YPJ Commander Engizek Khalil: In Raqqa We are Fighting for the Honor of all Women

YPJ Commander Engizek Khalil
YPJ Commander Engizek Khalil

Along with the People’s Protection Units (YPG), the female fighters of the Women’s Protection Units have joined the Raqqa operation and are fighting on the front-line in order to rescue the women taken by ISIS. Pointing out that ISIS are still selling women like goods on the market, Engizek Khalil, one of the Women’s Protection Units’ commanders, said,

‘It’s not only Kurdish and Ezidi women they are fighting for, but for the honour of all the women of the world.’

Responding to claims that civilians have been wounded in the operation, Khalil replied,

‘We are not going into Raqqa to hurt civilians. We are there to save them from persecution’

***

Mutlu Civiroglu @mutludc

***

First of all I want to say thanks to you, Khalil, for making time for us in the middle of the battle in Raqqa. The operation inside the city of Raqqa has been going on for about a month now – what’s the situation on the front right now?

Engizek Khalil: The People’s Protection Units (YPG), Women’s Protection Units (YPJ), Syrian Democratic Forces (SDF) and some groups of the Free Syrian Army (FSA) have been engaged in the joint Raqqa operation for a month now. The liberation of Raqqa has a very special meaning for women, because it’s in this city, which ISIS have declared as their capital, that they are trading women and selling them like goods. I can say that at the moment almost half of Raqqa has been liberated as a result of our operation. Our morale is really high, despite the fact that our progress has been equalled by difficulties.

What kind of difficulties?

Engizek Khalil: One of the difficulties is that ISIS have left bombs with drones. Inside the city, there are a lot of vehicles packed with bombs and ready to be exploded. The streets are full of tunnels so that they can come up from behind and attack. As well as that, mines have been laid at nearly every house in Raqqa. It takes times to deal with these things and advance. Whenever ISIS are forced to leave a city, they decimate it. That’s pretty much the situation here.

Human rights groups say that large numbers of civilians are being killed during the operations. General Stephan Townsend, one of the commanders of the coalition against ISIS, said that every care is being taken to protect civilians during the operations. How do you try to protect civilians?

Engizek Khalil: In a war environment, unfortunately there is a possibility that civilians will be killed. But we do everything we can to protect them. When we reach civilians inside Raqqa, we immediately remove them to safe areas. ISIS are using civilians as a human shield in order to prevent our advance. A lot of our colleagues have been wounded when trying to protect civilians. If you can’t protect civilians, there’s no point in going into the city. We are not going into Raqqa to hurt civilians. We are going to save them from persecution. It’s not true that large numbers of civilians have been killed during the operations. The coalition is making a huge effort to protect civilians from harm.

You said that the liberation of Raqqa has a special meaning for women. The women fighting in Raqqa are much talked about around the world. As a female commander, how do you feel to be fighting against ISIS in a city where women have been subjected to such horrific abuse?

Engizek Khalil: The women taken from Shingal as slaves were sold in Raqqa like goods. During the operations, we’ve rescued a lot of Ezidi women from ISIS and reunited them with their families. This gives a very special feeling of vengeance. This vengeance is for all the women of the world, not just Kurdish and Ezidi women; because all over the world women are victims of slavery. In the Women’s Protection Units, we are women from different ethnicities, including Kurds, Arabs and Assyrians, and we want to show that women can fight for freedom everywhere and in every way. When we’re fighting against ISIS, we always advance to the sound of our ululations and it terrifies the ISIS fighters.

According to the media, a group of Ezidi women came to Raqqa from Shingal [Sinjar] to fight against ISIS. Can you say something about them?

yjs

Engizek Khalil: The support of our female comrades from Shingal has been a great morale booster. These women have taken up positions in the front-line against ISIS. They say they will stay fighting in Raqqa until they have achieved retribution for all the Ezidi women. As members of the Women’s Protection Units, we all stand together in the fight against ISIS.

When ISIS surrounded Kobane, it terrified the whole world. But they were defeated in Kobane and from then on they lost their momentum. Now you are advancing right in the heart of ISIS and have rescued half the city. So what will bring the end of ISIS and what shape will the struggle of the YPJ take after this?

Engizek Khalil: Along with some of the countries that are working with them, ISIS surrounded Kobane with the aim of finishing off the Kurds. It’s not wrong to say that Kobane had a braking effect on ISIS. There were only two streets in Kobane that didn’t fall. Through the struggle of our comrades like Arin Mirxan, who we will never forget, a brake was put on ISIS. We’ll fight against ISIS anywhere in the world we need to, not just in Kobane. Two years ago, the Women’s Protection Units were fighting against ISIS in Kobane and today we are fighting in Raqqa. The wave of fear that ISIS spread has been halted and now everyone can see that.

 

*Translated into English by Paula Darwish http://countryandeastern.net/

 

 

YPJ Komutanı Engizek Xelîl: Rakka’da Dünya Kadınlarının Onuru İçin Savaşıyoruz

Rakka Operasyonu’nda yer alan YPJ’li kadın savaşçılar da IŞİD’in elindeki kadınları kurtarmak için en ön cephede savaşıyor.

YPJ Commander Engizek Khalil
YPJ Komutanlarindan Engizek Xelil

YPJ komutanlarından Engîzek Xelîl, IŞİD’in hala kadınları bir eşya gibi pazarda sattığını hatırlatarak, “sadece Kürt ve Ezidi kadınlar için değil, bütün dünya kadınlarının onuru için bir savaş verdiklerini” söyledi.

Mutlu Çiviroglu https://twitter.com/mutludc

***

 

 

Sayin Xelîl, öncelikle Rakka’daki savaşın ortasında bize zaman ayırdığnız için teşekkür ediyorum. Rakka’nın şehir içi operasyonları yaklaşık bir aydır devam ediyor, şu an cephede son durum nedir?

Engîzek Xelîl: YPG, YPJ, HSD ve Özgür Suriye Ordusu’nun bazı gruplarının ortak Rakka operasyonu bir aydır devam ediyor. Rakka’nın özgürleştirilmesinin kadınlar için çok farklı bir anlamı var. Çünkü IŞİD başkent ilan ettiği bu şehirde kadın ticareti yapıyor, kadınları eşya gibi satıyordu. Operasyonlarımız sonucunda şimdi Rakka’nın hemen hemen yarısının özgürleştirildiğini söyleyebilirim. İlerlemede eşitli zorluklar yaşamamıza rağmen moralimiz yüksek.

Ne gibi zorluklarlar?

Engîzek Xelîl: IŞİD’in drone ile bomba bırakması yaşadığımız zorluklardan biri. Şehir içinde bombalarla döşenmiş, çok sayıda araç patlatılmaya hazır. Sokaklar tünellerle dolu, arkadan gelip saldırmak için. Yine aynı şekilde, Rakka’daki hemen hemen bütün evlere mayınlar döşenmiş. Bunlarla mücadele edip ilerlemek biraz zaman alıyor. IŞİD ne zaman bir şehirden çıkmak zorunda kalsa o şehri yerle bir edip çıkıyor. Burda da durum biraz o.

İnsan hakları örgütleri çok sayıda sivilin operasyonlar sırasında öldürüldüğünü belirtiyor. IŞİD’e karşı koalisyonun komutanlarından General Stephan Townsend, sivilleri korumak için operasyonları çok dikkatli bir şekilde yürüttüklerini açıkladı. Peki siz siviller korumak için neler yapıyorsunuz?

Engîzek Xelîl: Savaş ortamında malesef sivillerin öldürülme ihtimali var. Fakat biz elimizden geldiğince sivilleri korumaya çalışıyoruz. Rakka içinde ulaştığımız sivilleri anında şehirden çıkarıp güvenli bölgelere götürüyoruz. IŞİD ilerlememizi engellemek için sivilleri kalkan olarak kullanıyor. Sivilleri korumaya çalışırken yaralanan çok sayıda arkadaşlarımız oluyor. Sivilleri koruyamayacaksınız eğer şehre girmenizin bir anlamı olmaz. Sivillere zarar vermek için değil, onları zulümden kurtarmak için Rakka’ya giriyoruz. Operasyonlar sırasında çok sayıda sivilin öldürüldüğü iddiaları doğru değil. Koalisyon da sivillerin zarar görmemesi için ciddi bir çaba gösteriyor.

Rakka’nın özgürleştirilmesinin kadınlar için ayrı bir anlamının olduğunu söylediniz. Dünya kamuoyu da kadınların Rakka’daki mücadelesine çokça değiniyor. Bir kadın komutan olarak, kadınların çok kötü uygulamalara mazruz bıraıldığı bir şehirde IŞİD’e karşı savaşırken neler hissediyorsunuz?

Engîzek Xelîl: Şengal’de esir edilen kadınlar, Rakka’da eşya gibi satıldı. Operasyonlar sırasında çok sayıda Ezidi kadını IŞİD’ten kurtardık ve onları ailelerine kavuşturduk. Çok farklı bir intikam duygusu bu. Sadece Kürt ve Ezidi kadınlar için değil, bütün dünya kadınları için bir intikam. Çünkü dünyanın her tarafında kadın köleliği maruz bırakılıyor. Kürt, Arap, Süryani ve diğer halklardan YPJ’li kadınlar olarak kadının her yerde, her şekilde özgürlük mücadelesi verebildiğini göstermek istiyoruz. IŞİD’e karşı savaşırken arkadaşlarımız zılgıtlarla ilerliyor ve IŞİD’in içine korku salıyor.

Bir grup Ezidi kadınların IŞİD’e karşı savaşmak için Şengal’den Rakka’ya geldiği haberleri yer aldı medyada. O kadınlardan bahsedebilir misiniz biraz?

Engîzek Xelîl: Şengal’den gelen kadın arkadaşların desteği bizim için büyük bir moral oldu. O kadınlar, IŞİD’e karşı savaşta, en ön cephede yer alıyorlar. Bütün Ezidi kadınların intikamını alana kadar Rakka’da mücadeleye devam edeceklerini söylüyorlar. YPJ’li kadınlar olarak IŞİD’e karşı hep birlikte mücadele ediyoruz.

IŞİD, Kobani’yi kuşattığı sırada bütün dünyaya korku salmıştı. IŞİD Kobani’de yenilgiye ugratıldı ve ondan sonar da momentumunu kaybetti. Şimdi siz IŞİD’in kalbinde ilerliyorsunuz ve şehin yarısını kurtarmışsınız. IŞİD’in sonu ne olacak ve YPJ’nin bundan sonraki mücadelesi nasıl şekil alacak?

Engîzek Xelîl: IŞİD işbirliği yaptığı bazı ülkelerle Kürtleri bitirmek için Kobani’yi kuşattı. Kobani IŞİD için bir fren oldu dersek yanlış olmaz. Kobani’de düşmeyen sadece iki sokak kalmıştı. Hiçbir zaman unutmayacağımız Arîn Mîrxan gibi arkadaşlarımızın mücadelesi ile IŞİD’e karşı bir fren oluşturuldu. Sadece Kobani’de değil, dünyanın neresinde olursa olsun IŞİD’e karşı mücadele edeceğiz. YPJ iki yıl önce Kobani’de IŞİD’e karşı savaşıyordu, bugün de Rakka’da savaşıyor. IŞİD’in yaydığı korku dalgası ortadan kalktı ve bunu artık herkes görüyor.

Mahmud Berxwedan: Türkiye Afrin’e Operasyon Düzenlerse Büyük Bataklığa Saplanır

FullSizeRender

YPG Afrin Genel Komutanı Mahmud Berxwedan ile Türkiye basınında çıkan Afrin’e karşı olası bir operasyonu ve YPG’nin hazırlıklarını ve böylesi bir operasyonun bölgeye ve Rakka operasyonuna etkilerini konuştuk

Mutlu Çiviroğlu  @mutludc

**

 

Sayın Mahmud Berxwedan, Türkiye medyasında çıkan haberlere göre Türk ordusu ve desteklediği gruplar Afrin’e geniş çaplı bir operasyon hazırlığındalar. YPG komutanı olarak çıkan bu haberleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Afrin’de son durum nedir?

Mahmud Berxwedan: Türkler, Erdoğan’a bağlı medya, uzun bir süredir Şehba ve Afrin ile ilgili asılsız haber hazırlıyorlar. Gerçekleri tümden çarpıtıyorlar. Başta herkes bilmelidir ki Türk devleti işgalcidir; Cerbalus’tan Bab’a, Ezaz’a kadar Suriye topraklarını işgal etmiştir. Bu bölgede radikal İslamcı grupları ve diğer terör örgütlerini de destekliyor ki bu da açık bir şekilde görülüyor. Bütün bu terör örgütleri Türkiye’den Suriye’ye geldiler ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya gittiler. Şu an Türkiye’nin desteklediği grupların komutanlarının çoğu eskiden DAIŞ komutanıydılar. Bütün dünya biliyor ki bunlar aynı zamanda Türkiye’de eğitim görmüş kişiler. Bu gerçeğin üzerini örtbas etmeye çalışarak teröre karşı mücadele eden bizleri, dünya kamuoyuna terör örgütü olarak göstermeye çalışıyorlar.

Peki, Afrin’de YPG tarafından Türkiye’ye karşı idia edildiği gibi bir tehdit söz konusu mu?

Mahmud Berxwedan: Geçen altı yıllık süre zarfında Türk devleti ile aramızdaki sınırda herhangi bir sorun yaşanmadı. Şimdiye kadar tarafımızdan tek bir kurşun bile Türkiye topraklarına gitmemiştir. Fakat öte taraftan, Türk devleti sürekli olarak Afrin köylerini bombalayarak bu toprakları işgal etmeye çalışıyor. Birçok defa da sivillerimiz, arkadaşlarımız yaralanmış ve şehit düşmüştür.

Fakat Türk devleti her defasında YPG’nin başta saldırdığını ve ordunun da cevap verdiğini söylüyor. Önceki gün, Reuters’ın Türk ordusu kaynaklarına dayanarak verdiği habere göre de sizin saldırınıza cevap verilmiş?

Mahmud Berxwedan: Tam aksine, Türk devleti gerçekleri çarpıtıyor. Özel savaş konsepti ile doğruları tersyüz ediyor. Dünya kamuoyu biliyor ki başta Türk ordusu toplarla saldırıyor. Qestel’den Hizwan’a kadar, Şehba bölgelsinde köyler de dahil hep Türk devletinin saldırılarına maruz kalıyorlar.

Türk ordusu ve desteklediği gruplar Şehba bölgesini sözde terörden kurtarmak amacıyla operasyonlar düzenlediğini söylüyorlar. Bu köylerin birçoğu DAIŞ ve diğer radikal İslamcı grupların elindeydi fakat özgürleştirildi ve şimdi oranın köylüleri orada yaşıyor. Türk ordusunun saldırdığı yerlere insanlar korkup gidemiyor. Kefirna, Kefirnask, Tilrefat gibi yerlere insanlar dönmüş ama. O taraflarda yaşayan insalar Arap ve kendi köylerini koruyorlar. Yani başka herhangi kimse oraya gitmemiş.

Afrin bölgesi kamuoyunun da bildiği gibi 6 yıldır en huzurlu bölge. Bu bölgenin insanları kendileri topraklarını koruyorlar, dışardan kimse gelmiş değil. Türk devleti PKK ve terör bahanesiyle buraya saldırmak istiyor fakat asıl terör olarak Türkiye burayı işgal etmiş durumda.

Türkiye’nin tutumu dışında, bölgedeki diğer iki gücün, Amerika ve Rusya’nın tutumunu da sormak istiyorum.Bahsettiğiniz saldırılara karşı Rusya nasıl bir tepki gösteriyor? Amerika Roajva ve Suriye’de YPG ve HSD’yi destekliyor. Kobani Savaşı sırasında siz YPG’nin ordaki genel komutanıydız ve Amerika sizi destekliyordu. Sizce Amerika Afrin’deki YPG’yi Cezire ve Kobani’deki YPG’den ayrı olarak mı görüyor?

Mahmud Berxwendan: Evet, Kobani Direnişi sırasında oradaydım ve şimdi de Afrin’deyim. Bizim için ikisi de bir.

Hem Rusya hem de Amerika, Türk devletinin ne yapmak istediğini biliyor. Suriye şimdi tam olarak bir menfaatler alanı. Bizim hedefimiz, ister Cezire bölgesinde olsun ister Afrin’de, Suriye’de terörü bitirmek. Biz altı yıldır burada DAIŞ ve diğer terör örgütlerine karşı savaşıyoruz, binlerce şehit verdik. Teröre karşı mücadelemizde kim bizi desteklerse onlarla beraber yürürüz, bu Amerika da olabilir Rusya da. Her iki devletin de teröre karşı destekleri oldu.

Türkiye’nin Afrin’e operasyon gerçekleştirmesi durumunda neler yaparsınız, herhangi bir hazırlığınız var mı? Ve böyle bir saldırı Rakka operasyonunu nasıl etkiler?

Mahmud Berxwedan: Türk devleti şu an Afrin bölgesi üzerine planlar kuruyor. Şüphesiz operasyonun gerçekleşmesi bütün taraflar için tehlikeli bir durum yaratır. Bu müdahele başta Rakka operasyonu etkiler. Çünkü Afrin ve Şehba bölgesi bizim için stratejiktir ve kimsi bu bölgenin Cerablus ve Bab gibi olduğunu düşünmesin.

Türk devleti eğer buraya bir operasyon düzenlerse, hem siyasi hem de askeri olarak büyük bir bataklığa saplanır. Türk devletine karşı büyük bir direnişin gerçekleşeceğini herkes bilsin. Yediden yetmişe bütün Afrin halkı direnişe katılır ve topraklarını Türk devletine bırakmaz.

Yıllardır Afrin halkı ile birlikte yaşayan Ezaz halkına ve sıkıştığında Afrin’in yardımına koştuğu Mera halkına selenmek istiyorum: Türk devletinin oyunlarına kanmasınlar ki onlar yıllardır bölge halkı arasında düşmanlık yaymaya çalışıyorlar. Türk devleti bölgede Kürtler ve Araplar arasında savaş çıkarmaya çalışıyor, bunu iyi görmeliler.

 

Berxwedan of YPG: Turkey Will Be Plunged into a Swamp if Tries to Occupy Afrin

Kobane_Announcement
YPG Commander Mahmud Berxwedan, Canton PM Anwar Moslem, Photo (Mislim Nebo)

Mutlu Civirglu @Mutludc

YPG General Commander in Afrin region Mahmud Berxwedan responds to our questions regarding latest developments in Afrin region and reports about the Turkish media on a possible Turkish operation against Afrin.

Mr. Berxwedan, in the past several days there have been many reports published by Turkish media saying that the Turkish army and their supported militants are preparing a large-scale operation against Afrin, as a commander of the YPG, how do you see these reports? What is the current situation in Afrin?

Firstly, I extend my greetings to the listeners of the VOA Kurdish, anyone who hears our voice we greet them from Afrin. It is critical for us to share the realities in Afrin with the world outside. The Turkish govt controlled media have been spreading misinformation in the form of military psychological warfare for a long time, especially Erdogan supporting channels, spreading many groundless news regarding Afrin to undermine the reality in the region.

First thing for us to know is that Turkey is an occupying state, it has occupied parts of Syrian soil. From Jarabulus to Al-Bab, and towards Azaz, it has occupied Syrian territory in an action like the occupation of Liwa Iskandaroun. Turkey at the same time supports radical Islamist terrorist groups in Syria, and everyone knows this now. All of the terrorist groups came into Syria through Turkey. Conversely, all radical groups went to Europe through Turkey. The world knows about all this very well.

Now Turkey is making safe havens for the Ikhwans [Muslim Brotherhood groups], groups that most of their commanders were earlier working with Daesh [Islamic State] – their training bases are in Turkey, again openly, in defiance of world opinion. But now Turkey tries to fabricate these realities, while Turkey itself trained and backed these terrorist groups they now attempt to portray the revolutionary people of Afrin, those who are only defending their lands, as terrorists – this is formally deceiving the public opinion.

Is there a threat from Turkey towards YPG in Afrin?

From our side in six years there has not been one problem on our Afrin borders with Turkey. We have fired not one single bullet towards Turkey. The Turkish state however, is always violating the borders, occupying parts of Afrin soil, built walls along the border and repetitively shelled Afrin villages; causing many deaths and injuries.

But Turkey always claims that you [YPG] are attacking, and they are responding – most recently two days ago in a report by the Reuters, they said the YPG attacked and they repelled.

This is completely false. The reality is unlike how they falsely claim, as I said the Turkish state fabricates the facts on the ground using their special psychological warfare. People see on the ground that Turkey carries out attacks and shells the region – all Afrin villages from Qastal to Hizwan areas as well as Shahba villages are being targeted by Turkey.

The excuse Turkey gives for its occupation was to support radical groups against another terrorist group, for example the ones in Tal Rifat [east Afrin], which was liberated later on. Local people want to return back to their homes but Turkish shelling does not allow them to do so, however where Turkish shelling is comparatively mild, there are many who have been inhabited, for example Kafir Nayem, Kafir Nasih, and also Til Rifat despite Turkish shelling. People who are defending those areas are local to the areas, including Arab components from Jaish Al-Thuwar [Army of the Revolutionaries].

And regarding Afrin, for the past six years, it has been the most secure and peaceful place in all Syria, having a self-administration with local defense forces. With all this being said, Turkey tries to distort and portray a purposefully fabricated picture, claiming that ‘there is PKK there,’ ‘there are terrorists who have occupied the region’ – but in reality, the Turkish state has brazenly occupied parts of Syria, itself is an occupying force yet it tries to show the world a fabricated image. The people in defense positions are all native to Afrin, protecting their lands.

I would like to know about the two main forces in Syria, the US and Russia – if we start with Russia, what is their approach towards Turkish preparations, and speaking about the US, although there are collaboration with the YPG and the Syrian Democratic Forces (SDF) – and you yourself were the chief YPG commander during Kobane Resistance – does the US works differently with the YPG in Kobane and Jazira with the YPG in Afrin?

That is right, I was a part of YPG command in Kobane, and now I am in Afrin, the two are the parts of the same YPG.

Both the US and Russia know about the reality of Turkish activities; they also know what Turkey want to create, but Syria now has turned into an area of different competing interests. Despite that, our objective is to clear Syria from terrorist groups, be it in Jazira region or in Afrin region, and since the initiative of our forces, we have fought terrorism, Daesh or other groups; many lives have been sacrificed for this purpose. In our fight against terrorism, whoever stands along us, we will also remain true to them, the US or Russia – and we have the two countries support in both sides of the Euphrates, we would welcome their support in the future.

My last question is, if there was an attack on Afrin, what would be your response? What are your preparations? And how would a situation like that affect the ongoing Raqqa operation?

Turkey is preparing a plot for the region in general, without knowing that it would put everyone in danger, it would impact everything specifically the Raqqa campaign – Shahba and Afrin regions are strategically important for us. Such an attack by Turkey will influence forces that are present in the region, the Russians, for instance.

On the ground, Shahba and Afrin have a different situation than other areas, they are not like Jarabulus that Turkey can easily occupy. Turkey will be plunged into a swamp, politically and militarily – there will be an historical resistance against Turkish occupation in Afrin and Shahba regions. The people of Afrin along their military forces will defend themselves against such attempts.

I would also like to call on the people of Azaz who have long lived alongside the people of Afrin, and the people of Mare who in difficult times, Afrin and Shahba have supported them, to not allow occupying Turkey plans to sow hostility among peoples of the region – everyone must learn of these plans of the Turkish state.

 

*Translated into English by www.YPGRojava.com/en

YPG Sözcüsü Nuri Mahmud ile Gündeme Dair Konuları Görüştük

YPG Sözcüsü Nuri Mahmud ile gündeme dair önemli konuları görüştük.

Clipboard01nu

Sayın Mahmud, gelen haberlere göre ABD’nin geçtiğimiz haftalarda açıkladığı YPG’ye doğrudan silah yardımı size kısa bir süre önce ulaştı. ABD’nin yaptığı bu silah yardımı hakkında neler söylemek istersiniz?
Nuri Mahmud: Amerika’nın böyle bir karar alması zaten çok önemli, fakat daha önceki açıklamalarımızda da belirttiğimiz gibi geç alınmış bir karar aslında. Bu geç alınmış karar da IŞİD’le mücadele önemli bir rol oynayacak. YPG ve çatısında birleştiğimiz DSG, IŞİD’e karşı büyük bir mücadele yürüttüler. Dünyaya korku salan bu vahşi terör örgütünü bizim birliklerimiz durdurabildi. Alınan bu silah yardımı kararıyla birlikte IŞİD’e karşı daha etkili bir mücadele yürüteceğiz.

Uzun yıllar boyunca Amerika’nın müttefiki konumunda olan Türkiye de YPG’nin devre dışı bırakılması karşılığında Suriye’deki savaşta rol almak istiyordu ancak istediğini alamadı ve Suriye’de kendisi devre dışı kaldı. Üstelik Türkiye’nin sert tepkisine rağmen ABD, YPG’ye doğrudan silah yardımına başladı. Bazı uzmanlar şimdi Suriye’deki savaşta YPG’nin Amerika’nın resmi müttefiki olduğunu söylüyor. Siz de öyle görüyor musunuz?

Nuri Mahmud: YPG adından anlaşılacağı üzere toplumu koruyan bir güç. YPG üzerinden halk Rojava’daki hayallerini gerçekleştirmek istiyor ve bundan dolayı YPG’ye sahip çıkıyor. YPG ve Demokratik Suriye Güçleri (DSG), tüm halkları ve kültürleri içinde barındıran güçler olarak Suriye’ye model oluşturuyorlar. Amerikan kamuoyu da Rojava’daki halk gibi bu modele güveniyor. Bunu karalamak isteyen bazı güçler var, fakat gerçekten bunların Suriye’ye Rojava’ya ve batıya herhangi bir faydası yok.

Geçtiğimiz haftalarda Türkiye’nin Washington Büyükelçiliği önünde ve ABD Başkanı Trump ile Türk yetkililerin buluştuğu otelin önünde ABD vatandaşlarının da katıldığı YPG’ye destek gösterilerinde Türkiye protesto edildi. Bu gelişmeleri takip ediyor musunuz?

Nuri Mahmud: Evet bu gelişmelerden haberimiz var, takip ediyoruz. Teröre karşı yürüttüğümüz mücadele bütün halklar için bir umut kaynağı olmuş durumda. YPG saflarında yer alan Amerikalılar da var aramızda, şehit düşen arkadaşlarımız da oldu. Bize olan desteklerini çok anlamlı buluyoruz ve bize ciddi anlamda güç katıyor. Bu tür gösteriler batı toplumu ile YPG arasında bir köprü işlevini görüyor. Bize destek gösterileri düzenleyenlerle aynı mevzideyiz ve teröre karşı birlikte mücadele yürütüyoruz.

Son dönemlerde sizin de yer aldığınız Demokratik Suriye Güçleri’nin Rakka etrafında birçok köy ve kasabayı IŞİD’ten kurtardığı biliniyor. Rakka Operasyonu şu anda ne durumda?

Nuri Mahmud: Güçlüklerimiz Rakka etrafında sürekli ilerleme kaydediyor. Şu an Azadi Barajı yakınındalar ve Rakka’nın kuzeyinden ve batısından nehre ulaştık. Güneyde de DSG el-Mansura’ya operasyon düzenliyor şu anda. (Mansura kasabası Cuma gecesi alındı/ MÇ) Önümüzdeki günlerde çok yakın bir zamanda demek istiyorum, Rakka’ya operasyon başlatılacak. Şu ana kadarki ilerlememizde çok zorlanmadık diyebilirim.

Rakka’ya ne kadar mesafedesiniz şu anda?

Nuri Mahmud: İki kilometreden, bazı yerlerde sekiz kilometreye kadar mesafe var Rakka’ya.

Yeni ulaşan silahların, cephede IŞİD’e karşı mücadele eden savaşçılarınız üzerindeki etkisi ne oldu?

Nuri Mahmud: Savaşçılarımız en başından beri büyük bir inançla mücadele ediyorlar. Kobani’ye kadar alan genişleten IŞİD, YPG ve YPJ savaşçılarının inançlı mücadeleleri sonucu toprak kaybetti ve giderek dar bir alana sıkıştı. Şimdi Rakka etrafında da aynı inançla IŞİD’e karşı savaşıyorlar. Bu silahlar teknik olarak elbette ki etkili olacaklardır. Fakat eğer savaşçılarımızın inancı olmasaydı bu teknik de istenildiği şekilde kullanılamazdı. Diğer Suriye güçlerine birçok silah yardımı yapılmasına rağmen herhangi bir zafer elde edemediler. Tam aksine halka zararları dokundu bu diğer güçlerin. DSG bu silahları, Suriye halkının demokrasisi ve özgürlüğü için bu silahları kullanacak.

Rakka Operasyonu’nun ne kadar süreceğini öngörüyorsunuz?

Nuri Mahmud: Rakka, terör örgütü IŞİD için stratejik bir merkez. İlan ettikleri hilafetin başkenti olarak görüyorlar Rakka’yı. Bundan dolayı da kolay kolay vazgeçmeyecekler bu şehirden. Elimize ulaşan bilgilere göre IŞİD, Rakka içinde ciddi bir hazırlık yapıyor. Tüneller kazıyor ve intihar saldırılar için arabalar ve kişiler belirliyorlar. Yine sivilleri kalkan olarak kullanmak için de çalışmalar yapıyorlar. Rakka’ya doğru birçok yöntemle ilerledik ve açıkçası YPG ve DSG’ye karşı ciddi bir direniş gösteremediler şimdiye kadar. Büyük bir ihtimalle Rakka şehir merkezinde ölüm-kalım savaşı verecek. Operasyon bir iki ay sürebilir. Haziran ayı ortalarında Rakka içinde olmayı planlıyoruz.

Haşdi Şaabi güçleri, Şengal’in güneyine düşen Suriye sınırındaki birkaç köyü IŞİD’ten aldı. Bazı medya kuruluşları, İran’ın Haşdi Şaabi üzerinden Beşar Esad rejimine silah göndereceğini yazdı. Bu senaryoda Kürtlerden de bahsediliyor. Böyle bir durumda YPG’nin tutumu ne olur?

Nuri Mahmud: Şimdiye kadar böyle bir durumla karşılaşmadık. Biz Rojava sınırını koruyoruz. Haşdi Şaabi’nin henüz Rojava sınırına bir saldırısı yok. Bizim de Irak topraklarına müdahale durumumuz yok. Sınırlarımızı koruyup, sınırlarımız dışına çıkmıyoruz. Halkların demokrasi ve özgürlüğüne, Suriye’nin kurtuluşuna yönelik hiçbir müdahaleyi kabul etmiyoruz. En başından beri biz diyalog ve çözüm taraftarıyız. Bu mesele silahla çözülecek bir mesele değil. Asıl hedef önce terörün bitirilmesi olmalı. Terörün bitmesiyle, Suriye’de diyalog ve çözüm kanalları açılır. Rojava’da demokratik federal bir yönetim gelişiyor şimdi. Bu dengeyi bozmak isteyen hiçbir güç burada tutunamaz.

 

*Bu röportaj 31 MAyıs 2017’de gerçekleştirilmiştir

 

Trump’ın kararı Kürtler için başarı, Türkiye için hayal kırıklığı oldu

YPG_Women

Mutlu Çiviroğlu @mutludc Mayıs 11 207

ABD Başkanı Trump’ın Türkiye’ye rağmen YPG’yi doğrudan silahlandırma kararı, Türkiye’nin Obama sonrası yeni yönetimden YPG’nin dışlanması beklentisinin gerçeklerle örtüşmediğini bir kez daha ortaya koydu. Özellikle 16 Nisan’daki referandumdan sonra iç siyasette eli daha fazla güçlenen Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan açısından hem uluslararası alanda hem de iç kamuoyu nezdinde büyük bir hayal kırıklığı olduğunu söylemek mümkün.

Trump’ın başkan seçilmesinden sonra oldukça dikkatli bir üslup kullanan AKP sözcüleri ve Erdoğan, 16 Mayıs’taki Washington ziyareti öncesi epey umutlanmıştı. Ortadoğu’da bütün politikalarını Rojava karşıtı bir yelpazede sürdüren Türkiye yönetimi, Rakka Operasyonu’nda YPG’yi devre dışı bırakmak için ABD yönetimi nezdinde tüm kozlarını devreye koymasına rağmen, Erdoğan’ın Salı günü yapacağı Washington ziyareti öncesi, yakın tarihte ABD – Türkiye ilişkileri bağlamında en büyük hayal kırıklıklarından birini yaşadı.

Peki, ABD yönetimi NATO üyesi olan bir müttefikini neden bu denli hayal kırıklığına uğrattı? Bu sorunun elbette birçok yanıtı var ancak en önemli yanıtı, Trump yönetiminin YPG dışında bir gücün İŞİD’i sahada yenemeyecek olmasına kanı getirmesinden başka bir şey değil. Bundan dolayı, ABD tarafından direkt olarak YPG’ye ağır silah yardımı yapılıyor.

Washington’un bu kararı pek de sürpriz sayılmaz. Hatta karar sonrası açıklama yapan çok sayıda saygın Suriye ve Ortadoğu uzmanı da YPG’nin ve geniş anlamda DSG’nin IŞİD’e karşı elde ettiği büyük başarılara dem vurarak, Trump yönetiminin bu kararını haklı ve doğru bir karar olarak değerlendirdi.

YPG’ye silah yardımı kararının verilmemesi için Türkiye son dönemlerde önemli girişimlerde bulunuyordu. Erdoğan adına ABD’ye çıkarma yapan üst düzey yöneticiler Washington’da YPG’ye silah yardımını engellemeye çalıştılar ancak başarılı olamadılar. Önümüzdeki hafta ise Sayın Erdogan Washington’u bizzat ziyaret ederek bu kararın geri alınmasını talep edecek.

Aslında bazı siyasi gözlemciler, YPG’ye silah verme kararının Trump ve Erdoğan görüşmesinden sonra duyurulmasını bekliyordu. Ancak, ABD yönetimi Erdoğan’ın Washington ziyaretine günler kala YPG’ye silah yardımını duyurarak hem uluslararası gözlemcileri şaşırttı hem de salı günkü zirvede YPG ile Türkiye arasında bir tercihe zorlanmaması yönünde Türkiye yönetimine açıktan bir cevap verdi.

Şu sıralar Washington’da gündem Erdoğan’ın Trump ile ziyaretinde neler konuşacağı tartışması. Çünkü, Erdoğan Beyaz Saray’da YPG karşıtı taleplere masaya oturmaya hazırlanırken, YPG’ye silah yardımı kararıyla ziyaretin en önemli sebeplerinden biri de ortadan kalkmış oldu. Bu karar sadece YPG’ye silah gönderme meselesi olarak değerlendirilmemeli. YPG ve DSG resmiyette IŞİD’e karşı Amerika’nın ortağı oldular. Daha önce fiili bir ortaklık vardı zaten ama artık resmi ve YPG’yi daha önemli bir aktör haline getiriyor.

Bu bağlamda, bu son karar ile Türkiye’nin YPG’yi çeşitli argümanlarla “terörist” olarak nitelemesinin hiçbir karşılığı kalmıyor. Kaldı ki, Türkiye’nin asıl hedefi silah yardımın engellemekten ziyade YPG’nin Amerika’nın resmi siyasetinde aktör olmasını engellemekti. Daha önceki fiili ortaklığın dayanağı Pentagon’du. ABD’li üst düzey askeri yetkililer ise her defasında YPG’ye ve YPJ’ye büyük hayranlık duyduklarını belirten açıklamalar yapıyordu. Pentagon’dan sonra artık şimdi Beyaz Saray da Kürtler’le ittifaka açıktan destek vermiş oldu çünkü karar imza atan kişi ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisi.

ABD’nin dış siyaseti Dışişleri Bakanlığı, Beyaz Saray ve Pentagon üzerinden şekilleniyor. Dışişleri Bakanlığı genel olarak Kürtlere mesafeli duruyor. Başkan Trump’un kararından sonra Dışişleri Bakanlığının tutumunda da olumlu değişiklikler olabilir. Bu konuda Rojava’daki Kürt siyasetçilerine de önemli diplomatik vazifeler düşüyor. Bu yardımı iyi bir fırsat olarak değerlendirerek ilişkileri daha da geliştirebilirler.

Washington’da siyaset ve think-tank çevrelerinde ve kamuoyunda YPG’ye silah yardımı kararı konusunda genel anlamda memnuniyet var. Uzun bir süredir YPG’ye ağır silah yardımının yapılması bekleniyordu ve bu karar Rojava Kürtleri ve tüm Kürtler için de önemli bir karar. Zira, YPG, uluslararası arenada Kürtler için bir marka. Kürtler bunu iyi görmeli ve ona göre siyaset geliştirmeli.

YPG’ye yardım kararının duyurulmasının zamanlaması da oldukça dikkat çekici. Türkiye heyetinin Washington’da olduğu sırada böyle bir açıklamanın yapılması Türkiye’ye açıktan bir mesaj aynı zamanda. Amerika ve Türkiye NATO müttefikleri olmalarına rağmen Washington, Türkiye’nin YPG’ye karşı Qereçox’daki saldırısından ciddi derecede rahatsızlık duymuştu. Bu silah yardımı da Türkiye’ye bir cevap olarak görülebilir. Be nedenle, ABD yönetiminin tepkisini bu şekilde dile getirmiş olduğunu söylemek pek abartılı olmaz. Zaten Türkiye’nin Qereçox saldırısından sonra ABD’li NATO komutanı Ankara’ya gitmişti. YPG ile olan ilişkiler genel olarak CENTCOM ve Koalisyon perspektifi üzerinden şekillenirken, o saldırından sonra NATO komutanı Ankara’ya gitmişti ve Amerika’nın tepkisini direkt olarak Türkiye’ye iletmişti.

Tüm bunları birleştirdiğimizde, ABD’nin, TSK’nın YPG’ye yönelik saldırılarından ciddi derecede rahatsız olduğunu söylemek mümkün. Ayrıca, Türkiye’nin YPG’ye karşı geliştirmeye çalıştığı argümanları bu gelişmelerden sonra daha da önemsiz hale geldi. TSK’nın, YPG’ye saldırmasından sonra Amerikan askerlerinin Rojava sınırına yerleştirilmesi de zaten başlı başına bir mesaj içeriyordu.

Bu kararla birlikte Pentagon da YPG ile olan ilişkilerinde daha büyük bir özgüvenle harekete edecek, çünkü Trump’ın silah yardımı kararı aslında Pentagon’un sahadaki varlığına tam bir destek anlamına geliyor. Bu karar Kürtler açısından aynı zamanda IŞİD’ê karşı savaşta yeni bir zafer anlamı da taşıyor.

YPG Spox Rêdûr Xelîl on Turkish Airstrikes Against Their HQ

10003600_976710419030211_5880418894729706204_o

Mr. Xelil, it is reported that Turkish warplanes have carried attacks on your positions, and you have reported that a number of your colleagues have lost their lives. What is the pretext of the Turkish attacks?

The attacks occurred on April 25th, around 02:00 AM. 20 of our comrades have lost their lives and 18 others are injured, three of which are in serious conditions. The attacks have occurred at a time when the People’s Protection Units (YPG) are taking a leading role within the Syrian Democratic Forces (SDF) and the International Coalition of Anti-ISIS and have strained the ISIS terrorists. The Turkish attacks aim to reduce the pressure that our forces have exerted on ISIS. On the other hand, it is an overt support to ISIS and deterrence against the SDF and global collation’s efforts against ISIS.

How will these efforts be deterred? Are you referring to the Raqqa operation?

If Turkey continues its intensified attacks, the YPG cannot continue the fight against ISIS. Our forces will have to be redirected to project our borders. It is not possible YPG that are leading the SDF forces with the international coalition to carry both fights. Our people cannot accept sending their children to fight ISIS in Raqqa while Turkey attacks us from behind.

Turkey has officially claimed that PKK’s supply chain extends [from Syria] to Sinjar and they reserve the right to attack [the threat]. How do you respond?

We stated previously and very openly, and we will stress again that we have always viewed Turkey as a neighboring country, with which we seek to develop good relations. However, Turkey always perceives us as an enemy, and they continue to attacking us. It means Turkey doesn’t prefer to seek a solution to the issue. With regards to the accusations that weapons are transferred to Turkey through our territories are baseless. We stress that our in the past six years our 600km long border with Turkey we have not allowed the transfer to any [illegal] weapons to Turkey. But in reality, Turkey is opposed to the Kurdish struggle anywhere, and they are using baseless accusations to carry attacks against us.

Fox News reported that the positions that came under attack were in close proximity to the positions of the coalition forces.

The international coalitions have several [operation centers] in Rojava. The building that came under attack the YPG General Command headquarters. The coalition forces confirmed to us that they had no prior knowledge about the attack. However, the international coalition must act responsibility towards these attacks. If we are fighting ISIL side by side, the new must also protect each other when necessary.

The US government hasn’t shown any support to the attack, and the Department of State made an official statement against Turkish attacks.

Yes, we received the news positively, but practical steps on ground must be carried. Statements alone will not be sufficient. Mr. Trump has made it clear that war on terrorism is a priority, and we agree the American administration that ISIS is our priority. What we expect and request from the Trump Administration is a guarantee that Turkey will not repeat the attacks. As a said it previously, we want friendly relations with Turkey, but they refuse. We hope that US led coalition will do what it can to prevent Turkey from attacking us again, so we can continue fighting ISIS in Raqqa and elsewhere.

 

Rêdûr Xelîl: Türkiye IŞİD’e Karşı Kazanılan Başarıları Hedef Alıyor

redo

Sayın Redûr Xelîl, Türk savaş uçakları 2 gün önce bazı merkezlerinize saldırıda bulundu. Açıklamanızda bazı arkadaşlarınız yaşamını yitirdi, bazıları ise yaralandıgini belirtttiniz. Türkiye bu saldırılarla ne yapmak , ne mesaj vermek istiyor?

 

Rêdûr Xelîl: Türk savaş uçaklarının saldırısı dün, 25 Nisan saat 02:00 sularında gerçekleşti. Bu vahşi saldırıların sonucunda sizin de açıkladığınız gibi 20 arkadaşımız şehit düştü , 18 arkadaşımız da yaralandı , yaralılardan üçünün durumu halen ağır.

 

Türk devletinin saldırılarının nasıl bir zamanda geldiğine bakalım: Suriye Demokratik Güçleri (SDG) içindeki YPG güçleri ve IŞİDe karşı kurulan uluslararası koalisyon , IŞİD terör örgütünü Tabka ve Rakka şehirlerinde alan daraltıp sıkıştırdılar, IŞİDe karşı büyük başarılar kazandılar. Türk devletinin saldırıları böyle bir zamanda geldi. Çok açık bir biçimde söyleyebiliriz ki Türk devleti, bizim IŞİD üzerinde oluşturduğumuz baskıyı hafifletmek istiyor ve bu yüzden açık bir şekilde IŞİD’e yardım ediyorlar. SDG ve uluslararası koalisyonun IŞİD’e karşı mücadelesini engelliyorlar.

 

Peki bu bahsettiğiniz mücadele nasıl engelleniyor? Devam eden Rakka operasyonu için Türkiye IŞİD’e yardım etmek istiyor diyorsunuz, bunu neye dayanarak iddia ediyorsunuz?

 

Rêdûr Xelîl: Eğer Türk devleti Rojava Kürdistan’ına karşı saldırılarına bu şekilde devam ederse şüphesiz YPG Rojava Kürdistan’ına döner ve savunur. Bugün SDG’nin öncülüğünü yapan ve uluslararası koalisyonla birlikte IŞİD’e karşı savaşan YPG gibi bir gücün karargahlarının , Türk devleti tarafından bombalanmasını, Kürt halkı Rojava halkı kabul etmez.

 

Bugün Rojava halkı çocuklarını YPG’ye, IŞİD’in Suriye’deki başkenti Rakka’da savaşmaları için gönderiyor ama sonrasında Türk ordusu YPG karargahlarını vuruyor, bu kabul edilemez, biz de kabul etmiyoruz.

 

Türkiye yaptığı açıklamada “Bu hat PKK’nin gidiş-geliş güzergahı ve Şengal’e kadar uzanıyor, bizim de kendimizi korumaya hakkımız var” diyorlar.

Siz bu açıklamalar için ne diyorsunuz?

 

Rêdûr Xelîl: Bu konuda daha önceden gayet açık bir şekilde konuştuk, şimdi tekrar edelim: Biz Türkiye ile birbirimizi iki  komşu ülke olarak görelim ve ilişkilerimiz de bu boyutta ilerlesin istedik. Bu duruma yaklaşımımız başından beri böyleydi. Maalesef Türkiye bize her zaman düşmanca yaklaştı.Tüm eylemleri hem Rojava topraklarına hem de savaşçılarına karşı her zaman düşmanca devam etti. Bütün bunlar çok açık bir şekilde gösteriyor ki Türkiye bu sorunu çözmek istemiyor ve bu yüzden bizi kendine düşmanmış gibi gösteriyor.

 

“YPG kontrol ettiği topraklar üzerinden Türkiye’ye savaşçı ve silah gönderiliyor ve bu şekilde Türkiye’de silahlı eylemler oluyor” iddiası boş bir iddia ve aslında bu saldırılar için bahane. Çünkü herkes biliyor ki geçen 6 sene boyunca 600 km’den daha fazla uzunluktaki Rojava Kürdistan’ından, Türkiye ve Kuzey Kürdistan sınırlarına bir mermi dahi atılmasına izin vermedik. İhlaller yine Türkiye tarafından oldu. Bunu herkes- tüm dünya biliyor.

 

Türkiye’nin amacı çok farklı; hem Rojava Kürdistan’ında hem Şengal’de Kürt halkının iradesini hedef alıyor, ortaya çıkan bu yeni iradenin başarılarını hedef alıyor, IŞİD’e karşı kazanılan başarılarını hedef alıyor ve iradeyi yok etmek istiyor. Bu iradeyi, bu başarıları kabul etmek istemiyor ve bu yüzden bizi töhmet altında bırakıp kimsenin inanmadığı suçlamalarda bulunuyor.

 

FOX TV’de yayınlanan bir haberde koalisyon içinde yer alan ve sizinle birlikte savaşan Amerikan askerlerinin yerlerinin de bombalanan yerlere yakın olduğu söylendi.Gerçekten de Amerikan askerleri de tehlike altında mıydı, saldırı sizce koalisyona karşı da mı yapıldı?

 

Rêdûr Xelîl: Rojava Kürdistan’ında birçok bölgede ABD ve uluslararası koalisyon güçlerinin yerleri var. YPGningenel komuta merkezi olarak bilinen Qereçox’daki merkezimiz hedef alındı.

 

Biz de bu soruyu koalisyona sorduk , ama onlar inkar ettiler ve saldırıdan haberleri olmadığını açıkladılar.Türkiye’nin bilgileri dışında bu saldırıyı gerçekleştirdiğini söylediler. Aldığımız ilk bilgiler bu yönde. Ama yine de koalisyonun üzerinde büyük bir sorumluluk var ve bu sorumluluğa göre hareket etmesi gerekiyor. YPG olarak, uluslararası koalisyon ve ABD gibi bir güçle teröre karşı sahada beraber savaşıyorsak birbirimize sahip çıkmalı ve birbirimizi korumalıyız.

 

Bu konuyla ilgili Washington’dan gelen tepkiler sertti. Hem Pentagon hem de Dışişleri Banlığı sert açıklamar yaptıar. Özellikle de Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Toner yaptığı açıklamada; “Bu saldırılar bizden habersiz yapılmıştır, koordineli değildir. Bunu kabul etmiyoruz ve bunu direkt olarak Türkiye’ye bildirdik’’ dedi. Neler diyeceksiniz Washington’un tepkisi için?

 

Rêdûr Xelîl: Doğru, biz de bu açıklamaları izledik, olumlu bir adım olduğunu düşünüyoruz. Fakat önemli olan pratikte bazı şeylerin gerçekleşmesi çünkü tek başına açıklamaların bu konuda yeterli olacağına inanmıyoruz.

Sayın Trump ABD’nin ilk hedefinin teröre karşı savaşmak olduğunu dile getirdi. Bizde bu konuda ABDli yöneticilere %100 katılıyoruz: IŞİD bir terör örgütüdür. Her şeyden önce IŞİD’i bitirmemiz gerekiyor. Bu konuda hemfikiriz ve bunu pratikte de yerine getiriyoruz.

Bizim ABD’li yöneticilerden ve sayın Trump’tan isteğimiz gerçek bir garanti altında; Türk savaş uçaklarının, YPG’ye, Kürt halkına ve Rojava Kürdistan’ına karşı saldırılarını durdurması. Daha öncede söyledim, hiçbir zaman Türk devletine düşman olmak istemedik , dostluk ve komşuluk temelinde ilişkileri geliştirmek istedik. Fakat Türk devleti bize karşı düşmanlığı seçti. Bu tercih Türkiye için de iyi olmaz.

 

Umuyoruz ki başta ABD olmak üzere, uluslararası koalisyon Türk devletinin saldırılarının durdurulması için ellerinden gelen baskıyı yaparlar ve teröre, IŞİD’e karşı mücadelemizin daha güçlü bir şekilde devam etmesini nti Rakka’da savaşmaları için gönderiyor ama sonrasında Türk ordusu YPG karargahlarını vuruyor, bu kabul edilemez, biz de kabul etmiyoruz.

 

YPG Afrin Spox: Turkey Attacks Us to Prevent Defeat of ISIS

ferat-xelil

YPG spokesperson in Afrin region Ferat Xelil spoke on the recent situation and ongoing Turkish attacks against Rojava

Mr. Xelil, we got some reports that the Turkish military bombed the village of Afrin since last night. What is the accuracy of the reports?

Well, the Turkish state attacks on Western Kurdistan, Rojava since beginning of Rojava Revolution is continues intensively, not just Afrin but also other regions of Rojava. However, since the beginning, the Turkish state have the intention of restrict and destroy all the achievements of Rojava. As is known by all, Turkey is a country, which causes to grow of ISIS and encouraged them to attack to all Rojava and Syrian people. Obviously, Syrian Democratic Forces’ (SDF) progress and taking several villages in the region Shahba from ISIS, upset Turkish state, and they clearly intensified their attacks against us. The region was bombed by aircraft until late morning. Out of this territory some villages of Afrin such as Hemame, Darbalut,Jindires, Merwania, Maydanakbaz was hit with heavy guns and howitzers. All attacks were made to set back the progress of SDF and prevent to the retreat of ISIS.

I’m just asking to clarify. Did occur attacks on different places yesterday? In first Shahba region where is located base of Jaysh al-Thuwar and SDF in east of Merea then villages of Afrin, isn’t it?

Yeah. They first attacked the Jaysh al-Thuwar then villages of Afrin. In these attacks civilians, most of children suffered causalities. As YPG and Rojava will not remain silent as we did not before on attacks, and we will give the answer to the attacks to protect our people.

Turkish media and some international media organizations such as Al Jazeera English allegedly killed 200 YPG fighters. Is there truth to these claims?

There is no accuracy of this news. 15 warriors of Jaysh al-Thuwar was martyred, also some injured ones. But the news is a lie that we have a 200 loss. No accuracy of a news serviced by the Turkish media. The numbers given, there is no injury or accuracy of the information they claimed they killed our warriors. There is no truth in the reports that allegedly killed and injured our warriors.

What is the purpose of such reports?

By this way, they are intended to disrupt the people’s psychology and morale. However, our people know and do not already trust the Turkish government, which has long conducted a psychological war on Rojava. These attacks are carried out by the Turkish state as trying to show to world still capable of comprehensive attack even although having a difficult time. In this way, they must think they can intimidate us and our people. But no matter what they do, neither our people nor YPG-YPJ we won’t step back.

According to Turkey’s General Staff’s statement “mortar shots fired from areas in YPG control areas, we answered them,” it said.

On the contrary, the continuation of yesterday’s attacks and attack these days we have taken our step as retaliation. For example; How did happen yesterday’s attacks? It really cannot say so openly lies. Why they did not mention yesterday but talking today? Turkish media that can deliver on all event-seconds and minutes can spread itself – making twenty-four hours after a statement says, “mortar shots fired from areas in YPG control areas, we answered them.” There is no such thing. We responded after the attack on us.

I want to come to Shahba region. The day before yesterday, Jaysh al-Thuwar had liberated five villages from ISIS. Turkey is a part of the international coalition formed to fight against ISIS. What is happening in that region?

When the QSD forces moving against ISIS, the Turkish state has intervened which have shown that secret alliances. Therefore, we cannot imply some concrete prove but indication shows that there is some agreement in the background.

What kind of alliances?

Attacks of the Turkish state continues uninterrupted after the Russo-Turkish talks. So as with not being able to say something concrete, then we reach the conclusion that arise in practice it seems to work. Today we see that the reason for the attacks of Sahba. We don’t see any condemnation from Europe, USA and Russia. Therefore, we consider that there are hidden, unspoken things in media.

From this viewpoint, as you mentioned briefly I would like to ask about the attitude of the United States and Russia. Do you have any contact with this power, particularly with the USA?  What do they say about it? Because there had been some disagreements regarding to Jarablus issue. USA had intervened to prevent deepening problems between Kurds and Turkey.

We as the YPG of the Afrin Canton have not worked with the United State. But obviously they cooperation in Jazira and Kobani together with our friends to fight off ISIS. Therefore, if the United States and Russia take a stand against these attacks, Turkey will not continue these attacks. But unfortunately, they didn’t take any attitude, as it turned out a long time. We hope that they won’t remain silent against these recent developments. We hope that we as Afrin Canton, it will be given support to the YPG-YPJ forces as they did in Kobane Jazira in order to demoralize power of ISIS. Obviously YPG-YPJ is only battle forces which able to defeat ISIS in ground. So when we look at the operation on retake Mosul from ISIS, we see that only Kurdish people demonstrating the power defeat on many fronts.

*  This interview was conducted on October 20, and translated from Kurdish into English by @menuras

YPG Afrin Sözcüsü Xelil Son Durumu Değerlendirdi

ferat-xelil

YPG Afrin Sözcüsü Ferat Xelîl ile bölgedeki son durumu görüştük…

Sayın Xelîl, Türk ordusunun dün geceden bu yana Afrin’in köylerini bombaladığı yönünde raporlar (bilgiler) aldık. Bu yöndeki raporların doğruluğu nedir?

Doğrusu, Türk devletinin Batı Kürdistan’a/Rojava’ya yönelik saldırıları Rojava Devrimi’nin başından bu yana sadece Afrin’de değil başka bölgelerde de yoğun bir şekilde devam ediyor. Yine baştan bu yana, Türk devletinin bütün çabası Rojava halkının bütün kazanımlarını daha ileriye gitmesin diye sınırlandırmak ve yok etmekti. Şimdiye kadar bütün dünya IŞİD’i besleyenin, büyütenin, Rojava ve Suriye halklarının üzerine sürenin Türkiye olduğunu biliyordu/söylüyordu. Fakat son zamanlarda QSD’nin Şehba bölgesinde IŞİD’in elindeki birkaç köyü alıp ilerlemesine Türk devleti tahammül edemedi ve açık bir şekilde saldırılarını yoğunlaştırdı. Sabah saatlerine kadar bölgeyi uçaklarla bombaladı. Bölge dışında Afrin bölgesinin köyleri Hemame, Darbelut, Cindirês, Merwaniyê, Meydanekbez’i obüs ve ağır silahlarla vurdu. Dün akşamdan bu yana bütün saldırılar planlı bir şekilde, QSD’nin bölgede ilerlemesini engellemek ve IŞİD’in geri çekilmesini önlemek için yapıldı.

Netleştirmek için soruyorum. Dün farklı yerlere saldırılar oldu. İlki Şehba bölgesinde, Mera (Mare)’nin doğusundaki Ceyş-ül Suwar ve QSD hedeflerine ve sonrasında Afrin’in köylerine. Doğru mu?

Evet. İlk saldırılarında Ceyş-ül Suwar güçlerine daha sonra Afrin’in köylerine saldırdılar. Bu saldırılarda en çok zararı gören siviller oldu. Denilebilir ki, çoğu çocuk bir kısım sivil yaralandı. Biz de YPG ve Rojava’ya karşı gelişen saldırılarda nasıl sessiz kalmadıysak bu saldırılar karşısında da sessiz kalmayacağız. Halkımıza karşı yapılan saldırıların cevabını vereceğiz.

Türk medyasında ve bazı uluslararası medya kuruluşlarında, örneğin Al Jazeera İngilizce’de, 200 YPG savaşçısının öldürüldüğü iddia ediliyor. Bu yöndeki iddiaların bir doğruluğu var mı?

Bu yönlü haberlerin hiçbir doğruluğu yok. Bazı şehadetler var; 15 Ceyş-ül Suwar savaşçısı şehit oldu, ayrıca yaralı Ceyş-ül Suwar savaşçıları var. Fakat 200 civarı bir kaybımız olduğu haberleri yalandır. Türk medyasının servis ettiği bir çok haberin aslı yoktur. Türk medyasının IŞİD’e yardım edildiği yönündeki haberlerinden başka söylediği doğru yoktur. Verdikleri sayılar, savaşçılarımızı öldürdüklerini veya yaraladıklarını iddia ettikleri haberlerin herhangi bir doğruluğu yoktur.

Bu yönlü haberlerin amacı nedir?

Bu yönlü haberlerle halkın psikolojisini ve moralini bozmak amaçlanıyor. Fakat halkımız bu noktada Türk devletine zaten güvenmiyor. Halkımız Türk devletini uzun zamandır tanıyor ve psikolojik bir savaş yürüttüğünün farkında. Bu saldırılarla Türk devleti dünyaya zor bir zamanında olmasına rağmen kapsamlı bir saldırı gerçekleştirebileceğini söylemeye çalışıyor. Bu sayede bizim ve halkımızın gözünü korkutabileceğini düşünüyor. Fakat ne yaparlarsa yapsınlar ne halkımız ne de YPG-YPJ olarak biz geri adım atmayacağız.

Türkiye Genelkurmayi bugün yatigi açıklamada ‘’YPG’nin kontrolündeki alanlardan tarafımıza havan atışları yapılmıştır,Buna cevap verdik’’ deniyor.

Tam aksine dünkü saldırılar ve saldırıların sürmesi üzerine biz de misilleme olarak bu gün adımımızı attık. Mesela dünkü, geceki saldırılar nasıl gerçekleşti? Gerçekten bu kadar açıktan yalanlar söylenmez. Dün neden bahsetmediler de bugün konuşuyorlar, Türk Medyası -ki her olayı dakikasında saniyesinde ulaştırabiliyor ve kendi içinde yayabiliyor – yirmi dört saat sonra yayın yapıyor diyor ‘YPG havan atışları yapmtı, biz de onlara cevap verdik’ diye. Öyle bir şey yok. Biz cevap verdik, bize yapılan saldırılardan sonra cevap verdik. Bundan sonra da saldırılar devam ettiği sürece misillememiz/cevabımız devam edecektir

Evet, şimdi Şehba Bölgesi’ne gelmek istiyorum. Dün değil önceki gün Ceyş-ül Suwar 5 köyü IŞİD’den almıştı. Türkiye de IŞİD’le mücadele için kurulan uluslararası koalisyonun parçası. Neler oluyor o bolgede?

Ne zamanki QSD Güçleri IŞİD’e karşı ilerliyor , Türk Devleti  müdahalede bulunuyor,  IŞİD Tüm dünyaya  karşı fakat bu müdahaleler gösteriyor ki gizli şeyler var  ittifaklar var . Bundan dolayı somut olarak diyemiyoruz ki ‘budur’ fakat arka planda bazı anlaşmalar olduğuna eminiz

Ne tur ittifaklar?

Türk Devleti ile Rusya arasında bazı gelişmeler olmadan önce yani Uçak meselesi olmadan önce bir havan bir (deran?) geçmezken Türk-Rus görüşmesinden sonra Türk devletinin saldırıları aralıksız sürüyor. Yani somut olarak bir şey söyleyememekle beraber ortaya çıkan pratikten sonra işin göründüğü gibi olmadığı sonucuna ulaşıyoruz . Bugün Şehba bölgesine, QSD’ye ve Afrin’e yönelik saldırıların sebepsiz olmadığını görüyoruz. Bu saldırılar karşısında bildiri düzeyinde bile olsa Rusya’dan, Amerika’dan ya da Avrupa’dan herhangi bir kınamanın gelmediğini görüyoruz.  Dolayısıyla medyada görünmeyen, gizlenen şeylerin olduğunu değerlendiriyoruz.

Benim sorum da bu olacak. Amerika ve Rusya’nın tavrını sormak istiyorum. Siz kısaca bahsettiniz. O güçlerle bir iletişiminiz var mı? Özeillikle Amerika’yla. Onlar bu konuda ne diyorlar? Çünkü Cerablus meselesinde de bazı anlaşmazlıklar çıkmıştı. Amerika, Kürtler ile Türkiye’nin arasındaki sorunlar derinleşmesin diye araya girmişti.  

Afrin Kantonu olarak Amerika ortak çalışmalarımız olmadı. Cizîrê ve Kobanî hattında arkadaşlarımızla birlikte çalıştılar, o bölgede IŞİD’e karşı ortak bir mücadele yürüttüler. Bu yüzden, eğer Amerika ve hatta Rusya Türkiye’nin bölgeye yönelik bu saldırılarına karşı tavır alırlarsa  Türk devleti bu saldırılarını sürdüremeyecektir. Fakat maalesef, üzerinden uzun zaman geçmesine rağmen böyle bir tavır almadılar. Umuyoruz ki bu gelişmeler karşısında sessiz kalmayacaklar.

Afrin Kantonu olarak biz de umuyoruz ki, Kobanî ve Cizîr’deki IŞİD saldırıları bu güçlerin ortaklaşmasıyla nasıl kırıldıysa ve IŞİD geriletildiyse aynı destek buradaki YPG-YPJ güçlerine de verilebilir. Bütün dünya biliyor ki, IŞİD kurulduğundan bu yana yöneldiği alanlarda kontrolü sağladı fakat YPG-YPJ karşısında birçok kez yenilgiye uğradı. Bu yüzden çok açık ki IŞİD’i yenebilecek tek güç biziz. Bu yüzden Musul’daki operasyona baktığımızda da, IŞİD’i birçok cephede gerileten ve iradesini ortaya koyan gücün Kürt halkı olduğunu görüyoruz. Operasyondan beklentimiz de Kürt halkı, YPG-YPJ ve Rojava öncülüğünde sürdürülen direnişin sahiplenilmesidir.

Röportaji Türkçe’ye çeviren O. Polat’a teşekkürler