YPG Spokesman Redur Xelil: Liberation of Tal Hamis is a Very Strategic Gain

Hêzên YPG li nêzîkî bajarokê Til Hemîs

Hêzên YPG li nêzîkî bajarokê Til Hemîs

Mr. Redur Xelil, Tal Hamis has drawn all attention on itself now. What is the current situation, has Tal Hamis come under full control of the YPG forces?

As YPG and YPJ forces, we made significant advances within a short time of five-six days as a result of the operations we launched on 21 February. At around 11 this morning [February 27], our forces managed to enter Tal Hamis which was taken under full control by our forces several hours ago.

Over a hundred villages and hamlets in three sides of Tal Hamis have also come under our control. Besides, an operation to clear the city of mines and other traps laid by ISIS has just been started.

For our readers not very acquainted with the geography of the region, could you explain the strategic importance of Tal Hamis?

The town of Tal Hamis to the south of Qamishlo was one of the main headquarters of ISIS and constituted a great danger for Shengal [Sinjar]. ISIS were continuously providing back front support from Tal Hamis which was therefore a constant problem for the south of Kurdistan and at the same time for Qamishlo and other Kurdish-inhabited towns. This is why ISIS needed to be driven out of here, which YPG have accomplished with a significant victory today.

The operation you carried out last year didn’t succeed and Arabs in the region opposed you. What attitude was displayed by the local Arab population this time?

All the minorities in the Jazira Canton participated in this operation. I may not mention all of them one by one but a number of tribes such as Shamar, Jawala, Sharabi, Benitaba and Rashid all took part in the operation. In addition to units affiliated to the Syriac Military Council and the tribe of Shamar. It was a successful operation. That is to say, the attitude of the local Arabs wasn’t like last year’s. This is because everyone knows by now that ISIS is a dark force. The methods of torture ISIS perpetrated on people also caused great reaction from the local people.

Redo

Spokesperson of the YPG Redur Xelil

 

Are ISIS planning further attacks in the coming days against places of strategic importance such as Al-Houl?

Our fight against ISIS will continue as long as the threat on the Canton of Jazira remains, we know no bounds in this regard.

It is being reported that the same kind of the solidarity between the U.S.-led coalition and YPG forces is taking place in Jazira at the moment. What would you as the YPG Spokesman say about the role of the coalition strikes?

Coalition forces too have actively participated in this operation and provided a major support to us, thus enabling the operation to accomplish.

You’ve said you had acted together with Syriac forces. Many Christian civilians have been kidnapped. What is the current situation in Tal Tamir?

ISIS attempted attacks in Tal Tamir especially after their defeat in Kobanê and our advance in Tal Hamis. Three Syriac villages were unfortunately taken by ISIS in these attacks. According to the information we have, more than a hundred civilians including children, women and elders have been kidnapped by ISIS. No information is yet available regarding their fate but they are guessed to have been taken to the Abdulaziz Mountain which is also held by the ISIS. Very fierce clashes are currently taking place between YPG and ISIS in order for the retaking of these Assyrian villages.

Bashar Assad was being asserted to be protecting the Christian community in Syria and the villages you’ve mentioned are said to be close to the Syrian regime which however remained silent at the siege and abduction of Christians. How do you assess this attitude of the regime?

Allegations on the Assad regime being the protector of minorities should be approached with suspicion. The regime made no intervention, despite having opportunities, while ISIS attacked these villages. The fact that YPG’s manner of protecting minorities is not just a politics or propaganda is known very well by everyone now. YPG is struggling to protect all minorities in practice too. I suppose minorities also know this very well now. Everyone aware of this truth backs YPG which is thus growing more and more every day. In all the areas controlled by YPG, everyone can continue their life in peace and tranquility.

What about Tal Abyad. The cantons of Jazira and Kobanê have parted from each other now. Are attacks being planned on Tal Abyad in the coming days to ensure the merging of the two cantons?

As I’ve just said, our fight will continue as long as the ISIS threat remains. We know no bounds in this struggle which, in other words, will not be concluded with the liberation of Kobanê and Tal Hamis alone.

What would you as the YPG Spokesman like to say regarding your Australian fighter Johnson who lost his life few days ago?

Ashley Johnson’s joining the YPG ranks, which happened despite the Australian and Kurdistan territories being kilometers away from each other, honored us. Inspired by the resistance we mounted, Ashley joined the anti-terror fight we are waging for humanity, and played an active role in it. He was fighting on the front lines. He was martyred in the village of Xesan in Tal Hamis.

Ashley is a martyr of the Kurdish people and humanity. We offer our condolences to both his family and the Australian people. We believe the solidarity between peoples and the spirit of struggle will grow stronger with his memory.

***

Translated into English by Berna Özgencil  https://twitter.com/bzgncl

‘Kürtler ile Araplar Arasına Fitne Sokmaya Çalışıldı’

YPG’nin stratejik öneme sahip Til Birak şehrini kontrolü altına alması hem Kürt kamuoyunda hem de uluslararası medyada oldukça yankı buldu. Bazı kuruluşlar YPG’nin şehirde sivillere yönelik katliam yaptıklarını öne sürdü. Bunun üzerine Kürt ve Arap siyasetçiler bir grup gazeteci ile birlikte Til Birak’a gidip incelemede bulundu. Heyette yer alan Batı Kürdistan Halk Meclisi (MRGK) Eşbaşkanı Abdulselam Ahmed sorularımızı yanıtladı.

Haber: Mutlu Çiviroğlu / Arşivi

MRGK Eşbaşkanı Abdulselam Ahmed (sol baştaki) ve beraberindeki heyet Arap ileri gelenleriyle bir araya geldi

Sayın Ahmed, YPG tarafından kontrolü sağlanan Til Birak’a bir ziyarette bulundunuz. Gidiş nedeniniz neydi? 

Bazı kesimler Kürtler ile Araplar arasına fitne sokmaya çalışıyordu. Bu savaşı Kürt ve Arap savaşı olarak göstermek istiyorlardı. Karalama politikası izleniyordu. Orada katliam ve tecavüzler olduğuna dair yalan yanlış şeyler söyleniyordu. Bizler de Arap aşiretlerinin ileri gelenleriyle birlikte bölgeye geçtik. Yanımıza gazetecilerden oluşan bir heyeti de aldık. Böyle bir şey olmadığına dair durumu yerinde tespit etmeye gittik. Çeşitli medya organlarında, internet sitelerinde dolaşan haberlerin doğru olmadığını göstermek istedik. Bunun için bir mektup ulaştırıldı. Bölgeye giden heyet ‘Cizire Kent Komitesi’ adına orada temaslarda bulundu.

O medya organlarından biri de Suriye Ulusal Konseyi’ne (SUK) yakınlığı ile bilinen Orient TV’ydi. Kanal, birçok kişinin öldürüldüğü, katliam yapıldığına dair haberler yayınlamıştı sanırım. Sizin heyetinizin ziyaretinden sonra bu tür haberlerini tekzip etti mi?

Hayır, şu ana kadar herhangi bir düzeltme veya tekzipte bulunmadılar. Onların Kürtçe servisi muhabirleri de bizimle birlikte Til Birak’a geldiler ve oradaki durumu kendi gözleriyle gördüler. Zaten Orient TV de, Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) gibi, Nusra Cephesi gibi radikal ve de şovenist anlayışların siyasetine hizmet ediyor. Radikal, şovenist, karışıklık yaratmak isteyen, Kürtlere düşman gruplara hizmet ediyor. Diyebiliriz ki yaklaşımları şovenistçedir, Kürtlere karşı bir duruş sergiliyorlar. Onların bize karşı tavırları, bizim bölgelerimizdeki istikrar ve huzuru çekememezliktir. Bizim kontrolümüzdeki bölgelerde Kürtler, Araplar ve Süryaniler birlikte barış içinde yaşıyorlar. Bu tür yayınlarla bölgeyi karıştırmak, Kürtler ve Araplar arasında savaş çıkarmak istiyorlar. Ne yazık ki bu anlayış rejime ve bölgelerimize girmek isteyen radikal gruplara hizmet ediyor.

Bölgedeki Arap ileri gelenleri ile de görüştüğünüzü söylüyorsunuz. Onların yaklaşımı nedir? Sizden ne tür istekleri oldu, sizi nasıl karşıladılar?

Dün yeni kurulan komitemizin girişimleriyle tutuklanan 36 kişiyi serbest bıraktırdık. Bugün de 50 kişinin serbest bırakılmasını sağladık. Huzurun sağlanması için, IŞİD gibi, Nusra Cephesi gibi radikal gruplara yardım eden bu kişileri serbest bıraktık. Biz bölgedeki Arap ileri gelenlerinin çoğunun IŞİD ve Nusra gibi radikal örgütlere karşı olduklarını biliyoruz. Onlar da bölgelerinin huzurlu olmasını istiyor, o nedenle de ellerini Kürtlere uzatıyorlar. Onların yaklaşımlarının genelde olumlu olduğunu söyleyebiliriz. Duruma makul bir şekilde yaklaşıyorlar ve Kürtlerle birlikte hareket etmenin kendi çıkarlarına olduğunu görüyorlar. Çünkü YPG şu anda Rojava’yı, ayırım gözetmeksizin, tüm bileşenleriyle birlikte savunuyor.

Peki, Til Birak’ın Kürtler için önemi nedir?

Bilindiği üzere Til Birak Kürt ve Arapların birlikte yaşadığı bir şehirdir. Kamışlı şehrinin 40 km güneyinde yer almaktadır. Ayrıca Kamışlı ile Haseke karayolu üzerinde stratejik bir noktadadır. Birçok yolun bağlandığı bir yerdir. Til Birak üzerinden, Kuzey tarafından birçok Kürt şehrine geçişler sağlanabiliyor. Radikal gruplar bu şehri ele geçirmişlerdi. Bu şehirden de çevredeki Kürt köylerine saldırıyorlardı. Zaten Til Birak’taki insanları da göçe zorlamışlardı. Bu güçlerin orada bulunması tüm bölge için sorun oluşturuyordu. Til Birak’ı kullanarak Kamışlı ve Kürt bölgelerine saldırmak istiyorlardı. Yol kesiyorlardı, insanları kaçırıyorlardı. Oradaki halkın talebi üzerine YPG müdahalede bulundu ve IŞİD ile Nusra’yı oradan çıkardı.

Bazı Kürt liderler Arap şehirlerine girdiği için YPG’yi eleştiriyorlar. Dün de Pêşverû lideri Hamid Derwiş’in açıklamaları vardı. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Cenevre’de Kürtler adına konuşan Hamid Derwiş ve onun gibi siyasetçilerinin açıklamalarına uysaydık tüm bölgemiz IŞİD ve Nusra’nın elinde olurdu. Derwiş ve onun gibilerinin mantığına göre, Kürtlerin ve Arapların birlikte yaşadığı Til Temir, Serêkaniyê, Tirbespi ve Çilaxa gibi şehirleri de kurtarmamamız gerekiyordu! Yine Haseke şehrinin de bir kısmı Rojava sınırları dahilindedir. Onlara göre, Haseke’ye de girmememiz gerekiyor, orayı da IŞİD ile Nusra’yı gibi gruplara bırakmalıyız! Bu mantıkla baktığımızda bugün Til Koçer’in de IŞİD kontrolünde olması gerekiyordu. Bu kesimler ellerinde Kürdistan haritalarıyla dolaşıyorlar ve büyük taleplerde bulunuyorlar. Bu bahsedilen yerler de o haritanın sınırları içindedir! O yüzden söylediklerinin hiçbir değeri yok çünkü yanlış bir mantık ile hareket ediyorlar. Bu söylediklerinde Kürtlerin hiçbir çıkarı yoktur. Kendi partilerinin küçük hesaplarıyla olaylara yaklaşıyorlar ama durum hiç de öyle değil. Kıskançlık gözüyle bakıyorlar ki bu kabul edilebilir bir durum değil. Devrimin başlaması ile birlikte Rojava’yı da bırakmışlar. Bölgede hiçbir etkinlikleri kalmamış. Bölgedeki duruma vakıf değiller, bilmiyorlar ne olup bittiğini. Til Birak, IŞİD ve Nusra’nın merkezi haline gelmişti. Buradan Kürtlerin şehir ve köylerine saldırıyorlardı. Til Birak Arap şehri olduğu kadar aynı zamanda Kürt şehridir de.

Geçenlerde Kamışlı’da asayiş ve rejim güçleri arasında bir gerginlik yaşanmıştı. Şehirdeki son durum nedir?

Kamışlı’da durum sakin ve huzurlu. Birkaç gün önce bir gerginlik yaşandı. Devlet güçleri iki Süryani vatandaşı tutuklamıştı. Bizim asayiş birimlerimiz duruma müdahale etti. Devlet güçleri ve asayişimiz arasında bir çatışma yaşandı. Asayiş güçlerimiz de rejimin kurumlarına el koymak zorunda kaldı ve onlardan 15 kişiyi tutukladı. Sonunda rejim iki Süryani vatandaşı serbest bıraktı. Bunun üzerine asayiş de elindeki 15 kişiyi serbest bıraktı.

http://www.radikal.com.tr/dunya/kurtler_ile_araplar_arasina_fitne_sokmaya_calisildi-1178752