksiyon oluşmuş durumda. PYD ve PYD’ye yakın partiler, bu kazılan hendeklerin Rojava üzerinde var olan ambargoyu daha da derinleştirdiğini söylüyor. Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ise kendi sınırlarımın güvenliği için bu hendekleri kazıyorum diyor. PDK-S Sekreteri olarak sizin bu konudaki görüşlerinizi öğrenmek istiyorum? 


Her şeyden şunu belirteyim ki her ülkenin kendi sınırlarını kötülüklerden, teröristlerden ve özellikle dışardan gelen Selefilerden koruma hakkı vardır. Her ülke kendini ve halkını kötülüklerden korumak ister. Bu sadece Güney Kürdistan’da değil birçok ülkede söz konusu. Aynı durum Irak’ta da var. Şunu da belirteyim ki bu tür hendekler Güney Kürdistan hükümetince sadece Rojava sınırında değil, Erbil’in etrafında bile varlar. 


PYD’liler bu hendek konusunu sıkça dile getiriyorlar ama kendileri de bunu yapıyorlar. Mesela birkaç gün önce Güney Kürdistan’dan dönen arkadaşlarımızı sınırda yakalayıp, gözaltına aldılar. Bir gece hapiste tuttuktan sonra tekrardan Güney Kürdistan’a geri gönderdiler. Sizce bu durum hendek kazılmasından daha kötü bir durum değil mi? Bir insan, bir yurtsever kendi vatanına gidiyor ve siz onu sürgün ediyorsunuz. Bu hendekten daha kötü bir uygulama değil mi? Birkaç gün önce sınırda kaçakçılık olayı oldu ve bir kişi öldürüldü. O nedenle de tekrar söylüyorum, Kürdistan Bölgesi’nin kendi sınırlarını savunması normal bir haktır ve bu hendek olayı da bu şekilde ele alınmalı.